"Çünkü karadutun lekesini sadece kendi yaprağı çıkarırmış. Babaannem: "İnsan da aynı bu ağaç gibidir" demişti o gün bize. "Yarasına ilacı başka yerde arayan her zaman yanılır. Her yaranın merhemi kendi dalındadır."
Ankara’da yaşayamanların Ankara’nın verdiği huzuru ve samimiyeti yaşayamayacak olması gerçeği var. Bir kez bu duyguları yaşayınca hakikaten kopamıyorsunuz bu şehirden. Bambaşka bir çekiciliği var.
“Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da…
Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur.
Hayat “gemi”mi bilmiyorum; “gemicilik” olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz.
Herkes kendi talihinin mimarıdır.
Yaşadıkları, anbean insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer. Kader, gaipten yazılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar.”
İLBER ORTAYLI
İstediğim ve bu yüzden çaba harcadığım şeylerin olmayışı o kadar fazlalaştı ki artık bir şey istememenin daha doğru olduğunu düşündüğüm bir dönemdeyim .
Bir büyüğüm hep derdi ki, insan en fazla kendisini mutlu edebilir bu hayatta ve ilk önce de kendisini mutlu etmeli bu hayatta. Bu yüzden mutlu olmak için başkalarını bekleme…
“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir.”
Kutlu olsun 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
“Hayatlarımızda bizi birbirimizden gerçek anlamda mahrum etmesin” sözü belkide, kalabalık içinde yaşanılan yalnızlık için edilen en güzel temenni olabilir 🙏🏻
Hayatta ‘yalnızlık’ kadar can acıtan çok az şey var belki de. Dışarıdan çok güçlü, çok sağlıklı, çok zengin ve çok mutlu gibi görünen ancak yalnız olan insanların aslında göründükleri kadar güçlü, sağlıklı, zengin ve mutlu olmadıklarına hep şahit oldum.
Bir sese, bir omza atılan ele, bir merhabaya, bir nasılsına ve bir gülüşü, sevinci, kederi, heyecanı… paylaşabileceğimiz insanlara ne kadar güçlü, sağlıklı, zengin ve mutlu olunursa olunsun hep ihtiyaç duyuluyor.
71 yaşındaki baba Süleyman Yıldırım, doğuştan zihinsel engelli oğlu Ramazan Yıldırım'ı (35) mutlu etmek için 30 yıldır her akşam elinden tutup 5 kilometre boyunca birlikte yürüyor.
📍Aydın / Efeler
🔗Aydın Bilsin