Of of of bakın ne buldum!
Meğerse Doğu Perinçek tam 4 ay önceden bugünleri, hatta geleceği söylemiş:
“— Bakın göreceksiniz 1-2 yıl içinde AKP, MHP, Kılıçdaroğlu CHP’si ve Vatan Partisi yeni bir ittifak kuracak.
— Göreceksiniz bu olacak. Çünkü Türkiye’nin buna ihtiyacı var!..”
‘Türkiye’nin ihtiyacı var’ dediği de ‘kendilerinin’ ihtiyacı var. Çünkü ‘koltukları’ gidiyor!
Bunu hala “Kayyum Kemal AKP’ye çalışmıyor” diyenlere elden ele izletelim.
Şanlıurfa Akçakale Aşağıderen Mahallesi’nde çiftçiler bir yılı aşkın süredir çözülmeyen drenaj sorunu nedeniyle mağdur ediliyor. Tıkalı drenaj hattı yüzünden tarım arazileri su altında kalıyor, toprak verimsizleşiyor ve ürün kayıpları yaşanıyor.
Defalarca yapılan başvurulara rağmen DSİ 15. Bölge Müdürlüğü tarafından kalıcı bir çözüm üretilmemesi kabul edilemez.
Sayın Cumhurbaşkanı’nı, Tarım ve Orman Bakanı’nı ve DSİ Genel Müdürlüğü’nü göreve davet ediyorum.
Çiftçinin toprağı göz göre göre zarar görüyor. Üreticinin sesi duyulmalı, drenaj hattı derhal temizlenmeli ve çiftçinin mağduriyeti giderilmelidir.
@RTErdogan@TCTarim@dsi_15_blgmd
Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Gazetecilik suç değildir. Halkın haber alma hakkı için çalışan gazetecilerin cezaevine konulması, sadece bir kişiye değil, toplumun bilgi edinme hakkına da müdahaledir.
Basın susturulursa toplum karanlıkta kalır. Özgür basın, özgür toplumun vazgeçilmez şartıdır.
Akçakale’de Bir Mahallenin 1 Yıllık Su Çilesi: Milletvekili Tanal’dan DSİ’ye Çağrı
Cumhuriyet Halk Partisi Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Akçakale Aşağıderen Mahallesinde drenaj hattında yaşanan sorun nedeniyle Şanlıurfa Devlet Su İşleri (DSİ) 15. Bölge Müdürlüğüne çağrıda bulundu.
Şanlıurfa Akçakale Aşağıderen Mahallesi’nde çiftçiler bir yılı aşkın süredir çözülmeyen drenaj sorunu nedeniyle mağdur ediliyor. Tıkalı drenaj hattı yüzünden tarım arazileri su altında kalıyor, toprak verimsizleşiyor ve ürün kayıpları yaşanıyor.
Defalarca yapılan başvurulara rağmen DSİ 15. Bölge Müdürlüğü tarafından kalıcı bir çözüm üretilmemesi kabul edilemez.
Sayın Cumhurbaşkanı’nı, Tarım ve Orman Bakanı’nı ve DSİ Genel Müdürlüğü’nü göreve davet ediyorum.
Çiftçinin toprağı göz göre göre zarar görüyor. Üreticinin sesi duyulmalı, drenaj hattı derhal temizlenmeli ve çiftçinin mağduriyeti giderilmelidir.
@RTErdogan@TCTarim@dsi_15_blgmd
Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesine bağlı Elgün Mahallesi’nden bana gelen mesaja göre;
Yaklaşık 3 bin nüfuslu mahallede vatandaşlar 30 gündür elektriksiz bırakıldıklarını, su sıkıntısı yaşadıklarını, kanalizasyonun çöktüğünü ve yolların kullanılamaz halde olduğunu ifade ediyor. Hastalar, yaşlılar ve cihaza bağlı yaşamını sürdüren yurttaşlar bu ihmalkârlığın bedelini en ağır şekilde ödüyor.
Elektriğin, suyun, yolun ve kanalizasyon hizmetinin olmadığı bir yerde sosyal devletten söz edilemez.
Şanlıurfa Valiliği’ni, Viranşehir Kaymakamlığı’nı, Büyükşehir Belediyesi’ni ve ilgili tüm kurumları göreve davet ediyorum.
Elgün Mahallesi’nin sesi duyulmalı, mağduriyet derhal giderilmeli ve vatandaşlarımızın temel yaşam hakkı güvence altına alınarak mağduriyeti giderilmelidir.
Nevşehir Mustafapaşa'da konuşan Özgür Özel, sandıkta birlik çağrısı yaptı:
"Sosyal demokratlar ayrı, muhafazakar demokratlar ayrı, milliyetçi demokratlar ayrı giderse yarın bu sandığı kaldıran Adalet ve Kalkınma Partisi geri gelir sonra birinci hedefi bu belediyeyi kapatmak olur"
Adana Karataş Tabaklar Mahallesi’nde yaklaşık 200 mevsimlik tarım işçisi aile, çöp yığınları ve ağır koku arasında yaşam mücadelesi veriyor. Çocuklar hastalanıyor, aileler sağlıksız koşullarda yaşamaya mahkûm ediliyor.
Cumhurbaşkanlığı’nın 2024/5 sayılı Mevsimlik Tarım İşçileri Genelgesi; valilere, kaymakamlara ve ilgili kurumlara barınma, çevre temizliği, sağlık, eğitim ve temel yaşam koşullarının sağlanması görevini açıkça vermektedir.
Bu nedenle İçişleri Bakanlığı’nı, Adana Valiliği’ni, Karataş Kaymakamlığı’nı ve ilgili belediyeleri göreve davet ediyorum.
Mevsimlik tarım işçileri bu ülkenin görünmeyen emekçileridir. Üreten insanı çöp yığınlarının arasında yaşamaya mahkûm etmek ne vicdana, ne hukuka ne de sosyal devlet anlayışına sığar.
BASINA VE KAMUOYUNA
Son günlerde basına yansıyan ve iş insanı Rahmi Koç tarafından bir davette sarf edilen ifadeler, kamuoyunda geniş yankı uyandırmış ve haklı bir tartışma zemini oluşturmuştur.
Şanlıurfa Barosu olarak, kamusal alanda dile getirilen her sözün yalnızca bireysel bir değerlendirme olarak kalmadığını, toplumsal hafızada ve sosyal ilişkilerde karşılık bulduğunu; bu nedenle özellikle kamusal görünürlüğü yüksek kişilerin söylemlerinin daha ağır bir sorumluluk taşıdığını vurguluyoruz.
İnsan hakları hukukunun temel dayanaklarından biri olan eşitlik ilkesi, her bireyin dil, kimlik, inanç ve cinsiyet farkı gözetilmeksizin aynı onur ve değerle kabul edilmesini gerektirir. Bu çerçevede, herhangi bir toplumsal grubu hedef alan, küçümseyen ya da ayrıştırıcı etki doğuran söylemler, yalnızca bireysel bir ifade olarak değerlendirilemez; toplumsal eşitlik duygusunu zedeleyen ve demokratik toplum düzenine zarar verme potansiyeli taşıyan bir sonuç doğurur.
Özellikle kadınlar, tarihsel ve yapısal eşitsizliklerin hâlen etkisini sürdürdüğü bir toplumsal zeminde, kamusal söylemlerden daha doğrudan etkilenmektedir. Bu nedenle kadınlara yönelik her türlü yaklaşımın, yalnızca bireysel bir yorum değil, aynı zamanda insan hakları ve eşit yurttaşlık perspektifiyle değerlendirilmesi gerekir. Kadınların kamusal alandaki varlığını güçlendiren, saygınlıklarını koruyan ve eşitliği esas alan dilin yerleşmesi, demokratik toplumun en temel sorumluluklarındandır.
Şanlıurfa Barosu olarak, insan onurunu merkeze alan, eşitlik ilkesini esas kabul eden ve hiçbir toplumsal kesimi dışlamayan bir kamusal dilin korunmasını savunuyoruz. Bu bağlamda, kamuoyuna yansıyan söz konusu ifadeleri doğru bulmadığımızı ve bu tür söylemlerin toplumsal eşitlik kültürüne zarar verdiğini ifade ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesine bağlı Elgün Mahallesi’nden bana gelen mesaja göre;
Yaklaşık 3 bin nüfuslu mahallede vatandaşlar 30 gündür elektriksiz bırakıldıklarını, su sıkıntısı yaşadıklarını, kanalizasyonun çöktüğünü ve yolların kullanılamaz halde olduğunu ifade ediyor. Hastalar, yaşlılar ve cihaza bağlı yaşamını sürdüren yurttaşlar bu ihmalkârlığın bedelini en ağır şekilde ödüyor.
Elektriğin, suyun, yolun ve kanalizasyon hizmetinin olmadığı bir yerde sosyal devletten söz edilemez.
Şanlıurfa Valiliği’ni, Viranşehir Kaymakamlığı’nı, Büyükşehir Belediyesi’ni ve ilgili tüm kurumları göreve davet ediyorum.
Elgün Mahallesi’nin sesi duyulmalı, mağduriyet derhal giderilmeli ve vatandaşlarımızın temel yaşam hakkı güvence altına alınarak mağduriyeti giderilmelidir.
Adana Karataş Tabaklar Mahallesi’nde yaklaşık 200 mevsimlik tarım işçisi aile, çöp yığınları ve ağır koku arasında yaşam mücadelesi veriyor. Çocuklar hastalanıyor, aileler sağlıksız koşullarda yaşamaya mahkûm ediliyor.
Cumhurbaşkanlığı’nın 2024/5 sayılı Mevsimlik Tarım İşçileri Genelgesi; valilere, kaymakamlara ve ilgili kurumlara barınma, çevre temizliği, sağlık, eğitim ve temel yaşam koşullarının sağlanması görevini açıkça vermektedir.
Bu nedenle İçişleri Bakanlığı’nı, Adana Valiliği’ni, Karataş Kaymakamlığı’nı ve ilgili belediyeleri göreve davet ediyorum.
Mevsimlik tarım işçileri bu ülkenin görünmeyen emekçileridir. Üreten insanı çöp yığınlarının arasında yaşamaya mahkûm etmek ne vicdana, ne hukuka ne de sosyal devlet anlayışına sığar.
Kamuoyunun dikkatine;
Son günlerde seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel’in adı kullanılarak yardım, bağış ve para toplama girişimlerinde bulunulduğuna dair bilgiler tarafımıza ulaşmaktadır.
Vatandaşlarımızın bu tür çağrılara karşı son derece dikkatli olması gerekmektedir. Genel Başkanımızın, partimizin veya örgütlerimizin adına yetkisiz şekilde para ve yardım talep eden kişilere kesinlikle itibar edilmemelidir.
Bir kişinin veya grubun siyasi isimleri kullanarak maddi menfaat sağlamaya çalışması, yalnızca ahlaki değil aynı zamanda hukuki bir suçtur. Bu tür eylemler dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği gibi, kişilik haklarının ve siyasi kurumların itibarının istismarı anlamına da gelmektedir.
Vatandaşlarımızdan ricamız; şüpheli durumlarla karşılaşmaları halinde ilgili kolluk birimlerine ve savcılıklara başvurmalarıdır.
Hiç kimsenin halkın güvenini, siyasi kurumların itibarını ve Genel Başkanımız Özgür Özel’in adını kullanarak menfaat elde etmesine izin vermeyeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Özgür Özel:
“Dört koldan saldırı altındayız. Bizi yolumuzdan döndürmek istedikleri için saldırı altındayız. Operasyonlarla, tehditlerle, şantajlarla saldırı altındayız. Gerekirse bu başı vereceğim ama onlara baş eğmeyeceğim”
Kamuoyunun dikkatine;
Son günlerde seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel’in adı kullanılarak yardım, bağış ve para toplama girişimlerinde bulunulduğuna dair bilgiler tarafımıza ulaşmaktadır.
Vatandaşlarımızın bu tür çağrılara karşı son derece dikkatli olması gerekmektedir. Genel Başkanımızın, partimizin veya örgütlerimizin adına yetkisiz şekilde para ve yardım talep eden kişilere kesinlikle itibar edilmemelidir.
Bir kişinin veya grubun siyasi isimleri kullanarak maddi menfaat sağlamaya çalışması, yalnızca ahlaki değil aynı zamanda hukuki bir suçtur. Bu tür eylemler dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği gibi, kişilik haklarının ve siyasi kurumların itibarının istismarı anlamına da gelmektedir.
Vatandaşlarımızdan ricamız; şüpheli durumlarla karşılaşmaları halinde ilgili kolluk birimlerine ve savcılıklara başvurmalarıdır.
Hiç kimsenin halkın güvenini, siyasi kurumların itibarını ve Genel Başkanımız Özgür Özel’in adını kullanarak menfaat elde etmesine izin vermeyeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Hayvancılık ile uğraşanların dertleri ve sorunları büyük.
Mera alanları yok ediliyor.
Yem pahalı, mazot pahalı, elektrik pahalı. Üretici para kazanamadığı için hayvanını satıyor, ahırını kapatıyor.
Sonra da et neden pahalı, süt neden pahalı diye soruluyor.
Bu ülkenin çobanı da çiftçisi de üreticisi de korunmak zorundadır. Çünkü onlar üretmezse soframızdaki ekmek de, süt de, et de azalır.
Anayasa devlete hayvancılığı destekleme görevi vermiştir. Üreticiyi borçla, zamla ve maliyetlerle baş başa bırakmak kabul edilemez.