Erdoğan'ı destekleyen seçmeni ikiye ayırabiliriz:
Bir tarafta Erdoğan'ı demokrat gören, laik ve demokratik düzene gönül vermiş azınlık; diğer tarafta ise şeriat için oy veren çoğunluk bulunmaktadır. 15 Temmuz gecesi Erdoğan'ın çağrısıyla sokağa çıkanlar, demokrasi isteyen azınlık değil, şeriat hayaliyle sandığa giden o çoğunluktu. Darbeyi engelleyen halkın dilinde demokrasi, laiklik veya Mustafa Kemal yoktu; tekbir, tehlil ve şehadet vardı. Yani insanları sokağa döken İslam ve İslami kavramlardı. Fakat trajik bir şekilde, o gece canlarını siper eden bu insanların eylemi, şeriat isteyenlerin hanesine değil, demokrasi isteyen azınlığın hanesine yazıldı ve 15 Temmuz "Demokrasi Bayramı" ilan edildi.
Buradan kesin olarak anlaşılmalıdır ki; İslam adına bu sistemi destekleyenler İslam'a değil, sisteme hizmet ediyorlar. Ne yaparsanız ve hangi niyetle yaparsanız yapın, günün sonunda İslam değil; sistem ve sistemin batıl değerleri güçleniyor.
Bir diğer dikkat çekici husus ise şudur: Darbeyi, Türkiye'de demokrasi ve dinler arası diyalog söylemini en çok savunan, demokratik değerlerle barışmayı önemseyen bir yapı gerçekleştirmesine rağmen, sanki demokrasi darbe üretmiyormuş veya darbelerin karşıtıymış gibi, 15 Temmuz'da yaşananlar demokrasinin hanesine yazıldı.
Diğer mesele ise şudur: 15 Temmuz sonrasında Fethullah Gülen grubuna dair rapor yayımlayan Diyanet, bu yapının ilhamcı, keşifçi ve ebcedci bir yapı olduğunu, liderlerinin Allah ve peygamberle direkt temasta olduğu için asla yanlış yapmayacağına inanıldığını delilleriyle ortaya koydu. Fakat ne ilginçtir ki; aynı söylemlere sahip olan, aynı düşünceyle hareket eden, liderlerinin Allah ve peygamberle ilişkili olduğuna ve asla hata yapmayacağına inanılan yüzlerce irili ufaklı grup olmasına rağmen, Fethullah Gülen grubu bu zihniyeti ve itikadıyla mahkûm edilirken diğer gruplar el üstünde tutuluyor. Sistem için mesele kimin neye inandığı değil, o inancın işine gelip gelmediği meselesidir.
Aynı şeyi komedyen meselesinde de yaşadık; sistem için "zararsız" olan komedyenler istedikleri şeyle dalga geçme özgürlüğüne sahipken, sistem için "zararlı" olanlar cezalandırılıyor. Oysa her iki zümrenin yaptığı da alçaklıktır ve İslam nezdinde şirk ve küfürle mahkûm edilmiştir.
"İnsan, elini duaya açmayıp lisan-ı hâliyle 'ben bana yeterim' dediğinde, kelepçelerini kendi elleriyle hazırlar."
Bu dersimizde, küfür yolunu seçenlerin karşılaşacağı zilleti ve dünya yorgunluğu üzerine kimlerin pınarlardan sular içeceklerini konu edindik. Kâfur karışımlı kadehten içmek isteyen bizlerin hedefinde olması gereken hasletleri ele aldık.
İnsan Suresi Tefsiri 4. Dersimizin YouTube Kanalımızda
İlk Karadeniz Ezgimiz Yayında!
"Rabbim Birdur Şuphesuz"
Rabbim birdur şuphesuz
Kalma yolda çaresuz
O’ndan gayri kapi yok
Geçme ömri gayesuz
Tevhid O'ni birlemek
Tağutlari reddetmek
Şirkten ve izmlerden
Ondan teberri etmek
▪️Tüm halkı temsil eden anayasada Allah’ın ayetlerine yer yok.
▪️Halka yönetimde vekâlet eden vekillerin seçim vaatleri arasında Allah’ın ayetlerine yer yok.
▪️Mahkemelerde Allah’ın ayetlerine yer yok.
▪️Uluslararası ilişkilerde Allah’ın ayetlerine yer yok.
▪️Hatta insanları Allah’ın ayetlerine davet eden davetçilere bile bu ülkede yer yok.
Yeditepe Üniversitesi’ndeki kâfirler de bu yokluk halinden vazife çıkarmış ve "Üniversitemizde de ayete yer yok" demiş. Kâfir kâfirliğini yapıyor da bence biz şu soruyu sormalıyız:
Biz bu ayetlerin üzerini örtme haline tepki gösterip kâfirlerden teberri mi edeceğiz, yoksa bir kısmına tepki gösterip bir kısmını destekleyerek münafıklık mı yapacağız?
Kur'an'ın hayata söyleyecek sözü olmadığını düşünen bir medeniyet tasavvuru; önce hukuku, sonra siyaseti, ardından eğitimi şekillendirir.
Bugün yaşananlar, işte bu zihniyetin yansımasıdır.
#Hud112
#Hud112 ayeti bize gösterdi ki, tarih boyunca cahiliye toplumu Allah’ın ayetleri ile alay edip inkar etmeye devam edecektir.
Bize düşen ise, Allah’ın yeryüzündeki şahitleri olmaya devam etmektir.
#Hud112 ayeti bize gösterdi ki, tarih boyunca cahiliye toplumu Allah’ın ayetleri ile alay edip inkar etmeye devam edecektir.
Bize düşen ise, Allah’ın yeryüzündeki şahitleri olmaya devam etmektir.
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyetinde her türlü siyasi ve ideolojik sloganı “ifade özgürlüğü” diye alkışlayanlar, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetini görünce yobazlığını gösterdi.
Tahammülleri "özgürlüğe" değil, yalnızca kendi fikirlerine!
#Hud112
Dün ezan susturulmak istendi, bugün ayetler görünmez kılınmak isteniyor. Yöntemler değişse de tahammülsüzlük aynı kalıyor. Ancak tarih gösteriyor ki hakikate karşı kurulan her engel er ya da geç yıkılmaya mahkûmdur.
#Hud112
Dün ezan susturulmak istendi, bugün ayetler görünmez kılınmak isteniyor. Yöntemler değişse de tahammülsüzlük aynı kalıyor. Ancak tarih gösteriyor ki hakikate karşı kurulan her engel er ya da geç yıkılmaya mahkûmdur.
#Hud112
🎥 KATO ZİRVESİ BAŞLADI...
Küresel efendilerini memnun etmek için Tevhid Davetçilerini sansürleyenler, Batı’nın tüm dayatmalarına kapı açıyor. Zulüm sadece zalimin cüretiyle değil, iyilerin sessizliğiyle büyüyor!
"Kato Zirvesi" oyunumuzda bu kirli oyunu deşifre ediyoruz.