“Başıboş” Dostluk
Bu benim dostum. Belki 2 belki 3 yıl önce tanıştım onunla, bakımsız görünüşü, aksak yürüyüşüyle çok az kişi yanaşıyordu ona, kendini sevdirmek konusunda ürkekti başta. Mesafeli bir biçimde yaklaştım ona, zamanla ısındı bana, beni gördükçe kuyruğunu sallamaya başladı, zaman geçtikçe ne kadar uzakta olsam da gördüğü anda kuyruğu dans etmeye başlıyordu, zamanla beni gördüğünde aksak yürüşüyle yanıma da gelmeye başladı. Sürüsünde 2 köpek daha vardı. Açık sarı renkteki bu iki köpek muhtemelen kardeşlerdi. Birbirleriyle bizimkinden daha çok ilgilenirlerdi ama onunla da araları iyiydi. Mahallemizdeki belediye parkında 3 kulübeleri vardı. Soğuk kış günleri hariç fazla kulübede kalmazlardı, kulübelerinin yanında sahipli köpekler için oyun alanı vardı. Bana hep dışlanmışlık hissi onları burada durmaktan iter gibi gelirdi. 2 hayvansever onlara düzenli aralıklarla mama brakıyordu, mahallemizin bazı duyarlı vatandaşları da bazen yemek verirdi. Ben de bazen yiyecek bir şeyler verirdim ve bu üçlü kime ne verdiysem kendi payını alır, diğerinin payına tenezzül etmezdi. Bu durum insanla kıyasladığımda bana hep çok vakur gelmiştir. Dostum samimiyetimiz geliştikten sonra istediği sevgiyi de yiyeceği de açıkça talep etmekten çekinmedi. Bacağıma sürtünür, patisiyle ayağıma vururdu talebini göstermek için ama beni sadece yemek için sevmedigini bilirdim, daha çok istediği hep sevgim olmuştu. Hayatı kolay değildi, bir gün bu üçlüyü parkın uzağında yemek ararken gördüm. Dostum arkadan aksaya aksaya takip ediyordu, çok zorlanıyordu ama çalışkandı. Kendimi çok yalnız hissetiğim bir gün sabaha karşı parka gittim, kötü bir ruh haliyle eve dönerken dostum geldi, yine kafasını bacaklarıma koyup patisini ayağıma vurdu ve çok yapmadığı şeklide bana birkaç kere havladı, “ayaklan” diyordu sanki bana, “sen bana lazımsın.” Yazıdaki fotoğraf 2023 baharından. O gün parkta ondan çekinenlerin aksine, sevgisini gösteren insan sayısı daha çoktu, kendine çok güzel bir bölge bulmuştu, krallar gibi tahtına kurulmuştu sanki, ağzı kulaklarında.
Bir dönem köpeklerini oyun alanına getiren vatandaşlarla konuşup parkımızda yaşayan 4 köpek için bir fon toplamayı düşündüm ancak parkta yürüyüş yaptığım başka bir gün önümdeki bir evcil hayvan sahibi kadının, “bunları neden burda tutuyorlar, bir de yemek veriyorlar” dediğine tanık olup donup kaldım, bu hayvanların kimseye zarar verdiğini görmedim, bazen diğer köpeklerin havlamalarına karşılık onlar da havlardı o kadar. Ortada zarar teşkil eden bir durum yoktu, sadece doğru yaklaşmak gerekiyordu.
2024 kışı dostum için zor bir kış oldu. Sakat olmasının yanında, çok yaşlıydı da. İçimde kışı atlatamayacağına dair bir his olmuştu hep. Onu daha seyrek görür olmuştum, son görüşümde kulübesinin içindeydi, verdiğim yemeği almadı, görünen o ki hastaydı, bu onu son görüşüm oldu. Parktaki görevlilere nerede olduğunu sorduğumda, bilmediklerini ama ölmüş olacağını düşünmediklerini söylediler. Parka tekrar gittiğimde dostumun sürüsündeki diğer iki köpekten bana daha yakın hisseden beni görünce ayağımın dibine yattı ve gözünden bir iki damla yaş aktı. Artık emindim ki dostum ölmüştü.
Sokaklarımızda yaşayan köpekler insanın hayatında binlerce yıldır var. Köpekler insanlar tarafından evcilleştirildiler ve insanın ihtiyaçları doğrultusunda pek çok işte çalıştırıldılar. Hala da çalıştırılıyorlar. İçimizde onlarla çok iyi iletişim kurabilenler var. Buna günümüzde çok popüler olan instagram videolarında tanık oluyorsunuzdur. Ancak çoğunluğumuz doğadan ve hayvandan uzaklaştı. Doğayla ve diğer canlılarla iletişim kabiliyeti köreldi. Kapitalist sistemin dayattığı güzellik algılarına aykırı olan canlılar ötekileştirildi. Yabancılaştığı canılar insanı korkutmaya başladı ve insan sokakta yaşayan köpeğe nasıl yaklaşacağını bilemez oldu.
Bazı insanlar bütün dünyanın egemen insan için olduğunu düşünüyor. İnsanın huzurlu yaşamını tehdit edebilecek her şeyin onları için ikincil olduğu kanısındalar. İnsan onlar için çok üstün. Sokak köpekleriyle ilgili bir sorunumuz olduğu bugün hayvanların yaşamana karşı sorumlu hisseden pek çok vatandaş tarafından da kabul ediliyor. Ancak bazı insanlar tarafından doğanın en yüce varlığı olarak kabul edilen insanın hayvanlarla ilgili soruna buldu��u çözüm öldürmenin ötesine geçemiyor. Bu durum kabul edilemez. Eğer ki insan egemen olansa, birbiriyle iletişim kurmak için bu kadar teknoloji geliştirmişse, bunca kaynak ayrılıyorsa, diğer canlıları anlamak, onlarla uyum içinde yaşamak, onların doğadaki varlığını korumak için de kendini geliştirmeli, ölüm değil yaşam üzerine çözümler üretmelidir. Bu sadece sevgi meselesi değil, bir sorumluluk meselesidir. İnsan hayatının ve koşullarının giderek kötüleştiği ülkemizde, hayvan haklarını savunan insanlara öfkelenen zor durumdaki vatandaşlarımız öfkesinin müsebbibi, hayvanlar ve hayvanları yaşatmak isteyenler değil, devlettir.
Saygı ve sevgiyle. Av. İ. Murat KABAN
AKP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi, “Maalesef devletin ihmali var. Devlet bunları saniye saniye bilebilecek, gözetleyebilecek, müdahale edebilecek durumda” demiş ki çok haklı.
Biz de onu söylüyoruz:
Her şeyin herkesin gözü önünde gerçekleştiği bu soyguna neden göz yumuldu?
Başta SPK olmak üzere denetim ve kontrol mekanizmasının başındakiler neden engellemedi?
Bu soygunun sacayakları olan sermaye, siyaset, devlet bürokrasisi ve medyadaki dolandırıcılar sadece Fatma Betül Sayan Kaya’dan mı ibaret?
Yurtdışından bu fonlarla yüklü miktarda para kazanan off shore bağlantılı tabela şirketlerinin şüpheli para trafiği incelenecek mi? Ve bu şirketlerle AKP ve devlet bürokrasisinden kimlerin ilgisi var?
bir iki saat önce ümitköy metroda 15 yaşında bi lise öğrencisi raylara atlayarak intihar etti. bir saatten uzun bir süre metro gelmeyince koru durağında kalabalık arttı haliyle. raylara izinsiz yolcu girişi nedeniyle seferler aksayacaktır anonsu geldi.+
YARGITAY’DAN KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİNDE GÖREVLİ MAHKEME İLİŞKİN İÇTİHAT DEĞİŞİKLİĞİ
Yrg 6. HD, T. 12.02.2026, E. 2026/23, K. 2026/496
6306 Sayılı Kanun Kapsamında Arsa Payı Karşılığı İnşaat Davalarında Görevli Mahkeme TÜKETİCİ MAHKEMESİ’DİR
Av. Şenol Saltık, Hukuki Haber’de yayımlanan “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde Görev Artık Tüketici Mahkemelerinde” başlıklı makalesinde, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 12.02.2026 tarihli kararına atıfta bulunarak görev yerinin tüketici mahkemeleri olduğunu belirtmiştir. Söz konusu makalede kararın künyesine yer verilmemiş olsa da, Türk Hukuk Sitesi üzerinde yaptığım incelemede, kararın künyesi ve tam metnine ulaştım.
Özet
“6306 sayılı Kanun gereği riskli yapı statüsündeki taşınmazda konut niteliğinde bağımsız bölümü bulunan malik, yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde tüketici konumunda kabul edilmelidir, bu nedenle bu uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemeleri yetkilidir.”
KARARIN TAM METNİ
YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ 2026/23 E. 2026/496 K. İçtihat
Üyemizin Özeti
6306 sayılı Kanun gereği riskli yapı statüsündeki taşınmazda konut niteliğinde bağımsız bölümü bulunan malik, yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde tüketici konumunda kabul edilmelidir, bu nedenle bu uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemeleri yetkilidir.
(Karar Tarihi : 12.02.2026)
YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY İLAMI
Esas No: 2026/23
Karar No: 2026/496
İncelenen Kararın Mahkemesi: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu
Ek Karar Tarihi: 17.03.2025
Sayısı: 2025/12 E.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ KARARLARI ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE DAİR YARGITAY KARARI
I. BAŞVURU
Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, 6306 sayılı Kanun gereği riskli yapı kararı verilen taşınmazın kentsel dönüşüm suretiyle yeniden yapılması hususunda yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde ana taşınmazda bağımsız bölümü bulunan malikin tüketici konumunda olup olmadığı ve buna bağlı olarak uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda farklı bölge adliye mahkemeleri hukuk daireleri arasında uyuşmazlık bulunduğu belirtilerek uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir.
Başvuru, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'nun 01.07.2024 tarihli, 2024/8 Esas, 2024/11 Karar sayılı kararı ile Yargıtay'a gönderilmiştir.
II. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Başvuru üzerine konu 01.07.2024 tarihinde yapılan toplantıda görüşülmüş; farklı bölge adliye mahkemelerinin hukuk dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunduğu tespit edilmiştir.
Ana taşınmazın kentsel dönüşüm suretiyle yeniden yapılması hususunda yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde bağımsız bölüm malikinin tüketici olmadığı ve uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözülmesi gerektiği yönündeki Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. ve 10. Hukuk Dairelerinin görüşü benimsenmiş; 5235 sayılı Kanun'un 35/3-4 maddesi uyarınca uyuşmazlığın giderilmesi için dosyanın Yargıtay'a gönderilmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE KONU KESİN NİTELİKTEKİ KARARLAR VE GEREKÇELERİ
Kararlarda özetle şu görüşler benimsenmiştir:
Bazı kararlar, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibinin ticari veya ekonomik değerlendirme amacı güttüğünü, bu nedenle tüketici sayılamayacağını ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu kabul etmiştir.
Diğer bazı kararlar ise, özellikle 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı statüsündeki taşınmazlarda, maliklerin konut ihtiyacını karşılamak amacıyla sözleşme yaptığını, bu nedenle tüketici sayılmaları gerektiğini ve görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu belirtmiştir.
IV. DEĞERLENDİRME
Uyuşmazlık; 6306 sayılı Kanun gereği riskli yapı statüsündeki ana taşınmazda bağımsız bölümü bulunan malikin, yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) uyarınca tüketici sayılıp sayılmayacağı ve buna bağlı olarak görevli mahkemenin belirlenmesine ilişkindir.
Hukuki Çerçeve
Riskli yapı: 6306 sayılı Kanun m.2/1-d gereğince yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı tespit edilen yapıdır.
Tüketici işlemi: TKHK m.3/1-l gereğince tüketiciler ile ticari veya mesleki amaçla hareket edenler arasında kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlemdir.
Tüketici: TKHK m.3/1-k gereğince ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişidir.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri eser sözleşmesi niteliğindedir ve 6502 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak şu ayrım yapılmalıdır:
1. Birden Fazla Bağımsız Bölüm veya Ticari Amaç
Arsası karşılığında birden fazla konut veya işyeri elde eden arsa sahibinin amacı, taşınmazını değerlendirmek ve ekonomik kazanç sağlamaktır. Bu durumda ticari saik ön plandadır. Bu kişiler tüketici sayılamaz ve uyuşmazlık Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmelidir.
2. Riskli Yapıdaki Konut Malikinin Durumu
Riskli yapı statüsündeki binada konut amaçlı bağımsız bölümü bulunan kat maliki, yeni yapılacak binada yaklaşık olarak mevcut konutuna denk bir bağımsız bölüm elde etmektedir.
Bu durumda:
Amaç ticari kazanç değildir.
Amaç konut ihtiyacının karşılanmasıdır.
Malik, ticari veya mesleki amaçla hareket etmemektedir.
Dolayısıyla bu kişiler TKHK kapsamında tüketici sayılmalıdır.
V. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
6306 sayılı Kanun gereği riskli yapı statüsündeki ana taşınmazda konut niteliğinde bağımsız bölümü bulunan malikin, yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca tüketici konumunda olduğuna,
Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğuna,
Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde GİDERİLMESİNE,
Dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'na gönderilmesine,
Kararın bir örneğinin bölge adliye mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmek üzere Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği'ne gönderilmesine,
12.02.2026 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun MADDE 73 :(1) Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.
(2) Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davalar 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaftır.
(3) Tüketici örgütleri üst kuruluşlarınca açılacak davalarda bilirkişi ücreti ve davanın davacı aleyhine sonuçlanması durumunda, hükmedilen vekâlet ücreti Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir.
(4) Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısım hükümlerine göre yürütülür.
(5) Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir.
(6) Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlık; haksız ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hâllerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilir.
(7) Genel olarak tüketicileri ilgilendiren davalarda davacı, verilen kararların yayımlanmasını talep edebilir. Talebin mahkemece kabul edilmesi hâlinde bu karar, masrafları davalıdan alınmak üzere ülke düzeyinde yayımlanan gazetelerden en az üçünde derhâl ilan edilir.
(8) Tüketici mahkemelerince verilen kesinleşmiş kararlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden Bakanlığa iletilir. Tüketici hakem heyetleri kararlarına karşı yapılan itiraz sonucu verilen kararlar, kararı veren mahkeme tarafından ilgili tüketici hakem heyetine gönderilir.
Dava şartı olarak arabuluculuk
MADDE 73/A-(Ek:22/7/2020-7251/59 md.)
(1) Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Şu kadar ki, aşağıda belirtilen hususlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz:
a) Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar
b) Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar
c) 73 üncü maddenin altıncıfıkrasında belirtilen davalar
ç) 74 üncü maddede belirtilen davalar
d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar
(2) 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin onbirincifıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz.
(3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları hâlinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Ancak belirtilen hâllerde arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin Birinci Kısmına göre iki saatlik ücret tutarını geçemez.
(4) Arabuluculuk faaliyeti sonunda açılan davanın tüketici lehine sonuçlanması hâlinde arabuluculuk ücreti, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir.
DEĞERLENDİRME
Bu karar ile birlikte her türlük kat karşılığı sözleşmelerinde olmasa da, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında veya kentsel dönüşüm sürecinde akdedilen arsa payı karşılığı in��aat sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme artık Tüketici Mahkemeleri olacak.
Soruşturmalar iktidar içine uzanmaya başlayınca yavaş yavaş Akın Gürlek’e cephe almaya ve operasyonları kötülemeye başladılar.
“Sistem çöker, herkes altında kalır, ülke iflas eder” dedikleri ise iktidar, halk değil.
Millet zaten yoksulluk içinde, daha neyini kaybedecek?
“Dolandırıcı, insanlara dönemin ekonomik sisteminin hiç tanımadığı bir zenginlik biçimini vaat etmez. Topluma tamamen yabancı bir hayal satmaz. Tam tersine, sistemin dolaşıma soktuğu ve toplumun zaten inandığı ekonomik vaadi, zenginleşme arzusunu alır, onu büyüterek pazarlar. Sistemin “Çalış. Biriktir. Yatırım yap. Sermayeni büyüt” biçiminde kurduğu beklenti, dolandırıcının elinde “Daha az çalış, daha hızlı kazan. Paran senin için çalışsın” vaadine dönüşür. Dolandırıcı sistemin dışında yeni bir arzu icat etmez; sistemin ürettiği arzunun daha yoğun, daha hızlı, daha kolay ve daha risksiz bir versiyonunu pazarlar. Dolayısıyla dolandırıcılık, ekonomik sistemin dışında gelişen bir sapma olarak değil, o düzenin ürettiği beklentilerin en uç ve yanıltıcı biçimlerinden biri olarak ortaya çıkar.”
https://t.co/qjKgzR1JGe
20 milyar dolarlık fon vurgununa engel olmadılar. En kolay olana giriştiler yine: Çok sayıda gazetecinin hesabını erişime engellemek... Benim mütevazı hesabım da bu süreçten nasibini aldı. Hesaplar engellenince vurgun sona ermiyor. En kısa sürede hesabı toparlamak farz oldu...
Karalamaya çalıştığınız başkan, 19 Mart'ta evlerimiz basıldığında, davalarımızda tüm öğrencilerin avukatlığını üstleniyordu. Sizin küçümsediğiniz insanlar sayesinde İstanbul Barosu gençliği yalnız bırakmadı, hak mücadelesi verenleri yalnız bırakmadı.
yapay zekanın insanlığın kaderi üzerinde oynayacağı rolü de sınıf mücadelesi belirleyecek.ya bir grup tekno-oligarkın köleleştirdiği ve hatta yok ettiği bir insanlık ya da yapay zekanın sınıfsız-sömürüsüz bir dünyada insanlığın ortak çıkarı için kullanılması. ikisinin ortası yok.