Sonunda Üsküdar'ı da gasp etmeyi başardılar.
2024 Mart seçimlerinde 39 belediyenin sadece 13'ünü AKP kazanmıştı. Şimdi ikisi kayyum olmak üzere 22’sini yönetiyorlar.
Bu belediyelere seçimle gelmiyorlar; hileyle, tehditle, yargı oyunlarıyla çöküyorlar!
Bu belediyeleri en fazla birkaç yıllığına zorla yöneteceksiniz. Sonra ne olacak, size oy vermemiş -yine vermeyecek- olan halkı mı tutuklayacaksınız?
Vatandaşı ikna odalarına mı alacaksınız?
Daha da önemlisi, halk iradesini çalıp galibiyet pozu verirken ar damarınızı çatlatacak kadar iştahınızı kabartan nedir?
Bu kadar yüzsüzlük karşılığında ne vadediliyor size?
Çocuklarınızı komşularınızın yüzüne nasıl bakıyorsunuz ?
Her şeyi geçtik, hiç aile terbiyesi de almadınız mı?
Kızım partiden bana mesaj attı:
“Anne, evde hâlâ dondurma var mı?”
Hayır, bizde bu sıradan bir soru değildir. Aramızda bir (KOD)var.
“Dondurma” aslında şu anlama geliyor ⬇️
‼️Bir Suriyeliyi, Arap'ı, Filistinliyi, DEM Partili'yi, Amedsporlu'yu, bir Hırt'ı ve bir Tarikatçıyı İstiklal Marşımızı okurken gözlerinin dolduğunu göremezsiniz.
Ama Trinidad ve Tobago doğumlu Sinead Jack-Kısal, Türkiye'yi "vatan" olarak bellemiş, Bayrağımızla gönül bağı kurmuş ve gururla taşıdığı milli formamız altında yaşadığı başarılar sonrası gözleri dola dola İstiklal Marşımızı gururla söylüyor.
İşte "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" Felsefesi budur.
Helal Olsun Sana Atatürk'ün Kızı...
#FileninSultanları #AtatürkünKızları #pazar #CEV2026
Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde, Dicle Elektrik'e bağlı Yaz Güneşi Trafo Merkezi, yüzlerini puşi ve giysilerle kapatan şahıslar tarafından işgal ediliyor.
Güvenlik görevlisini etkisiz hâle getiren saldırganlar daha sonra kaçak elektrik kullanmak amacıyla Sufra ve Beşmağara fidelerine müdahale ediyor.
Elektrik hırsızlığı yapabilmek için trafo merkezi işgali. Başka bir ülkede olmaz.
Devlet dediğin hırsıza, teröriste teslim olmaz.
Bu namussuzların çaldığı elektriği bize ödetemezsiniz.
Devlet, devlet ol gereğini yap.
Spor psikologları bu anı mutlaka çalışmalı.
📉 3. set ağır kaybedilmiş, moral sıfır. Vargas ağlıyor.
🇹🇷 Kaptan Eda’nın bir bakışı, Zehra’nın omzu, takımın birbirine inancı…
Sonra 4. set: Gözyaşı öfkeye, öfke mücadeleye, mücadele güce dönüşüyor. 🔥
İşte takım olmak budur: Biri düşünce diğerinin elini uzatması; “Daha bitmedi!” duygusunu birbirine geçirebilmek.
Bazen maçı taktikten önce aidiyet, güven ve inanmak çevirir.
Filenin Sultanları bunun dersini verdi. 🇹🇷🏐
#FileninSultanları #CEV2026
AKP’nin özelleştirme maskesini düşürüyoruz!
Bakanlıklar, özelleştirmelere gerekçe olarak;
Köprü ve otoyollar için, gelirlerin az, giderlerin çok, verimliliğin düşük olduğunu iddia ediyor.
O halde, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün mali verilerini açıklıyorum.
2025 yılında⬇️
🔴15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde;
Gelir: 87 Milyon 642 Bin Dolar
Gider: 2 Milyon 101 Bin Dolar
Kâr: 85 Milyon 540 Bin Dolar
Kâr oranı: %97
🔴 Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde;
Gelir: 102 Milyon 709 Bin Dolar
Gider: 4 Milyon 76 Bin Dolar
Kâr: 98 Milyon 632 Bin Dolar
Kâr oranı: %96
Yani iki Boğaz Köprüsünün yıllık toplam kârı: 184 Milyon 173 Bin Dolar❗️
Kâr oranı ortalaması: %96,75 ❗️
Ulaştırma ve Altyapı Bakanına soruyorum!
Devletin zaten yüzde 96 kâr’la işlettiği Boğaz Köprülerini özelleştirerek, acaba nasıl daha kârlı işlettirmeyi planlıyorsunuz?
Bunu akıl ve mantıkla nasıl izah ediyorsunuz?
Kamunun bu kadar yüksek kârla işlettiği bu köprüleri özelleştirmek vatana ihanettir!
Derhal bu özelleştirmeden vazgeçin!
Kaynak: KGM 2024 Otoyollar Bakım, İşletme, Ücret Toplama Maliyetleri Raporu, KGM 2024-2025 Gişe Ücret Resmi Verileri, Resmi Gazete 2024 Yılı Değerleme Oranı İlanı, KGM 2025-2026 Yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu
Ne uğruna bu zulmü yapıyorsunuz?
Amine Cansu Çelik, Üsküdar'ın Belediye Başkan yardımcısı, meclis üyesi. Üsküdar halkının tertemiz oylarıyla seçilmiş, görevini yapıyordu.
Babasının beynine pıhtı atmış hastanede, 4 yaşındaki evladı evde Amine'yi bekliyor, ancak Amine tutuklu, hapiste. Ne için? AKP Üsküdar Belediyesi'ne çöksün diye!
Hak etmediğiniz koltuklar için, gözü doymayan hırsınızla insanların hakkına giriyorsunuz, büyük veballer alıyorsunuz. Halk gerçek yüzünüzü görüyor, büyük bir ibret ile olan biteni izliyor.
Amine yalnızca bir arkadaşımız. Onlarca yol arkadaşımız, tertemiz insanlar ve aileleri, tüm bu eziyetlerin bedelini ödüyor.
Herkes emin olsun ki, bu iş böyle gitmeyecek.
Tarihte dönmeyen devran da, bitmeyen zulüm de yok.
Biz kazanacağız, halk kazanacak, vicdan kazanacak!
2 kızın var. İkisi de voleybol oynuyor. Avrupa Şampiyonası final maçını izlemeye geliyorsun. İki kızın da milli formayla sahada Türkiye'yi şampiyon yapmak için oynuyor. Mutluluktan gururdan ayakların yere basmaz, bulutlarda yürürsün.
Şamil Bey, sizin Osman Gökçek’le “cemaat kardeşliğiniz” beni ilgilendirmiyor. Kumpas davalarının kaldıracı olan beyanlarınızı da, inanın, ciddiye almıyorum.
Ancak ilginç olan şu: Sizin bugün yazdıklarınızın tamamını Osman Gökçek daha önce telefonda bana söyledi. Üstelik yalnızca bana değil, başka gazetecilere de aynı şeyleri anlattı.
Ne tuhaf bir tesadüf, değil mi?
Sanırım BND yalanınız tutmadı; şimdi başka bir algı oluşturma gayretindesiniz.
Ama asıl sorum hâlâ cevapsız:
Benim verdiğim ifade eşimde dahi yokken, sizde ne arıyor?
@adalet_bakanlik@ankaracbs
Türkiye’de güzel giden bir iş varsa bir şekilde Koç Holding’in radarına girer.
Koçlar o şirketi bir süre takip eder, iş gerçekten iyiyse ya şirketi komple alırlar ya da ortak olurlar.
Bu yüzden sahip oldukları şirketlerin genelde zarar etme ihtimali pek yoktur.
Çünkü nerede bir iş varsa o işi yapanın en iyisini alırlar ya da kurarlar.
Bir sektöre gireceklerse de öyle küçük düşünmezler.
Ya pazarın en büyüklerinden biri olurlar ya da zaten büyük olan birisiyle hazır düzene ortak olurlar.
Koçlar çok büyük bir grup.
Hatta Opet’in sahibi de Koçlarla ortak olana kadar banka kredileriyle büyüdüğünü söylüyor.
Muhtemelen Koçlarla ortak olduktan sonra para sorunu da kalmamıştır.
Adamlarda öyle bir sermaye var ki tabiri caizse yazmaya kalksak rakamları karıştırırız.
Büyüklüklerini şöyle anlayın:
Türkiye’nin dışarıya sattığı toplam malın %7’si Koçlardan çıkıyor.
Yani toplam ihracatın %7’sini tek başına bu grup yapıyor.
70 yıldır aynı şeyi yapıyorlar.
Bir işe gireceklerse dünyada o işi en iyi bilen adamı bulup yanlarına alıyorlar.
Otomobil yapacaklar, Ford’la ortak oluyorlar.
Akaryakıtta büyüyecekler, yıllardır bu işi yapan Opet’e ortak oluyorlar.
Yani Koçların asıl gücü sadece sayılamayacak kadar paralarının olması değil.
Hangi işi kiminle yapacaklarını çok iyi biliyorlar.
Opet - Fikret Öztürk:
“9 sene öğretmenlik yaptım ama o yıllarda bir yandan da ticaretle uğraşmaya başlamıştım.”
“Eşime dedim ki sen öğretmenliğe devam et, ben ayrılıp ticarete gireceğim.”
“Sonra öğretmenlikten istifa ettim ve ticaret hayatına geçtim.”
“1978’de Mersin’de madeni yağ dükkanı açtım.”
İlk işimiz buydu.
“Sonra akaryakıt işine girdik.
İstasyon sayımız yavaş yavaş arttı.”
“Bir dönem Mersin’de 10-15 civarında istasyona ulaştık.”
“Madeni yağ tarafında da Türkiye’nin en büyük distribütörlerinden biri haline geldik.”
Bir noktadan sonra Mersin bize dar gelmeye başladı.
Dedim ki artık İstanbul’a gitmemiz gerekiyor.
Eşimi de ikna ettim.
İstanbul’a geldik.
İstanbul’a geldikten sonra dağıtım şirketi nasıl kurulur diye araştırmaya başladım.
Yaklaşık 6 ay araştırdım.
1992 yılının sonunda Opet Akaryakıt Dağıtım Şirketi’ni kurduk.
Opet’i kurduk ama sermayemiz sınırlıydı.
İstanbul’da, Ankara’da istasyon açacak kadar paramız yoktu.
Köylerden başladık.
Çünkü köy istasyonlarının maliyeti düşüktü.
Satışı da düşüktü ama bizim sermayemize uygundu.
Köy köy istasyon açtık.
Sonra kasabalara geçtik.
Oradan şehirlere doğru büyüdük.
Opet’i yeni kurduğumuz dönemde BP’nin pazarlama müdürlerinden biri geldi.
Hayırlı olsun, dağıtım şirketi kurmuşsun dedi.
Hedefin ne diye sordu.
Ben de köylerde istasyon açacağım dedim.
Tabii bunu söyleyince adam güldü.
Onların hedefi büyükşehirlerde büyümekti.
Ben de sizin politikanız doğru ama benim sermayem yok dedim.
Onun için kendi paramıza göre hareket ettik.
Köylerden başlayarak büyüdük.
Opet’i ilk kurduğumuzda büyük şirketler bizi çok ciddiye almıyordu.
Küçük görüyorlardı.
Biz çalışmaya devam ettik.
1992’den 2002’ye kadar pazar payımız yaklaşık yüzde 10’a ulaştı.
Sonra baktılar ki hızlı büyüyoruz.
Bu defa bizi rakip olarak görmeye başladılar.
Bir süre sonra Koç Grubundan ortaklık teklifi geldi.
Bizi 6-8 ay kadar incelemişler, araştırmışlar.
Ben baştan, satın almak istiyorsanız hiç konuşmayalım diye söyledim.
Ortak olmak istiyorsanız tek şartım var.
Yüzde 50-50 olacak.
Bunun dışında herhangi bir ortaklığı konuşmam dedim.
Kabul ettiler, rakamda da anlaştık ve ortak olduk.
Ben kendimi sıfırdan gelmiş bir Anadolu çocuğu olarak görüyorum.
Öğretmenlikten ayrıldım.
Mersin’de küçük bir dükkan açtım.
Köy istasyonlarından başladım.
Yıllarca banka kredileriyle büyüdüm.
Sonunda Türkiye��nin en büyük gruplarından Koç’la yüzde 50 ortaklık yaptım.
Opet’i kurduğumuz günden Koç ortaklığına kadar sürekli banka kredisi kullandık.
Çünkü sermayen sınırlıysa büyümek için risk almak zorundasın.
Ben sadece cebimdeki peşin parayla iş yaparım dersen çok zor büyürsün.
Benim ticaret anlayışım buydu.
Ben işe başladığımda yüzlerce istasyon kuracağım, uluslararası şirketlere kafa tutacağım diye bir hayalim yoktu.
Zaten o gün gidip böyle bir hedef açıkladığınız anda sizi daha büyümeden yok ederlerdi.
Biz kendi yolumuzu çizdik.
Sessizce büyüdük.
İş büyüdükçe hedefimizi de büyüttük…
Bugünlere kadar da geldik.