CHP’den seçilen toplam 28 belediye başkanı AK Parti’ye geçti. Şimdi sırada Foça Belediyesi var.
Siyasette baskı, tehdit ve şantaj kabul edilemez. Ama büyük bir siyasi parti, baskıya direnecek, makamını değil davasını savunacak kadroları bulmak, yetiştirmek ve aday göstermek zorundadır.
Yönetimin görevi sadece aday belirlemek değil, o makama kimi emanet ettiğinin hesabını da vermektir. Özgür Özel yönetimi ise hiçbir şeyin hesabını vermiyor; sadece şikâyet ediyor!
28 belediye başkanı tesadüf değildir! Bu, Özgür Özel modelinin çöküşüdür. Adamcılık siyasetinin duvara toslamasıdır!
Artık Özgür Özel yönetiminin aday belirlemedeki adamcılığını, liyakat sorununu, parti aidiyetini ikinci plana atan tercihlerini ve siyasi öngörüsüzlüğünü masaya yatırmanın zamanı gelmedi mi?
Elbette geldi! Hesap sadece gidenden değil, onu bulup aday yapandan da sorulmalıdır.
Şucu bucu değilim. Ateşin en kızgın olduğu dönemde tüm Türkiye’ye hedef olma pahasına görev kabul eden Gürsel Tekin’in kuyusunu kazıp hatasını bekleyen CHP’li yöneticiler en hafif tabirle ‘kanı bozuk’ kişilerdir
Suya sabuna dokunmayan adamlar hem partinin, hem paranın başında 😁
“Benim hırsızım iyidir.” diyenlerle mücadele etmezseniz, ülkeye adaleti getiremezsiniz.
Ülkeye adaleti getirmenin temel yolu, bunlarla mücadele etmektir.
“Ankara Kuşu” adıyla paylaşım yapan gazeteci, günlerdir bazı CHP yöneticileri hakkında son derece ağır iddialarda bulunuyor.
Rakamlar veriyor, para ilişkilerinden söz ediyor, isimler ve olaylar üzerinden ciddi yolsuzluk, usulsüzlük ve ahlaksızlık iddiaları ortaya atıyor.
Peki karşılığında ne oluyor?
İddialar doğru mu, yanlış mı?
Yanlışsa neden açıkça yalanlanmıyor, neden hukuki yollara başvurulmuyor?
Doğruysa adı geçen kişiler nasıl hiçbir şey olmamış gibi görevlerine devam ediyor?
Bir siyasi partinin kendi yöneticileri hakkındaki bu kadar ağır iddiaları araştırmak için illa hükümetin, savcılığın ya da polisin devreye girmesini mi beklemesi gerekiyor?
CHP’den iki tane aciz siyasi yapı çıkarmayı başardılar.
Şimdi de ahlaken ve kurumsal olarak daha ne kadar aşağıya inilebileceğini mi deniyorlar?
Muhalefet olmak, insanları yanlışların olmadığı bir yönetimin mümkün olduğuna inandırmaktır.
Kendi içindeki böylesine ağır iddiaları görmezden gelen bir muhalefet ise umut vermek bir yana, eleştirdiği düzenin daha iyisini vaat etme hakkını da kendi eliyle yokediyor.
İnsan artık gerçekten merak ediyor:
Ne bekleniyor?
💥SEN NEYMİŞSİN
SİDAR BEY!..
💥HSK DOSYASINDA
AĞIR TESPİTLER
💥“HAKSIZ YERE İHRAÇ EDİLDİM” PAYLAŞIMLARI YAPAN ESKİ HÂKİM SİDAR DEMİROĞLU’NUN HSK DOSYASI ORTAYA ÇIKTI..
💥USULSÜZ TAHLİYELERDEN RÜŞVET, HAKSIZ MAL EDİNME. UYUŞTURUCU, SİLAH TİCARETİ, YAĞMA VE YASA DIŞI BAHİS ŞÜPHELİLERİNE TAHLİYE KARARLARI...
İstanbul Anadolu’da hâkim olarak görev yaptığı dönemde hakk��nda HSK inceleme ve soruşturmaları yürütülen Sidar Demiroğlu, sosyal medyada yeniden gündeme geldi..
HSK kayıtlarına göre Demiroğlu hakkında yalnızca bir yargısal karardan veya münferit bir işlemden kaynaklanan disiplin soruşturması yürütülmedi.
Birleşen dosyalarla birlikte çok sayıda tahliye kararı, başka hâkimlerin dosyalarına yönelik temaslar, mali hareketler, idari yaptırım kararları ve menfaat sağlandığı iddiaları inceleme konusu yapıldı.
💥TAHLİYE KARARLARI
TEK TEK İNCELENDİ
HSK dosyasındaki en dikkat çekici başlıklardan biri, Demiroğlu’nun İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hâkimi olarak görev yaptığı dönemde verdiği tahliye kararları oldu.
Dosyada; uyuşturucu madde ticareti, yağma, silah ticareti, yasa dışı bahis ve kasten öldürmeye teşebbüs gibi suçlara ilişkin soruşturmalarda tutuklu bulunan çok sayıda şüpheli hakkında verilen kararların “usul ve yasaya aykırı” olduğu yönünde tespitlere yer verildi.
Bunlar arasında uyuşturucu ticareti soruşturmalarında tutuklu bulunan Ramazan Kentaç, Mesut Doğru, Ersin Coşkun, Hakan Bal, Yılmaz Gürçay, Atila Yıldırım, Mesut Yüksel, Aliya Karataş, Murat Karataş, Hakan Karataş ve Emre Saka hakkında verilen tahliye veya adli kontrol kararları bulunuyor.
Silah ticareti soruşturmalarında Nedim Gündoğdu, Yıldırım Tuğrul Kort ve Umut Alkan, yağma soruşturmasında Umut Üçgül, yasa dışı bahis dosyasında ise aralarında örgüt lideri olduğu belirtilen Sabahattin Şahin ile örgüt yöneticisi olduğu belirtilen Ertuğrul Mertoğlu’nun tahliyeleri de HSK incelemesine konu edildi.
💥4 ŞÜPHELİ TAHLİYEDEN
SONRA YAKALANAMADI
HSK Başmüfettişliğinin incelemesindeki en çarpıcı ayrıntılardan biri ise bazı şüphelilerin tahliye edildikten sonra bir daha yakalanamaması oldu. Rapora göre Ramazan Kentaç, Mesut Doğru, Hakan Bal ve Atila Yıldırım, haklarında verilen tahliye kararlarından sonra yakalanamadı.
Bu kişilerin daha sonra haklarında açılan kamu davalarında ağır ceza mahkemelerince yakalama kararı çıkarıldığı belirtildi. Soruşturma makamları bu eylemleri, yalnızca görevi kötüye kullanma kapsamında değil, söz konusu kişilerin “yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulmalarına imkân sağlandığı” değerlendirmesiyle 4 kez “suçluyu kayırma” suçlaması kapsamında da ele aldı.
💥BAŞKA HÂKİMİN TUTUKLADIĞI
ŞÜPHELİ İÇİN MAKAM ODASINA GİTTİ
Dosyadaki bir başka dikkat çekici olay, uyuşturucu madde ticareti suçundan tutuklanan bir tutuklu hakkında yaşandı.
HSK dosyasına göre Demiroğlu, G.nin tutuklanmasına karar veren Hâkim Ecem Temoçin’in makam odasına giderek, tutuklunun ailesini tanıdığını ve söz konusu kişinin böyle suçlar işleyebilecek biri olmadığını söyledi.
Daha sonra Cumhuriyet Başsavcılığının tutukluluğun devamına ilişkin talebi önüne geldiğinde ise Demiroğlu’nun bu talebi reddederek tutuklunun tahliyesine karar verdiği kaydedildi.
💥“DOSYASINA BİR DEĞİL, İKİ DEĞİL,
DÖRT BEŞ KEZ BAK”
HSK soruşturmasında Demiroğlu’nun yalnızca kendi önüne gelen dosyalarda değil, başka hâkimlerin baktığı soruşturmalarda da devreye girmeye çalıştığı yönünde tespitler bulunuyor.
Kasten yaralama soruşturmasında tutuklamaya sevk edilen Hacı Ali Tarlacı konusunda hâkim Ecem Temoçin’i sorgu öncesinde telefonla aradığı ve “Şahsın dosyasına bir kere değil, iki kere değil, üç kere değil, dört, beş kez bak.” dediği dosyaya yansıdı.
Aynı şüpheli hakkında daha sonra tahliye talebi önüne gelen başka bir sulh ceza hâkimine de dosya numarası ve şüphelinin ismini gönderdiği, şüpheli müdafiinin yakını veya arkadaşı olduğundan söz ederek savcının da adli kontrol istediğini aktardığı belirtildi.
💥KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS
DOSYASINDA “ŞÜPHELİ TAHLİYE”
HSK dosyasındaki bir diğer dikkat çekici başlık, Mehmet Fatih Boğa hakkında verilen tahliye kararı oldu. Boğa’nın kasten öldürmeye teşebbüs soruşturmasında tutuklandığı, tutukluluğuna yönelik itirazın reddedildiği ve hakkında 3 kez adam öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması talebiyle iddianame düzenlendiği kaydedildi.
Buna rağmen dosya ağır ceza mahkemesinde henüz iddianamenin değerlendirilmesi aşamasındayken, Demiroğlu’nun dosyayı getirterek şüphelinin tahliyesine karar verdiği belirtildi ve bu tahliye “şüpheli şekilde tahliye” olarak nitelendirildi.
💥RÜŞVET DOSYASI: “MENFAAT
SAĞLAYARAK TAHLİYE”
Demiroğlu hakkındaki dosya daha sonra yeni iddialarla genişledi. Birleşen 2026/116 esas sayılı HSK dosyasında, Demiroğlu’nun avukat Recep Saraffoğlu aracılığıyla tutuklu şüpheliler Murat Karataş ve Hakan Karataş’tan menfaat sağlamak suretiyle Murat Karataş, Hakan Karataş ve Aliya Karataş Atalay’ı tahliye ettiği iddia edildi.
Aynı şekilde, kasten öldürmeye teşebbüs soruşturmasında tutuklu Mehmet Fatih Boğa’dan yine aynı avukat aracılığıyla menfaat sağlamak suretiyle tahliye kararı verdiği ileri sürüldü. Bu iddialar nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca “rüşvet” suçundan iddianame düzenlenerek son soruşturmanın açılması talep edildi. Dosyanın İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/13 esasına kaydedildiği belirtildi.
💥MALİ TABLO DA HSK’NIN
MERCEĞİNE GİRDİ
Soruşturma yalnızca yargısal işlemlerle sınırlı kalmadı. Yaptırılan bilirkişi incelemesinde, Demiroğlu ve eşinin 2022 ve 2023 yıllarında elde ettiği gelir ile, buna karşılık aynı dönemde yaptığı harcamalar ve borç ödemesinin uyuşmadığı tespit edildi.
Aynı dönemde yapılan nakit işlemlerine esas tutara kaynak teşkil edecek herhangi bir mal varlığı satışının bulunmadığı ve işlemlerin mali profille örtüşmediği değerlendirmesine yer verildi.
Dosyada ayrıca; 2017 model Passat marka aracın eşinin adına alınmasına rağmen alım işlemine karşılık gelen nakit çekme veya banka havalesi bulunmadığı, çocuklarının öğrenim gördüğü özel okula ise 225 bin TL’nin elden ödendiğinin belirlendiği kaydedildi.
HSK dosyasında bu mali tablo, “yasal kazancının üzerinde, kaynağı belli olmayacak biçimde haksız mal edinme” iddiası kapsamında değerlendirildi.
💥BATMAZ AİLESİYLE ARAÇ, PARA
TRANSFERİ VE TELEFON İRTİBATI
Birleşen başka bir soruşturma dosyasında ise Veysi ve Bünyamin Batmaz’a ait şirket adına kayıtlı bir otomobile yönelik iki ayrı idari para cezasının, genel uygulamadan farklı olarak tevziye sokulmadan Demiroğlu’nun görev yaptığı hâkimlikte kayda alındığı ve iptal edildiği belirtildi.
Ayrıca alkollü araç kullanma nedeniyle uygulanan yaptırım ve bir döviz şirketine uygulanan yüz binlerce liralık idari para cezalarının da benzer şekilde tevziye sokulmadan ele alınarak iptal edildiği tespitlerine yer verildi.
Ceza soruşturmasında ise araç alım satımı, para transferleri, telefon görüşme kayıtları ve eğlence mekânlarına birlikte gitme gibi ilişkiler dikkate alınarak Demiroğlu ile dosyaların ilgilileri arasındaki irtibatın sıradan bir yargısal ilişki olarak değerlendirilemeyeceği yönünde savcılık değerlendirmesi yapıldı.
💥HSK: MESLEKTEN ÇIKARMA
Bütün bu süreç sonunda Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi 16 Haziran 2026 tarihli kararıyla Demiroğlu hakkında kritik kararlar verdi.
HSK İkinci Dairesi; 2024/340 ile birleşen 2026/116 esas sayılı dosyadaki eylemler yönünden 2802 sayılı Kanun’un 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezasına, ayrıca 2024/849 esas sayılı dosyadaki eylemler yönünden de ayrı olarak meslekten çıkarma cezasına hükmetti.
Birleşen 2024/410 esas sayılı dosyadaki eylemler bakımından ise kınama cezası verildi. HSK ayrıca meslekten çıkarma kararları kesinleşinceye kadar Demiroğlu’nun tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verdi.
💥CEZA YARGILAMALARI
DEVAM EDİYOR
Demiroğlu hakkında disiplin sürecinin yanı sıra birden fazla ceza dosyası da bulunuyor. “Suçluyu kayırma, görevi kötüye kullanma ve 3628 sayılı Kanun’a muhalefet” suçlarından yürütülen dosya, görev tartışmalarının ardından Yargıtay 7. Ceza Dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla 2025/4-MD esasına kaydedildi.
Bilgi notuna göre duruşma 22 Eylül 2026 tarihine bırakıldı. Başka bir dosyada ise zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma suçundan yürütülen yargılama Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderildi. 2026 yılında açılan bir başka dosyada da rüşvet suçlamasıyla son soru��turmanın açılması talep edildi.
💥“YARGISAL TAKDİR” SAVUNMASINA
SAVCILIKTAN RET
Demiroğlu savunmasında hakkındaki isnatların somut delile dayanmadığını ve verdiği kararların yargısal takdir yetkisi kapsamında kaldığını ileri sürdü.
Ancak soruşturma makamları; tanık beyanları, telefon irtibatları, para transferleri, araç ilişkileri ve soruşturma konusu kararların bütününü birlikte değerlendirerek bu savunmaya itibar edilmemesi gerektiği kanaatine vardı. İddianamelerde, bazı işlemlerin “yargısal takdir hakkı” kapsamında kabul edilemeyeceği açıkça ifade edildi.
💥“HAKSIZ İHRAÇ” PAYLAŞIMLARININ
ARDINDA İŞTE BU DOSYA VAR
Demiroğlu’nun sosyal medyada kendisini yalnızca “haksız biçimde meslekten çıkarılan bir hâkim” olarak sunmaya çalıştığı belirtilirken, HSK dosyasındaki tablo çok daha geniş.
Çok sayıda usulsüz tahliye iddiası, tahliye edilen ve sonrasında yakalanamayan şüpheliler, başka hâkimlerin dosyalarına yönelik temaslar, mali profille uyumsuz para hareketleri, rüşvet ve haksız mal edinme iddiaları ile devam eden ceza yargılamaları, Demiroğlu hakkındaki sürecin yalnızca bir disiplin görüş ayrılığından ibaret olmadığını ortaya koyuyor
🚨 KILIÇDAROĞLU’NDAN “TALANCILARI BULUN” TALİMATI!🔽
🔴CHP’den ayrılıp Yeni Parti’ye geçen eski yöneticilerin boşalttığı teşkilat binalarında bırakıldığı öne sürülen tahribat, kayıp demirbaşlar ve maddi zararlar yargıya taşınıyor.
CHP’de bu hafta gerçekleştirilen istişare toplantılarında il başkanları, hazırladıkları başvuru dilekçelerini Kemal Kılıçdaroğlu’na sundu. Dilekçelerde, mutlak butlan kararının ardından boşaltılan il ve ilçe binalarındaki hasarın belirlenmesi, teslim edilmeyen parti eşyalarının bulunması ve zararın sorumlulardan tahsil edilmesi istendi.
Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla kapsamlı bir hasar ve envanter çalışması başlatıldı:
📌 Kırılan veya kullanılamaz hâle getirilen eşyalar tutanağa bağlanacak.
📌 Teslim edilmeyen demirbaşlar tek tek belirlenecek.
📌 Binalardaki maddi hasarın güncel maliyeti hesaplanacak.
📌 Tahribat ve kayıplardan sorumlu isimler tespit edilecek.
📌 Toplam zarar, sorumlularından dava yoluyla tahsil edilecek.
İncelemenin merkezinde Yeni Parti’nin kuruluş haftasında tartışmaların yaşandığı Denizli, Niğde, Konya, Batman, Kayseri ve Osmaniye il başkanlıkları ile Gaziantep Şahinbey ve İzmir Güzelbahçe ilçe başkanlıkları bulunuyor.
‼️Ankara, İzmir ve Malatya’daki il binaları yeni yönetimlere ancak polis aracılığıyla teslim edilmişti. Osmaniye’de eski yönetimin binayı boşaltmaması üzerine yeni yöneticiler çilingir yardımıyla içeri girmiş, Nazilli’de ise kapı zorlanmıştı.
CHP yönetimi yalnızca hasarı belirlemekle yetinmeyecek. Görevden alınan ve önemli bölümü Yeni Parti’ye geçen eski teşkilat yöneticilerinin tek tek sorumluluğu araştırılacak; kayıp demirbaşlar ile bina hasarlarına ilişkin belge ve tutanaklar dava dosyasına konulacak.
Kılıçdaroğlu yönetimi, teşkilat binalarında yaşandığı ileri sürülen “yağma ve tahribatın” bütün mali faturasını sorumlulara çıkarmaya hazırlanıyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, randevu talepleri üzerine gazeteci Uğur Mumcu’nun ailesine 6 Ağustos Perşembe günü için randevu verdi.
Görüşmede, Uğur Mumcu suikastına ilişkin dosyadaki son durum ve yürütülen yeni çalışmaların ele alınması bekleniyor
➡️Sevgi Pıtırcığı,Tarkan, Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da 39 İlçe Belediye Başkanını kim belirledi sen, Belediye Meclis üyelerini kim belirledi sen, Emanetçi Özgür Özel dahil kimse listelere karışmaya cesaret edemedi, durmadan Tweet atıyorsun, yolsuzluktan hapis yatan, Parti değiştiren Belediye Başkanları senin eserin, Ulan çık bir özür dile hata yaptım de, kibir Abidesi, Türk siyasetini kirletenler sıralamasında bir numarasın..
Benim görevim, toplumun sorunları yoğun ama unutulmuş kesimleriyle bir araya gelmektir.
Çöpten kâğıt toplayan insanların da, mesai saati gözetmeksizin tarlada alın teriyle geçimini sağlayan insanların da sorunlarını çözmek için yola çıktım.
Benim siyaset anlayışım budur.
Şişli İlçe Başkanı sıfatını taşırken, “Genel Başkanımız Özgür Özel ve İl Başkanımız Özgür Çelik’le en kısa sürede yol haritamızı birlikte belirleyeceğiz.” diyerek başka bir siyasi oluşumun hazırlığını ilan etmek, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüzüğüyle, örgüt disipliniyle ve siyasi ahlakıyla bağdaşmaz. Bu nedenle Şişli İlçe Başkanı ve ilçe yönetimi görevden alınmış, ilgililer tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edilmiştir. CHP’nin makamları, başka siyasi projelerin koordinasyon merkezi değildir.
Dokunulmazlıkların kaldırılması süreci, verdiğimiz hukuk mücadelesi ve yalan bilgilerle çarpıtılmak istenen gerçekler;
Son dönemde geçmişteki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yapılan haksız eleştiriler ve oluşturulmaya çalışılan algılar karşısında, gerçekleri ilk günkü netliğiyle halkımızla paylaşmak bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısmından da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyorum; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum.
22. Dönem milletvekillerimizin ve aday adaylarımızın noter huzurunda, kendilerine tanınan dokunulmazlık ayrıcalığından faydalanmayacaklarını beyan etmeleri de bizim konuya bakışımızın göstergesidir.
2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik.
Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkân verdi. Dönemin milletvekili arkadaşlarımız her adımına şahittir.
Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem “Evet” dedik.
Bu karar, iddia edilenin aksine, siyasi bir günah veya teslimiyet değil; iktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi.
Üstelik o günkü anayasal ve yasal sürece göre, dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması, yargılama bittikten sonra eğer bir ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerekiyordu. Ancak iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı.
Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray rejimidir.
Bu sürecin perde arkasını, hukuki boyutunu ve o günkü siyasi iklimi en iyi bilen kişilerden biri de Sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Demirtaş’ın özgürlüğü için meydanlarda, Meclis kürsülerinde ve Adalet Yürüyüşü’nde her zaman en ön safta mücadele ettik.
Hal böyleyken, bugün gelinen noktada hem bu büyük hukuk mücadelesini görmezden gelen hem de el altından Erdoğan yönetimiyle pazarlık masasına oturan ve sözüm ona Sayın Demirtaş’ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tavırları tam bir tutarsızlıktır.
Biz geçmişte kurulan tuzakları bozarak hukuk zemininde kalırken, bugün Erdoğan’ın muhalefeti bölme oyunlarından biri olan dokunulmazlık meselesini yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda işleyen siyasetçi ve gazeteciler, bilerek ya da farkında olmadan iktidara hizmet etmektedir.
Bizim ne halkımıza karşı bir günahımız ne de Adalet Yürüyüşü’müzden bir milim sapmamız vardır! Dün olduğu gibi bugün de ilkeli duruşumuzdan taviz vermeden; hem Saray rejimiyle hem de onunla iş birliği yaparak demokratik muhalefeti zayıflatmaya çalışanlarla mücadele etmeye kararlıyız.
Buradan bir kez daha ilan ediyorum:
Sayın Demirtaş’ın, Selçuk Kozağaçlı’nın, Can Atalay’ın, Gezi tutuklularının, haksız yere tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımızın ve bu milletin her bir üyesinin hakkını sonuna kadar arayacağımı bilmenizi isterim.
Bu ülkede tek bir adaletsizlik, tek bir mazlum kalmayana dek; herkes için adalet, herkes için hukuk demeye inatla ve kararlılıkla devam edeceğiz!
Dış politika, iç siyasette oy devşirmek için tribünlere oynanacak bir şov alanı değil; bu kadim devletin varlık, gelecek ve saygınlık makamıdır.
Biz, koltuk sevdasıyla sermayeye ve sömürüye dayalı küresel odakların projelerine eş başkanlık yapanlardan değiliz; biz, bu toprakların ve bu milletin özüyüz.
Cumhuriyet Halk Partisi, ne senin ne de masalarda delege satın almaya çalışanların oyun alanı değildir; Türk Milleti ve Türk Devleti’nin bağımsızlık iradesidir.
Türkiye’nin köklü devlet geleneğini ve dış politika hafızasını yok sayıp ülkeyi bölgesel krizlerin mezesi hâline getirenlerin, bu millete ödetecek bir tek kuruşluk faturası kalmamıştır.
Biz, bu ülkenin tek bir neferinin burnu kanamasın, Türkiye’nin itibarı yere düşmesin diye “Önce Türkiye” diyen millici ve kamucu duruşun ta kendisiyiz.
Bizi suni gündemlerle, salon siyasetiyle tartmaya kalkanlar, önce kendi sırtlarındaki tarihsel veballerin hesabını vermelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi, bu devletin kurucu iradesidir.
Bizim Orta Doğu’dan Kafkaslar’a, Asya’dan Avrupa’ya ve Altaylar’dan Tuna’ya uzanan sözümüz; başkalarının icazetiyle değil, bu milletin kendi öz gücüyle söylenir. Şehitlerimizin kanıyla sulanmış, gönül bağımız olan hiçbir coğrafyada Türkiye Cumhuriyeti’ni sıkıştırmaya gücünüz yetmez.
O enkazı kaldıracak, devlete liyakati ve yerli duruşu yeniden getireceğiz!
📌Ekrem İmamoğlu’nun isteği yeni Parti kuralım, 21. yüzyılın ANAP olsun.
📌Nedeni, CHP nin bagajı çok fazla,
📌Turgut Özal benim memurum işini bilir diyordu,
📌”İşini bilmekte tecrübeli” Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel muhtemelen, benim Belediye Başkanlarım işini bilir diyecektir. Malum bir çoğu zenginleşti işlerini biliyorlar
📌İmamoğlu röportajında ben kü��ükken Özal başımı okşamıştı, demişti, ne olduysa ondan sonra oldu..
Fenerbahçe Spor Kulübü Genel Kurulu'nda başkanlığa seçilen Sayın Aziz Yıldırım'ı ve yönetim kurulu üyelerini kutluyorum.
Köklü tarihiyle Türk sporunun lokomotiflerinden biri olan Fenerbahçe'nin, yeni yönetim dönemiyle birlikte ülkemizin sportif başarılarına büyük katkılar sunmaya devam edeceğine yürekten inanıyorum.
Sayın Başkan'a ve ekibine bu onurlu görevlerinde üstün başarılar diliyorum.
Tekirdağ milletvekilimiz Faik Öztrak:
“2024 yerel seçimlerinde halkımız CHP’yi 1. parti yaptı. Partimizin o dönemdeki yöneticileri, her ne hikmetse hemen seçim istemek yerine rakip partinin genel başkanı Erdoğan’la normalleşmeyi tercih ettiler”