Okullarda doğru düzgün spor yok; müzik yok, yabancı dil yok, resim yok, tiyatro yok. Eleştiri yok, edebiyat yok. Doğayla, tarihle, toplumla kurulan sahici bağlar yok. Bunlarla ilgilenmeyi boş gibi gören bi düşünce yapısı var… Onun yerine yarış atı gibi bir sınav düzeni, sınırsız sosya medya kullanımı, bilinçsiz ebeveynlik hali var.
5-6 yaşındaki çocukların okuma yazmayı sökememesi onlara bir şey kaybettirmez. Ancak bu yaştaki çocukların duyuları ile duygularını tanıyıp kontrol etmeyi öğrenememesi onlara ömür boyu kaybettirebilir.
Okul öncesi çocuklar okuma-yazmayı değil; duygularını kontrol etmeyi öğrenmeli
Amerikan Pediatri Birliği, beden ve beyin gelişimi üzerine paha biçilemez etkilerinden dolayı, 2-6 yaş dönemindeki çocukların tüm gün hareket halinde olmalarını tavsiye ediyor.
“Çocukları oturmaya değil; hareket etmeye davet etmeliyiz”
Gazali, bundan 1000 yıl önce “Çocuklara akranlarıyla yeterince oyun, eğlence ve dinlenme imkanı sağlanmazsa kalpleri ölür, zekaları söner” demiş.
Bahçesiz okullar ve 3-5 dakikalık teneffüslerle resmen çocuklarımıza kıyıyoruz.
Okul Mimarileri ve Eğitim sistemi kökten değişmeli.
İhmalkar ebeveynleri gibi olmamaya çalışırken çocuklarının maskarası olarak diğer uca geçen, dengeyi bir türlü tutturamayıp bencil ve şımarık çocuklar yetiştiren anne babalardan olmayın. Disiplinsiz sevgi de, tıpkı sevgisiz disiplin gibi zarar vericidir.
Bence çocuklara yapılacak en iyi şey onlara iyi müzik dinletmek, iyi kitaplar okutmak, iyi filmler izletmek.
Bunları kendi de bulur ama daha iyi bir hayatı olması için kısayolu kullanır böylece.
Dönüşen ve kendinin daha iyi versiyonuna ulaşan kişi, eski versiyonuyla ilişkide olan herkesi kendi içinde öldürür. Çünkü onlara yeni versiyonu tanıtmak zordur, çoğunlukla da anlamsızdır. Sonra da “Sen çok değiştin.” ile suçlanır. Sorun benim değişmem değil, senin hiç değişmemen.
Projemiz aracılığıyla, kültür aktarımının kritik dönemi olan okulöncesi dönemde çocuklarımıza Karadeniz bölgesinden başlayarak diğer bölgelerin coğrafyası, yöresel ürünleri, oyunları, masalları ile kültürümüzü tanıtmayı hedeflenmektedir.
2013’te yapılan bu araştırmada 12 hafta boyunca haftada sadece 75 dakikalık müzik derslerinin okul öncesi yaştaki çocuklarda IQ puanlarını önemli ölçüde artırdığı saptanmış.
“Okul Öncesi Çocukları Okuma-Yazma Değil; Daha Fazla Duysal Deneyim Geliştirir”
Aşırı ekrana maruz kalmaktan Otizm gibi görünen çocuk görmediğim gün yok nerdeyse.
Artık erken yaşlarda TV, Tablet veya Akıllı Telefon eliyle aşırı şekilde Ekranlara maruz kalmanın Otizm belirtilerine yol açtığını haykırmanın vakti geldi.
“İlk 2 yaşta ekran süresi SIFIR olmalı”
Fiziksel şiddet düzdür, açıkça görülebilir. Psikolojik şiddet ise fedakarlıklarla, minnet duygularıyla, suçlu hissettirmelerle ve kurban rolüyle yoğrulmuştur. Pek çok kişinin, çok sevgi (?) sandığı şey, aslında sistematik bir psikolojik şiddet ve manipülasyondur.
Yalnız kalmayı, kendini yalıtmayı seçen insanları hassas veya hasta sanmayın. Onların çoğu, toplumca kanıksanmış iki yüzlü ve zorba insan ilişkilerinden artık tiksinmiş ve en küçük zorbalığa bile toleransı kalmamış, gerçek ruhlardır.
Sıradanlığın tedavisi yoktur. Önemli olan yakalanmamaktır, yakalandığınızı fark ettiğinizde iş işten geçmiştir. Sıradanlığın panzehiri, merak, aşk, serüven ve tabii ki (sanat) okumaktır...
Su birikintileri, ağaçlar, taş ve çakıllar, yağmur, çamur, kar ve çimen gibi doğal ortamlarda oynamak, çocukların bugünlerde genellikle sahip olmadığı inanılmaz doğal duyusal deneyimler sağlar.