Herkesi Azerbaycan Devlet Başkanı’na ülkesinde uyguladığı başörtüsü yasağına tepki vermeye davet ediyorum!
İsrail’in dostu
İslamın düşmanı ⬇️
@azpresident@presidentaz
“Sizden önceki milletlerin yok olmasına sebep, içlerinden soylu biri hırsızlık yapınca ona dokunmayıp, zayıf ve kimsesiz biri hırsızlık yapınca ona cezasını vermeleriydi. Allah’a yemin ederim ki, Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, onun da elini keserdim.”
Müslümanların gayretini, asırlık emeğini menfaat aracı yapanlar, haram yoldan servet edinenler, dışarıdan saldıran düşmandan daha tehlikelidir. Çünkü onlar, kanser gibi İslam cemiyetini içeriden çürütür.
Cumhurbaşkanı Erdoğan BM kürsüsünden Sezai Karakoç’un dizeleriyle seslendi:
"Onlar sanıyorlar ki,
biz sussak mesele kalmayacak.
Halbuki biz sussak, tarih susmayacak.
Tarih sussa, hakikat susmayacak...
Tarihin azabından kurtulsalar,
Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar."
15 Temmuz Darbe girişiminde istanbul'da; Saraçhane, Köprü ve Çengeldeki Fetö teröristleri büyük zulüm yaptılar. Köprüde tankla vurulan insanlar sabah olunca gece boyunca kanlarının dökülmesinin hırsıyla iki tokat attı diye yıllardır "köprüdeki öğrenciler" goygoyunu dinliyoruz.
Yav sabaha kadar tankla tüfekle insanlara saldırdılar. Bunun elbet sonuçları olacaktı.
Zeruj diye biri çıkmış; yıllardır başörtülü genç kızları para ve şöhret uğruna benliklerinden, kimliklerinden sıyrılıp birbirinin kopyası Barbie bebeklere dönüşmeye teşvik eden bir endüstrinin önünü açmış, tesettürün ölçüsünü de adım adım seküler giyim kodlarına teşne etmiş. Şimdi çıkıp utanmadan, “Hadise’ye tesettür kıyafeti giydirmek, Burcu Esmersoy’a bu markayı tanıttırmak… Büyük resmi görün” diyor.
Büyük resmi görüyoruz zaten. İtirazımız, sizin o resimde başörtüsüne biçtiğiniz role.
Kur’an’ın “ziynetlerini açığa vurmasınlar” diye bir ölçü koyduğu tesettürü, mümkün olduğunca fazla bakışın üzerine çevrileceği bir teşhir ve reklam nesnesine dönüştürüp buna vizyon diyorsunuz. Tesettürün itibarını kendi ilkesinde değil de seküler şöhret dünyasının tasdikinde arıyorsunuz.
Hadise’ye başörtüsü taktırınca Hadise’yi tesettüre yaklaştırmış olmuyorsunuz; tesettürü Hadise üzerinden pazarlanabilir bir metaya indirgiyorsunuz. Burcu Esmersoy’a marka tanıttırmak da başörtüsüne itibar kazandırmıyor. Bak, daha başörtüsü bile diyemiyor da “türban” diyor. Siz nasıl kendi elinizle bu itibarı zedelemelerine izin veriyorsunuz güya başörtülü kadınlar olarak? Memnun musunuz sizi böyle aşağılamalarından?
Başörtüsünün onların şöhretinden devşirilecek itibara ihtiyacı yok.
Allah’ın emrini influencer marketing stratejisine, mahremiyeti podyum estetiğine, tesettürü celebrity endorsement malzemesine çevirdikten sonra bize büyük resmi görün deyince biz aydınlamıyoruz.
Gördük büyük resmi Zeruj.
Örtüyü pazarlarken ölçüyü pazarlık konusu etmişsiniz.
İsrail Başbakanlık Ofisinin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan, tarihî gerçeklerden ve siyasi ciddiyetten yoksun hadsiz hezeyanları; savaş suçları ve insanlığa karşı suçların hesabını vermekten kaçan bir yönetimin içine düştüğü acziyetin bir başka göstergesidir.
Netanyahu ve şürekasının seçimlerde kendisine avantaj sağlamayı da amaçlayan bu ucuz siyasetinin, ne kendi toplumunda ne bölgemizde ne uluslararası toplumda ne de bizde herhangi bir karşılığı yoktur.
Soykırım suçlamasıyla uluslararası adalet mekanizmalarının önünde hesap vermeyi bekleyen bir yönetimin bu seviyesiz açıklamaları, Türkiye’nin sözün��n ve Cumhurbaşkanımızın hakikat karşısında susmayan duruşunun kimleri ne ölçüde rahatsız ettiğinin ibretlik bir vesikasıdır.
Son günlerde giderek daha açık biçimde görüldüğü üzere, İsrail’de seçim kampanyası sorumsuz bir güvenlikçi popülizmin ve giderek sertleşen bir tehdit siyasetinin etkisi altına girmiştir.
Netanyahu yönetiminin Türkiye’yi yeni bir tehdit figürü olarak inşa etme çabası da bu ucuz siyasetin bir parçasıdır. İç siyasi rekabet uğruna sürdürülen bu tehdit siyaseti ve gerilimi tırmandırma çabası, yalnızca İsrail toplumu açısından değil, bölgesel ve küresel barış ve istikrar açısından da ciddi riskler taşımaktadır.
Türkiye, dün olduğu gibi bugün de zalimin karşısında, mazlumun yanında durmaya; bedeli ne olursa olsun bölgemizde barışı, adaleti ve istikrarı kararlılıkla savunmaya devam edecektir.
Bu sabah Filistinli bir aile, silahlı bir İsrailli yerleşimcinin saldırısından topraklarını korumaya çalıştı. Bunun üzerine bu saldırgan, siyonist askerlerin gözleri önünde ailenin tüm fertlerine ateş açtı; 4 kişiyi öldürdü, 4 kişiyi de yaraladı.
İşte israil budur, Sivil görünümlü yerleşimcilerden askerlere kadar tüm unsurlarıyla terör uygulayan bir yapıdır.
DOĞU TÜRKİSTAN GERÇEKLERİ
* Camiler kapalı, cemaatle namaz yasak
* Kadim İslâm şehirlerinde ezan suskun
* Göstermelik açık tutulan az sayıda camide bir avuç ihtiyar dışında cemaat yok
* Dinî kıyafet ve kisveler tamamen yasak
* Uygur Türkleri hayatın her alanında gözetim ve takip altında
* Teknolojinin bütün imkânları asimilasyon için seferber edilmiş durumda
* Şehirler arasında ulaşımda ve harekette kısıtlama var
* Erkek nüfus zorla ve karın tokluğuna çalıştırılıyor
* Uygur Türkleri, Çinlilerle evlenmeye zorlanıyor
* Tarihî şehirlere Çinli yerleşimciler iskan ediliyor
* Kaşgar ve diğer şehirlerin otantik dokusu bozuluyor...
Çin'in propaganda gezilerine katılan sözde gazetecilerin aksine, Doğu Türkistan'a kendi imkânlarıyla seyahat eden Taha Kılınç'ın saha izlenimleri...
Vakit ayırarak izleyiniz ve vicdanınızla karar veriniz:
https://t.co/fXVoxfrrzD
https://t.co/JY5sNpexuf
https://t.co/sGZkhO5HKw
https://t.co/ekqsKbR65J
https://t.co/8h8QgHPXlg
CNN will never show you this : An Israeli settler pointing a gun at a Palestinian farmer.
"This land is mine now. Get out. Never come back"
The farmer's family worked that land for generations.
The settler flew in from Eastern Europe.