Bugün kamuda taşeron işçi olarak çalışan bir dostumla sohbet ettim.
Bir ara maaşlardan söz açıldı. Söylediği rakam beni gerçekten düşündürdü:
🏛️ Bir kamu kurumunda benzer işi yapan işçi 75-80 bin TL civarında ��cret alırken, başka bir kamu kurumunda aynı nitelikteki işi yapan taşeron işçi 40 bin TL seviyesinde kalabiliyor.
Aynı devlet…
Benzer iş…
Benzer emek…
Ama neredeyse iki kat ücret farkı.
Sonra bir şey daha söyledi:
💳 “Hocam, maaşımız bankaya yatıyor. Banka bizim paramızı kullanıyor ama bazı taşeron işçiler promosyon bile alamıyor.”
İşte mesele tam burada sadece ücret meselesi olmaktan çıkıyor; emeğe nasıl baktığımızın meselesine dönüşüyor.
Bir işçinin bordrosunun başında “taşeron” yazması, onun ev kirasını azaltmıyor.
Çocuğunun masrafını düşürmüyor.
Markette farklı fiyat ödemesini sağlamıyor.
⚠️ Aynı devlet çatısı altında benzer işi yapan insanlar arasında bu kadar büyük ücret ve sosyal hak farkını ne adaletle ne liyakatle ne de çalışma barışıyla açıklayabilirsiniz.
🔑 Anahtar Çözüm (@anahtarparti )
⚖️ Kamuda benzer işe benzer ücret esası kurulacaktır.
📊 Aynı nitelikteki işler için kurumdan kuruma uçurum oluşturmayan ortak taban ücret standardı getirilecektir.
💳 Banka promosyonu, kadrolu-taşeron ayrımı yapılmaksızın maaşı üzerinden bankaya ekonomik değer sağlayan çalışanın hakkı olarak sözleşmelere konacaktır.
📑 Ücret, sosyal hak ve promosyon güvencesi kamu ihalelerinde açık ve bağlayıcı biçimde şartnameye yazılacaktır.
🏛️ Kamu, hizmet satın alırken işçinin emeğini en düşük teklifin konusu hâline getirmeyecektir.
Bir plan dahilinde kamudaki taşeronları kadroya geçirerek iş barışı ve adaleti toptan sağlanacaktır.
Kamunun işçisi taşeron olabilir; emeği taşeron değildir.
Devletin çatısı birse, emeğin hakkındaki adalet de bir olmalıdır.
“EMEKLİYE ACIMAYANA ACIMAYACAĞIZ!”
Özgür Özel:
“En düşük emekli maaşı 28 bin lira olsun, her emekliye 8 bin lira seyyanen zam verelim” dedik.
Bir gün yoksulluk görmemiş olanlar, kollarında 20 milyonluk saatlerle 20 bin liraya el kaldırdılar.
Ant olsun ki;
Emekliye acımayana acımayacağız!