Ahmet Kurucan 5 6 yıl öncesinde de bir yazı yazmıştı. Orada da; “…velevki Hocaefendi yanlış yapmış olsun, bu kadar eziyetler reva mı?” tarzı demişti.
Şimdi de araladığı bu kapı işi “islam, peygamber ve hatta Allah hatalarıyla yüzleşti mi?’ye kadar gidebilir.
Sanane?
HİZMET HATALARIYLA YÜZLEŞTİ Mİ?
Özeleştiri neden bu kadar zor?
Yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkarken kendi yanlışlarımızı da konuşabilir miyiz?
Hizmet geçmişte hangi hataları yaptı? Şûrâ Suresi 30. ayet nasıl anlaşılmalı?
Hz. Yusuf ve Hz. Musa kıssalarından ders çıkarmak, kendimizi onlarla özdeşleştirmek midir?
Eleştirileri ve cevaplarımı tek tek ele aldım.
🎥 https://t.co/ScNmLMJZ0v
#AhmetKurucan #Hizmet #Özeleştiri #Adalet #Hakikat
Bu hanımefendi tam kafa açıyor.
Narkozsuz açık kalp ve beyin ameliyatı yapıp tüm damarları açıyor.
Gelecek nesiller Hocaefendi'yi daha iyi anlayacak | Sümeyra abla https://t.co/9ylcJ1vFnH @YouTube aracılığıyla
Emre Uslu’nun yönettiği mor odada İsmail Sezgin’in konuşmasını ilk kez tam 1 dk. dinledim.
Şunu açıkça söyleyebilirim;
İsmail Sezgin tam bir profesyonel. Şeytanın amcasının oğlu. Yarım saat dinleyin sizi ikna edebilir. Besmeleye şeytan, siyaset ve ismail sezgini de ekleyin.
Bu konulara girmeyi sevmiyorum ama bu tarz söylemleri şuna benzetiyorum.
İnsan karısına, annesine elbette saygı duyar sever ancak sonuçta o da kadın, namusuna halel getirebilir.
İğrenç değil mi?
İnsan mürşidine, rehberine elbette saygı duyar, sever, yüceltir. Ancak teorik olarak hiçbir beşer “hata yapmaz, yanılmaz, yanıltılmaz!” görülemez, bu itikadi açıdan şirke girer!
Bir kişiyi hayali değil gerçek özellikleriyle sevmek daha değerlidir!
https://t.co/YuU8YSOj7Q?
Yer: MARDİN
13 yaşında bir kız
ve bekareti bozulmasın diye Midenize kramp girmeden aşağıdaki yazıyı okuyabilir misiniz bilmiyorum. Ama isimleri okuyun derim. Unutmamak için.
Recep Sakız (Kızıltepe Kaymakamlık Yazı işleri Müdürü),
Ahmet Dönmez’e cevabımdır:
Maalesef çelişkileriniz var: yine soru çalmayı genelleme yaparak cemaat yaptı diyorsunuz. Sonrasında da %2,5 bu işe karıştı diyorsunuz. Benim itirazım buna. Kim bu %2,5; bunu deşifre etmeye çalışmalısınız; madem size bunlar anlatılıyor. Üst düzey cemaatçi, savcı veya şu aradı, bu aradı dememelisiniz.
Niye bunu diyorum; ben size 15 temmuzla ilgili yayınlarınızdan dolayı tek kelime etmedim; ilgiyle de takip ettim. Çünkü isim isim deşifre ettiniz. İlgililerine cevap hakkı tanıdınız. Bu işe karışan yapıyı ortaya koymaya çalıştınız dimi. Aynısını soru çalma konusunda da yapmalısınız. %97,5 böylece temize çıkmalı. Cemaat dememelisiniz. Kimse bunlar açığa çıkmalı. Sizin tabirinizle tarihe not düşmeli, 100 binleri aklamalısınız ve sizde cemaat soru çaldı dememelisiniz. Bunu ortaya çıkartıp suç duyurusu niteliğinde yayın yapmalı ve %97,5’u aklamalısınız. AKP yargısı ve sistemi elbet bunu kabul etmeyip genellemeyi sürdürecek. Ama siz tarihe not düşmüş olacaksınız. İlerde belki bunlar zamanı gelince işleme konur.
17-25 operasyonu göz yummadık aynı gerekçelerle soru çalmaya da göz yummayız. Ama 17-25 gibi delillerle ortaya konabilirse ve yukarki anlattığım çerçevede. O yüzden dedim; 15 Temmuz konusunda da yayınlarınızı ilgiyle takip ettim ve tek kelime sizi eleştirmedim; hakikat ortaya çıksın diye.
Gelelim bana bakan yönüne;
Soru çalma 2010 KPSS konusunda Ankara’da savcılıkta soruşturma açılmış zaten. İstihbarat adli soruşturma safhasına geçmiş bir konuya bakmaz çünkü savcılık zaten soruşturuyor. Bunu devletin işleyişini bilmemenize bağlıyorum.
Ayrıca yasadışı dinleme derken AKP yargısı ağzı ile konuşuyorsunuz. Hepsi mahkeme kararı ile yapılan dinlemelerdi; yasa dışı dinleme yapmadık bu ithamı geri gönderiyorum.
Ayrıca delil yerleştirme diyorsunuz. Akp yargısı bile benim ve çalıştığım arkadaşlarım hakkımda bununla bizi itham etmedi ki Ergenekon isimli yapıya çalışanlar bizlerdik. Varsa böyle bir şey yargı ellerinde, çıkarsınlar biz de bilelim. Dediğim bu zaten delilsiz AKP medyası ağzı ile konuşmak gerçekleri saptırıyor ve bu yolsuz arsız sisteme hizmet ediyor.
Samimiyet testi işte bu demek; kimse kimin ne olduğunu veya niyetini peşinen bilemez. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
Vesselam!!!
Güvenpark Kanali (@guven_prk ) gelişerek ve çeşitlenerek büyümeye devam ediyor.
Bu haftaki yayında gündemin önemli başlıklarından ihraç edilen askerler ve KHKlar konusu @HDemirtasTR Beyin çok önemli değerlendirmeleri ile ele alındı.
Yayını buradan izleyebilirsiniz, buyrun👇
İhraç Edilen Teğmenler ve KHK Soykırımı https://t.co/gZK5DQCcZP @YouTube aracılığıyla
Tespitimi söyleyeyim:
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının elinde torba bir soruşturma var; konusu hükümeti devirmeye dönük eylemler. Bu soruşturmanın merkezindeki kişiler yani organizatörler İstanbul’da. Kısacası dosya oluşturuluyor:
O yüzden Cem Küçük son günlerde Cem Boyner dahil bir çok sanat siyaset ve acil toplum kuruluşundan insanları hedef gösteriyor.
Gezi eylemleri de bunun içinde, Enginyurt’un sizi Silivri’ye göndereceğiz tehditi de, Ümit Özdağ’ın eylemleri de.
Ayşe Barım bu yüzden tutuklandı; sanatçılar ifadelere gittiler.
Gezi’de hatırlayın CHP 30 bine yakın kişi ile Kılıçdaroğlu önderliğinde Taksim’e eyleme destek için gitmişti. Enginyurt’un Kılıçdaroğlu’na yakınlığını da unutmayalım.
Ekrem İmamoğlu’nun yargıyı tehditten ifadeye çağrılması da bu yüzden. Hep hükümeti devirmeye veya faaliyetlerini engellemeye dönük eylemler kategorisinde.
Nasıl birbirine bağlıyorlar bu şahısları; çok basit. İlişki iltisak diye 15 Temmuz yargısı ile oluşturdukları hukuk düzeni ile.
Dolayısı ile bütün bu soruşturmalar İstanbul’da toplanıyor.
Erdoğan bunu kullanır mı? Zorda kalırsa muhakkak. Ama tehdit unsuru olarak Demokles’in kılıcı gibi kafalarda döndürüleceği ve dizayn aracı olarak kullanılacağı da gözüküyor.
Bunu görmek aslında hiç de zor değil; çünkü Reisin İstanbul adliyesi tam kontrolünde; Akın Gürlek de o yüzden orda.
Tek adam yönetiminin tek tip vatandaş dayatmasının yol açtığı sorunlar..
E.Kurmay Albay Hüseyin Demirtaş ile ihraç edilen teğmenler hakkında yaptığımız programı kaçırmak istemeyeceksiniz.
https://t.co/rWcCcTjLJa
Fethullah Gülen HE neden kampın bahçesine defnedildi sorusuna, aslında kendi yıllar içinde cevap vermişti.
2004: Kestanepazarı'nın avlusuna gömülme düşüncesi tazeliğini korudu hep. Daha sonra Bozyaka olunca ideal yer orası oldu. Talebelerimin cıvıl cıvıl sesinden hoşlanırım.
Bu tür paylaşımları yapanların iyi niyetli olduğunu sanmıyorum. Mağdura hiçbir katkısı olmayan klavye başında racon cümleleri kuranların trol olduklarını, olmasa bile potansiyel trol olabileceklerini düşünüyorum.
Değişmez, genetik aktarım düzelmez.
Ebu Cehil de şöyle demişti;
"Zemzem, Kabe'nin anahtarı ve Mekke'nin yönetimi onlarda. Peygamberlik de bizde derlerse işte ben buna dayanamam."
Ebu Cehiller bir milim değişmez mi?
Değişmiyor işte...