Kürd halkının katili Öcalan (hani “Kürd halk önderi” diyorlar ya) aynı zamanda tam bir palavra makinesi gibidir. Bizde palavra makinesi gibi yalan söyleynlere “Kureya Xico” diyorlar.
Öcalan aynen “Kureya Xico” gibidir.
Örgütün Kürdistan’da yaptığı köy baskınlarındaki sivil katliamları, PKK’den ayrılanlara yüklemeye çalışıyor. Oysa "Bir köy nasıl düşürülür?" talimatlarını bizzat kendisi vermişti, kayıtlar duruyor.
Örgütünün "15 Ağustos" hikayesini de çöpe atıyor…
Çöpe atması iyidir; ancak bu, onun ve örgütünün bir "Kürd kıran hareketi" olarak Kürd milletine karşı 40 yıl boyunca yürüttüğü kirli savaşta işlediği cinayetlerin sorumluluğunu hafifletmiyor.
Ayrıca sormazlar mı Abdullah Efendi: Madem 15 Ağustos yanlıştı, sen neden 2004’te yine aynı kirli savaşın talimatını kurye aracılığıyla İmralı’dan Kandil’e gönderdin?
Kimler sana bu talimatı yazdırdı?
İmralı’da sana terör talimatını yazdıranlar ile 15 Ağustos "çıkışı" arasında bir bağ var mı?
Sormazlar mı: Sen Bekaa’da kaç kadına tecavüz ettin?
Bekaa’da kaç Kürt gencini taş altı ettin?
On binlerle ifade edilen iç infazların emrini kim verdi?
Terör ve kirli savaş yöntemleriyle kaç bin sivil Kürt insanın ölümüne neden oldun? Bu terör yöntemleriyle Kürtlerin kaç bin köyü yakılıp yıkıldı? Kaç milyon insan yerinden yurdundan edildi?
"Botan kan gölüne dönmeli, on binler ölmelidir" diyen kimdi?
En son onlarca Kürt antik kentinin yerle bir edildiği "hendek savaşı" da yine senin ve Duran Kalkan’ın dayatmasıyla olmadı mı?
Tüm bu kirli savaşın ve cinayetlerin birinci dereceden sorumlusu kimdir, Abdullah Efendi?
Kürdistan çok işgal, ihanet ve büyük zulümler gördü; ama henüz senden daha kirli bir figür görmedi.
Bu yönünle, gelecek nesillerin yüzüne tükürmesi için taştan bir anıtı hak ediyorsun.
Öcalan ile Kandil heyetinin görüşme notları ortaya çıktı
🔶 1-2 Şubat’ta yapıldığı öne sürülen görüşmenin notlarını üç bölüm hâlinde yayımlıyoruz.
Kandil heyetinde Helin Ümit, Duran Kalkan ve Sabri Ok’un da yer aldığı iddia ediliyor.
İşte ilk bölüm 👇
https://t.co/AHH5h3YdyE
Kürd halkının katili Öcalan (hani “Kürd halk önderi” diyorlar ya) aynı zamanda tam bir palavra makinesi gibidir. Bizde palavra makinesi gibi yalan söyleynlere “Kureya Xico” diyorlar.
Öcalan aynen “Kureya Xico” gibidir.
Örgütün Kürdistan’da yaptığı köy baskınlarındaki sivil katliamları, PKK’den ayrılanlara yüklemeye çalışıyor. Oysa "Bir köy nasıl düşürülür?" talimatlarını bizzat kendisi vermişti, kayıtlar duruyor.
Örgütünün "15 Ağustos" hikayesini de çöpe atıyor…
Çöpe atması iyidir; ancak bu, onun ve örgütünün bir "Kürd kıran hareketi" olarak Kürd milletine karşı 40 yıl boyunca yürüttüğü kirli savaşta işlediği cinayetlerin sorumluluğunu hafifletmiyor.
Ayrıca sormazlar mı Abdullah Efendi: Madem 15 Ağustos yanlıştı, sen neden 2004’te yine aynı kirli savaşın talimatını kurye aracılığıyla İmralı’dan Kandil’e gönderdin?
Kimler sana bu talimatı yazdırdı?
İmralı’da sana terör talimatını yazdıranlar ile 15 Ağustos "çıkışı" arasında bir bağ var mı?
Sormazlar mı: Sen Bekaa’da kaç kadına tecavüz ettin?
Bekaa’da kaç Kürt gencini taş altı ettin?
On binlerle ifade edilen iç infazların emrini kim verdi?
Terör ve kirli savaş yöntemleriyle kaç bin sivil Kürt insanın ölümüne neden oldun? Bu terör yöntemleriyle Kürtlerin kaç bin köyü yakılıp yıkıldı? Kaç milyon insan yerinden yurdundan edildi?
"Botan kan gölüne dönmeli, on binler ölmelidir" diyen kimdi?
En son onlarca Kürt antik kentinin yerle bir edildiği "hendek savaşı" da yine senin ve Duran Kalkan’ın dayatmasıyla olmadı mı?
Tüm bu kirli savaşın ve cinayetlerin birinci dereceden sorumlusu kimdir, Abdullah Efendi?
Kürdistan çok işgal, ihanet ve büyük zulümler gördü; ama henüz senden daha kirli bir figür görmedi.
Bu yönünle, gelecek nesillerin yüzüne tükürmesi için taştan bir anıtı hak ediyorsun.
Di Festîvala duyemin ya Çand û Hunera Kurdî ya Swîsreyê de, em ê stran û coşa xwe bi hev re parve bikin.
Em li benda hemû gelê xwe ne. ❤️
29ê Tebaxê li Zürichê em hev bibînin🤗
📅 29ê Tebaxê 2026
🕑 14:00–23:00
📍 Hardturmstrasse 269/65, Zürich
#zurich
Başta havuz fantazisi ve kadına yönelik bilinçaltındaki sapkınlığından Yahudi ve Barzani düşmanlığına kadar Öcalan’ın ağzından çıkmayacak hiçbir laf o metinde yok.
AKP sözcüsüne dizdiği hakaretlerde de kendini devletin asıl sahibi olarak görüyor. MHP’den daha sağlam bir ayak. Norm devletini savunurken de asıl savunduğu devlet siyaseti ve hükümeti dışlayan bir çete devletir.
Yalancı postacılar neyi yalanlıyor?
A Congratulatory Message from Barzani Charity Foundation to President Masoud Barzani
On the occasion of Pope Leo XIV @Pontifex of the Vatican bestowing upon you the Vatican’s prestigious and distinguished Medal of Honor, we extend our warmest congratulations to President Masoud Barzani @masoud_barzani and to all the people of Kurdistan.
Receiving this distinguished and highly esteemed honor is a recognition of Your Excellency’s historic efforts and dedication to promoting the values of peaceful coexistence, protecting the rights of religious and ethnic communities in Kurdistan, Iraq, and the wider region, and consistently serving as a unifying umbrella for all communities. At the same time, this honor represents an international acknowledgment of these longstanding efforts.
President Barzani, as a leader and respected national figure, has always provided strong and unwavering support to the Barzani Charity Foundation. He has continually entrusted us with the responsibility of upholding the rights of all communities and serving them with a strong spirit of solidarity and cooperation. Your Excellency’s efforts have given deeper meaning to the principles of peaceful coexistence and harmony among the diverse communities of the region.
Barzani Charity Foundation
Di yek hevokê de 2 xeletî!
Bir cümlede iki yanlış!
Bu görüntü doğru mu @DEMGenelMerkezi?
Sosyal medyada bu fotoğrafa rastladım.
Dilerim ki yapay zeka veya foto şop ile oluşturulmuş olsun.
Eğer doğru ise tam bir trajedidir.
@DemSiirt
Ve eğer doğru ise ben olsam Siirt il yönetimini görevden alırdım.
Sosyolog Hasan Yıldız’ın muhatapsız savaş muhatapsız barış kitabını okuyanlar bilir.
1990lı yılların başında xapo tarafından uygulamaya konulan “Kürdistan’da zorun rolü” sözde teorisi sonrası bir sene içinde yaklaşık 700 sivil Kürt hain, işbirlikçi, ajan vs diye katledilmişti.
Türkiye’nin her yerinde, her sokağında, her mahallesinde Türkler ve Kürtler beraber yaşıyor. Biz her ne kadar siyasal anlamda taraflara bölünmüşsek de onlar, hepimize inat, ticaret yapıyorlar, düğün yapıyorlar, kız alıp veriyorlar; elbette kavga da edecekler. Birlikte yaşamayı kabul etmişseniz, biraz kavga etmeyi de göze almışsınız demektir. Tavuklarınız birbirine karışacak, çocuklarınız kavga edecek, dükkânlarınız rekabete girecek, bazen komşuluk bozulacak, sonra belki yine düzelecek. Hayat bu yani.
Edindiğim bilgiye göre Zonguldak-Alaplı’daki hadisenin de Türk-Kürt meselesiyle alakası yok. Bildiğin dandik memleket kavgası. Irkçılık varsa, birine Kürt olduğu için saldırılmışsa elbette hepimiz karşı çıkalım. Ama her taş atılınca da “Türk-Kürt çatışması” diye ayağa fırlamayalım. Bu gibi münferit hadiseleri hemen “ırkçılık” etiketiyle gündeme taşıdığımızda, asıl sistematik ve kurumsallaşmış ırkçılığı görünmez hâle getiriyor, hatta ıskalıyoruz.
Ayrıca Türk milletinde ırkçılık yok. Devlet tarafından şartlandırılmış ve bazı kesimlere dayatılmış bir hezeyan var, o kadar. Özellikle bazı Kürt hesaplarına söylüyorum: Her hadisenin altında ırkçılık aramayın. Kürtleri koruyacağız derken Kürtlerle Türklerin normal hayatında olan dandik meseleleri de “çatışma var” diye izah etmeyin. Ta öteden beri bir karış toprak, bir tavuk için kavga eden iki kavim var sonuçta. Yapacak bir şey yok. Her kavga millî mesele değil. Her taşın altında da Türk-Kürt meselesi yok.
Irkçılık psikolojik bir hastalık değildir. Irkçılık iradi bir tercihtir, fiil olanın tercihidir ve can alıcı siyasi bir tercihtir. Öyle hastalık, hasta ilişkisi üzerinden bir değerlendirme yapılmaz. Suç, suçlu,mağdur üzerinden kriminal ve sosyolojik bir değerlendirme yapılır.
🚨 SYRIAN KURDS END QUEST FOR AUTONOMY
Syrian Kurdish leader Mazloum Abdi says the integration of Kurdish civil, military and security institutions into Damascus is “complete and finished.”
“From now on, we begin a new phase.”
Abdi says the focus now is securing Kurdish rights in Syria’s constitution. The deal effectively ends the SDF’s separate military structure and Kurdish autonomy project.
A bitter outcome for a force once backed by Washington and credited with defeating ISIS.
“Dissolving the SDF means a bitter end,” analyst Mutlu Civiroglu said.
-Bu adam,150 bin Kurd çocuğunun katilidir.
-Bu adam,yakılan-yıkılan 5 bin köyümüzün sorumlusudur.
-Bu adam göç edip türk metropollerinde perişan olan 10 milliyondun kurdün sorumlusudur.
-Bu adam zindan-işkence gören ve ölüme terkedilen,örgüt içinde infaz edilenlerden sorumludur.
Değeri Müslümanlar, değerli Kürdler; kemalist rejimin zulmüne maruz kalan Suleymancilari ve Furkan Cemaatine sahip çıkın.
Rejimin iddia ettiği gibi ortada bir suç ve de suç örgütü yok, rejime biat etmeyen, iktidara oy vermeyenlerin tasfiyesi operasyonu vardır.
Kanaatim kısaca bu.
PKK’nin 1984’ü https://t.co/wGgVWFmeST @Hür Fikirler aracılığıyla
Abdullah Öcalan örgüt yöneticileriyle yapmış olduğu görüşmede "1984 girişimi yanlıştı" demiş. PKK yöneticileri de bize 42 yıldır kahramanlık hikayesi anlatıyordu. Bir bakalım mı gerçekte PKK'nin 1984'ü neymiş...?
"1984’ten günümüze 42 yıllık PKK savaşının/terörünün kanlı bilançosu… Bugün 15 Ağustos 2026. PKK’nin 1984’te ilk eylemlerini başlattığı gün. Araştırmalarıma göre bu eylemlerin 42 yıllık kanlı bilançosu şöyle:
Asker -Polis, Sivil ölümü: 20 bin
Öldürülen PKK militanları: 52 bin
PKK yöneticisi Murat Karayılan geçen yıl yaptığı açıklamalarda çatışmalarda öldürülen militanların toplamda 52 bin olduğunu itiraf etmişti. Bu yıl da başka bir PKK yöneticisi Mustafa Karasu bir röportajında benzer rakamı verdi.
Faili meçhul cinayetlerden kayıtlı olanlar: 4653. (Bu sayının çok daha fazla olduğu söyleniyor)
Abdullah Öcalan’a göre örgüt içi infaz: 15 bin civarında. Dağlarda örgüt tarafından yapılan bu infazların kayıtları tutulmadığı için gerçek anlamda bu sayının ne kadar olduğunu bilemeyeceğiz.
1984’te başlayan PKK savaşı, 42 yılda toplamda yaklaşık 100 bin insanımızın hayatına mal olmuştur.
PKK savaşının ülkeye ekonomik maliyetinin 2 Trilyon dolar olduğunu Cumhurbaşkanı açıklıyor.
Bu 42 yılda çatışmalardan etkilenen Kürt yurttaşların şehir ve köylerinden göçlerinin 4 milyondan fazla olduğu yazılıp söyleniyor.
42 yılda 1 milyondan fazla insan, örgütle ilişkileri nedeniyle hapis edildi.
42 yılda ortalama 8 milyondan fazla insan çatışma bölgelerinde askerlik yaptı.
Bu tabloya baktığımızda gerek kanlı bilançosuyla gerekse mali bütçesiyle, ülkeyi zor durumlara düşüren ve enerjisini tüketen şeyin bu 42 yıllık PKK’nin savaşı/terörü olduğu anlaşılıyor. Bugün itibariyle ülkenin birçok şehrinde normal mezarlıkların yanına, bir de PKK çatışmalarında hayatını kaybedenlerden “Şehitler Mezarlığı” yapılmıştır. Bunca yıkıma neden olan PKK’nin 42 yılda yaptığı kanlı eylemleriyle geldiği bir yer olmadı. Kürtlere ve ülkemize ölümden ve yıkımdan başka bir şey vermedi.
Kürtler için kültürel ideolojik olarak da çok büyük yıkıma neden oldu. Kürtlerin sosyolojik psikolojik ayarlarıyla oynadı. Etkilediği dönüştürdüğü Kürt kitlesinin gerçeklik algısı bozuldu. Abdullah Öcalan İmralı’dan sunduğu projelerle Kürtleri model manyağı yaptı. Birer kurtuluş reçetesi olarak sunduğu modellerin hepsi zaman içinde çöp oldular. 1978’de “Bağımsız Birleşik Sosyalist Kürdistan” hayaliyle çıktıkları bu yolun sonunda ulaştıkları sonuç “Devlet istemiyoruz.” Oldu. Geçmişte devlet istemeyenleri “hain işbirlikçi” ilan eden örgüt, bugün devlet isteyenlere karşı hiçbir model talebi olmayan bir konumda kendini bitiriyor.
Trajik olanı ise Kürtler ve ülkemiz için yıkım olan bir örgütün halen çoğu solcu yazar – sanatçı tarafından “Özgürlük hareketi” olarak görülmesi ve anılmasıdır. 42 yılda bu kadar çok ölen ve öldüren bir örgütün hiçbir amacına ulaşmamış olması, ayrıca üzerinde düşünülmesi gerekir. Şiddet/terör yöntemiyle hiçbir örgüt ve kimse amacına ulaşmamalıdır. Ölümlerden sonra özgürlük değil, mezarlık gelir. PKK’nin yeni kuşaklara bıraktığı tek görünür şey, mezarlıklarda yatan gençlerimizdir.
42 yıldır ülkenin en acil birincil gündemi PKK savaşı/terörü olmasına rağmen, son 10 yılda sol mahallede bu kanlı bilançoyu konuşan yazan yazar – gazeteci ve siyasetçiye rastlamıyoruz. Bazen TV programlarında kendilerini muhalif sanan gazeteciler, ekonomik krizin nedenleri üzerine yorum yaparlarken PKK savaşına harcanan bütçeyi dikkate almamaları düşündürücüdür. Misal Halk TV’de bu kanlı bilançonun konuşulduğunu hiç duydunuz mu? Dört yıl önce her gün “128 milyar nerede?” sorusunu soranlar bir gün olsun “2 trilyon dolarımız niçin bu savaşa gitti?” sorusunu sorabildiler mi? Hayır sormadılar. Çünkü PKK/DEM rahatsız olurdu da o yüzden. Yeni Parti (eski CHP) muhalefet partisi olarak bu kanlı geçmişin muhasebesini yapmak yerine, PKK/DEM’le hesaplaşmak yerine son 10 yıldır seçim kazanmanın hesaplarını yaptı. Sessiz kaldıkları PKK şiddeti, muhalefeti önce bozdu şimdi de çürütüyor. Solcu muhaliflerin bakması gereken büyük resim burasıdır.
Türkiye’nin normalleşmesi aydınlığa çıkması 42 yıllık bu savaşın/terörün muhasebesini yapmaktan geçer. “Terörsüz Türkiye” süreci 42 yıldır devam eden bu anlamsız savaşı sonlandırmayı hedefliyor. Kürtlere ve Türkiye’ye hiçbir faydası olmayan bu çatışmalı sürecin bitmesi benim için yakın tarihin en anlamlı olayıdır. Bir bakıma Cumhuriyet tarihinin Vaka-i Hayriye’sidir.
1984’te Kürtlere rağmen başlatılmış bir savaşın sona ermesi en çok da Kürtlere iyi gelecektir. Şimdi yapılması gereken şey canımızı yakan 42 yıllık şiddetin/terörün yıkımıyla yüzleşmektir. Bu kanlı geçmişle yüzleşilmeden daha iyi bir geleceğin mümkün olmadığını bilmemiz lazım. Bu konudaki çözümüm: #yüzleşerekbarışmak
@jindaraxe Benim şu an kadar tespitim 3200 iç infaz. Bu rakama ajandır, işbirlikçidir denilerek katledilen sivil Kürdler dahil değil. Onlarla beraber rakam çok daha fazla.