Les víctimes al naufragi de Grècia són nostres. Les fronteres de la UE , també les espanyoles, maten la nostra gent i alimenten l'extrema dreta. Aturem el genocidi al Mediterrani i lluitem contra la UE que expolia al sud i financia dictadures assassines. Fora #LleidEstrangeria!
Türkiye İşçi Partisi listelerinden Hatay halkının oylarıyla milletvekili seçilmesine ve mazbatasını almasına rağmen, mücadele dostumuz Can Atalay'ın özgürlüğü Tek Adam rejimi tarafından hukuksuz bir şekilde engellenmekte.
Halk iradesini gasp eden baskıcı rejim karşısında #CanAtalayaÖzgürlük talebiyle birleşik mücadeleye!
#CanAtalayıSerbestBırakın
Türkiye tarihinin eşitlik ve adalet arayışının en büyük sembollerinden biri olan #Gezi10Yaşında
Gezi’de haklı taleplerle seferber olan halka hükümet polis şiddeti ve linçle cevap vermişti. Bir kere daha haykıralım: gezi tutsakları serbest bırakılsın, sorumlular yargılansın, biber gazı yasaklansın, linç çeteleri tespit edilsin. Ali İsmail, Berkin, Ethem ve daha niceleri için.
Umutsuzluk değil birlik için;
Emek İttifakı’nın inşası için!
Değerli işçi-emekçi kardeşlerimiz,
Tek Adam iktidarının Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda elde ettiği sonuçlar, tüm devlet olanaklarının, her türlü kanunsuzluğun, baskının, yalanın, sandık hilelerinin ve iftiraların kullanılmasına dayanmaktadır.
Ama Saray’ın bu “başarısı” bizleri yanıltmasın. Bu sahte bir zaferdir. Çünkü sadece toplumun yarısı değil, işçi sınıfının öncü kesimlerinin büyük bir çoğunluğu bu baskı rejimini reddetmiş ve yeni mücadele dönemine hazır olduğunun iradesini göstermiştir.
Evet, önümüzdeki mücadele döneminde, Tek Adam rejiminin sorumlusu olduğu ekonomik ve toplumsal enkaz derinleşerek karşımızda durmayı sürdürecek. Bugün, hazine boşalmış durumda ve iktidar bir ödemeler dengesiyle karşı karşıya. Soygun çeteleri kârlarından vazgeçmeyecekleri için, tüm faturayı emekçilerin üzerine yıkmaya çalışacaklar. Önümüzdeki süreçte yüksek faizli dış borçların yükü bizlerin sırtına bindirilecek. Tek Adam rejiminin kapitalist sömürü politikalarının devamıyla hayat pahalılığı karşısında ücretlerimiz enflasyon karşısında erimeyi sürdürecek.
Emekçilerin sendikal, sosyal ve siyasal taleplerinin baskılanması ve her türlü devlet gücü kullanılarak ekonomik yıkıma karşı mücadelelerin bastırılma gayreti devam edecek.
Baskıcı Tek Adam rejimi, bu sahte zaferini ayakta tutmak adına toplumun tüm ezilen kesimleri üzerinde uyguladığı antidemokratik ve kutuplaştırıcı politikalarını da önümüzdeki süreçte derinleştirecek.
Önümüzdeki mücadele dönemi için sandıktan karşımıza iki önemli sonuç çıktı. Birincisi, bugün umutsuzluğa kapılmanın değil, birliğimize daha fazla güvenmenin zamanı. Ve ikincisi, Tek Adam rejiminin ve burjuva muhalefetin toplum üzerinde yarattığı çarpık kutuplaşmayı emek ekseninde bütünleştirme zamanı.
Ve biz, İşçi Demokrasisi Partisi olarak, yeni mücadele döneminde de Emek İttifakı çağrımızı yineliyoruz.
Ülkenin içerisinde bulunduğu tablo bizlere gösteriyor ki, baskıcı Tek Adam rejiminden ve ekonomik çöküşten kopuşun yolu acil taleplerimiz ekseninde bir mücadele ittifakının, Emek İttifakı’nın inşasını dayatmakta.
Ancak böylesi bir mücadele ittifakını inşa edebilirsek, emekçilerin, Kürt halkının, kadınların, lgbti+ların, gençlerin ve ezilen tüm kesimlerin hâlihazırda açığa çıkarmış oldukları iradelerini bir adım daha ileriye taşıyabiliriz.
“Emekçiler Yönetmeli” şiarımız gerçekleşene dek mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
İşçi Demokrasisi Partisi Merkez Komitesi
TİP ( @tipgenelmerkez) listelerinden İDP'li ( @idpgenelmerkezi) vekil adayları olarak ortak mektubumuz:
"İşçi sınıfına ve emekçi halkımıza, 14 Mayıs parlamento seçimlerinde, bir emek ittifakı anlayışını güçlendirme niyeti ve hedefiyle listelerine dahil olduğumuz Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) ve TİP’in aday çıkarmadığı bölgelerde de Yeşil Sol Parti’ye oy vererek bu seçeneği büyütme çağrımızı yineliyoruz.
15 Mayıs sabahı bu gündemlerle yüzleşmeyi sürdüreceğiz. Ve biz ancak, bu talepler etrafında emekçilerin, emek örgütlerinin, sosyalist partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ortak mücadelesini büyütürsek bu yüzleşmeyi işçi sınıfı ve tüm ezilen kesimler için sahici kazanımların önünü açabilecek bir yol olarak örebiliriz."
#EmekçilerYönetmeli
İDP’li vekil adaylarından açık mektup
"Biz bir işçi-emekçi hükümetini, Türkiye’yi içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal krizlerden çıkartabilecek ve emekçi halkı sömürü ve baskı rejimlerinden kurtarabilecek biricik yönetim biçimi olarak görüyoruz.
Seçim sürecinde öne sürdüğümüz 4 acil talebimiz, 15 Mayıs’ta da bütün yakıcılıklarını koruyacaklar. Çünkü Türkiye’de gerek rejim güçleri, gerekse de düzen muhalefeti ekonomik krizin faturasını işçilere ödetmek istiyor. Bu iki blok da sermayenin sömürü ve yağma hakkının korunmasında anlaşıyor.
15 Mayıs sabahı bu gündemlerle yüzleşmeyi sürdüreceğiz. Ve biz ancak, bu talepler etrafında emekçilerin, emek örgütlerinin, sosyalist partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ortak mücadelesini büyütürsek bu yüzleşmeyi işçi sınıfı ve tüm ezilen kesimler için sahici kazanımların önünü açabilecek bir yol olarak örebiliriz."
#EmekçilerYönetmeli
🔗https://t.co/P7zP7ECwDV
Müzisyen ve söz yazarı Deniz Tekin (@dapheadnotfound), 14 Mayıs seçimlerinde TİP listelerinden milletvekili adayı olan İDP'li işçiler ve emekçilere olan desteğini açıkladı:
"Merhabalar. 14 Mayıs seçimlerinde İDP'nin işçi-emekçi adaylarıyla olan dayanışmamı ifade etmemin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu adaylar içinde Boğaziçi direnişçileri, Yemeksepeti işçileri, kargo işçileri ve sosyalistler var. Mücadelemiz ortaktır. Geleceğimizi kendimiz yaratacağız."
#EmekçilerYönetmeli
Oyuncu, tiyatrocu ve set emekçisi; emek hareketinin daima yanında yer almış olan mücadele dostumuz Cem Yiğit Üzümoğlu (@CemYUzumoglu), yayınladığı bir videoyla İDP'nin ve TİP'in milletvekili adaylarıyla olan dayanışmasını ilan etti:
"Merhaba herkese, ben Cem Yiğit Üzümoğlu. İşçi Demokrasisi Partisi'nden dostlarımı Yemeksepeti mücadelesinden bu yana yakından takip ediyorum. Şimdi de İDP'nin işçi-emekçi adayları #EmekçilerYönetmeli diyerek Türkiye İşçi Partisi listelerinden milletvekili adayı oldular. Bu adaylar kargo işçileri, Yemeksepeti işçileri, Boğaziçi direnişçileri, çevre mühendisleri ve sosyalistler. 14 Mayıs seçimleri için TİP'in ve İDP'nin adaylarıyla olan dayanışmamı ifade etmek istiyorum. Emekten, doğadan, ezilenlerden yana bir düzen için verilen mücadeleleri birleştirelim, kendi geleceğimizi kendimiz yaratalım."
TİP listesinden İstanbul 1. bölge milletvekili adayımız olan Görkem Duru (@gorkemduru), partimizin seçim süreci boyunca öne çıkardığı Kurucu Meclis talebini işçiler ve emekçiler için anlattı:
"İşçi Demokrasisi Partisi olarak uzun bir süredir bağımsız ve egemen bir Kurucu Meclis talebini ön plana çıkartıyoruz. Bu seçim sürecinde de bu talebi oldukça vurguladık.
Türkiye'de bir siyasal demokrasi sorunu olduğu tespitini yapıyoruz. Tek Adam rejimi emekçi halkın birçok demokratik hak ve özgürlüğünü gasp etmeye çalışıyor. İşçi sınıfının sendikalı bir şekilde çalışması engelleniyor. Kürt halkının seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyumlar atanıyor ve Kürt halkının birçok demokratik hak ve özgürlüğü gasp ediliyor. Kadınların, gençlerin, lgbti+'ların özgürce yaşaması engelleniyor. Muhalefetin sesi kesiliyor, gazeteciler tutuklanıyor.
Bu seçim sürecinde de, Yeşil Sol Parti'den mücadele dostlarımızın seçim kampanyaları polis şiddetiyle engellenmek isteniyor.
Bütün bunlar, baskıcı Tek Adam rejiminden kopulması gerektiğini gösteriyor. Ancak bu kopuş nasıl olacak? Bugün buna cevap vermeliyiz.
Biz bu kopuşun, ancak ve ancak mevcut anayasanın tarihin çöplüğüne gönderilerek olabileceğini düşünüyoruz. Millet İttifakı ise mevcut anayasanın restore edilmesiyle, parlamenter sistemin inşası yoluna girmeyi öneriyor. Buradaki temel mesele, bu rejimden kopuşta emekçilerin, kadınların, gençlerin, lgbti+'ların, Kürt halkının ve tüm ezilenlerin demokratik hak ve özgürlüklerini nasıl garanti altına alabileceğimiz.
Biz tam da bu nedenle Erdoğan gitmeli ama mücadele de sürmeli diyoruz. Zira bizim bundan sonraki süreçte anayasanın yazılmasında ezilenler olarak mutlaka sözümüzün olması gerekiyor. Çünkü siyasal demokrasi sorunu, burjuvazinin herhangi bir kanadı tarafından çözülemez. Bu sorun ancak ve ancak işçi sınıfının ve tüm ezilenlerin birlikte mücadelesiyle aşılabilir.
Şunu unutmayalım ki Türkiye'de bugüne kadar hiçbir zaman işçi sınıfından, emekçilerden, kadınlardan, gençlerden, Kürt halkından, lgbti+'lardan yana bir anayasaya sahip olmadık. Bu demek oluyor ki, böylesine bir anayasa için, bizim bu anayasanın yazım sürecine dahil olmamız gerekiyor.
Bunun yolu ise barajsız seçimler yoluyla oluşacak; siyasi partilerin, sendikaların, kadınların, gençlerin, Kürt halkının, lgbti+'ların örgütlerinin katılacağı ve anayasayı yazacak olan bir Kurucu Meclis'in mücadele yoluyla toplanmasıdır. Ancak bu yolla en temel demokratik haklarımızı ve Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı da dahil en temel özgürlüklerini güvence altına alabiliriz.
Ancak bu da yetmez. Bunların savunulması ve kazanımlarımızın ilerletilmesi için bir işçi-emekçi hükümeti için mücadeleyi de sürdürmemiz gerekiyor. Bu nedenle Erdoğan gitmeli ama mücadele sürmeli çünkü #EmekçilerYönetmeli."
TİP listesinden İstanbul 1. bölge milletvekili adayımız olan çevre mühendisi Sedat Durel (@sedatdurel), Marmara Üniversitesi'nin önünde, üniversitelerin neden emekçiler tarafından yönetilmesi gerektiğini açıkladı:
"Ailemin olağanüstü özverisi ve Türkiye'deki emekçilerin verdiği vergiler sayesinde Marmara Üniversitesi, Çevre Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Öğrenim hayatım boyunca son derece nitelikli akademisyenlerden, uluslararası literatüre katkı sunan akademisyenlerden eğitim aldım. Meslek hayatım boyunca bunun sorumluluğunu üzerimde hissettim.
Fakat bugün, terk ettiği kampüsleri, akademik dönüşümü ve KHK'lı akademisyenleriyle beraber düşünüldüğünde, Türkiye'nin en kötü yönetilen üniversitelerinden birinin, Marmara Üniversitesi olduğunu söylemek mümkün.
Öyle ki, 6 Şubat depremleri sürecinde bile, Marmara Üniversitesi kendi öğrencilerini kendi yurtlarına yerleştiremedi, yardım kampanyalarının içinde aktif bir şekilde yer almadı. Rektörlük, yardım kampanyalarını kendi inisiyatifi ile sürdüren öğrencilerin deprem faaliyetlerini, sosyal medyadan sanki kendi kampanyasıymış gibi pazarlamaya çalıştı.
Üniversitenin kendi araştırma görevlilerinin ve akademisyenlerinin tespit ettiği depremzede öğrenciler üniversitenin yurtlarına yerleştirildikten sonra, yurt müdürünün müdahalesiyle kovuldu, yurtlar boşaltıldı. Depremzede öğrenciler, deprem bölgesine geri gönderildi.
Şu an Marmara Üniversitesi'nin en büyük çabası, Erdoğan'ın diplomasının var olduğu açıklamalarını yapmak.
İşte bu yüzden, kendi kaynaklarımızı en doğru şekilde yönetebilmek için, akademik hayatın canlandırılması için üniversitelerin akademisyenler, öğrenciler, üniversitede çalışan tüm emekçiler tarafından yönetilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İşte bu yüzden #EmekçilerYönetmeli diyoruz."
Milletvekili adayı Görkem Duru (@gorkemduru):
Kurucu Meclis çağrımız emekçilere, ezilen kitlelere demokratik ve sosyal hakları için seferber olma çağrısıdır. Emekçiler siyaset sahnesine çıkmalıdır. Nihai kurtuluşumuz ise ancak bir işçi-emekçi hükümeti altında mümkün olabilir.
Daxuyaniya hilbijartinên 14’ê Gulanê: Divê Karker Birêvebirin
"Ji nîzama heyî ya li ser bingehê çewisandin û mêtingeriyê qutbûneke rasteqîn û radîkal ancax bi destê kedkaran pêkan e, ne partiyên fermanê. Weke gava yekem a di vî warî de, divê demildest Destûra Bingehîn a cinawir a rejîma yek zilamî bê hilweşandin. Ev jî tenê bi amadekirina destûreke nû di Meclîsa Damezrîner a serbixwe û serwer de pêk tê. Werin em ji bo Meclisa Damezrîner a ku destûreke bingehîn a nû ya ji bo kedkaran amade dike, ku tê de kedkar, jin, Kurd û hemû beşên bindest ên civakê bi hilbijartinên bê sînor tê de cih bigirin, seferber bibin!
Heta niha nîzama kapîtalîst her tim serketiye. Hikûmetên bûrjûwazî çavkanî ber bi patron û sektorên xwedî îmtiyaz ve birin. Çawa ku îro kedkar û kedkar her tim hatine jibîrkirin, dihate hêvîkirin ku bi qirûşiyan bijîn. Li vir, çareseriya bidawîkirina vê fermanê di rêveberiya hilberîneran de ye!
Deng ji Partiya Karkerên Tirkiyeyê / PKT (Türkiye İşçi Partisi / TİP) re! Ji namzetên Ked û Azadiyê re!
Em wek Partiya Demokrasiya Karkeran / PDK (İşçi Demokrasisi Partisi / İDP) di hilbijartinan de banga dengên Partiya Karkerên Tirkiyeyê / PKT (Türkiye İşçi Partisi / TİP) dikin. Em bi namzetên xwe yên kedê re di nav lîsteyên PKT (TİP) de cih digirin.
Weke vebijarkeke serbixwe ji partiyên nîzama burjuvazî, werin em li seranserê welat piştgiriya ji bo pêkhateyên Tifaqa Ked û Azadiyê (Emek ve Özgürlük İttifakı) zêdetir bikin!"
🔗https://t.co/TyPS4ywbF9
#EmekçilerYönetmeli
#DivêKarkerBirêvebirin
İzmir Ambarlar Sitesi’nde TÜMTİS işyeri temsilcileri meclisine katıldık. Seçimler sırasında ve sonrasında emekten yana siyasi bir seçeneğin büyütülmesine dönük ihtiyaç üzerine çok verimli bir sohbet yaptık. Sohbetimizin ardından ambarlardaki emekçilere, milletvekili adayımız Yemeksepeti işçisi Deniz Kondil (@DenizKondil) ile birlikte seçim bildirilerimizi ve Gazete Nisan’ı ulaştırdık.
#EmekçilerYönetmeli
📍 Manisa, Vestel Fabrikası
📢 #EmekçilerYönetmeli dediğimiz bildirilerimizi, İzmir 2. bölge milletvekili adayımız olan Yemeksepeti depo işçisi Deniz Kondil (@DenizKondil) ile birlikte Vestel işçilerine ulaştırdık.
📍İstanbul, Bahçelievler
Zafer Mahallesi pazarında, TİP listesinden 3. bölge milletvekili adayımız olan sendikalı kargo işçisi Veysel Dönmez (@veysel_idp) ile birlikte #EmekçilerYönetmeli dediğimiz bildirilerimizi emekçi halkla buluşturduk.
📢Emekçilerin sefalete sürüklenmemesi için Ücretlere 3 Ayda 1 Enflasyon Oranında Artış
📢Emperyalizme bağımlılığa son vermek için Dış Borç Ödemelerine Son
📢Soygunun önüne geçmek için Tazminatsız Kamulaştırma
📢Tek Adam rejiminden kopuş için bağımsız ve egemen Kurucu Meclis
CHP'nin Erzurum mitinginde yapılan taşlı saldırıyı, YSP'nin İstanbul, Kadıköy'deki Kadın Buluşması'nda yapılan gözaltıları ve YSP'nin Mersin, Tarsus'taki seçim aracına yönelik saldırıyı şiddetle kınıyoruz.
Saray rejimi 14 Mayıs'a 1 hafta kalmışken sopalı, taşlı, gözaltılı seçimleri dayatıyor. Miting meydanlarından tehditler savururken, çeteleriyle de rejime karşı mücadele veren halka gözdağı vermeye çalışıyorlar.
Saray rejiminin yaklaşan mücadelelerin karşısına bir korku duvarı örmeye çalışıyor olması boşuna. Açlık ve yoksulluk karşısında doğan haklı talepler, taşlar ve gözaltılarla susturulamaz.
Siyasi partilerin seçim faaliyeti yürütme yönündeki demokratik hakları engellenemez. Bütün antidemokratik saldırıların karşısındayız. Bu demokratik hakların korunması için kurulacak olan en geniş demokratik eylem birliğinin bir parçası olmaya hazırız.
Emekten yana demokratik bir anayasanın hazırlanması ve bu anayasanın altında bütün siyasal hakların özgürce ve sınırsızca kullanılabilmesi için, bağımsız ve egemen bir Kurucu Meclis'in toplanması çağrısında bulunuyoruz.
📍 Manisa, Vestel Fabrikası
"Vestel işçisi kardeşler; geleceğimize sahip çıkmak, çocuklarımızı daha iyi yaşatabilmek için sendikalarımıza üye olalım. Geleceğimiz için birlikte mücadele edelim."
📢 #EmekçilerYönetmeli dediğimiz bildirilerimizi, İzmir 2. bölge milletvekili adayımız olan Yemeksepeti depo işçisi Deniz Kondil (@DenizKondil) ile birlikte Vestel işçilerine ulaştırdık.