Suicide figures are up 200% since lockdown.
Could two of you please copy and re-post this tweet?We’re trying to demonstrate that someone is always listening.
Call 1-800-273-8255 (USA hotline)
Copy, not retweet.
🚨🎙️ THIERRY HENRY N'A TOUJOURS PAS DIGÉRÉ LE TRAITEMENT RÉSERVÉ À N'GOLO KANTÉ
🗣️ « N'Golo Kanté n'aurait jamais dû passer tout ce Mondial sur le banc. Jamais.
C'est un joueur qui a porté les Bleus pendant des années. Une machine au milieu, un leader, un champion.
Son énergie, son intelligence de jeu, sa récupération, sa manière de protéger la défense... Un joueur comme ça, ça ne se remplace pas. Tu ne peux pas sélectionner un joueur pareil pour le laisser regarder les autres jouer.
Je respecte le coach, mais pour moi, c'est une énorme erreur.
On l'a tous vu contre l'Espagne. Les Bleus ont perdu la bataille du milieu. Ils ont manqué de maîtrise, d'intensité et surtout de ce cœur que Kanté apporte toujours à cette équipe.
Tu ne gagnes pas les grandes compétitions quand tes meilleurs joueurs restent sur le banc.
N'Golo méritait mieux. Le football français aussi.
Il est temps d'en tirer les leçons et d'arrêter de compliquer une vérité que tout le monde connaît déjà :
QUAND KANTÉ JOUE, LES BLEUS NE SONT TOUT SIMPLEMENT PLUS LES MÊMES. 🇫🇷💔
#FRAANG
July 11, 1995
Today, we remember the 8,372 Bosniak men and boys murdered in the genocide at Srebrenica.
They were not statistics.
They had names. Families. Dreams. Futures that were stolen.
More than three decades later, mothers are still burying sons whose remains continue to be identified from mass graves. Some families have waited decades simply to lay a few recovered bones to rest.
Memory is not vengeance.
Memory is justice.
Memory is the promise that those who were murdered will never be erased, and that those who survived will never stand alone.
We remember because forgetting is the final victory of genocide.
We remember because denial is its final chapter.
Today, Bosnia stands still.
We say their names.
We carry their memory.
Never forgotten. Never denied.
Srebrenica. 11 July 1995.
#Srebrenica #NeverForget #Bosnia #BosniaAndHerzegovina #RememberSrebrenica #Genocide #History #BosnianHistory
Today, on the 31st anniversary, we remember Srebrenica.
On 11 July 1995, 8,372 men and boys were murdered simply for who they were.
Fathers, sons, brothers.
Their lives were stolen, but their memory lives on - in the silence of graves, in the strength of survivors, the generations since who have rebuilt and remembered, and in our promise to never forget.
We remember their stories and know that when we listen, when we learn, when we speak out, we too say: We Are Here.
And together we say: never again means never again.
#Srebrenica31 #Srebrenica #SrebrenicaGenocide #RememberingSrebrenica
This year marks the 30th anniversary of the genocide in Srebrenica, where over 8,000 people were killed and more than two million were displaced.
As we #RememberSrebrenica, we pay tribute and honor stories of survivors and the lives lost.
https://t.co/uceCmcksrj
#Srebrenica30
ÜNİVERSİTELER KEYFİ KARARLARLA SUSTURULAMAZ!
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izni, eğitim-öğretim yılının sona ermesine yalnızca bir ay kala Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırılmıştır. Gece yarısı Resmî Gazete’de yayımlanan, hiçbir gerekçe içermeyen bu tek cümlelik karar; Anayasa’nın güvence altına aldığı üniversite özerkliği, eğitim hakkı ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Anayasa Mahkemesi, faaliyet izninin kaldırılmasının fiilen üniversitenin kapatılması sonucunu doğurduğunu; bu nedenle üniversitelerin ancak kanunla kapatılabileceğini açıkça ortaya koymuştur (AYM, E.2020/55, K.2023/228).
Buna rağmen, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 11. maddesinin üçüncü fıkrası, üniversitelerin varlığını yürütmenin tek taraflı idari tasarrufuna bağlı hale getirmektedir. Oysa Anayasa’nın 130. maddesi uyarınca üniversiteler, bilimsel özerkliğe sahip anayasal kurumlardır.
Bu karar, yasama yetkisinin yürütme tarafından tek imzalı işlemlerle gasp edilmesi pratiğinin yeni bir örneğidir. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden yine bir Cumhurbaşkanı kararıyla ve Meclis iradesi devre dışı bırakılarak çekilmesi sürecinde olduğu gibi, anayasal yetki sınırları bir kez daha yok sayılmakta; kamu düzenini ve temel hakları doğrudan ilgilendiren meseleler demokratik meşruiyetten yoksun biçimde tek kişi iradesine tabi kılınmaktadır.
Kararın zamanlaması da ağır sonuçlar doğurmaktadır. Binlerce öğrencinin eğitim hakkı, akademisyenlerin bilimsel üretimi ve üniversite emekçilerinin çalışma güvencesi göz ardı edilmiş; üniversite bileşenleri derin bir belirsizliğe sürüklenmiştir.
Üniversiteler, siyasal iktidarın keyfi müdahale alanı değil; demokratik toplumun, düşünce özgürlüğünün ve bilimsel üretimin anayasal güvencesidir.
İstanbul Barosu olarak; hukukun üstünlüğünden, kuvvetler ayrılığından, bilimsel özerklikten ve eğitim hakkından yana olduğumuzu; yasama yetkisinin gasp edilmesine, anayasal kurumların tek kişi iradesine tabi kılınmasına karşı olduğumuzu, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin akademisyenleri, öğrencileri ve emekçileriyle dayanışma içinde bulunduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.
MUTLAK DEMOKRASİ!
Cumhuriyet Halk Partisinin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultayının ve bu tarihten sonra yapılan olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan kararların mutlak butlan nedeniyle malul olduğu gerekçesiyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesince iptal edildiği, 38. Olağan Seçimli Kurultayda seçilen Genel Başkan, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi üyelerinin ve Yüksek Disiplin kurulu üyelerinin görevden uzaklaştırıldığı ve 4-5 Kasım 2023 tarihli Kurultay öncesi görevde bulunan Genel Başkan ve Parti organlarının karar kesinleşinceye kadar tedbiren görev üstlenmelerine karar verildiği öğrenilmiştir.
Anayasa’ya, Siyasi Partiler Kanunu’na göre bir siyasi partinin kurultayının hukuka uygunluğu hakkında karar alma yetkisi ne asliye hukuk mahkemelerinde ne de bölge adliye mahkemelerindedir. Seçim yargısındaki yetkili merciler seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kuruludur. Bu çerçevede adli yargının verdiği iptal kararları açıkça hukuka aykırıdır. Yargının parti içi demokrasiye hukuksuz müdahalesi demokrasimize ağır ve telafisi güç zararlar vermektedir.
Ankara Barosu olarak; yargının demokrasinin işleyişinde bir dizayn etme aracı olamayacağını, demokrasinin ve halk iradesinin işleyişinde hukukun uygulayıcısı görevini üstlenmesi gerektiğini, alınan kararın hukuka aykırı olduğunu, bu hukuka aykırılığın ivedi şekilde ortadan kaldırılması gerekliliğini vurgular; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı savunmaya devam edeceğimizi bildiririz.
Meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.