İdris Şahin: “Bugün geldiğimiz nokta itibarıyla 309 bin kapasiteli cezaevlerinde 430 bini geçen hükümlü ve tutuklu sayısıyla bir feryat, bir figan cezaevlerinden duyuluyor.
Cezaevlerinde ve tutukevlerindeki insanlık dışı, hukuk dışı uygulamalar son buluncaya kadar cezada adalet, infazda eşitlik demeye devam edeceğiz.”
Ali Babacan:
Değişim zamanı geldi.
Enflasyonun kökünü kazımaya, gençlerimize iş bulmaya, esnafımıza nefes olmaya, fabrikalarımızın bacasından duman tüttürmeye, işçimizin alın terinin hakkını vermeye, çiftçimizin topraklarına bereket olmaya geliyoruz.
#Devrim#SONDAKİKA#Esnaf
Ali Babacan:
"Gençler, bu ülkenin asıl sahibi sizlersiniz. Umutsuzluğa kapılmak yok. Bu düzen değişecek.
Kendini milletten üstünde görenler gidecek, milletin tam da kendisi iş başına gelecek."
#TürkiyeninDEVAsı
DEVA Partisi İstanbul İl Başkanlığı olarak, gündemi değerlendirmek ve teşkilat çalışmalarımızı istişare etmek amacıyla hafta ortası toplantımızı gerçekleştirdik.
İl Başkanımız Sn. Ali Hakan AĞAOĞLU, toplantıda gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunurken, önümüzdeki döneme dair stratejik yol haritamızı paylaştı.
DEVA Partisi olarak, ilkelerimiz doğrultusunda kararlılıkla çalışmaya ve milletimiz için üretmeye devam ediyoruz.
@A_HakanAgaoglu
Bugün ülkeyi yönetenler "Biz dindar bir nesil yetiştireceğiz" iddiasıyla kendilerini ortaya attılar.
Fakat sonuçlara baktığımızda Türkiye; ateizmin ve deizmin arttığı, sanal kumar ve bahisin gittikçe yaygınlaştığı, gençlerin gelecekten umudunu kaybettiği bir ülke oldu.
DEVA Partisi lideri Ali Babacan'dan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Gazze çağrısı:
Anlamlı adımlar atmayacaksanız bari "dostunuz" Trump'ı arayın ve ona aşağıdaki yazıyı gösterin.
Yas tutmak yeterli değil. Dünya harekete geçmeli. Gazze'de yaşananlar tüm ahlaki sınırları zorluyor.
Hasan Karal: "Ortadoğu’da yaşanan insanlık trajedisi ve vahşet karşısında akan kanı durdurmak, yalnızca vicdani bir çağrı değil, insanlığın bize yüklediği tarihsel bir sorumluluktur.
Bu coğrafyada adalet, ancak ortak aklın ve özgür iradenin sesiyle yükselecek; barış ise ancak korkmadan düşünen ve çekinmeden konuşan yüreklerle filizlenecektir."
Elif Esen: "İsrail, Dürzileri bahane ederek Suriye'yi bombalamaya devam ediyor, bizi de fiili bir savaşa çekmek istiyor.
Biz ve koskoca İslam dünyası ise on binlerce Gazzeliyi katleden İsrail'i ancak kınayabiliyoruz.
Dışişleri Bakanlığımız, derhal nota vermelidir."
Yasa dışı bahisle ilgili operasyonlar başlatılmış.
Peki ya “devlet onaylı” sanal bahis veya sanal kumar?
İktidar, milyonlarca genci ekran başında kupona bağlayan bu sistemin kurulmasına resmen izin verdi, büyüttü.
Her konuda vergileri artırırken, sanal kumar ve bahisin vergilerini düşürdü.
Kaybeden de hep gençler oldu.
Değerli yol arkadaşımız Zekeriya Karaman’ın annesinin cenazesine iştirak eden , İstanbul il başkanımız @A_HakanAgaoglu ve tüm il yönetimimize ve değerli ilçe başkanlarımıza teşekkür ederiz.
Sadullah Kısacık: "Meclis'e gelen son kanunlar hep sermayenin faydasına.
Hep sermayeye, hep sermayeye... İktidar, seriye bağladı.
Araya işçinin, emekçinin, emeklinin faydasına olan kanunlar koyun da onlar da geçsin."
Sadullah Kısacık: "Bu ülkede açlık sınırı 26 bin 115 TL.
Asgari ücret ve en düşük emekli maaşı açlık sınırının altında. TÜRK-İŞ'e buradan öneride bulunuyorum.
'Ölüm Sınırı' diye yeni bir endeks yayınlasın. Çünkü emeklimizin aldığı maaş, artık ölüm sınırına dayanmıştır."
DEVA Partisi Ümraniye teşkilatı olarak, yönetim kurulu üyelerimizle ilçe ofisimizde bir araya geldik, ülke ve Ümraniye gündemli toplantımızda, bir çok yeni karar aldık, bir sonraki toplantımızda üye günü düzenlemek üzere tekrar bir araya geleceğiz.
BEN CHP'Lİ MİYİM?
Bir milletvekili, bir siyasetçi olarak değil bugün önce bir insan, bir vatandaş olarak yazmak istiyorum.
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla birlikte İçimde yıllardır taşıdığım bir umudun şalteri tümden kapandı!
Bu kararın taraflı, hukuksuz ve siyasi olduğu çok açıktı. Gerçekdışı kanıtlar, şaibeli tanıklar ve kuralsız bir yargı süreciyle, İstanbul gibi bir metropole hizmet eden bir belediye başkanının cezaevine konulması, artık bu iktidarın gidebileceği sınırların kalmadığını, hukuku tamamen yok sayabileceğini hepimize gösterdi.
Bu olay benim için sadece bir siyasi kriz değil, kişisel bir travmaydı.
Umudum şuydu: Ben yıllar boyunca, AK Parti’nin tüm yanlışlarına rağmen bir gün hatalarından dönebileceğini, demokratik bir çizgiye yeniden gelebileceğini umutla bekledim. Belki de fazla naiftim. Ama artık biliyorum: Bu iktidarın geri dönüşü yok. Bu düzen, sadece muhalifleri değil, en temel değerlerimizi de tehdit ediyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanma ihtimali konuşuluyordu. Bunu düşünmek bile bir demokraside insana ağır geliyor.
Ama umut verici olan bir şey oldu: bu hukuksuzluk karşısında artık sadece bir parti değil, toplumun her kesiminden gençler sokağa çıktı.
CHP’liler kadar, AK Parti’ye yıllarca oy vermiş yurttaşlar da adalet talebiyle bu gösterilerde buluştu. Bu da ülkenin hala çok güçlü bir vicdanı olduğunu gösterdi.
Ve bugün... Yozgat’ta, traktörleriyle yollara dökülen çiftçilerin sesi, benim için bir başka dönüm noktası oldu. Yıllardır “iktidarın kalesi” sayılan bir şehirde köylülerin hükümeti protesto etmesi, artık bu düzenin yalnızca şehirlerde değil, köylerde de sorgulanmaya başlandığını kanıtladı.
Bu eylemi CHP organize etti, evet. Ama ben sosyal medyada destekledim, savundum, heyecanımı paylaştım. Çünkü ben şuna inanıyorum: Doğruyu kim söylüyorsa onun yanında durabilirim, haksızlığa uğrayan kim olursa olsun onun hakkını savunabilirim. Çünkü nu benim için siyaset üstü bir sorumluluk!
Ben DEVA Partisi milletvekiliyim. Ama bu benim, mağdurun yanında durmamı, zulme karşı ses çıkarmamı engellemez. Bugün CHP’ye yapılan yarın başka bir partiye yapılabilir. Bugün sustuğumuz bir haksızlık, yarın hepimizi içine çeken bir çöküş olabilir.
Ben “eski usul” bir siyasetçi değilim. Katı çizgilerle düşünmüyorum. Partilerimiz farklı olabilir, politikalarımız zaman zaman ayrışabilir. Ama doğruya birlikte sahip çıkabilir, yanlışa birlikte karşı koyabiliriz.
Eleştiriliyorum. “CHP’nin peşine mi takıldın?” diyorlar. Ama ben sadece bir partiyi değil, adaleti savunuyorum. Ve adaletsizliğe karşı verilen mücadelenin yanında duruyorum.
Benim partim belli, durduğum yer belli. Ama vicdanım, insani ve siyasi prensiplerim ve cesaretim bana bunları yaptırtıyor.
Bu ülkeyi gerçekten seven, daha adil bir gelecek isteyen herkesle yan yanayım. İster çift��i olsun, ister öğrenci, ister işçi, ister belediye başkanı. Haksızlığa uğrayan kimse, onun yanında olmayı hem insanlık hem de siyaset ahlakı gereği bir görev biliyorum.
Ben 24 saat çalışan, inanan, mücadele eden bir siyasetçiyim. Bu ülkenin umudu olduğuna yürekten inandığım gençliğin içinden geliyorum.
Ve inanıyorum ki bu karanlık gidecek. Çünkü bunu hep birlikte, doğrunun izinde yürüyerek değiştireceğiz.