“Halep operasyonu belli sinir uçlarının test edildiği anlamına geliyor. Eğer sonuç Suriye dosyasındaki ana güçler tarafından sindiriliyorsa Fırat’ın doğusundaki Arap bölgelerini SDG’nin kontrolünden çıkarmaya dönük hamlelere kafa yorabilirler.”
✒️ Fehim Taştekin'in (@fehimtastekin) yazısı
https://t.co/nz7SY2l89Q
Önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanımız Dr. Selçuk Mızraklı hakkında, “iyi halli” olmadığı gerekçesiyle açık cezaevine ayrılma ve denetimli serbestlikten yararlanma talebinin reddedilmesi, hukuka aykırı ve siyasi saikli bir karardır.
Cezaevi idarelerinin bu keyfi ve adaletsiz tutumları, toplumsal barış iklimine ve toplumun umutlarına açıkça zarar vermektedir.
Sevgili Selçuk Mızraklı hakkında verilen bu haksız karar derhal geri çekilmeli; Mızraklı başta olmak üzere, cezaevi yönetimlerinin keyfi kararlarıyla içeride tutulan herkesin özgürlüğü bir an önce sağlanmalıdır. Bu, sadece insani bir çağrı değil, aynı zamanda hukukun ve adaletin gereğidir.
TBMM’nin açılmasıyla birlikte, başta İnfaz Kanunu, TMK ve ceza yasaları olmak üzere tüm mevzuatta demokratikleşmeyi, hakların korunmasını ve adaletin tesisini sağlayacak düzenlemelerin yapılması elzemdir. Bu adımlar, barış ve çözüm arayışlarına gerçek anlamda katkı sunacaktır.
Selçuk Mızraklı Diyarbakır Belediye Başkanı olduğu gün hakkında başlatılan yargı kumpası sonucu 6 yıldır cezaevinde. Denetimli serbestlik hakkı “iyi halli” olmadığı gerekçesiyle reddedildi.
Saygın bir hekim, iyi bir siyasetçi, iyi bir insan. O hep “iyi halliydi” ama “kötü niyetli” olan sizsiniz.
Dengbêj Hüseyno..
Dersim’in Feryadına Giden Şéx Said’in küçük kardeşi Şéx Evdirrahim
Cigerxwin, 1925 hareketinden sonra karşılaştığı Şeyh Abdurrahim’i şöyle tarif ediyor:
“Şeyh Abdurrahim, ten rengiyle esmer biriydi, yüzü eskimiş pürüzlü taş rengine benziyordu. Alnının kırışıklıkları insana korku veriyordu, yüzünden ve çehresinde yiğitlik damarları görünüyordu