Marmara Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finansı Enstitüsü Arapça lisansüstü programı öğrencileri, enstitümüz öğretim üyeleri-öğrencileri arasındaki akademik ve bilimsel etkileşimi pekiştiren "Bir Hoca Bir Hikaye" söyleşi dizisi kapsamında Enstitümüz akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi İpek Madi Erkekoğlu ile bir araya gelmiştir.
Söyleşide Dr. Öğr. Üyesi İpek Madi Erkekoğlu; uzmanlık alanını, akademik ve bilimsel kariyerindeki önemli merhaleleri aktarmış ve İslam ekonomisi ile finansı alanındaki temel araştırma konularını ele almıştır. Program kapsamında ayrıca, öğrencilerin tez ve araştırma projeleri ile akademik gelişimlerine dair yönelttikleri sorular da yanıtlanmıştır.
Fon meselesinin kendi tabanımız ve özellikle yıllardır bize destek veren camiamız tarafından yakından takip edildiğini gayet iyi biliyoruz.
İnancımızın bir gereği olarak “emri bil maruf, nehyi anil münker” çizgisini hatırlatan her türlü teklif ve tenkidi elbette önemsiyoruz.
AK Parti sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeğiyle de nevi şahsına münhasır bir harekettir.
Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var; yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var.
Bizi bugünlere getiren, önce yüce Allah’ın yardımı, sonra aziz milletimizin desteği, bunlarla birlikte irşat ve ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostlarımızın varlığıdır.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da makul ve yapıcı zeminde kırmayı, dökmeyi değil; inşa etmeyi, yol göstermeyi amaçlayan eleştirilere kulak vermeye inşallah devam edeceğiz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:
(Fon soruşturması) Konunun kendi tabanımız özellikle yıllardır bize yıllardır destek veren camiamız tarafından yakından takip edildiğini gayet iyi biliyoruz.
İnancımız��n bir gereği olarak emri bil maruf nehyi anil münker çizgisini hatırlatan, her türlü teklif ve tenkidi elbette önemsiyoruz.
AK Parti sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeğiyle de nevi şahsına münhasır bir harekettir.
Ne mutlu bize ki; soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki; yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var.
Bizi bugünlere getiren önce Yüce Allah’ın yardımı, sonra aziz milletimizin desteği, daha sonra irşat ve ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostlarımızın varlığıdır.
Bunun için Rabbime her zaman hamdettim, bugün de hamdediyorum.
Kalbinde hastalık olanlar bağırmaya başlamışlar
Hocamdan Allah razı olsun
Hasta olanlara Rabbim şifalar versin
Şifaları mukadder değil ise şerlerinden ümmeti Muhammed’i muhafaza eylesin
Eskiden bir kadının evinde yemek yapmaması AYIP kabul edilir,kadınlar en az kendi elbiseleri kadar eşlerinin kıyafetlerinin temizliğine ihtimam gösterirdi.Şimdi ise ev işlerini yapmayı AYIP gören başörtülü bir taife zuhur etti.Aileyi korumanın ilk şartı bu zihniyeti ıslahtır.
@haberebibak Dünya için ölmeyin
Allah için yaşayıp Allah için ölün…
Sizi en sevenler, sizinle en fazla kabrinize kadar gelecekler
Kariyerinizde çok para kazanmak başarı değildir
Kariyeriniz Allah’ın razı olduğu yerlerde olmakla hatadan kurtulur ve gerçek başarıya sizi ulaştırır…
Küfür ehli böyledir
Bunlara fırsat verdiğiniz an Türkiye’mizde de aynı gavurluğu çekinmeden yaparlar
Allah bu zihniyete fırsat vermesin…
Bizleri bu zihniyete karşı uyanık eylesin…
“Bizi aldatan bizden değildir.”
“Üzgünüz ama daha ötesi kırgınız.”
“Cumhurbaşkanımızın neşteri keskindir.”
“Neştere konu olmadan gereği yapılamaz mı?!”
@Akparti'yi AK Parti yapan yol yapması değildir. AK Parti'yi AK Parti yapan 86 yıldan beri açılmayan #Ayasofya’yı açma iradesidir.”
“Umutsuzluk imansızlıktır. Umutluyuz, aşacağız…”
📍Isparta
@POLATFethiAhmet@byisomail Cümlenin sonunu bağlamında kopararak kendinize bu nasihatı yapın
İslam bizim fikir beyan ederek üzerinde tepineceğimiz bir din değildir
İnşallah haddinizi ve hududunuzu bilerek paylaşım yaparsınız
Ahiretinizi bu kadar ucuza satmayın!
@ajansmuhbir1923 Ben daha çok kıskanılacak bir şey söyleyeyim
Yıl olmuş 2026
Feministlerin hüküm sürdüğü ülkemde imamlar hala erkek
Erkek egemen bir toplumda mı yaşıyoruz?
Acaba böyle bir savrulmaya ne zaman ulaşacaklar?
Manevi kayıpların ve manevi hırsızlıkların, maddi kayıp ve hırsızlıklardan daha fazla önemsendiği bir Türkiye hayal ediyorum…
O zaman her şey geçtikten sonra değilde, daha hiçbir kayıp başlamadan bitmiş olur…
İdam sehpasında, kendisine "Sana 5 dakika süre vereyim, düşün taşın, ben yanlış yaptım de seni affedeyim" diyen İtalyan adama;
"Ben zaten kurtuldum Allah'a gidiyorum. Sen yamacıma gel sana 5 dakika İslam'ı anlatayım belki sende kurtulursun" diyerek, 5 dakika italyan adama İslam'ı anlatan adam ÖMER MUHTAR
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın liderliğinde; üreticimizin emeğini, vatandaşımızın bütçesini ve piyasanın adil işleyişini korurken, fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağlayan ve ekonomik düzeni bozan suçlarla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
Bu çerçevede İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturmada, “tarladan markete fiyat yolculuğu” mercek altına alındı. Ticaret Bakanlığımızdan Hal Kayıt Sistemi, Tarım ve Orman Bakanlığımızdan Çiftçi Kayıt Sistemi verileri temin edildi; Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca kapsamlı rapor hazırlandı. Yaklaşık 1.029 çiftçinin beyanına başvurularak ürünlerin üreticiden hangi bedelle çıktığı ve tedarikçilere hangi şartlarda ulaştığı incelendi.
Yapılan incelemelerde, hallerin büyük tedarikçileri konumundaki bazı firmaların piyasadaki hâkimiyetlerini kullanarak ürün arzını olduğundan düşük, maliyetleri ise gerçeğinden yüksek gösterdikleri; sahte müstahsil makbuzları düzenleyerek gerçeğe aykırı maliyet oluşturdukları ve bu yöntemlerle yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatları yukarı yönlü manipüle ederek haksız kazanç sağladıkları yönünde tespitlere ulaşıldı.
Bu kapsamda; fiyatları etkileme, Vergi Usul Kanunu’na muhalefet, belgede sahtecilik ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları yönünden yürütülen soruşturmada, 41 büyük dağıtıcı firmanın 41 şüpheli yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi; 22 ilde toplam 109 iş yeri ve ikamette eş zamanlı arama başlatıldı.
Soruşturmayı büyük bir titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, operasyonları gerçekleştiren İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüze; soruşturmaya veri, analiz ve raporlarıyla katkı sunan Hazine ve Maliye Bakanlığımıza, Tarım ve Orman Bakanlığımıza ve Ticaret Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz.
Tarladan sofraya uzanan zincirin hiçbir aşamasının üreticimizin emeği ve vatandaşımızın bütçesi üzerinden haksız kazanç kapısına dönüştürülmesine müsaade edilmeyecektir!
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu 2026–2035 Aile ve Nüfus On Yılı vizyonu ve 2026/4 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi doğrultusunda; çocuklarımızı, aile kurumunu ve toplum düzenini korumaya yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.
İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılıklarımızın koordinasyonunda, Emniyet ve Jandarma teşkilatlarımızla birlikte başlatılan “Ailem Güvende” operasyonlarında, 5 il merkezli ve toplam 15 ili kapsayan çalışmalarda 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik adli işlemler gerçekleştirilmektedir.
Soruşturmalarda; fuhşa aracılık veya yer temin eden kişiler, bu faaliyetlere ortam sağladığı değerlendirilen işletmeler, müstehcen içerik üreten ve yayan şüpheliler ile çocukların bu içeriklere maruz bırakılmasına yönelik faaliyetler incelenmiştir.
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, teknik ve fiziki takip, tanık beyanları, dijital incelemeler ve görüntü kayıtları sonucunda eş zamanlı gözaltı, arama ve el koyma işlemleri yapılmış; uyuşturucu maddeler ile çok sayıda dijital materyale el konulmuş, çok sayıda sosyal medya hesabı ve internet sitesine erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmıştır.
Soruşturmaların mali boyutunda ise LGBT ve ahlaksızlığı teşvik eden derneklere ilişkin; MASAK incelemelerinde bazı derneklere yurt dışındaki kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek tutarlarda fon aktarıldığı tespit edilmiştir. Bu para hareketlerinin kaynağı ve soruşturmalara konu faaliyetlerle bağlantısı araştırılmaktadır.
Soruşturmaları titizlikle yürüten İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılıklarımıza, operasyonlarda görev alan Emniyet ve Jandarma teşkilatlarımızın kıymetli mensuplarına ve katkı sunan tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum.
Anayasamızın aile ve çocukların korunmasına ilişkin devlete yüklediği sorumluluk çerçevesinde, çocuklarımızı, gençlerimizi ve ailelerimizi hedef alan hiçbir suç yapılanmasına, istismar ağına ve yasa dışı faaliyete müsamaha göstermeyeceğiz!
Adana Şehir Hastanesi'nde Mahremiyet İddiası: Burak U. Çarpıcı Açıklamalarda Bulundu
Adana Şehir Hastanesi'nde mahremiyet konusunda gündeme gelen Burak U., yaşadıkları süreci anlatarak çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Burak U., eşinin Marsa Hastanesi'nde muayene olduktan sonra daha kapsamlı bir muayene için, altyapısı ve olanakları daha iyi olduğu düşüncesiyle Adana Şehir Hastanesi'ne yönlendirildiğini belirtti.
Özellikle kadın doktor tercih ettiklerini ifade eden Burak U., şu açıklamalarda bulundu:
“Raziye N. isimli doktordan özellikle kadın olduğu için randevu aldık. Eskiden erkek doktorlarla ilgili bir problemimiz yoktu. Ancak son zamanlarda çıkan bazı sapkınlık haberleri, Balcalı Hastanesi'nde tüp bebek tedavisi sırasında bir doktorun spermini yüzlerce kadın hastaya enjekte etmesi iddiası ve erkek asistanların haberlerde yer alan WhatsApp yazışmaları bizde ciddi bir güvensizlik oluşturdu.
Bu nedenle Adana Şehir Hastanesi'nde kadın hastalıkları bölümünde Raziye Hanım'a randevu aldık. Ancak hastaneye gittiğimizde, her zaman olduğu gibi doktorların odalarında olmadığını gördük. Kadın doktordan randevu almamıza rağmen içeride erkek asistanlar vardı.
Bunun üzerine Hasta Hakları birimine çıktık. Hassasiyetimizi tekrar dile getirerek yasal hakkımızı kullanmak istediğimizi söyledik. Bize Raziye Hanım'ın işi olduğu, muayeneyi asistanı Sibel Hanım'ın yapacağı söylendi. Kadın olduğu için ve sonuçların her şekilde Raziye Hanım'a gideceği belirtilince, kadın doktor olması ve mahremiyet şartıyla bunu kabul ettik.
Daha sonra aşağı indik. Randevu saatinde eşim içeri çağrıldı. Ancak içeri girdiğinde kim olduğunu bilmediğimiz erkeklerin de içeride olduğunu gördü.
Jinekolojik muayenenin doğası gereği mahremiyet hakkı olduğunu düşünüyoruz. Doktorlar bunu ne kadar inkâr etse de kanunen hastanın mahremiyet hakkı var.
Eşim bu durumdan rahatsız olduğunu ve kadın doktor tarafından muayene edilmek istedi��ini söyledi. İçeride bulunan erkek doktorlar ise laubali bir şekilde, 'Sadece tedavi amacıyla buradayız' şeklinde konuştu.
Bunun üzerine ben de devreye girerek eşimin mahremiyet hakkını kullandığını, erkeklerin dışarı çıkmasını istediğimi söyledim.
Bizim iddiamız şu: Doktorlar hastanede kendi kurallarını oluşturarak kanunun dışında hareket ediyor. Biz de yaşananları ispat ettik.
Muayenenin ardından hakkımızda Beyaz Kod verildi ve tehdit ve hakaret suçlamalarıyla karakola götürüldük. Ancak kamera kayıtları çok uzun süre incelendi. Savcı bizi doğrudan serbest bıraktı.
Biz de bunun üzerine karşı dava açtık.
Sonrasında, kanunen hakkımız olduğunu düşündüğümüz şekilde Raziye Hanım'ın gelmesi gerekti ve kadın asistanla birlikte muayene gerçekleştirildi. Ancak yine Beyaz Kod verilerek tehdit ve hakaret iddiasında bulunuldu.
Fakat hastanenin kamera kayıtları olayın en başından sonuna kadar vardı. Görüntüler incelendiğinde bizim hakkımızdaki iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.”
Burak U., yaşadıkları olayın yalnızca kendileri açısından değil, hastaların mahremiyet ve hasta hakları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, hastanelerde hastaların taleplerinin ve hassasiyetlerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.