Hantavirüs insandan insana bulaşmaz.
bill gates virüs aşısı alacak keriz arıyor
corona yalanını tutturamayan aptal çete yeni oyun peşinde
#ODTÜ#Hantavirüs Albayrak Finans Özgür Özel
Üstteki, Kara Harp Okulu birincisi teğmen "Mustafa Kemâl'in askerleriyiz" dediği için Türk Silahlı Kuvvetleri'nden atıldı.
Alttaki, cumhurbaşkanı tarafından 33 yaşında tümgeneral rütbesiyle TSK Tedarik Dairesi’ne müdür olarak atandı.
🔴 Cihat Yaycı: Heybeliada Ruhban Okulu Meselesi Dinî Değil, Egemenlik ve Siyasî Statü Meselesidir
Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılacağı yönündeki açıklamalar, yalnızca bir eğitim kurumu tartışması değildir. Bu mesele; Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları, Lozan dengesi, patrikhanenin hukuki statüsü ve karşılıklılık ilkesi bakımından değerlendirilmesi gereken stratejik bir konudur.
Öncelikle şu temel sorunun sorulması gerekir:
Bugün Türkiye’de bu okulun eğitim vereceği, ihtiyaç duyacağı ölçekte bir Rum Ortodoks cemaati var mıdır?
Gerçek ortadadır. Türkiye’de patrikhaneye bağlı cemaat son derece sınırlı sayıdadır. Buna karşılık Yunanistan’da, başta Batı Trakya olmak üzere yüzbinlerce Türk ve Müslüman yaşamaktadır. Eğer mesele gerçekten dinî eğitim ve inanç özgürlüğü ise, önce Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerinin eğitim, müftülük ve vakıf hakları üzerindeki baskıları kaldırması gerekir.
Bu nedenle kamuoyunun şu soruyu sorması son derece meşrudur:
Cemaati neredeyse kalmamış bir yapı için Türkiye’de bu kadar yoğun ve sürekli uluslararası baskı neden yapılmaktadır?
Çünkü mesele yalnızca bir ruhban okulu değildir. Esas hedef; Fener Rum Patrikhanesi’ne fiilî ve zamanla hukukî bir “uluslararası/ekümenik statü” kazandırma arayışıdır. Türkiye’nin hassasiyet göstermesi gereken konu tam da budur.
Lozan Antlaşması çerçevesinde patrikhane; Türkiye’de yaşayan Rum Ortodoks cemaatinin dinî ihtiyaçlarını karşılayan yerel bir kurum statüsündedir. Türkiye Cumhuriyeti, patrikhanenin “ekümenik” sıfatını tanımamaktadır. Dolayısıyla Heybeliada Ruhban Okulu üzerinden patrikhaneye uluslararası nitelik kazandırabilecek her adım, yalnızca eğitim meselesi değil, doğrudan egemenlik ve hukuk meselesidir.
Türkiye elbette din ve vicdan özgürlüğüne saygılı bir hukuk devletidir. Ancak hiçbir devlet, kendi egemenlik alanında zamanla siyasî sonuç doğurabilecek ayrıcalıklı yapılar oluşturulmasına kayıtsız kalamaz.
Unutulmamalıdır ki mesele bir okul meselesi değil; Lozan’ın dengeleri, karşılıklılık ilkesi, egemenlik hakları ve Türkiye’nin üniter yapısı açısından çok boyutlu bir devlet meselesidir.
İki yıl önce BM örgütlerinin “iyilikten” başka amaçlarla her ülkeye el attıklarını anlatmıştık… Genç oyuncu ve müzisyenler, Unicef ya da benzer örgütlerin çığırtkanlığına teşne olmasınlar. Hepsinin içinde Epsteinler var!
Unicef’i Zemberek kitabımdan okuyunuz
Bir Türk polisi konuşuyor. Gözlerinden öpüyorum kardeşim. Bu konu��ması üzerine görevden alınıyor. Konuşmayan polislerin, jandarmaların, askerlerin ne düşündüğünü zannediyorsunuz? @zaferpartisi
Ağızdan Emmeli Sünnet Nedir ve Nereden Gelmektedir?
Papa Francis, sünnetten sonra yeni doğmuş bir bebeğin penisinden kanın ağız yoluyla emildiği bir Roma Katolik ve Ortodoks Yahudi geleneği olan
Eski İbranice 'de ,Metzitzah B'Peh'e (MBP) işaret ediyor; "Kes ve em" olarak da bilinen uygulaması diye değiştirmişlerdir,
Çok sayıda bebeğin genital herpes ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanmasıyla sonuçlandı. ..
Haham Neşterini hızla savurarak erkek bebeği sünnet ediyor, ardından eğilip İbranice dualarla doldururken penis'in kanını emiyor.
Ağızdan emmeli sünnet olarak bilinen Ortodoks Yahudi geleneği ..!
https://t.co/JxqQYMbqG4…
Nepal'de halk sokaklarda, yöneticeler halkın hedefinde, yakalanıp dövülüyor, kaçırılıyor, evleri ateşe veriliyor. Bürokratlar linç ediliyor adeta. Peki nasıl bu duruma geldi: "Z kuşağı yolsuzluğa karşı barışçıl protestolar düzenliyordu ve hükümet tüm sosyal medyayı yasakladı, interneti neredeyse tamamen kapattı. Protestoların ilk gününde 19+ çocuk, öğrenci ve vatandaş öldürüldü ve ardından ikinci gün ortalık cehenneme döndü".
Nevşin Mengü:
- Kemal Bey (Kılıçdaroğlu) kendini akıllı, herkesi aptal sanıyor. ‘Tarih, bir tek kendisini zeki, insanları aptal sanan siyasetçi çöplüğü ile dolu’ demek lazım.
- Demek ki, bu işin içinde ‘başka işler var’.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu:
"HPV’nin özellikle rahim kanseri yapma riski olan iki suşu var. 2025’in sonunda bunlarla ilgili aşı programımızı başlatacağız. 13 yaşından itibaren tüm çocuklarımıza, 15 yaş üzeri tüm vatandaşlarımıza HPV aşısını yapabilir hâle geleceğiz."
Ücretsiz... vay be.. her şey ateş pahası aşılar bedava... Kutsal iksir mübarek. Aşı sonrası hasarları dile getirmiyorlar. Elde kalanı çak gitsin! Diyor ki çoluk, çocuk arkadan gelen, önden giden kim varsa toptan nesli tüketeceğiz. HPV Aşısından da uzak durun...