Şimdi size bir vatan evladının göz göre göre nasıl harcanmaya çalışıldığını, sahipsiz bırakıldığını, terör örgütü PKK’nın ilk kanlı eyleminin yıl dönümünde, destekçileri tarafından kutlamaların yapıldığı 15.08.2010 tarihi ve devamında Mersin’de gerçekleşen akıllara durgunluk veren bir olayı anlatacağım.
İsmi şimdilik bende saklı vatan evladı bir polisimiz ve ekip arkadaşları, devriye halindeyken, söz konusu kutlamalar neticesinde 30-40 kişilik kalabalık bir grup tarafından kendilerine gerçekleştirilen molotof ve taşlı saldırı ile karşılaşırlar. Molotofların ortasında kalan bir polis memuru arkadaşlarını kurtarmaya çalışırken, ekip içindeki polislerden birisi FN-303 adı verilen plastik mermili toplumsal müdahale tüfeğiyle hedef gözetmeksizin uzun mesafeden atış yaparak polis arkadaşının hayatını kurtarmaya ve saldırganları uzaklaştırmaya çalışır.
Çok şükür polislerimiz hayatını kurtarırken, karşı gruptan birisi bu tüfeğin mermilerinden biriyle yaralanır.
Aradan geçen birkaç saat sonra, bir anda bu 8 kahraman Türk polisi kendilerini ifadede bulur. Çünkü dönem çözüm süreci dönemi olup; terör örgütünün siyasi uzantısının vekilleri ve bürokratları çoktan işe el atmıştır.
Uydurulan bir senaryo neticesinde, 8 polisimizinde İFADESİ VE TANIKLIĞI YOK SAYILARAK GÖRMEZDEN GELİNMİŞ; ekibin en iri yarı ve güçlü olan, o dönem terör sitelerinde adı sürekli hedef haline getirilen ismi bizde saklı olan vatan evladı polisimiz yargılanmaya başlanmıştır.
6 yıl boyunca yargılama devam etmiş, karşı gruptan yaralanan o şahıs duruşmalara kanlı canlı olarak gelmiş, DURUŞMA TUTANAKLARINA YANSIMIŞ BİR ŞEKİLDE TÜFEĞİ KİMİN KULLANDIĞINI GÖRMEDİĞİNİ SÖYLEMİŞ, ANCAK DÖNEMİN BAZI TERÖR SEVİCİ VEKİLLERİNİN TELKİNİYLE bizim polisin yaptığını söylemiştir. Bunların hepsi duruşma tutanaklarında mevcuttur.
Gel zaman git zaman hayatına normal olarak devam eden bu şahıs 6 yıl sonra ölmüş, her nasıl olduysa ADLI TIP KURUMU “akciğer iltihabı” teşhisli raporunda 6 sene önce yaşanan hadiseyle İLLİYET BAĞI KURMUŞ, kimsenin anlamadığı bir şekilde mahkeme “taksirle” gerçekleşen bu görevin ifasını “kasten” olarak karara bağlamış; bu eylemin GÖREVİN İCRASI dahilinde olduğu başta olmak üzere şahsi cezasız sebeplerini görmezden gelmiş, molotofların arasında kalan arkadaşının hayatını kurtarmaya çalışan bizim vatan evladı polisimize 12 yıl 6 ay hapis cezası vermiştir.
Bütün duruşmaları şova çeviren terör örgütü destekçileri, siyasi bağlantıları ve bürokratları bir polisi görevini yerine getirdiği için hapishane köşelerinde çürüteceğiz diye kutlamalar yaparken, bizim mahallenin bürokratları, siyasileri ve hukukçuları ise bu hukuk katliamına seyirci kalmışlardır.
Dosyamız Şuan Yargıtay’da. Hukuk mücadelemiz devam ediyor. Ancak kendi evlatlarını korumaktan korkan bu süreç bize üstat Necip Fazıl’ın şu cümleleri hatırlatıyor:
“Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!”