Ben üç şey sormak istiyorum ata tohumları mı daha hastalıklı yoksa endüstriyel tohumlar mı? Eğer endüstriyel tohumlar hastalıklı değilse üretilen mahsullere onlarca kez neden zehir atılıyor?
Diğer sorum sertifikasyon için neden milyonları harcayıp şirket olmak gerekiyor? Kısa bir süre önce olduğu gibi çiftçi olmak neden yetmiyor? Normal bir insanın yerine getiremeyeceği şartlar neden koşuluyor? Hastalık ş��phesi varsa alıp tohumu kontrol etmek yasaklamaktan daha iyi değil mi?
Son sorum şirketlerin her tohumunu denetleniyor mu? Yoksa tekelleşecek kadar parası ve gücü olanlar sertifikalarını aldıktan sonra istediği gibi at koşturabiliyor mu?
Birde dün sertifikalı sağlıklı denilen tohumlardan üretilen tonlarca ürün 70 kat zehir içerdiği için yine sınırdan döndü
Osmanlı’nın egemen olduğu coğrafyalarda yaşayan tüm milletler kendi dillerini konuşabiliyor ama bu Faslı kardeşimiz tweetini Fransızca atmış. Osmanlı hakimiyetine girmeyip bağımsız kaldığınız için sizi kutluyorum kardeşim!
Hayber kalelerine sığınan yahudiler yiyecek ve içecek stokları ile PEYGAMBER EFENDİMİZİN gitmesini bekliyordu.
Hayber kaleleri sağlam, yüksek bir yerdeydi.
Ok atsan sana geri dönüyordu
Taş atsan yetişmiyordu
Bağırsan sesin yetişmezdi
Hayber yıkılmıyordu.
Hayber fethedilmiyordu.
Günlerce bekledi İslam ordusu.
Ama yahudiler kalelerden çıkmıyordu.
Müslümanların stoğu tükenmek üzere, moralleri bitmek üzereydi.
Günlerce beklediler. Ama nafile!
Bu uzun bekleyişten sonra PEYGAMBER EFENDİMİZ bir strateji geliştirdi.
Hurma ağaçları kesilecekti.
Hayber Yahudilerinin ekonomisi birer birer kesilecekti.
Servetleri devrilecekti.
Gelecekleri köklerinden kazınacaktı.
Zira yahudi için para, servet,zenginlik herşeydi.
Ağaçlar kesildikçe yahudiler kahroluyordu
Ağaçlar kesildikten sonra burada kalmanın da bir anlamı kalmayacaktı.
Anlaşma yoluna gittiler ve taşıyabilecekleri kadar yükle Yahudilerin başkenti Hayberi terk edeceklerdi.
Sen de Hayber savaşına katılmak istiyorsan bir ağaç da sen kes!
Sen de bugün sövsen sesin yahudiye ulaşmaz!
Taş atsan İsraile ulaşmaz!
Ok atsan Telavive yetişmez.
Ama sen de PEYGAMBER EFENDİMİZİN stratejisini yapabilirsin!
Al eline baltayı kes Yahudilerin ağaçlarını!
Nasıl mı?
Hayber savaşına katılmak istiyor musun?
Evine giren her yahudi malı bir ağaçtır.
Kullandığın her yahudi malı deterjan bir ağaçtır.
İçtiğin her kola bir ağaçtır.
İçtiğin her yahudi malı sular bir ağaçtır.
Kolalar, pepsiler, fantalar, damlalar, hacı şakirler, ariel matikler, Algidalar, Max, Danoneler birer ağaçtır.
Öyleyse al eline boykot baltasını kes Yahudilerin ağaçlarını!
"Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa mutlaka karşılığını bulur" buyuruyor RABBİMİZ!
YAHUDİ SİYONİST ÜRÜNLERE HAYIR.
Göz göre göre müslümanlar katledilip kentlerinden sürülüyor. Birileri de dua ve boykot ile kendini tatmin ediyor.
📍Raşid Caddesi, Gazze
Soykırım öncesi ve sonrası.
Muhammed Emin Yıldırım Hocanın Yanındayız, Bu Defa Asla Yalnız Bırakmayacağız!
Gazze’ye yönelik saldırıların başladığı ilk aylarda, Muhammed Emin Yıldırım Hoca büyük bir sorumluluk üstlenerek şehir şehir dolaştı, kapı kapı gezdi. Makul ve yapıcı eleştirilerle, hükümetin acil bir eylem planı oluşturması gerektiğini, ümmetin harekete geçmesinin elzem olduğunu haykırdı. O dönem “BİR GECE ANSIZIN” birileri düğmeye bastı ve organize bir şekilde sosyal medya trol orduları hocaya karşı saldırıya geçti. Susturulana, yıldırılana kadar devam ettiler. Ne yazık ki o süreçte Müslümanlar, Hoca’ya gerektiği gibi sahip çıkamadı.
Bugün, Muhammed Emin Yıldırım Hoca, Köklü Değişim Hareketinin öncülüğünde gerçekleşen “Sözü Muhatabına Söyle” konulu yürüyüşüne katılarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sorumluluğunu hatırlatan nasihatlerde bulundu. Ve yine aynı senaryo devreye girdi.Trol orduları yeniden harekete geçti ve sistemli saldırılarına tekrar başladılar.
Ancak bu defa aynı hatayı tekrar etmeyeceğiz. Bu defa hocamızı asla yalnız bırakmayacağız.
Sonucu ne olursa olsun, Muhammed Emin Yıldırım Hoca’nın yanındayız. Onun izzeti, bizim izzetimizdir. Onun yalnız bırakılması, bizim onur sınavımızdır.
İklim Kanunu çıkarıp tatile giden vekiller. Milletin vekilleri değildir. Ülke yanıyor. Sizler.. 1 Ekim'e kadar keyif yapacaksınız öyle mi? 'Paris iklim Anlaşması. Açık Semalar Anlaşması. DSÖAnlaşması. BM Tarım Anlaşmasından acilen çıkmalıyız.' Yoksa bu yangınlar devam edecek. Anlaşılıyor ki küresel şebeke içimizdeki işbirlikçileriyle birlikte İklim yalanına teslim olmamızı istiyorlar.
Amasya’da patates fiyatlarına tepki gösteren 21 yaşındaki genç çiftçi, patatesleri vatandaşlara ücretsiz dağıttı:
“Çiftçinin geldiği durumu göstermek istiyorum.
5 liraya satacağıma vatandaş yesin.”
3 milyar TL zarar açıklayan Kayseri Şeker’de, kooperatif başkanına 25 milyon liralık masaj koltuklu makam aracı alınmasına yönelik tepkiler büyüyor.
Deniz Altıntaş: “10 milyon kilo pancar karşılığı araba aldınız; seni o arabaya bindirmeyeceğiz!”
Artık HABER dahi olmuyor. 💔
Doktor Alaa Al-Najjar. Tam 9 evlâdını katliamda kaybetti. Evlatlarının PARÇALARI eline verildi. Dr. Alaa Han Yunus’ta yaralılara koşturduğu için evlatları doğrudan hedef alındı.
Bu vahşetin durdurulması için daha ne olması, ne yaşanması gerekiyor? #StopIsrael