Atatürk düşmanı Rümeysa Eker Partisinden ve görevlerinden istifa etti (ettirildi)!
İlçe Başkanı İsa Baş da istifa etti.
—YETMEZ!
Rümeysa Eker tutuklanmalıdır.
#RümeysaEkerTutuklanasın
⚠️ “Biz hiç pezevenkleri tanımıyoruz. Sen biliyorsun demek ki…”
👉🏻 CHP’li Meclis Üyesi Neslihan Özdemir Türk milletine hakaret eden AKP’li Rümeysa Eker’i kepaze etti:
• Bu paylaşımı yapan kişi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Meclisi’nde görev almakta.
• Utanmadan bu yazıyı yazmış.
• Yetmemiş, Atatürk’ü küçültmeye çalışmış.
• Onun kurduğu Cumhuriyet’in sağladığı haklardan yararlanacaksın, onun sağladığı seçme ve seçilme hakkından yararlanacaksın…
• Yazının sonunda İslamiyet’ten, kul hakkından bahsetmişsin, hangi akrabanın torpiliyle, kimlerin kul hakkını yiyerek o listeye girdin bir düşün önce.
• Biz hiç seks shop işleten kimseyi tanımıyoruz, kaçı Kemalist, kaçı sağcı bilmiyoruz.
• Biz hiç pezevenkleri tanımıyoruz.
• Sen biliyorsun demek ki, yüzdelik dilimleri bir ver. Biz de öğrenelim!
• Ben hacca giden, namaz kılan, kul hakkını gözeten binlerce Cumhuriyetçi ile tanıştırabilirim seni.
• Aynı şekilde sağcıyım diyen, faiz yiyen, rüşvet alan, ayaklarını sekreterlerine yıkatan insanları da söyleyebilirim ama sen zaten tanıyorsun.
• Ahlakın sağcısı ve solcusu olmaz.
• Yazında ‘Amerikaya’ya gidenler’ demişsin sen bu Meclis kürsüsüne ‘New York’ yazılı tişörtle geldin. Biz savunduk.
• Terör örgütleri diyorsun ya, FETÖ bu ülkeye kimin zamanında sızdı, kimlerle kol kola yürüdü bir bak bakalım.
Murat Bardakçı, Enver Paşa'nın hatıratında geçen üzücü olayı anlatıyor:
🔻Paşa'nın yazdığı çok enteresan bir şey var.
🔻Makedonya tarafında bir yerde, bir Rus konsolos, geçtiği yerlerde Osmanlı askerlerinin kendisine selam vermesini istiyor.
🔻Bir asker "Moskofa selam vermem" diyor.
🔻Herif kırbacıyla çocuğun suratına vuruyor, suratı parçalanıyor.
🔻Çocuk da çekiyor silahı, konsolosu vuruyor.
🔻Adam ölüyor orada. Kıyamet kopuyor, Divan-ı Harp toplanıyor.
🔻Hem o nöbetçi askeri hem de bir arkadaşını idama mahkum ediyorlar.
🔻Arkadaşının idama mahkum olmasının sebebi de mani olmaması.
🔻Enver Paşa'ya, idam mangasını kumanda görevi verilir.
🔻Bir yolunu bulur görevi almaz.
🔻Fakat seyretmeye gider.
🔻Enver Paşa'nın dediği şudur aynen: "Ağlayarak seyrettim, kahroldum ve bunun tek bir müsebbibi vardır o da Abdülhamid'dir."
Kemal Kılıçdaroğlu: "Bana 'hain' diye bağıranları duydum.
Atatürk, milli kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun'a çıkarken isminin üstünde de hain ilanı vardı."
Kılıçdaroğlu, "Atatürk Samsun'a çıkarken boynunda idam fermanı vardı" demiş. Tam bir epik fail. Atatürk Samsun'a 19 Mayıs 1919'da çıktı. İdam kararı ise 11 Mayıs 1920'de alındı. Arada bir yıl var.
Seçim dönemi mutfakta ketılın, tencerenin, mikrodalganın önünde video çekiyordu beyefendi. Siyasetten kopunca birden çakarlı Mercedeslere binmeye başlamış. Çok ilginç değil mi? :)
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.