Ülkede gazetecilere gazetecilik öğretmeyen bir Kılıçdaroğlu kalmıştı, o da yaptı artık tamamız!
Bütün siyasiler; elinizi ve dilinizi mesleğimizden çekin!
Yapabiliyorsanız kendi işinizi yapın, yapamıyorsanız susun ve haddinizi bilin!
Yettiniz artık!
Belli bi yaştan sonra en güzel cafe evinizin balkonu oluyor. Gürültüye ve toksik insanlara tahammülünüz kalmıyor. Sessizlik en dinlendirici aktivite oluyor.
Deniz Zeyrek:
"Kemal Kılıçdaroğlu artık milleti çok bezdirdi."
"Millet artık Kemal Kılıçdaroğlu için, 'Ne hali varsa görsün, bırakın orada oyalanıp dursun' noktasına gelmiş vaziyette."
"İktidar gibi aynı. Ne hukuk tanıyor, ne tüzük tanıyor, ne kural tanıyor."
Yıl 1995, 19 yaşındayım. İkitelli’de yaşıyoruz. İstanbul’un merkezine, Taksim tarafına gelebilmek için ayda yılda bir şansımız oluyor; 89 C’ye binip 1,5 saatte anca varabiliyorum.
Mart ayında yağmurlu bir gün, bestelerini satmak isteyen bir arkadaşımla birlikte İmece’ye geldik. Arkadaşım şarkılarını tanıdıklarına dinletmeye çalışıyor. Önce bir Türk Halk Müziği yapımcısına dinletti parçayı, o da “benim müzik profesörüm” dediği birini çağırdı. Oturup hep beraber dinledik. Gelen kişi, henüz şöhret olmamış Kıvırcık Ali’ydi. “Gül Tükendi Ben Tükendim” bestesini bir gün yıldız olacağını bilircesine kenarda beklettiği zamanlar... Çok sevecen, çok sıcaktı ama dinlediği parça pek onun tarzı değildi.
Sonra başka bir dost yapımcıya geçtik. Parçayı dinleyip çok beğendi, aklındaki bir albümle ilişkilendirdi.
Tam o sırada dışarıdan koşa koşa içeri giren, sırılsıklam olmuş, incecik, upuzun bir çocuk... İçeri girmesiyle coşkusu, sevecenliği, o insan sıcaklığı birbirine karıştı. Ortak arkadaşımız “Kazım nerede kaldın, sırılsıklam olmuşsun!” derken onun gözlerinin içi gülerek bakıyordu. Hemen arkadaki İstanbul Üniversitesi Beyazıt kampüsünden koşarak gelmişti.
Kazım Koyuncu’yu ilk defa o gün, o an gördüm. Henüz şöhret değildi, Zuğaşi Berepe zamanlarıydı sanırım, kendi adına bir albüm bile yapmamıştı.
Sonra yıllar yılları kovaladı... Onurlu duruşuyla, duyarlılığıyla, gençliğimizin un gibi rüzgarda savrulup tükendiği yıllar geçti, o güzel kalbiyle ve ortak Trabzonspor sevgimizle izlediğim, tutkuyla sevdiğim, güzel Türkiye’nin sanatçısı olmayı sonuna kadar hak eden çok güzel bir dost olarak o acı sona, onu kaybettiğimiz günlere doğru soluk soluğa koştu.
Aradan geçen bunca yılın ardından, cenazesinin de kalktığı yerde, Harbiye’de tekrar Kazım’a şarkılar söylemek için bir araya geliyoruz. O gece hep birlikte olmak dileğiyle, bu hafta sonu Harbiye’de buluşmak üzere…
Şarkılarla geçti aramızdan ❤️☀️
#kazimkoyuncu #ibbkültür #harbiye
✍️ Murat Sabuncu yazdı:
🕊️ 2007’den 2026’ya, Yaşar Kemal’den Burhan Sönmez’e, barışa 'pênc-rê’ açmak: Ya gerçek demokrasi ya da hiç
📌 2007 yılı. Yaşar Kemal, ‘Türkün Türkten başka dostu vardır, Kürtlerdir’ diye başladığı konuşmasını ‘ya gerçek demokrasi ya da hiç’ diye bitiriyor. 2026 yılı. Bu kez Burhan Sönmez konuşuyor: Bir pencere çizdiğimizde, dört yanı vardır, çizgiler ilerler, birleşerek bir kafes yaratır ve bizi bir kafes gibi içine alır. Bu dört çizginin tam ortasına baktığımızdaysa, aslında beşinci yolu, Kürtlerin pênc-rê dediği imkanı görürüz. Orada yeni bir ufuk vardır bizim için. Bugün, kalın çizgilerle etrafımıza çizilen çerçevelerin içindeki bu ufuk, barıştır, barışa açılan yoldur
https://t.co/zJlIkRdRAf
@muratsabuncum
Kılıçdaroğlu ve ekibi, 9 vekil için ihraç isteyip, Meclis dışı işlerde, ivedi konularda bu yolun izlenebileceğini savundu. Oysa yargı, MYK sevklerinde kesin ihracın mümkün olmadığını açıkça söylüyor.
Hedef, Özel ve ekibini hedef alınacak bir parti kurmaya zorlamak…
YÜZLEŞME
Doğrudur "Söz uçar, yazı kalır" derler ama bu söz uçmasın!
İBB Medya AŞ. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in dün mahkemede yaptığı savunmanın tarihe geçmesi gerekiyor çünkü.
Bu sabah yayında okudum ki kimse bu kötülüğü unutmasın, kötülüğü de kötülüğü yapanları da!