"ona koşmak..
Koşmak ona, kurtarmak o bî-bahtı vazîfen.
Karşında göğüs bağr açık ölgün, yatıyor bak;
Onsuz yaşamaktansa beraber ölüş ehven!
Her an o güzel sineyi hançerliyor eller;
İmdâdına koşmazsak eğer mahvı mukarrer."
Tevfik FİKRET
Üzerinden 30 yıl geçti, 28 Şubat’ı Yalçın Küçük kadar iyi analiz eden biri hâlâ yok. Kendine has, telaşlı bir konuşma şekli olduğu için bazıları önyargı besledi, o perdenin arkasında da anlattığı çoğu doğru gözden kaçtı. Vatandaşa ana akım medyada Atatürkçülük nutukları atılmasının aksine, aslında şu kısacık videoda da bahsettiği üzere 3 ana kolonu vardı 28 Şubat’ın. Bunlardan birincisi ‘Havuz Sistemi’ adı verilen ekonomi modeli, ikincisi yurt dışında çok ucuz fiyata satılan 2. el otomobillerin ithali ve üçüncüsü(belki de en önemlisi) Ortadoğu’daki İsrail karşıtı blokla (sloganik değil)fiili iş birliği.
‘Havuz Sistemi’nin Erbakan’ın o dönemki ekonomi danışmanı şu şekilde izah etmişti birkaç yıl önce;
“Devlet her yıl Ocak ayında bütçe hazırlıyor ve ülke sathındaki tüm kurumlara bütçeden aldıkları payı peşin(ya da 2-3 taksitte) gönderiyordu. Ocak ayının sonu gediğinde hazinede neredeyse para kalmıyor ve ihtiyaç halinde devlet bu parayı özel bankalardan gecelik astronomik faizle(oranı hatırlamıyorum) kredi kullanarak buluyordu. Havuz Sistemi denilen modelle Köy Hizmetleri’nin, DSİ’nin ya da bakanlıkların kasasında aylarca atıl olarak yatan para bir fon altında toplandı Erbakan döneminde ve ihtiyaçlar bu fonla karşılandı, özel bankalardan kredi kullanılmadığı için de faiz giderinden çok büyük tasarruf sağlandı. Cumhuriyet tarihinde en yüksek birkaç memur zammından biri o yıl yapıldı ve kaynak olarak özel bankalara ödenmediği için tasarruf edilen faiz gideri gösterildi. Aynı programın devamı ile ertesi yıl daha büyük tasarruf sağlanacağı ve bu paranın altyapı yatırımlarında kullanılacağı ilan edildi ancak ne yazık ki buna fırsat olmadı.”
Doğal olarak bu model faiz gelirleri bıçak gibi kesilen bankalarda çok sert tepkiye sebep oldu, 28 Şubat ateşini en çok harlayan medya kuruluşlarına bakarsanız patronlarının aynı zamanda banka sahipleri olduğunu görürsünüz ve bunun bir tesadüf olduğunu düşünmek fazlaca saf olmayı gerektirir.
Sadece bundan ibaret de değil tabi ki, Türkiye’de ‘montajı’ yapılan ve vatandaşlara ithal otomobil fiyatına satılan teneke araçların sömürü çarkına da çomak sokulmak istendi o dönem. Yalçın Küçük��ün videoda bahsettiği “Almanya’dan ithal 2. el araçlar” onlardı işte, bugün hâlâ sosyal medyada paylaşılan, Avrupa’daki ‘bedavadan biraz pahalı’ satılan 2. otomobillerin Türkiye’ye ithali özel bankalardan sonra bir başka hortumu kesecekti o dönem. Nitekim 28 Şubat’ın ateşini harlayan medya patronları aynı zamanda Türkiye’deki otomobil montajı yapan ve bunları vatandaşa hak ettiğinin çok üzerinde fiyatla satan kartelin başındaki kişilerdi, dertleri de aslında ne laiklik, ne Atatürkçülük; sadece kesilmek üzere olan hortumlarıydı.
Üçüncü ana sebep olan, Erbakan’ın Ortadoğu’daki İsrail karşıtı blokla iş birliği politikasını 28 Şubat’ın 29. yıl dönümünde İran-ABD savaşı başlayınca çok daha iyi anlamıştır eminim herkes. Erbakan’ın kendisi Sünni İslamcı kanatta olmasına rağmen o bloka can vermek için Şii İran ve Kaddafi’nin laik Libya’sıyla iş birliğine girişmesi, İsrail’e karşı kurulmak istenen direnişin başarıya ulaşması için hiçbir şerh düşmediğinin göstergesiydi. Bu yüzden de 28 Şubat’ı tetikleyen belki en önemli olay Sincan’da İran büyükelçisinin katılımıyla düzenlenen Kudüs Gecesi’nde atılan slogan ve tekbirler oldu, sahnede Kudüs’ün kurtuluşunun canlandırıldığı sırada tekbir getirmeyi bir terör unsuru olarak yayınlayan medya bu görüntüleri “Atatürk’ün Türkiye’si nereye gidiyor!” diyerek servis ederken çoğu kişi anlamadı ne yazık ki altta yatan asıl saikin ne olduğunu. 1/2
Cihad-ı ekberin büyük mücahitlerine; kumandanları ve askerleriyle emperyalist zalimlerin karşısında çelikten bir iradeyle direnen aziz orduya rahmet ve minnetle.
İran - ABD/İsrail Savaşı!
1️⃣
Bu savaşta vicdan sahibi, hakkaniyet sahibi her insanın bir tavrı olmak zorundadır.
• Zira insanlığın karşısında; çocuk katliamlarıyla, soykırımla, işgalle, sömürü ve kirlenmiş bir zihniyetle hareket eden ABD/İsrail bulunmaktadır.
• Bu blok insanlık için bir tehdittir.
Bu nedenle mesele yalnızca İran meselesi değil, insanlığın ortak meselesidir.
2️⃣
Bir Müslüman için böylesi bir dönemde meseleyi ırk, mezhep veya tarihî ihtilaflar üzerinden okumak büyük bir yanlıştır.
• Bilinçli bir Müslüman bilir ki, asırlardır süregelen tartışmaları bugün gündeme taşımak tam da siyonist aklın arzuladığı şeydir. Onların planına hizmet etmektedir.
• Bu savaş mezheplerin değil; mazlum halklar ile işgalci zihniyet arasındadır.
3️⃣
Türkiye eğer Kudüs’ün güvenliğini, Gazze’nin güvenliğini ve nihayetinde Ankara’nın güvenliğini önemsiyorsa ve sağlayacaksa; bugün Tahran’ın güvenliğini de bu denklem içinde değerlendirmek zorundadır.
• Bölgenin istikrarı ancak yeni bir siyasi irade ve bölgesel dayanışma ile sağlanabilir.
4️⃣
Türkiye için Bölge ülkeleri için, İslam ülkeleri için en büyük tehdit NATO ve ABD üsleridir.
• Kürecik’teki radar üssüdür.
• İsrail’in bugün gözü kulağı Kürecik’tir.
• Ak Parti iktidarı bu üslerin kullanım hakkını doğrudan almalıdır. Ve Bölge ülkelerinin aleyhine çalışmasına müsaade etmemelidir.
5️⃣
Türkiye’de vicdan sahibi herkesin görevi de bu konuda iktidarı daha güçlü bir tutum almaya yönlendirmektir.
• Başta muhalefet partileri olmak üzere bir kişi söz söyleyecekse bu söz iktidara söylenmelidir.
• Tavır alınacaksa ABD ve İsrail’e karşı alınmalıdır.
• Bölgesel güvenliği doğrudan ilgilendiren askeri ve stratejik meseleler –özellikle Kürecik gibi kritik başlıklar– toplumun gündeminde tutulmalıdır.
6️⃣
Türkiye savaşı sonland��rma, bölgesel barışı ve huzuru tesis etme noktasında öncü rol üstlenmelidir.
• İslam İşbirliği Teşkilatı’nı, D-8’i ve siyonist saldırganlığa karşı durabilecek ülkeleri bir araya getirecek diplomatik ve siyasi girişimleri başlatmalıdır.
• Bölgenin güvenliği ancak ortak bir irade ve güçlü bir blok ile mümkündür.
7️⃣
İslam ülkeleri ve halklarıyla dayanışma adına, bu kirli savaşta İran halkının yanında olduğumuzu göstermek adına, İsrail/Amerika Siyonist bloğuna karşı iktidarın elini güçlendirmek adına, toplumu bu konuda organize etmek ve kamuoyu oluşturmak adına çok güçlü bir MİTİNG düzenlenmelidir.
• Bu, hakkı ve adaleti her daim üstün tutan ve esas alan kişilerin ve kurumların önemli bir sorumluluğudur.
• Bu kirli savaşa ve siyonist saldırganlığa karşı güçlü bir toplumsal irade ortaya koymak için bir fırsattır.
• Bu halkın vicdanını temsil eden büyük bir dayanışma ve adalet çağrısıdır.
Siyonistler, kuduz itler gibi ağızlarında salyalarla müslümanların üzerine bombalar yağdırırıken; iran düşmanlığı yapanlarla aynı mefkureyi paylaşmıyoruz.
Allah insanın kalbini korusun.
Rüyasını gördüğümüz, hayalini kurduğumuz şeyleri yaşattı bize. Ve daha fazlasını yapmayı, omzumuza bir ödev olarak yükledi.
Müslümanların son mültecasıydın. Mirasını yere düşürmeyeceğiz.
Mekânın cennet olsun Erbakan Hocam…
Birikim Okulları olarak 22.’sini, “Kardeş Şehirler” temasıyla düzenlediğimiz “Gönül Harmanı” Şiir Gecesi’nde
Güneşli Kampüsümüzün ev sahipliğinde buluştuk.
Bu güzel gecede emeği geçen öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve kurucu temsilcimiz Muhammed Ali Aydın’a teşekkür ediyorum.
》BAŞIMIZ SAĞ OLSUN
Yalova'da terör örgütüne yönelik operasyonda şehit düşen polislerimize Allah'tan rahmet, yaralı polislerimize acil şifalar; şehitlerimizin kıymetli yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.
》Biruni Üniversitesi Rektör Yardımcısı Ziyareti
Genel Müdür Yardımcımız Enes Okutan ve Kurumsal İletişim Koordinatörümüz Muhammet Fatih Polat, Biruni Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fatma Çelik'i ziyaret etti.
ÖZKURBİR - 4.Eğitim Sempozyumu
Yönetim Kurulu Başkanımız Necip Katırağ, Genel Müdürümüz Ersan Bilgin, Genel Müdür Yardımcılarımız ve yöneticilerimiz ÖZKURBİR 4. Eğitim Sempozyumuna katıldı.
ÖZKURBİR - 4.Eğitim Sempozyumu
Yönetim Kurulu Başkanımız Necip Katırağ, Genel Müdürümüz Ersan Bilgin, Genel Müdür Yardımcılarımız ve yöneticilerimiz sempozyumda bulunan fuar alanını ziyaret etti.