İnsan hayatta en çok ne ister? Kazanmak.
Zaman, kalbi güzel olan herkese kazandırsın. Sorun yok.
Ama bir gerçek var, kimse konuşmuyor: asıl zor olan kazanmak değil kazandıktan sonra ne yapacağını bilmek.
Bir zamanlar ben de bu soruya düştüm.
Yorumlarda da bir arkadaş sormuş;
"Uyanıksın, üretiyorsun, başarıyorsun, para da kazanıyorsun, çevrene faydan da var ama bu bir süre sonra stabile dönüşünce, bu döngüyü bir üst seviyeye nasıl taşıyacağız?"
İşte tam burada hayat bir döngüye giriyor.
Ve o döngünün adı: aç aslan avlanmaz.
Düşün.
Sen sıfırdan geldin. Açtın.
Açken bakıyordun, kokluyordun, saldırıyordun çünkü mecburdun.
Sonra cebine para girdi. Karnın doydu.
Ve tam o an döngü bağlandı.
Çünkü açlık geçince, o ilk ateş de söndü.
Avlanmana gerek kalmadı.
Aslan, karnı tokken neden koşsun?
Şimdi önünde üç yol var:
Ya tepetaklak aşağı düşersin.
Ya hayatın rölantide gider bir ileri, bir geri, aynı yerde.
Ya da yükselirsin.
Çoğu insan ikincisinde takılır. Rölanti.
Battı diyemezsin, yükseliyor da diyemezsin.
Yaptığını yapmaya devam edersin, kazanırsın, idare edersin.
Ama içinde bir şey seni tırmalar: "Eksiğim. Daha fazlası var. Ben bu kadar değilim."
Bu his kötü değil.
Bu his, sönmüş ateşin külünün altındaki kor.
İşte burada bir incelik var, iyi dinle:
Aç adam kazanır. Ama aç gözlü adam kazanamaz.
Açlık seni harekete geçirir sağlıklıdır, doğaldır, avlatır.
Ama açgözlülük, doymak bilmeyen bir delik gibidir; ne kazanırsan kazan, tatmin etmez, seni huzursuz eder.
İkisini karıştırma. Birinde ateş var, ötekinde yangın.
Sen şimdi karnı doymuş aslansın.
Soru şu: bu döngüye göre mi yaşayacaksın, yoksa sınırları mı zorlayacaksın?
İkisi de geçerli.
Rölanti utanılacak bir şey değil bazı insan kazandığıyla mutlu, ona helal olsun.
Ama eğer içindeki o kor hâlâ yanıyorsa, "bu kadar değilim" sesi susmuyorsa o zaman yapman gereken tek şey var:
Ateşi yeniden yakmak.
Nasıl? Açgözlülükle değil.
Kendini patlatacak hedeflerle de değil onlar korkutur, kaçırtır. Tek yol şu:
Net bir hedef koy. Sonra vitesleri tek tek tak.
Şu an 1. vitestesin. 2'ye tak. Sonra 3. Sonra 4. Gittiği yere kadar.
Ama tek tek. Üçer beşer atlama.
1'den 5'e geçmeye kalkarsan motor boğulur, araba durur, sen de "yapamıyorum" deyip vazgeçersin.
Yavaş. Ama sürekli.
Çünkü her şeyin formülü dönüp dolaşıp buraya çıkıyor;
Açlığını koru, açgözlülüğe kaçma.
Ateşi yeniden yak. Ve vitesi tek tek büyüt.
Aslan bazen karnı tok diye yatar.
Ama gerçek aslan, doyduktan sonra bile avlanmanın kendisini sever.
Çünkü mesele artık karnın değil kim olduğun.
@Borsayolundaa Savaş bahanesiyle altından kitlediler sıra borsada. Tabiki yükselecek bu enflasyon da ne sabit kalabilirki? Siz siz olun kendiniz araştırmadan kulaktan dolma sözlerle yatırım yapmayın?
Yaş tahtaya da bastım
İyilik yapıp denize de attım
Ayranı da içtim
ÖküZ de öldü
Kurt ayazıda yedi
Maymun gözünü de açtı..
Anlatabildim değil mi.?
#GeceyeNotum
İyi geceler💫
@fenermarkajorg Bir Fenerbahçe taraftarı olarak malesef %0
Sen fırsatları tep sonra o olursa öyle bu olursa böyle
Sen zaten karagümrüğe yenilerek çoktan kaybett şampiyonluğu bu sezon da gitti seneye artık
Dervişe sormuşlar:
"Huzuru nasıl buldun?"
Cevap vermiş:
"Geleceği düşünmedim, geçmişe üzülmedim, anı ziyan etmedim ve her şeyin bir sahibinin olduğunu unutmadım."
Birine bir ürün satacaksın, bir fikri kabul ettireceksin veya sevgiline bir yere gitmeyi ikna edeceksin.
İnsan beyni bir şeyin değerini TEK BAŞINA ölçemez.
Her zaman "Kıyaslama" yapmak zorundadır.
Sinemadaki patlamış mısır mantığını düşün.
Küçük boy: 50 TL
Büyük boy: 150 TL Herkes "150 çok pahalı" der, 50'liği alır.
Sinema para kaybeder.
Peki ustalar ne yapar?
Araya bir "Yem" (Decoy) koyarlar.
Küçük boy: 50 TL
Orta boy (YEM): 130 TL
Büyük boy: 150 TL
İnsanların %80'i anında Büyük boyu alır.
Neden?
Çünkü beyin "Ulan 130 verene kadar 20 daha koyar büyüğünü alırım, çok kârlı" diye düşünür. :D
Aslında o 130 TL'lik orta boyu KİMSE ALMASIN, sadece büyük boyu "Ucuz" göstersin diye oraya koymuşlardır.
Bunu hayata nasıl uyarlarsın?
Arkadaşlarına "Akşama lahmacun mu yiyelim?" dersen, "Yok ya ağır gelir" derler. (Normalde demezler :D)
Ama "Akşama şu pahalı ve lezzetsiz X mekana mı gidelim (Yem), evde makarna mı haşlayalım (Kötü seçenek), yoksa bizim köşedeki yerden çıtır bir lahmacun mu gömelim?" dersen...
Hepsi koro halinde "Lahmacun" diye bağırır.
Kararlarını sen verdirt ama "Kendileri seçti" sansınlar.
Yem atmayı öğren.
Dervişe sormuşlar:
“Huzuru nasıl buldun?”
Cevap vermiş:
“Geleceği düşünmedim, geçmişe üzülmedim, anı ziyan etmedim ve her şeyin bir sahibinin olduğunu unutmadım.”
@FinansProfesor Arkadaslar malesef piyasada nakit sıkıntısı var ve iran altınları bozduruyor. Oyüzden düşüşe devam edecek. Normalde savaş zamanı altın ne olur herkez bilir. Her zamanki gibi coğunluk kaybedecek azınlık kazanacak.