Altı aylık resmî enflasyon: %17,76
Memura verilen maaş artışı: %13,52
Memurun maaşı daha cebine girmeden resmî enflasyon karşısında yaklaşık %3,6 eridi.
Tebrik ederiz!
@MemurSenKonf@Kamu_Sen
Futboldan anlamam ama insan davranışından anlarım. Voleybolcu kadınlara şampiyonluktan sonra esirgenen desteği, ortada hiçbir başarı yokken futbolculara verenler bu sonucu hazırladı. Devletin de, markaların da, halkın da buradan çıkaraca��ı ders açık: Önce performans, sonra ödül. Önce başarı, sonra alkış.
Davranışbilimin temel kuralı şudur: Ödüllenen davranış devam eder! Türkiye olarak futbolda yıllardır devletiyle, markasıyla, taraftarıyla vasatlığı ödüllendiriyoruz.
Sayın Bakanım @drmemisoglu, liyakatli(!) bürokratlarıniz sayesinde 24 saat nöbet tutan personele bir bardak çayın çok görüldüğü Bartın Devlet Hastanemiz yarın açiliyor. Emeğinize sağlık 👏👏#SagliktaTurkiyeYuzyili
Dış piyasalar bu haldeyken işleri daha da karıştırmak hangi iktisadi rasyonele dayanıyor diye düşünürken, yapay zekaya sorayım dedim: şöyle bir yanıt geldi
"Ekonomi biliminin "hata" dediği şey, siyaset biliminde "tercih" olabilir."
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
🇹🇷Türkiye'nin yıllık enflasyonu %32,27'ye yükseldi.
Rusya – Ukrayna savaşı 4 yıl, 2 ay ve 10 gündür devam ediyor.
➡️Savaştaki Rusya'da 🇷🇺yıllık enflasyon % 5.90
➡️Savaştaki Ukrayna’da 🇺🇦 yıllık enflasyon %7.90
Yani külahıma anlat bütün o bahaneleri…
Farkında mısınız?
Ülke olarak cinnet geçiriyoruz. Marmaray’da son 10 günde 4 kişi rayların üzerine atlayarak intihar etti. Sürekli polis ve jandarmadan intihar haberleri alıyoruz. İnsanlarımızın antidepresan kullanma miktarı son 10 yılda iki katına çıktı. Hapishanelerimiz %140 doluluk oranına ulaştı. Son olarak daha önce hiç görmediğimiz okullardaki silahlı saldırılar…
Bu ülke bu hale nasıl geldi? Eğitimde yapılan hatalar, gençlerin içine düşürüldükleri ümitsizlik, adalete olan inanc��n tamamen kaybolması, ekonomik güçlüklerle boğuşan insanımızın kolay çıkış yolları araması, TV dizilerinde yer altı dünyasına yapılan güzellemeler, şiddet sahnelerinin sıradanlaştırılması gibi bir seri hata ve bunları çözecek bir siyasi iradenin olmaması toplumsal bir buhran yaşamamıza neden oluyor. Maalesef iktidar hiçbir sorunu çözemiyor, olaylar karşısında tepkisel küçük adımlar atmanın ötesine geçemeyen, meseleleri temelden çözecek yaklaşımları geliştirmekten aciz liyakatsiz kadroların yukarıdan talimat almadan karar alamadığı bu rejimde problemlerimiz sadece katlanıyor. Ekonomimiz kötü, trafiğimiz kötü, eğitimimiz kötü, beslenmemiz kötü, güvenliğimiz kötü, adaletimiz yok.. ama dış politikada, savunma sanayinde süper işler yapılıyor cakası satılıyor. Bir fizik öğretmeni olarak söylüyorum: bir sistemin parçaları iyi çalışmıyorsa bütünü de çalışmaz ve sonunda dağılır. Gözümüzle gördüğümüz ve ölçebildiğimiz sorunlarda beceriksiz olan bir iktidarın ölçülemeyen ve görülemeyen alanlarda başarılı olması imkansızdır.
Ülkemiz hakikaten çok tuhaf memleket. Fotoğraftaki hanımefendi bundan 100 sene evvel "ben muhtar olacağım, belediye Bakanı olacağım, erkeklerden oluşan bir kadroya şef olacağım, onlara talimat vereceğim, komuta edeceğim" deseydi, önüne bugün bazılarının çok sevdiği Şeyh Said'den Seyit Rıza'ya İskilipli'den Kürdi'lere kadar hatta adının sonunda efendi olan pek çok sözde hocalara kadar binbir engel çıkardı.
Kadından şef olmaz, kadın erkeklere komuta edemez, kadın oy kullanamaz, seçemez, seçilemez, erkeklere sesini duyurması haramdır, onlarla bir odada yalnız kalması şeriata aykırıdır gibi sözde fetvalarla hanımefendiyi de ona destek verenleri de günahkar, zındık hatta kafir ilan ederlerdi.
Denebilir ki cumhuriyetin ilk 15 yılının en büyük uğraşı yukarıda saydığım engelleri, dertleri ortadan kaldırmaya çalışmak oldu. Bir kadının seçmesi ve seçilmesini bırakın, daha çocukken evden okula gitmesi için nice mücadeleler verildi.
Günün sonunda bir asır oldu. O kadın tüm engellere rağmen okula gitti. Liseye gitti. Üniversiteye gitti. Erkeklerin arasına karıştı. Seçti, seçildi, makam ve mevki sahibi oldu. Erkeklerle birlikte siyaset yapar oldu. Hatta onlarca erkeğe komuta eden şef oldu.
Bu tablo Cumhuriyetin çok aziz bir hedefiydi. Bugün "Ben İskilipli'nin torunuyum" diyen biri bile belki de farkında olmadan onun en "olmaz" diyeceği şeylere alıştı, olur verir oldu.
Hal böyleyken ortada bir asırlık mücadele neticesi varken. Bir asır önceki engellerin uzantıları bile bugün bazı şeyleri öyle veya böyle kabullenmişken, kıyafetini, konuşmasını, örtüsünü, pozunu, görüntüsünü mesele yapıp bu neticeye kusur atfetmeye çalışmak sadece ayıp değil bir asırlık neticeye kör kalmak aslında.
Fotoğraftaki hanımefendi o poza girebilsin diye ne mücadeleler verildi. İşte şimdi orada duruyor. Sözü olur eleştirilir. İcraati olur eleştirilir ama bu mucizeye bakarken gözüne kıyafet batanlara bilmem ne demek gerekir. Belki cahil ve aptal demek gerekir.
Ergin Ataman, Tel aviv - Panathinaikos maçında İsrail taraftarının ırkçı tepkilerine maruz kalmış olmasına rağmen dik duruşunu bozmamış ve noktayı “Ben Türk vatandaşıyım bana hiçbir şey yapamazsınız ” diyerek koymuştur.
Merih Demiral bozkurt işareti yaptı diye deliye dönenler, futbolcularımız asker selamı verdiler diye milli takıma cezalar yağdıranlar Ergin Ataman’a yapılanlara ceza verecek mi göreceğiz.
Sanmıyorum çünkü
O bir Türk
• Türk Kamuoyuna Duyuru
• Çalışmalarımıza gösterdiğiniz ilgi ve övgü dolu mesajlarınız için teşekkür ederim.
• Söz konusu çalışmada elde ettiğimiz bilimsel gelişmeler, temel bilim açısından elbette memnuniyet ve umut vericidir.
• Ancak son günlerde duyduğunuz bu güzel haberde yer alan deneysel başarılarımızın şu aşamada yalnızca fareler üzerinde elde edildiğini özellikle belirtmek isterim.
• Bu bulguların insanlar için güvenli ve etkili bir tedaviye dönüşebilmesi, kapsamlı klinik çalışmalar gerektirmekte olup bunun için en az iki yıl daha zamana ihtiyacımız vardır.
• Anlayışınız ve her zamanki desteğiniz için çok teşekkür ederim.
• Selam ve saygılarımla
Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bu güzel toprakları bizlere vatan yapan tüm cesur yüreklere sonsuz saygı, sevgi ve her geçen gün daha da artan minnet duygusuyla… 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
26 Ağustos 1922 Atatürk'ün hayatındaki en zor gündü. Çünkü bir milletin yükü onun omuzlarına binmişti. Kaybetmesi halinde yaşamamaya karar vermişti. Fakat ilmek ilmek işlediği strateji göz kamaştırıcı bir zafere dönüştü...
İşte, Büyük Taarruz'un nefes kesen stratejisi...
Uygulanan programı hatasını basit olarak anlatayım: Kamu harcamalarını durdurmadan sadece özel tüketim ve yatırımları durdurarak enflasyonu düşürmeye çalışmak, hastanın gırtlağını sıkarak ateşini düşürmeye çalışmaktır. Amaç hasıl olsa da sonuç kötü olur.