Hukuk gücü elinde bulunduranların adaletsiz icraatlerini yasal kılıfa sokma aracıdır. Buna aracı olan hukukçular ise adalet terazisini bozan, güç değiştiğinde ise bozdukları adalet tartısının doğru tartması için yalvaran zavallı tetikçilerdir.
Ahlak olmayan yerde adalet de yoktur
Ama ülke beni asırlardır temizlenmemiş bu ahırı temizlemeye çağırdı! Bu şeytan ocağını yönetmeye geldim. Vay halinize! Şimdi derhal defolun! Acele edin rüşvetin köleleri! Acele edin, gidin! Süslü saltanat eşyalarınızı alın ve defolup gidin!”
Oliver Cromwell
“Siz ki fitneci, fesatçı, meclis üyeleri, siz ki iyi bir hükûmet olmak dışındaki her şeysiniz! Kiralık sefil yaratıklar, zavallılar, ülkenizi en küçük şahsi çıkar adına satılığa çıkaranlar, birkaç kuruş için Tanrı'ya ihanet edenler, içinizde bir parça da olsun erdem kalmadı m��?
Tanrının kutsadığı bu meclisi, ahlak yoksunu davranışlarınızla hırsızların ini haline çevirdiniz! Halkın size verdiği yetkiyi kötüye kullandınız. Halkın umutsuz dertlerine çare olmalıydınız, kendiniz halka en büyük dert kaynağı oldunuz!
Ham bir fikir ne kadar iyi ve güçlü olursa olsun, toplum tarafından hemen kabul görmez. O düşüncenin zamana yayılıp, fikir önderleri tarafından yavaşça işlenmesi, makul hale getirilmesi gerekir. Toplum bir süre sonra kendisine sunulan bu fikri kendi düşüncesiymiş gibi benimser.
@KarasalOguz Danışmanlarının bilmemesinin imkanı yok.
Ancak Geziparkı eylemleri tüm baskıya rağmen durdurulamamıştı. Keza Arap baharı da öyle. Toplumların bir ‘yeter’ noktası var. O noktaya gelindiğinde kalabalığın yarattığı sonuçlar herkes için yıkıcı oluyor.
TOCQUEVILLE PARADOKSU
Devrimler her zaman kötüden daha kötüye gidildiği için çıkmaz. En ezici kanunları hiç şikâyet etmeden, sanki hissetmiyormuş gibi sineye çeken bir halkın bu baskı azaldığı an hepsini birden şiddetle üzerinden atması daha yaygın bir durumdur.
kendisini kurtarabilmesi için büyük bir dehaya sahip olması gerekir. Kaçınılmazmış gibi sabırla katlanılan kötülük, bundan kurtulabilme ihtimali ortaya çıktığı andan itibaren dayanılmaz hale gelir.
A. De Tocqueville
Bir devrimin yıktığı rejim hemen her zaman bir öncekinden daha iyidir ve kötü bir yönetim için en tehlikeli anın genellikle kendini iyileştirmeye başladığı an olduğu tecrübeyle sabittir. Uzun bir baskı döneminden sonra uyruklarını rahatlamaya girişen bir prensin
Sınırlarını bilerek aşan yozlaşmış güç karşısında, kimliğine, gelirine, inancına, eğitimine, statüne, görevine veya seni bölebilecekleri başka şeylere bakmadan birlik olup bu gücü sönümlendirmelisin. Aksi taktirde bu güç, zamanında birleşememiş diğerleri gibi seni de ezecektir.
@Acarogullari10 Ey her derde deva olan hazine!
Bak da gör dertlileri!
Merhem senin elindeyken
Yaralı bırakıyorsun bizi.
Bir ömür daha lazım;
Ölümümüzden sonra.
Çünkü süren ömrümüz
Geçti umutlanmakla.
Sadi-i Şirazi
Bir ülkede sınıfsal ve statüsel eşitsizlik çok yüksekse, o devlet dış politikada başarısızlığa uğradığı andan itibaren iç çatışma potansiyeli artar. Devlet dışarıda prestij kaybederse içerideki bu haksız düzene başkaldıracak yeni karizmatik liderlerin çıkma ihtimali de artacaktır
Kemal Kılıçdaroğlu'nun okuduğu bilinen BirGün gazetesinde yayımlanan açık mektuplara şair Şükrü Erbaş da katıldı.
"Kaymakla dibi bulmak arasında uzun mesafe yoktur. Siz dibi buldunuz ama yine de kulağınızda olsun istedim.
Size birileri 3000 yıl sonra Truva Atı görevi verdi. Bu hile 3000 yıl önce zekiceydi ama bugün Truva Atı'nın içinde yalnızca siz varsınız ve bu çok zavallı bir hile.
Kaldı ki siz bu zeki hileye bile itibar etmeden akıl almaz bir kaba şiddetle 'evinize' girmeye çalıştınız! Ne büyük utanç!
13 yıl boyunca arkanızda 100 yıllık bir büyük yapı varken yapamadığınız ne var da şimdi yanınızda üç muhteristen başka kimse yokken yapacaksınız?
Benim ve çocuklarımın geleceğini siz nasıl hırslarınız için, bir başka kötülük örgütlenmesine peşkeş çekmeye cüret edebiliyorsunuz?
Toplum ve partinizin tabanı sizi istemedi. Hepsi bu. Bunda anlaşılmayacak ne var?
İçinde büyüdüğünüz o olağanüstü kültürün dünyaya öğrettiği en yüce erdem utanma duygusu iken siz nasıl böyle düşkün birisi oldunuz?
Bir başka basit soru, ölümü hiç düşünüyor musunuz?
Siz, yaşınız gereği '68 kuşağı'ndan sayılırsınız. Zerre kadar fikretseydiniz, bugün yaptığınızın Deniz-Yusuf-Hüseyin'i bir daha asmak olduğunu görürdünüz. Bu nasıl bir kör bilinç!
Bir başka tuhaflık da siyasi hayatınız boyunca sizi aşağılayan herkes şimdi alkışlıyor. Nasıl olur da bunu size verilmiş bir değer sanırsınız?
İnebileceğiniz çukurları düşündükçe bu kayıtsızlık ürküntü veriyor.
Sizinle hiçbir sorunum, ilişkim yok, olamaz.
Sorun, ülkenin temel demokrasi-özgürlük-adalet ve insan hakları sütunlarına baltayla saldıranlarla sizin de saldırmaya başlamanızdır.
Siz 'koçbaşı' olmaya talip oldunuz ama bu çok acıklı bir seçim.
Hem gücünüz yok, hem yıkacağınız sur çok sağlam, hem de o surun içinde oturarak bu yapılamaz.
Koçbaşıyla dışarıdan içeriye saldırılır değil mi?
Sizin durumunuz için siyasi ölü kavramı kullanılır bilirsiniz.
Ölümünüz hayırlı olsun!"
(BirGün)
Türcülük ile cinsiyetçilik arasındaki bağlar görgül çalışmalar tarafından desteklenmektedir. Sonuçlara göre şiddet mağduru kadınlar şiddet görmeyen gruba kıyasla partnerlerinin evcil hayvanlara zarar verdiğini ya da öldürdüğünü bildirme olasılıkları 11 kat daha yüksek bulunmuştur
Antropolojik çalışmalar ekonomisi hayvan sömürüsüne dayanan (hayvancılık, balıkçılık, avcılık) kültürlerde, kadınların statülerinin geri planda kaldığı, baba soyluluk, erkek egemenlik, erkek tanrılara inanma ve çocuğun bakımında erkeğin düşük düzeyde rol aldığı tespit edilmiştir.
‘Hayvanlar özbilinci, hafızası, arzuları, hisleri ve duyguları olan bireylerdir!’
‘Bilinç ve acı deneyimi olan bir canlının sömürülmesi ahlaklı bir eylem midir?’
‘Bireyin fiziksel varlığını sürdürme güvencesi olan yaşam hakkından yalnızca insan türünün faydalanması doğru mudur?'