Bir türküde buluşan gönüller, aynı köyün insanları… 🤍
Sözleri köylümüz İlyas Üstün’e, sesi ve kemençesiyle ezgiye can veren Erdem Işıldak’a ait bu güzel türkü; Zeno’nun birlik ve beraberliğini, ortak sevdamızı anlatıyor.
Aynı türkünün etrafında, aynı gönülde buluşmaya devam.
Ülkemizin yeni sürüm kayıkçı kavgalarına değil, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere 86 milyonu ilgilendiren meselelerde ortak zeminde buluşmaya, mutabakata, güç birliği yapmaya ihtiyacı vardır.
Terörsüz Türkiye sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir.
Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor.
Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız.
Siyasi ikballeri için huzursuzluk üretmeye çalışanlar unutmasınlar ki bu toprakların mayası şiddete, nümayişe, sokak terörüne, hukuk tanımazlığa prim vermez.
Biz de hangi bahaneyle olursa olsun sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkımızla güvenlik görevlilerimizin karşı karşıya getirilmesine müsaade etmeyiz.
Böylesi hassas bir dönemde Türkiye’nin dikkatini dağıtmaya, milletimizin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olamaz.
“Usûl-ü Fıkıhçı” geçinip Peyğamber Efendimiz Sallellâhu ‘Aleyhi ve Sellem'i kendisinden kurtulunması gereken mâsivâdan sayan aklî muvâzenesini ve ilmî muhâkemesini kaybetmiş gümrâhlara Ekrem Buğra Hocaefendi’nin kaleminden itikadda müctehid olan İmâm-ı Rabbânî’nin cevâbı ve tarîkatlerin selefîleşme tehlikesine işâret
—-
Sual: Resulullah için masiva denilir mi?
Cevap: Masiva, lügatte Allah’tan başka şeyler demektir. Bütün mahlukat masiva olunca, şimdi bazı sözde tarikatçılar, Resulullah’ı da masivadan saymışlardır. Halbuki Allah dostları masivaya Allah’tan alıkoyan herşey manası vermiştir. Şu halde Allah için olan hiçbir şey masiva değildir. Hatta Şahı Nakşibend’in hac menkıbesinde geçtiği üzere kul hakkı yememek için dikkatle yapılan 20 bin dirhemlik alışveriş bile masiva olmaz. Nerede kaldı ki, Resululah Aleyhisselam masiva olsun. Kur’an-ı kerimde Âli İmrân suresi, 31.ayeti kerimesinde mealen, “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin” buyuruldu. Hadîs-i şerifte buyuruldu ki: “Sizden biriniz, beni babasından, evladından ve insanlardan daha çok sevmedikçe kâmil iman sahibi olmaz.” Şu halde masiva kelimesi, Resulullah için kullanılmaz. Hakikate de edebe de mugayirdir. Hatta peygamberler için sıradan insanlar için kullanılan fakir, öksüz gibi tabirleri kullanmayı bile ulema tasvip etmemişlerdir. Cenab-ı Allah Kur’an-ı kerimde peygamberlerini itab ve ikaz edebilir; ama avama bu hakkı vermez. Resulullah’a ismiyle bile hitap etmek men edilmiştir. İmam Rabbani hazretleri, Mektubat’ın birinci cildinin 152.mektubunda, Allah sevgisi ile Resulü’nün sevgisini ayıran ve “Allaha tealanın itaatini o kadar çok dalmış bulunuyorum ki resule itaat etmekten hayal ediyorum” diyen tasavvuf erbabına itiraz etmektedir. Ebu Said Ebu’l-Hayr’ın, “Bu seyyide olan hürmetimiz Resulullah’ı sevdiğimiz içindir. Bu meczubu ise Allaha Teâlâyı sevdiğimiz için yüksek tutuyoruz” sözünü mukabil der ki: “Allahü Teala’nın sevgisiyle Resulullah’ın sevgisini ayırt eden böyle sözleri, doğru yolun büyükleri uygun görmezler. Allah sevgisinin Resulullah’a olan sevgiden çok olmasının tarikat sarhoşluğundan ileri geldiğini bilirler ve böyle sözlerin söylenmesine izin vermezler.” Mebde ve Mead kitabında da “O Serverin muhabbeti beni öyle kaplamıştır ki, Allahü teâlâyı, Onun vâsıtası ile, yani Allahü teâlâyı Muhammed aleyhisselamın rabbi olduğu için seviyorum” der. bu sözünün Rabia Adviye’nin Resûlullahı rüyada görüp kendisine, “Allahü teâlânın muhabbeti beni öyle sardı ve kapladı ki, senin muhabbetine kalbimde yer kalmadı” sözünü nakleder. Her iki sözün de tasavvuf sarhoşluğunda söylendiğini, ama kendi sözünde asalet olduğunu, çünki sahvın (uyanıklığın) başında söylendiğini beyan eder. Rabia’nın sözünü sıfatlar, kendi sözünün ise zat mertebesinde olduğunu söyleyerek telif eder. Böyle iken, İmam Rabbani’yi büyük bilip onun yolunda olduğunu iddia eden tarikatçıların böyle söylemesine şaşılır. Bu, son zamanlarda bütün cemaat ve hatta tarikatleri tesiri altına almış olan Selefilik sebebiyledir. Geçen asırda Şiilik, bu asırda ise Vehhabilik bütün sünni müslümanları ve tarikatleri tehdit etmektedir. Suudi Arabistan’ın bile kurtulmaya uğraştığı bu itikadı, sünni müslümanlar şuursuzca sahiplenmektedir.
Bağlantı: https://t.co/FKXWk32KIA
İstanbul’umuzun fethinin 573. Yılında Atam Fatih Sultan’ı rahmet ve minnetle yad ediyorum…
Atamızın kabrine el gotte tekme savurarak giren bu F tipi maşa da hücrede çok şükür…
🇹🇷