#Avalanche swags! 🚀🥳🎉🎉
Early community members who supported and gave love to the network, got it! 👏🙏
It's never too late to get some swags, let's contribute in the ecosystem and make the Avalanche greater!
🔜 you will be able to claim swags in the community platform! 🔺💪
Mark Zuckerberg az önce internette insan bağının ölümünü anlattı ve kimse dönüp bakmadı.
Tek bir cümle. On beş yıllık aşınma, on iki kelimeye sığdı.
Mark Zuckerberg:
“Sosyal medya başlangıçta insanların ağırlıklı olarak arkadaşlarıyla etkileşim kurduğu bir yerdi. Ve şimdi… en azından içeriğin yarısı, insanların içerik üreticileriyle etkileşim kurmasından ibaret.”
Eskiden telefonunu açtığında arkadaşlarının ne yaptığını görürdün.
Şimdi açtığında yabancıları izliyorsun.
Bunu sen seçmedin. Senin yerine algoritma seçti.
Arkadaşlarını, optimize edilmiş yabancılarla karşılaştırdı.
Arkadaşların kaybetti. Her seferinde.
Daha iyi ışığı olan, daha iyi zamanlaması olan ve daha iyi “kanca”ya sahip bir yabancı, seni seni seven birinden üç saniye daha uzun tuttu.
Ve algoritma, en yakın arkadaşının düğün fotoğraflarını, hiç tanımadığın Dubai’deki birinin yemek videosunun altına gömdü.
Sen de o yemek videosunu izledin.
İlk değişim buydu. Arkadaşlar, yabancılarla yer değiştirdi. Neredeyse fark etmedin.
İkincisi ise çoktan başladı.
Eğer algoritma zaten yabancıların gerçek ilişkilerinden daha iyi performans gösterdiğini kanıtladıysa ve yapay zekâ artık yaşayan herhangi bir insandan daha ilgi çekici bir “yabancı” üretebiliyorsa, geriye kalan hesap kendini tamamlar.
Yapay zekânın kötü haftası yoktur. Dikkatsiz bir şey paylaşıp algoritmanın gözünden düşmez. Tükenmez.
Her kelime ayarlanmış.
Her kare optimize edilmiş.
Her duraksama, parmağını kaydırmaman için tam doğru aralıkta yerleştirilmiş.
Bununla rekabet eden bir insan içerik üreticisi, matbaanın icat edildiği bir dünyada taş tabletlere yazı kazıyan biri gibidir.
Ekonomi zaten eşit değil.
Bir insanın kiraya, uykuya ve motivasyona ihtiyacı vardır.
Makinenin ihtiyacı olan tek şey elektriktir.
Mükemmel içerik üretmenin maliyeti sıfıra yaklaştığında, akışın içi var olmayan yüzlerle dolacak.
Tanıdık gelen seslerle.
Sana güven hissi verecek kadar sana benzeyen fikirlerle.
Sanki yıllardır tanıyormuşsun gibi hissettiren, sıfırdan inşa edilmiş kişiliklerle.
Geçişin ne zaman olduğunu fark etmeyeceksin.
Zaten mesele bu.
Akış, dikkatini çeken şeyin bir nabzı olup olmadığını umursamaz. Orada kalıp kalmadığını umursar.
Ve seni senden daha iyi tanıyan bir makine, seni her zaman bir insandan daha uzun süre tutacaktır.
Bu bir uyarı değil. Yarısı zaten gerçekleşti.
Arkadaşlarını yabancılara kaptırdın ve fark etmedin.
Yabancıları da makinelere kaptıracaksın ve onlara “arkadaş” diyeceksin.
Başka bir uygulamada, başka bir sekmede, şu anda bulunduğun odada, seni gerçekten tanıyan biri bir an yaşıyor.
Senin asla göremeyeceğin bir an.
Paylaşmayı bıraktıkları için değil.
Sen artık orada olmadığın için.
Masadaki Rakamlar Değişirse, İmzayı Atar mısınız?
Hayal edin 💭
Harika bir iş planınız var, stratejiniz hazır, her konuda el sıkışmışsınız. Ancak tam imza aşamasına gelindiğinde önünüze bir sözleşme konuluyor ve o da ne?
📌 Senaryo şu:
Bir kaç ay süren bir prosedürün sonuna gelmişsiniz (ciddi bir zaman maliyeti).
Sözleşmede yazan kira bedeli, anlaştığınızın tam 4 katı.
"Şimdilik anlaştığımız rakamı ödeyeceksin ama ileride bu rakama çıkma ihtimalimiz var" deniliyor.
Sizce bu bir "esneklik payı" mı, yoksa bile bile lades demek mi?
Operasyonel süreçlerin verdiği yorgunlukla bu riski satın alır mıydınız?
Dün değer verdiğim üstadımla yaptığım telefon görüşmesinden sonra artık oluşan net kanaatim : Sözleşmede yazan "ihtimal", bir gün mutlaka gerçekleşecek olan "gerçektir".
Siz olsanız o imzayı atar mıydınız? Yorumlarda buluşalım. 👇
Siz olsanız ne yapardınız ?
https://t.co/HR9O4eeAH5
Hayatımda her zaman herkese, hak verme gibi gereksiz bir tutumda olurum. Bu genelde kendime ve yakın tanıdıklarıma bir nevi haksızlık yaptığım hissini yaşatır .Sık sık olmasada bazen böyle hissederim.
Girişimciyim. Bence güzel ilerleme kat ettiğim bir süreç oldu kısıtlı imkanlara rağmen.
Sizleri cevabını merak ettiğim bir ankete davet ediyorum. Zaman ayırıp katılan herkese teşekkür ederim.
Sevgilerimle
https://t.co/HR9O4eeAH5
Dr.Cengiz Türkmen -Beyin ve sinir cerrahı - Babam bel fıtığı olmuştu ve hayatımızın bitti dediği evrede Hızır gibi yetişti . Eşim , kayınvalidem dahil babamın vesile olduğu hasta sayısı 40-50 kişiye yaklaşmıştır . Akla başka birşey gelmesin doktor ile bir anlaşma vs yapmadı. Rahmetli babacığım şifa bulsun diye hasta olan kişileri bizzat kendi götürmüşlüğü vardır . Cengiz hoca zerre sosyal medyada olmaya bir doktor . Türkiye’nin sahip olduğu ender hocalardan @cengiztrkmen9
Türkiye hedefte...NATO üyesi ve küresel güçlerin taleplerine genelde olumlu yanıt veren bir ülke olmasına rağmen...Üstelik ne petrolü var, ne doğalgazı, ne de uranyumu…
Acaba sebep, TORYUM olabilir mi? İzleyin siz karar verin !!!
#SONDAKİKA | Gıda ürünlerinde yanıltıcı ifade ve görseller yasaklandı:
— "%100 doğal, en doğal, hakiki" gibi ifadeler yasaklandı.
— "Doğal" ifadesinin kullanılabilmesi için ürünün hiçbir katkı veya ilave bileşen içermemesi şartı getirildi.
— "Günlük" ifadesi, sadece raf ömrü 24 saat olan ürünlerde kullanılabilecek.
— Ambalajlı ürünlerde "taze sıkılmış, fırından taze" gibi ifadeler yasaklandı.
— Üründe aroma kullanılıyorsa, o meyvenin gerçek görselinin kullanılması yasaklandı.
— Sadece aroma içeren ürünlerde "aromalı" ifadesinin yer alması zorunlu hale getirildi.
— "Peynirli, çilekli" gibi ifadeler, yalnızca ilgili bileşenin gerçekten kullanılması halinde yazılabilek.
— Endüstriyel ürünlerde "ev yapımı" ifadesi tamamen yasaklandı.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Şehit anneleri onuruna düzenlenen iftar programı vesilesiyle, bir Sayın Bakan aracılığıyla zat-ı âlinize bir zarf takdim etmiş bulunmaktayım. Söz konusu zarf içerisinde, evladımla ilgili yaşadığım acıyı ve adalet beklentimi arz ettim.
Ancak üzülerek ifade etmek isterim ki, evladımın katillerinden iki kişi hâlen serbesttir. Bu durum, bir anne olarak yaşadığım derin acıyı ve adalet arayışımı daha da ağırlaştırmaktadır.
Takdim etmiş olduğum zarfın tarafınıza ulaşıp ulaşmadığı hususunda bilgi edinmek ve konuyla ilgili yüksek takdirlerinizi arz etmek amacıyla bu başvuruyu yapma gereği duydum.
Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz eder, tarafıma bilgi verilmesini tensiplerinize sunarım.
Saygılarımla. @RTErdogan
ACİL DUYARLILIK LÜTFEN
Özel gereksinimi olan 25 yaşındaki Gülistan YALÇİN 13 Mart 2026 tarihinde Bursa'daki evinden ayrılarak cep telefonunu satıp aldığı para ile bir otobüse binerek İstanbul Esenler otogarına gittikten sonra 16 Mart tarihinde Gebze'de görülüyor. Burada tanıştığı iki kişi ile birlikte İstanbul Eminönü'ne gidiyorlar. 17 Mart günü burada ailesini arıyor ancak ulaşamıyor. 18 Mart günü akşam 08.00 sıralarında Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil bölümüne giriş yapıyor ve hastane çıkışında nereye gittiği bilinmiyor. En son 19 Mart günü Kadıköy- Fenerbahçe'de Bağdat caddesi üzerinde bulunan Shell Benzin İstasyonu yanında yolda çevirdiği bir kişinin telefonunda ailesini arayıp ulaşamıyor, daha sonra irtibat kurulan kişi bir kadının ailesine ulaşmak için telefonunu istediğini ancak ulaşamadığını belirtti ve daha sonra yürüyerek uzaklaştığını belirtiyor. Özel gereksinim rahatsızlığı bulunan Gülistan Yalçın en son Kadıköy Bağdat caddesinde görülmüş ve üzerinde fotoğrafta görülen kıyafetler bulunmaktadır. Görenler abisi Hakan Yalçın'a bilgi verirlerse iyi olur.
TLF: 05427814779
Katar’da helikopterde şehit düşen vatan evlatlarımız için düzenlenen cenaze namazına bakın!!!
1) Şehit cenazesi yere konmaz!
2) Türk Bayrağı yere serilmez!
Daha ayıbı, cenaze için orada bununan Türk yetkililerin buna sessiz kalması!