Hakemler, federasyon, sistem… Çok büyük sorunları var Türk futbolunun ama görünmeyen çok önemli bir sorunu daha var: herkes kendi yankı odasında yaşıyor. Özellikle kendine büyük camia diyenler. Aynı sesleri dinliyor, aynı hesapları takip ediyor, aynı yorumları paylaşıyor. Ve bir süre sonra artık sadece kendi duyduklarını gerçek kabul edip diğer her şeyi yanlış sanıyor. Realiteden tamamen kopuk. Çok tipik bir fanatizm. Herkes de kendinden öyle emin ki maşallah, aynı maça, aynı pozisyona, aynı olaya bakıp bambaşka gerçekler yaratıyoruz ve kimsenin de saplandığı bataktan çıkma niyeti yok.
Bu kuyuya biz de düşüyoruz zaman zaman. Yine de Türk futboluna daha gerçekçi bakabildiğimizi düşünüyorum. Çünkü bir kere merkezin dışındayız. Bunu daha önce de yazmıştım. İstanbul kulüpleri medyanın, gündemin, anlatının merkezinde. Biz bu çemberin dışındayız ancak zayıf da değiliz, rekabette güçlüyüz. Mücadele ederek var olmak kimliğimizin direkt özeti. Daha az otomatik kabul, daha çok analiz, izleme, şüphe gerektirir. Farklı perspektif üretebiliyorsak biraz da mecbur olduğumuz için. Aidiyetimiz yüksek ama kendi içimizde tartışmaya, çatışmaya açık bir kitleyiz. Daha dağınık, daha organik bir yapı yani. Artısı da var eksisi de bunun tabii, yıllardır deneyimliyoruz ama bahsettiğim konuda bize artı yazar.
Çoğulcu cehalet diye bir şey var literatürde, açın bakın, büyük camiaların, kitlelerin içindeki akil sandıklarınızın da neden ve nasıl sindiğini, uyumlandığını anlamanıza yardımcı olacak.
Türkiye-Avusturya maçına ilişkin uluslararası basında çıkan harika bir değerlendirme: "Maç Bundesliga kalitesinde başladı, sonra Güney Amerika ligine döndü, bir ara İkinci Lig seviyesine kadar da düştü. Ama her şeye rağmen seyri çok zevkli maçtı, diyor.
Maç kadar keyifli bu yazının bazı bölümlerini çevirdim:
Buna bedeni transfer etmek deniyormuş.
Görme, dokunma ve vücut pızisyonu bu kişiyi kauçuk elin bir parçası olduğuna ikna etmek için bir araya geldiğinde oluşan yanılsama.
insan zihni 1.derecede önyargılı ve endişe verici bir oranda manipülatif!
@bilimselisci O kadar eve gelmeden adreste bulunamadı diyen kargocu varken, baska adrese gidip birinci derece yakınına bırakacak kadar işini yapanına denk gelmek... bahtsız bedeviye benzemiş bu iş ☹