“Komünistliğin Ne Lüzumu Var?”
Genel Sekreterimiz Kemal Okuyan’ın gazeteci Barış Terkoğlu’nun sorularını yanıtladığı söyleşi yakında okurları ile buluşuyor.
@krmzkedikitap@baristerkoglu@OkuyanKemal
Okurlarımıza sözümüz var: soL Haber susmayacak!
İktidarın talebiyle üçüncü kez soL Haber’in X hesabına erişim engellendi.
“Halka yalan söylemek suçtur!” demiştik yola çıkarken, bir adım bile geri atmayacağımızı yeniden ilan ediyoruz.👇
https://t.co/uiWMqV5cfT
CHP’ye yargı müdahalesi kabul edilemez
İktidar CHP yönetimini değiştirdi!
Kimse “ama yargı kararı” demesin. İktidarın, seçme ve seçilme hakkını kısıtlama doğrultusundaki adımlarına, partilerin içişlerine doğrudan müdahale de eklenmiş oldu.
CHP’nin son üç yılda gerçekleşen kongre ve seçilen yönetimlerini “geçersiz” olarak ilan eden ve partiye Genel Başkan atayan siyasi iktidarın bunu hangi hesaplarla yaptığını biliyoruz. Bu kararın aylar önce alındığını, uygun bir anın kollandığını ve ayrıntılar üzerinde çalışıldığını da. İktidarın bu hamlesini değerlendirirken, CHP’nin iç meseleleri, yerel yönetimlerde yaşananlar, CHP’nin içine doldurulduktan sonra ama tehditle ama isteyerek iktidara sığınanlar hiçbir biçimde gündem edilmemelidir. Bunlar ayrı konulardır, ayrıca tartışılmalıdır. Şu an ise vurgulanması gereken bellidir: CHP’ye dönük “yargı” müdahalesi hiçbir biçimde kabul edilemez.
Siyasi partilerin iktidar tarafından dizayn edilmesi ne “yolsuzluklarla mücadele” gerekçesiyle meşrulaştırılabilir ne de partilerin iç işleyişlerinin bu konuda tanımlanmış kurumlar dışında mahkemeler marifetiyle denetlenmesi kabul edilebilir.
Her tarafı arızalı siyasi partiler ve seçim kanununun toptan tasfiyesi anlamına gelen bu hukuksuzluğu Türkiye Komünist Partisi hiçbir biçimde tanımamaktadır.
CHP yönetimi ile bu kararla parti yönetimine getirilenlerin bir uzlaşmayla süreci yönetip yönetmeyecekleri CHP’yi ilgilendirir. TKP açısından ise kritik olan, onca iç sorun ve hiziple boğuşan iktidar partisinin başka partileri yönetmeye kalkmasıdır. Bu kabul edilemez.
Hakları için ayağa kalkan, köleliği ve sömürüyü kabul etmeyen emekçiler, çağrımız size:
🔴1 Mayıs'ta sosyalizm ve cumhuriyet için yan yana gelelim.
https://t.co/MUq32itQZL
ÇAĞRIMIZDIR!
Tüm Ankara halkını maden işçilerinin Kurtuluş Parkı'nda duyurdukları sesi yükseltmek adına yarın saat 18.00'de Yıldızlar SSS Holding önüne çağırıyoruz.
📍 İşçi Blokları, Mevlana Blv. 174/A Çankaya
#HakkımıVerDorukMadencilik
Cumhuriyetçiler Kurultayı, Ankara’da düzenlenen bir basın toplantısıyla “Kurtuluş Programını” ilan etti. 15 Ocak Perşembe günü Mülkiyeliler Birliği’nde düzenlenen toplantıda, Kurultay’ın Danışma Kurulunun çalışmaları sonunda oluşturulan ve altı başlıkta toplanan Kurtuluş Programı’na yönelik bilgi verildi.
Cumhuriyetçiler Kurultayı Danışma Kurulu adına Erhan Nalçacı, Oğuz Oyan, Hülya Küçükaras ve Başak Yılankırkan'ın gerçekleştirdiği basın toplantısına diğer Danışma Kurulu üyeleri ve Cumhuriyetçiler Kurultayı bileşeni olan Genel Sağlık-İş Sendikası yürütme kurulundan bir heyet, Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi'nden gelen temsilciler, akademisyenler ve basın mensupları katıldı.
Basın toplantısında, Cumhuriyetçiler Kurultayı Koordinasyon Kurulu adına Cumhuriyetçiler Kurultayı'nın oluşması ve Kurtuluş Programı'nın hazırlanma sürecini anlatan bir sunum paylaşıldı. Sunumda, "Geçen yıl 24-25 Mayıs tarihlerinde, içinde bulunduğumuz toplumsal ve siyasal koşullara yönelik benzer endişeleri taşıyan, ilerici, aydın ve farklı geleneklerden gelen cumhuriyetçiler Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nin çağrısıyla ortak bir dil ve yol haritası oluşturmak üzere Cumhuriyetçiler Kurultayı’nda bir araya gelmişti. Kolektif bir amaçla yola çıkan ve farklı yaklaşımların dile getirildiği Kurultay sonrasında tarihsel bir sorumluluk bilinciyle Cumhuriyetçilerin birliği sürecine devam edilme kararı alınmıştı. Oluşturulan Cumhuriyetçiler Kurultayı Koordinasyon ve Danışma Kurulları çalışmalarını aralıksız sürdürdü ve Cumhuriyetçilerin birliği konusunda zor olan başlıklarda altı çalışma grubu, 23 Kasım 2025 Kurtuluş Programı Çalıştayı’nda programa şu anki halini verdi" denildi
"Kurtuluş Programı emekçi halkın eseri olacak"
Basın açıklamasında Danışma Kurulu üyesi Erhan Nalçacı, Kurtuluş Programı'nın altı ana başlığından bahsetti ve bundan sonra atılacak adımları anlattı. Nalçacı, Kurtuluş Programı'nın elit bir grubun kendi arasında yürüttüğü bir çalışma olmadığını, bu programın emekçi halkın cumhuriyetini hedefleyen cumhuriyetçi, Kemalist, sosyalist ve komünist birçok ilerici-aydınla birlikte halkın eseri olacağını söyledi.
Danışma Kurulu’nun Cumhuriyetçiler Kurultayı-2026 için de çalışmalarına başladığını belirten Nalçacı, Kurtuluş Programı'nın eksiklerini tamamlamak üzere bir emekçi cumhuriyetinde sağlık, eğitim, bilim ve üniversite, sanayi, tarım ve planlama, medya, gençlik ve kadın gibi birçok başlıkta çalışma gruplarının sorumluluk alacağını, en geniş katılımla alt başlıklardaki programların hazırlanacağını ve birçok noktada halktan geri bildirim alınabilecek şekilde halk toplantıları düzenleneceğini söyledi. Cumhuriyetçiler Kurultayı 2026 buluşmasının Haziran ayında düzenlenmesi öngörülüyor.
Basın toplantısı, Danışma Kurulu üyesi Prof. Dr. Aziz Konukman, Genel Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Derya Uğur, akademisyen-yazar Dr. Serdar Şahinkaya, Eğit-Der eski Genel Başkanı Mustafa Demir ve eski Anayasa Mahkemesi Raportörü Ali Rıza Aydın'ın Program'a ve sürece ilişkin katkılarıyla son buldu.
https://t.co/7JBZuUcqqQ
17 yaşındaki MESEM öğrencisi Yağız Yıldız, dün iş yerinde geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybetti.
Daha dün, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, utanmadan aldıkları tedbirler sayesinde mesleki ve teknik eğitimde ciddi bir gelişim olduğunu söylüyor, MESEM'leri övüyordu.
Bu tedbirler, binlerce liseli arkadaşımızın canları pahasına fabrikalarda, atölyelerde çalışmak zorunda bırakılması mıdır? Bu tedbirler, eğitimin, şirketlerin kârına uygun olarak düzenlenmesi için 12 yıllık eğitimin süresinin kısaltılmasını gündeme getirilmesi midir?
Yaşayabilmek için çalışmak zorunda bırakılan bu uğurda iş yerlerinde hayatını kaybeden tüm arkadaşlarımızın hesabını soracağız!
Çok doğru!! Fanatizm, gerilimi tırmandırmak ve toplumun algısını hep o gerginlikte tutmak için kullanılan bir unsurdur. Arabesk, fuhuş, uyuşturucu, bahis, sosyal ve görsel medya gibi unsurlar da bunun için kullanılır. Hatta inanç ve kimlik farklılıkları bile…
Yeni Bir Memleket Kavgasına Hoş Geldin!
Okullarımız ve kampüslerimizin gericilik ve piyasacılık tarafından ele geçirilmemesi için; eşit, özgür ve tam bağımsız bir cumhuriyeti kurmak için seni de aramıza bekliyoruz.
#yks25
Savcı, Timur Soykan’ı tutuklamaya sevk etti.
Oysa: Zaten adli kontrolü var,Haftanın üç günü imza veriyor,Yurt dışı çıkış yasağı var,Delil diye gösterilen iki tweet ortada, silme/saklama imkânı yok.
Kaçma şüphesi yok, delil karartma yok.
O halde tutuklama ne?
Kene ısırması kaynaklı ölümler devam ediyor.
Sadece İstanbul’daki kene ısırmalarında, yılın ilk yarısındaki vaka sayısının 7 bine ulaştığı bildirildi.
Bu durumun en önemli sebeplerinden biri ülkemizdeki orman yıkımı ve yaban hayat tahribidir.
Bakanlığa çağrımızdır. Keklik, bıldırcın ve sülün başta olmak üzere kene avcısı kuş türü avcılığı yıl boyunca ve kesin olarak yasaklanmalıdır.
Türkiye’nin ihtiyacı Cumhuriyet’i ayağa kaldırma iddiasında bir cephenin yaratılmasıdır.
“Cumhuriyetçilerin Birliği için İleri” diyerek buluşan cumhuriyetçiler artık daha güçlü!
Yaşasın devrim, yaşasın cumhuriyet! #CumhuriyetçilerKurultayı
İlkokul öğretmeni Aytaç Demir’in dini yönlendirmeleri, giyim müdahaleleri ve müfredata aykırı anlatılarına karşı bugün, Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi ile birlikte Bakırköy Adliyesi’nde suç duyurumuzu yaptık.
Çocukların üstün yararı ve laik eğitim i��in susmuyoruz.
CUMHURİYETSİZ BARIŞ OLMAZ
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi, PKK’nın kendisini feshettiğini ve silahlı mücadele döneminin kesin olarak kapandığını açıklamasını, onlarca yıldır akan kanın durması açısından olumlu görmektedir. Halkımızın derin bir acı çektiği, toplumumuzu oluşturan kesimlerin birbirlerinden uzaklaştığı, ülkemizin emperyalist müdahalelere açık hale geldiği bu uzun zaman diliminin bir daha açılmamacasına kapanması, insanım diyen herkesin dileğidir.
Öte yandan adım adım yaklaştığımız bir süreç 12 Mayıs itibariyle ilan edilmiş bulunmaktadır ve bu sürecin bizi gerçek bir barış ortamına götürme olasılığı bulunmamaktadır.
Türkiye’de yıllardır iktidarda olan Cumhuriyete düşman bir parti ve ortakları, kaçınılmaz biçimde bir yönetme krizine düşmüşlerdir. Çünkü Cumhuriyetin yok edilmesini topluma kabul ettirmek beyhude bir çabadır. Şimdi ise, iktidar yönetme aczini gidermek için Kürt milliyetçiliğinden enerji almayı planlamıştır ve bu çağrı muhatabı tarafından kabul görmüştür.
Barış veya Kürt sorununun çözümünü, 1923’ün, yani hem Cumhuriyet’in hem Lozan’ın öncesinde aramak yeni oluşan blokun ortak paydasıdır. 1923 öncesinde ne laiklik, ne bağımsızlık vardı. Söz konusu zemini, Kurtuluş Savaşı’nı ve onun ürünü olarak tarih sahnesine çıkan Türkiye Cumhuriyeti’ni asla içine sindirememiş olan emperyalist merkezler de paylaşmaktadır. Türkiye ağır bir kuşatma ve saldırı altındadır.
AKP gerici operasyonlarını bir dönem demokratikleşme demagojisi üstünden hayata geçirmişti. Benzer bir senaryo şimdi yeniden sahnelenmek isteniyor. 1923’ün öncesine dönüldüğünde demokrasiye kavuşulacağı iddiası tarihin tepetaklak edilmesidir. Laik yurttaşlığın olmadığı yerde özgürlük de yoktur.
Gerici cephe Cumhuriyet’in yerine Osmanlı’yı ihya etme derdindedir. Türkiye’nin içeride İslam kardeşliği ve dışarıda fetihçilikle bir arada tutulabileceği ve büyüyeceği iddiası parlatılmaktadır. Oysa Türkiye’nin, Kürt sorunu dâhil, dertlerinin çözümü bunlarda olamaz. Tersine dinselleşme ve yayılmacılık Türkiye’nin iç dokusunu daha da seyreltecek, toplumu tam bir dağılmaya götürecektir.
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi, hangi ana dili konuşursa konuşsun, hangi etnik kökenden gelirse tüm yurttaşların laik, bağımsız bir emekçi Cumhuriyetinde buluşması için mücadele vermektedir. Cumhuriyetin kazanımlarını itibarsızlaştırmaya ve yok etmeye dönük her tür girişimin karşısında duracağımızı bir kez daha ilan ediyor ve Cumhuriyetçileri kol kola girmeye çağırıyoruz.
Av. Arzu Sena Topuz: Sezaryen hem anne hem bebek için hayati bir tıbbi müdahaledir. Bu karar siyasilerin değil, kadınların hakkıdır.
@TopuzArzu https://t.co/7FrMVDNqmf #ankahaberajansı
TKP Merkez Komite’nin dün DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin davetiyle gerçekleşen 1 Mayıs toplantıs��nda ev sahibi sendika ve kitle örgütlerine yönelttiği soruları paylaşıyoruz:
Değerli dostlar,
Geçtiğimiz yıl 1 Mayıs’ta Saraçhane’de yaşananların ardından bir daha bu türden bir organizasyonun parçası olmama kararımızı kamuoyu ile paylaşmıştık. Bu kararımız sadece 2024’te İstanbul’da ortaya çıkan tablodan kaynaklanmıyor. Hemen her yıl, bir bölümünden başka katılımcıların da şikayetçi olduğu tercih ve davranışlar, bizim konfederasyonların merkezinde durduğu 1 Mayısların parçası olma isteğimizi ciddi ölçülerde azaltmış durumda.
1 Mayısların düzenlenmesindeki zorlukları biliyoruz. İktidarların yasakçı tutumu ve katılımcıların çeşitliliği, düzenleme komitesinin işini gerçekten güç hâle getiriyor. TKP bu zorlukları hesaba katmayacak bir parti değildir. Ancak yaşanan bazı sorunların bu zorluklarla ilgisi olmadığını, rahatlıkla aşılabileceğini düşünüyoruz.
Partimiz ayrı bir kutlama için hazırlıklara aylar öncesinde başladı. Ancak iktidarın emekçi sınıflara dönük saldırısı yeni bir evreye ulaşmışken ve insanlığın en temel kazanımlarından biri olan seçme ve seçilme hakkının fiilen ortadan kaldırılması anlamına gelen adımlar atılırken, 1 Mayıs’ın işçi sınıfının birliğini ve mücadele azmini temsil eden bir çizgide ve kitlesel bir biçimde örgütlenmesinin öneminin de farkındayız.
Bu nedenle İstanbul başta olmak üzere, 1 Mayıs tertip komitelerinin aşağıdaki konularda bir netlik sağlayıp sağlayamayacağını açık bir biçimde sorma ihtiyacı duyuyoruz:
1. Hangi sıfatla olursa olsun bir siyasi parti temsilcisinin konuşmacı olmaması, belediye başkanları ya da milletvekillerinin sahneye çıkarılmaması, konuşma içeriklerinde bir siyasi partiye yer verilmemesi.
2. Konuşmalarda demokrasi, adalet ve özgürlük taleplerinin, emek-sermaye çelişkisinin doğrudan ifadesi olan konulardaki talepleri gölgede bırakmaması ve patronlara, patron örgütlerine, çokuluslu tekellere ve emperyalizme karşı açık, net bir tavır alınması.
3. Miting programının katılımcı bütün örgütler alana girdikten sonra başlatılması ve tertip heyetinin mitinge gelen tüm yurttaşlarımızın dağılmasının sorumluluğunu sonuna kadar üstlenmesi. Miting sırasında tertip heyeti adına görevli ve yetkili olan kişilerin belirlenerek katılımcı örgütlere iletilmesi.
Bu konularda bir yaklaşım ortaklığımız olması durumunda, TKP ortak bir 1 Mayıs için üzerine düşeni yapacak ve tüm Türkiye’de kitlesel katılımı zorlayacaktır. Dostluk duygularıyla…
TKP Merkez Komite
🔴Saraçhane davası gerilimli başladı
Av. Topuz: Avukatlar savunmalar alınmadan derhal beraat kararı verilmesi talebinde bulundu. Ancak hakim ara karar tesis etmeyip duruşmaya başlamak istedi. Tepkiler sonucu duruşmaya ara verildi
📹: @kinkolbasii
https://t.co/DVzlj0jvFx