Ülkenin en göz alıcı coğrafyası değildir ama bu memlekette ezilmiş, itilmiş ve ötekileştirilmiş halk arayanların ilk bakması gereken yerdir İç Anadolu.
Osmanlı'nın süresiz kayıtsızlığı, Cumhuriyet'in ise asırlık ihmaliyle yoğrulmuştur bu topraklar.
Mesela modern sulama sistemleri bu bozkıra çok gecikmiş bir misafirken; fukaralık ve dışlanmışlık hep ev sahibi olmuştur. Buna rağmen devlete küsmeyi, "devlet bize bakmıyor" diye sızlanmayı aklından geçirmeyi bile sadakatine yediremeyen vakur insanların yurdudur İç Anadolu. Sırtındaki bunca kambura rağmen bağrından en çok şehidi çıkarır, devlete en güçlü omuzu verir.
Böylesine ağır bir yükü taşıyan İç Anadolu, seçkinlerin nezdinde hep bir kör noktadır. Ne Türk edebiyatının satırlarında hak ettiği yeri bulabilir, ne de Türk sinemasının kadrajında esamisi okunur.
Bu kültürel yalnızlık ve ekonomik mahrumiyet içinde İç Anadolu, makus talihini değiştirmek adına, kendisine uzatılan her eli minnetle tutmuştur. AK Parti döneminde cebine giren azıcık refahın hatırına iktidara destek vermeyi sürdürür ancak bunun karşılığında da yobaz damgası yemekten kurtulamaz.
İç Anadolu; Türklükten başka hiçbir referansı olmayan, bu ülkeye aidiyetten başka hiçbir dayanağı bulunmayan bu memleketin en fedakar evlatlarının diyarıdır. Memleket zora düştüğünde atan kalp, sarsılmayan sigortadır İç Anadolu.