“Hatırlamadığım tarihte”, “yanlış hatırlamıyorsam”, “ismini hatırlamadığım şahıs”, “ortağı veya kardeşi”, “hangi ada, hangi parsel olduğunu bilmiyorum” ifadeleriyle dolu bir suçlama üzerinden Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’a da operasyon düzenlenmesi, meselenin yolsuzluk olmadığını, meselenin birinci partiye operasyon yaparak iktidarın sürdürülmesi olduğunu, bir kez daha ortaya koymaktadır.
Üsküdar’ın önceki belediye başkanları AKP’li Mustafa Kara ile Hilmi Türkmen dönemlerine dair onlarca usulsüzlük, yolsuzluk haberler yaptık.
Kamu kaynaklarının bir avuç dernek-vakıf içim kullandırıldığını anlattık ama bırakın operasyonu haklarında soruşturma bile açılmadı
@cumhuriyetgzt1 AKP Çorum belediyesi #Manifest ten korkmasın Manifestten çocuklarınıza ve şehrinize bir zarar gelmez. Zarar gelirse sizin gibi geri kafalılardan gelir.
@clalTrkmen6 Melih e, Hilmi ye, Zehra ya, Deniz Feneri ne, Feto artiklarina dokunmayanlar, IBB ye , Didem e , İzmir e, dokunarak yaranacak ve yirtacaklarini sanıyor...Aldanmayinnnm
@odatv Nasıl oluyorsa herseyde devlete ve millete operasyon çekiliyor... nasıl bir mantık... Her olayı kendi lehine çevirmek için kullandığı tek yöntem devlete ve millete operasyon. Olaylara bulaşmış yandaşları sıyırmak kurtarmak icin kullandığı tek yöntem...
@bbcturkce Ne zaman bu tarz konularda yorum yapıp kirli ilişkiler vb den bahsetse bilin ki arka planda birilerini koruyup hedef şaşırtıyordur ve birilerine mesaj veriyordur. Bkz. Ergenekon balyoz, CHP, Belediye Başkanları, Kartalkaya vb...
Dünyada hiçbir egemen devletin, kendisine isyan ederek 40 yıl ülkesini kana bulamış emperyalizm uşağı hain bir terör örgütünün bebek katili elebaşı ile pazarlık yaptığı, meclisinden geçireceği kanunu onayına sunduğu görülmemiştir.
AKP’li Mehmet Metiner’in de belirttiği üzere “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlıkları yapılan “Çerçeve Yasa”nın teröristbaşının onayına sunulması kabul edilemez!
Bu; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine, devlet olarak varlığına, şanlı tarihine, Türk milletinin de egemenliğine, haysiyetine ve şerefine açık bir hakaret, aziz şehitlerimizin kemiklerini sızlatacak, gazilerimizin gururunu kıracak affedilmez bir aymazlık olacaktır.
TBMM’nde görev yapan her bir milletvekilini ve tüm siyasi partileri UYARIYORUZ; vebali büyük, telafisi güç, bedeli ağır, sonu acı olacak böyle bir aymazlığa İZİN VERMEYİN, İZİN VERMEYİN, İZİN VERMEYİN!
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
@odatv Sile yolu 1, havalanı yolu 2 sonrasi.....3.4.5. Denetim yok, kendilerini kral zanneden şoförler var. Surat kural tanımazlik, nasıl olsa buyuk benim ben yollara hukmederim hali bir yana, bu araçların muayeneleri ve teknik durumları bile muamma...
@tvOnlar Bu olay sadece Özel- Kilicdaroglu kavgası veya secilmisler ile bulantılarım cekismesi degildir. Şu anda olan Yeni Parti nin kurulması ile birlikte 102 yillik bir partinin tum önemini yitirmesi de degildir. Şu anki yaşanan #Ataturk un bir mirasının daha yok edilmesidir.
Zorunlu Açıklama
Tunç Soyer, Türkiye’de yargı eliyle yaratılmış en ağır mağduriyetlerden birini yaşamaktadır. Suçsuzluğunun dosyadaki bütün belgelerle bu kadar açık biçimde ortaya çıkmış olmasına rağmen 1 yılı aşkın süredir tutuklu şekilde iddianame beklemektedir.
İlk dosyadan 5 Ocak 2026 tarihinde tahliye edilmiştir. Ancak 17 Temmuz 2025’te ilk dosyadan ayrılan, o zamandan beri açık olan, kooperatiflerin iç işleyişine ilişkin soruşturma sebebiyle tahliyesinden birkaç gün önce tekrar tutuklanmıştır. İkinci tutukluluğun üzerinden 7 ay geçmesine rağmen hala iddianame yazılmamıştır. Aynı konu farklı suç tanımlamalarıyla tekrar tekrar sorgulanmıştır. Kooperatifler için ayrı ayrı dosyalar açılarak yedeğin yedeği tutuklamalar yapılmıştır.
Tunç Soyer hakkında varsayım düzeyinde dahi somutlaştırılabilmiş bir suçlama yoktur. Hangi eylemi ile sorgulandığı, neden ve nasıl dosyaya dahil edildiği anlaşılamamaktadır. Zaten Savcılığın da kabul ettiği üzere alınan raporlara göre “sorumluluğu olmadığı anlaşılmıştır.” Her ay yapılan tutukluluk incelemelerinde Tunç Soyer neyle suçlandığını sormakta, suçunu bilirse ona göre savunma yapacağını beyan etmektedir. Bu sorusuna hiçbir sulh ceza hakimi cevap verememekte ancak hepsi tutukluluk halinin devamına karar vermektedir. İtirazlarımız gerçek anlamda değerlendirilmemekte, isnat edilen somut bir eylemi gösterilmemekte, kararlarda bir gerekçe yazılmamaktadır.
Tunç Soyer hiçbir kooperatifin üyesi, yöneticisi veya denetçisi değildir. Kooperatiflerin paraları ve kararları üzerinde hiçbir yetkisi yoktur. Kooperatiflerin yüklenici firmalarını da tanımamaktadır. Dosyada imzaladığı bir belge, elde ettiği bir menfaat, kurduğu bir para ilişkisi veya şüpheli bir mali işlemi bulunmamaktadır. Nisan ayında gelen MASAK raporu da bunu tekrar kanıtlamıştır.
Aylardır birçok bilirkişi raporu alınmış, teknik takipler yapılmış, onlarca kişinin ifadesine başvurulmuş, mali incelemeler titizlikle sürdürülmüş, ek fezlekeler hazırlanmıştır ve sonuçta dosyadaki tüm deliller toplanmış durumdadır, her biri Tunç Soyer lehinedir ve kendisinin suçsuzluğunu yeniden yeniden kanıtlamaktadır.
Buna rağmen 1 yılı aşkın süredir iddianamenin yazılmaması, 3 kez Savcı değişmesi hukuki süreci sürüncemede bırakmış, “makul” süre aşılmıştır. Bu durum tüm yargı sisteminin yara almasına, adalete olan inancın zayıflamasına sebep olmaktadır.
Müvekkilimiz Tunç Soyer sürecin başından bu yana hukuka, yargıya saygı ve güveni yansıtan bir duruş sergilemiştir. Ancak gelinen noktada kişisel tahammül, hukuki teamül sınırlarını çokça aşan mağduriyet nedeniyle durumun kamuoyuyla paylaşılması zorunluluğu doğmuştur.
Olmayan bir suç var edilemez. Biz Tunç Soyer’in vekilleri olarak sadece hukuk ve adalet talep ediyoruz.
Tunç Soyer derhal serbest bırakılmalıdır.
Tunç Soyer’in Avukatları
Av. İsmet Köymen – Dr. Av. Murat Aydın – Av. Defne Soyer