Bakın bu bir ihbardır!
Sosyal medyada tarihi eserlerde Mason ya da Yahudi sembolleri var iddiasıyla hedef gösteriyorlar. Yarın bu zihniyetten birisi gidip 500 yıllık çinileri kırarsa ya da Çemberlitaş II. Mahmud Türbesi'ne zarar vermeye kalkarsa sorumlusu bu cahil cühela takımıdır.
Ben buraya kayıt düşeyim, olmaz öyle şey demeyin. Daha önce Eyüp Sultan'daki yüzlerce yıllık tarihi çiniyi içinde şeytan sembolü var diye çekiçle kıran vandal gördük biz.
#kaybolantarihinpeşinde
%100 haklı. "İhracatçı ayakta kalamıyor, TL değer kaybetmeli, reel asgari ücret baskılanmalı" vs. muhabbetleri tamamen hiçbir vasfı olmayan bir grubun halkın kanını emmesinden ibaret. Türkiye Bangladeş olacağına batsınlar daha iyi.
Yemek yediğim yerde denk geldiğim televizyon yayını, ana akım haber kanallarının ne kadar çağdışı ve kalitesiz kaldığını tekrar hatırlattı bana. Akran zorbalığı, anti sosyal kişilik bozukluğu, saldırıların birbirine ilham olması, internette radikalizasyon ve silaha erişim gibi bir dünya tartışılmış mekanizma varken okul tarama saldırılarını hala bilgisayar oyunlar gibi komik bir perspektiften değerlendiriyorlar.
Ayasofya'daki bilet satışı rezaletinin arka planında hayli çirkin bir mobbing sistemi varmış meğer. DEM Müzecilik'te geçmişte çalışmış veya hâlen çalışmakta olan insanlar bana ulaştı ve orada kendilerine uygulanan satış baskısını anlattı. Söyledikleri örtüşüyor. DEM Müzecilik'te yönetici konumundaki insanlar bilet satış görevlilerini 50 Euro'luk biletleri satmaları için sıkıştırıyormuş. Hatta bu bir dayatma anlamı da taşıyormuş. Gişe görevlileri gün içinde sattıkları biletlerin %50'sinin veya %60'ının (bu oran sanırım ara ara değişmiş) 50 Euro'luk biletler olmasının zorunlu kılındığını, bu oranlara ulaşamayanın işine son verildiğini söylüyorlar. Bunun tek yolunun da turistlere yalan söylemekten geçtiğini vurguluyorlar. Birçok insanın bunu beceremedikleri veya yapmayı kendilerine yediremedikleri için istifa ettiğini, birçoğunun işsiz kalmamak uğruna mecbur bu baskıya boyun eğdiğini, birçoğunun da gerekli satış rakamlarına ulaşamadığı için kovulduğunu belirtiyorlar. Her gün her saat tartışmaların çıktığını, polislerin ara ara müdahale ettiğini ama sonucunda hiçbir şikayetin umursanmadığını, bu durumun yetkili mercilerce de bilindiğini söylüyorlar. Bunu söylemelerine gerek yok zaten, bunca zamandır böyle sürüyorsa muhakkak biliniyordur. Burada da DEM Müzecilik'in Turizm ve Kültür Bakanı ile olan ve medyaya da defalarca kez yansıyan ilişkisi devreye giriyor olmalı; zira dur diyen yok. Özetle, her gün binlerce, senede yüz binlerce turiste uygulanan bu iğrenç muamelenin arkasında insan onuruna aykırı bir mobbing uygulaması, daha büyük resimde ise haksız kazanç çarkı söz konusu söylenenlere göre. Bu konu gündemden düşmemeli, en tepeye kadar ulaşmalı.
İstanbulda en sevdiğim yerlerdendi. Perşembeleri bit pazarına pazarları antika pazarına giderdim. Şişli’de kalan son kamusal alanlar da elimizden kayıp gidiyor…
Geçenlerde “güzel olan, nefes aldığımız, alışıp kanıksadığımız ve şehrin ruhunu zenginleştiren her şey yok edilmek zorunda mı” minvalinde bir paylaşım yapmıştım. Şimdi Feriköy bit pazarının kapatıldığını ve yerine rezidans yapılacağını öğrendim. İnsanların bir pazar günü gittiği, sosyalleştiği, bir gözleme yediği, kitap, kap kacak, eski plak, kilim, oyuncak araba vs bakıp bir şeyler aldığı bir kültürel nefes alma yeriydi Feriköy. İşte böyle böyle bitirilir bir şehir. Çok yazık.
Ayasofya'da çok vahim bir durum söz konusu.
Müze olarak işletilen galeri katı için yapılan bilet satışındaki skandal niteliğinde tutumun detayları👇
Ayasofya'daki hibrit duruma ilişkin tweetler dolusu tepki gösterdim bugüne dek. Cami girişinde uzun zamandır insanların inançları hadsizce sorgulanıyor; insanların tipinden ve dilinden Müslüman olup olmadıklarına yönelik çıkarımlar yapılıyor. Müze (galeri katı) içinse 25 Euro'ya biletler satılıyor DEM Müzecilik tarafından. Bu garip duruma kendimce tepki gösteriyor ve çok sevdiğim o kata çıkmıyordum. Ancak özlem ağır bastı ve ziyaret saatlerine, bilet ücretlerine tekrar bir bakmak istedim ve okuduğum Google yorumları şok etti. Şöyle.
III. Ahmed Çeşmesi'nin yanındaki bilet ofisini Google'dan buldum ve yorumları okudum tek tek. Eminim Ayasofya konumunda da bu yorumların yüz katı vardır. Siz de bakın. İlki gişe, ikincisi Ayasofya.
https://t.co/h1oGsnbP8L
https://t.co/Hgsu4pEbSV
Ziyaretçiler özetle kendilerine zorla 25 Euro yerine 50 Euro tutarındaki biletlerin satılmaya çalışıldığını, bu bileti satabilmek için türlü yalanlar söylendiğini, 50 Euro verilerek alt katın da gezilme şansına sahip olunduğunu, oysa bu ikinci 25 Euro'nun At Meydanı'ndaki Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi'nin bileti olduğunu sonradan fark ettiklerini söylüyorlar. Fazladan alınan 25 Euro'nun iade edilmesini istediklerinde ise işin yokuşa sürüldüğünü, görevliler tarafından çok çirkin muamelelere maruz kaldıklarını vurguluyorlar. Yorumları derledim, merak eden okuyabilir.
Geçen gece de civarda dolanırken bilet ofisinin yanındaki panoyu fotoğraflamış ve not etmiştim sonra bakarım diye ama aklımdan çıkmış. Şimdi o fotoğraftaki karekodu telefonumdan okuttum ve beni doğrudan DEM Müzecilik sitesine yönlendirdi. Karşıma ise bahsettiğim çift bilet çıktı, elbette 50 Euro. Ziyaretçileri hem karekodla yönlendirilen sitede hem de doğrudan bilet gişesinde ısrarla kazıklamaya çalışmak sadece kınanması gereken değil, hukuki yaptırımlar uygulanması gereken bir durum.
Ayasofya, ülkemizdeki belki de en değerli kültür varlığı; yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği eşsiz bir kültür mirası. Ancak yetkili kurumların buranın işletmesini özel bir şirkete devretmesi ve o şirketin yetkililerin de haberi olduğunu düşündüğüm şekilde her ziyaretçiyi kazıklamaya çalışması utanç verici bir durum. Ülkenin imajı için de çok büyük eksi. Haksızca elde edilen kazanca hiç girmiyorum bile. Bu rezillik acilen düzeltilmeli.
Adetim değildir ama paylaşmanızı rica ediyorum. Zira Ayasofya bir şirketin kâr hırsına ve merkezî kurumların inisiyatif alamayan yöneticilerinin insafına bırakılamayacak kadar değerli evrensel bir kültür mirasıdır. Bu eşsiz yapıyı görmek isteyenlere reva görülen sistematik hakaret ve tutuma son verilmelidir.
Paris'in yeni başkanı Grégoire, şehirdeki 10 bulvarı yeşil alana dönüştürmeyi ve 1.000 sokağı yayalaştırmayı vaat etmiş.
Türkiye’nin bütün şehirlerinde toplam 1.000 yayalaştırılmış sokak var mıdır sizce?