"Üç karışlık bir dünya içinde gözünüz kendinizden başkasını görmüyor. Dünyada yalnız siz mi varsınız acı çeken? Sanki dünyaya bütün kötülükleri ben dağıtıyorum. Ama düşünmüyorlar ki bende insanım. Benimde onlar gibi bir kalbim var. Bilmiyorlar bunu.."
"Tam bu biraz farklı galiba falan diyorsun bazen,bir bakıyorsun onunda içinden aynı şeyler çıkmaya başlamış.Çok abartıyorsunuz her şeyi.Bu kadar sevgi bu kadar duygu vıcık vıcık nerenizden çıkıp geliyor anlayabilmiş değilim.Ben mesela sevmiyorum insanları,sevemiyorum. Ne yapayım?
Sesin, gözlerin, ellerin,dudakların...
Sessizliğimiz, söylediklerimiz..
Işık sönüyor, ışık tekrar yanıyor.
İkimize de yetecek bir gülümseme..
Tüm merakımla gecenin gündüzü doğuruşunu izledim.
Bizse gece de gündüz de aynıyız..
"İnsan hep sevdiklerine doğru yürümeli. Bende sana doğru, ışığa doğru yürüyorum durmaksızın. Gülümseyişin ele geçiriyor beni. Işık saçan kolların sis bulutunu dağıtıyor. "
"Senin sorunun ne biliyor musun bayan, her kimsen? Sen korkaksın. Cesaretin yok. Hayatı olduğu gibi kabul etmekten bile korkuyorsun. İnsanlar aşık olur. İnsanlar birbirine ait olur çünkü gerçekten mutlu olabilmenin tek yolu budur."
"Her şey olması gerektiği gibi olmuştu; çünkü bazı insanlar dünyaya aşk için gelmezler, kavuşmanın acı verici mutluluklarını taşıyamayacak kadar zayıf oldukları için onlarda sadece beklentinin kutsal ürpertisi vardır. "
"Bir kadının güzelliği giydiği elbiselerde değildir. Taşıdığı bedende ya da saçını tarama şeklinde değildir. Bir kadının güzelliği gözlerinde görülür. Çünkü orası kalbine açılan kapıdır, sevginin yaşadığı yerdir."
"Biz sadece gecenin sessizliğinde yolları kesişen iki ruh değiliz, biz evrenin değişmez gerçeğiyiz. Aşkımız kaderin mürekkebiyle yazıldı. Zamanın adı bile yokken evrenin dokusuna işlendi. Sonsuz galaksideki iki yıldız gibi birbirimize çekilmeye yazgılıyız. "
"Şimdi zaman geçiyor yine. Gün doğdu, birazdan batacak ve ben yine yaşamadan yaşanmış bir günü daha sessizce sırtıma yükleyeceğim. Biri sorarsa nasılsın diye; bugün de bitti derim sadece. Çünkü his yok. Çünkü dün gibi bugün de silinecek. "
"Elimden gelse yeryüzündeki tüm dertlerden uzak bir dünya kurup seni oraya koymayı dilerdim. Yolda ayağına değecek taşı, seni üşütecek rüzgarı, tenini yakacak güneşi, sana dert olacak her şeyi senden uzak tutup sadece mutlu oluşunu izlemek isterdim."
"Seni başka bir hayatta da bulurdum, başka bedenlerde başka zamanlarda olsak bile. Ve her defasında seni aynı tutkuyla severdim. Ta ki gökyüzündeki son yıldız da sönüp sonsuzluğa karışana kadar."
-Bu ses, içimde yankılanırken, odanın soluk ışığında eşyalar bile anlamsız bir ağırlıkla duruyordu. Sanki hepsi, varoluşun gereksizliğini fısıldıyordu. Pencereden sızan gri sabah, ne bir umut ne de bir teselli sunuyordu ;sadece zamanın ağır aksak ilerleyişini hatırlatıyordu."
"Bütün hayata karşı bir mide bulantısıyla uyandım. Yaşamak zorunda olmanın dehşeti yataktan benimle birlikte kalktı. Her şey gözüme boş göründü bir an ve içimden buz gibi bir ses, hiçbir derdin çaresi yoktur, dedi.-