Bildiğiniz üzere annesi tarafından şiddete uğradığı için mahkeme kararıyla geçici velayetini alıp 2.5 yıldır burda beraber yaşadığım ancak Litvanya’daki boşanma anlaşmamıza dayanarak Litvanya tarafından iadesi istenen ve çocuğun durumunu görmezden gelip Avrupa’nın bendesi gibi davranan yetkililerin geçen sene mart ayında, aşağıdaki videoda da görüldüğü üzere, orada yaşayacaklarını bildiği için dehşet içinde ve can havliyle gitmek istememesine ve bunu ısrarla ifade etmesine rağmen gayri insani şekilde icra ile zorla benden ve vatanımızdan koparılan oğlumun bu sefer de annenin kocası tarafından şiddete uğradığını, çocuğumun oradaki mahkeme psikologuna verdiği ifadeden (fotoğrafta) öğrenmiş bulunmaktayım.
Ancak ne hikmettir ki alışıp rehabilite olduğu Türkiye’den zorla koparıp şiddet uygulayan annesine iki ekip polis zoruyla koparıp gönderen yetkililer, tüm ısrarlarımıza ve şimdi orada fiziksel ve duygusal şiddete uğradığını belirtmesine rağmen kılını kıpırdatmamakta, adeta üç maymunu oynayarak küçücük Türk vatandaşını orada yapayalnız ve korumasız kalmasına göz yummaktadır.
Beni takip edenler bilir. Oğlumu asla sosyal ya da geleneksel medyaya alet etmedim, etmezdim. Nitekim bu bir yıllık süreçte Litvanya mahkemesinin tüm yanlı tutumu ile bir türlü çocuğumun benle fiziksel temas kurmasına izin vermemesine rağmen meseleyi buraya taşımadım. Ancak 7.5 yaşındaki bir çocuğun artık hayati riski söz konusu. Çünkü oradaki mahkeme kendi vatandaşı olan anneyi kollama refleksi ile hareket ederek, annenin iddia dahi olsa çocuğuma dair hiçbir fiziksel, duygusal ya da başka bir kötü davranma iddiası bile olmamasına rağmen (bana dair yegane olumsuz iddiaları oğluma oyuncak almam, oynamam ve çikolata almam, Ciddiyim şaka değil bu) benle fiziksel temas hakkından bile mahrum bırakmaya devam etmesi küçücük çocuğu daha büyük şiddet olayları açısından riske sokmaktadır. Mahkeme eliyle, sözde kaçırma ihtimali nedeniyle, bir yıldır oğlumla sadece haftanın 3 günü 30’ar dakika online görüşmemize izin verilmekte. Ancak bu görüşmeler, oğlum annesinin kocasının kendisine şiddet uyguladığını anlattığından beri annesi tarafından engellenmekte ve yaklaşık 3 aydır online konuşmamıza dahi izin verilmemekte. Bu da 7.5 yaşındaki oğlumun tamamen onların insafına kalmasına yol açmakta.
Bir yıldır süren bu hukuksuzluğa rağmen Türkiye’deki hiçbir yetkili ile Vilnius konsolosluğumuz taleplerimize rağmen kılını kıpırdatmamış, söz konusu sanki bir Türk çocuğu değil de Fransızmış gibi davranılmakta.
İşte bu nedenlerden dolayı sesimi adalet ve dışişleri bakanlıkları ile ilgili yetkililere duyurup Türkiye’de doğmuş, Türkçe konuşan ve sizlerle bu toplumu derinden seven oğlumun oradaki gayri insani şiddet ortamından kurtarılması için yardımınızı rica ediyorum.
Bu platformun bir araya gelince neleri değiştirdiğine, olmazı oldurduğuna çokça şahit oldum.
Beno, yüreği insan ve hayvan sevgisi ile dolu, dışarda dilenen insan gördüğünde bile ağlayan ve onlara her şeyiyle yardım etmeye çalışan dünya merhametlisi bir çocuktu. Lütfen şimdi biz onun elinden tutup, içinde olduğu bu karanlık kuyudan çıkarmak için sesini duyuralım. Çok geç olmadan
Ulan çocuk psikiyatrisi profesörüyüm. Gece gündüz durmadan çalışıyorum; hasta çocuklarla görüşmeler, akademik makaleler, konferanslar, supervizyonlar, bir de ailelere ve meslektaşlara yönelik eğitimler veriyorum. Uyku mu? Günde ortalama 5-6 saat ancak. Yıllardır profesörüm, ama hayatımda bir kez busines uçmadım.
Ancak bunun gibi resmen orospuluk yapan tipler gizlide kuytuda bırakılmayıp, gençlerimizin adeta akıllarına girsin diye birileri tarafından parlatılarak, bu şatafatlı hayatı sürdükleri çocuklarla gençlerin gözlerine sokulması sağlanıp, gençlerimiz eğitim-öğretimin ulvi yolundan saptırılıp bu çirkin bataklığa sürüklenmeye çalışılıyor.
Bunun spontan gelişen bir şey olduğunu düşünüyorsanız çok safsınız demektir.
Aile kurumu çatırdıyor nüfus hızla düşüyorsa bunların etkşsi yok mu sanıyorsunuz?
Maalesef çocuklarımıza karşı bilinçli bir savaş yürütülerek kızlarımız doktor, öğretmen, hakim savcı olmaktan nefret ettirilip resmen oruspuluğa yönlendirilirken biz de mal mal izliyoruz.
Gençlerimiz adına çok üzgünüm
Akli dengesi yerinde değilse asalım iyiyse cennete gider zaten hesap yok sorgu yok . Akli dengesi olmayan insanın toplum içinde ne işi var? Max Kruseye dönmüş herif, tarz yapacak kadar aklı var bunun!
@Bayanilkay @Cahilsavar162 Evli olmayan, evi olan kira nedir bilmeyen arabası olan 23 yaşında atanmış veya 2,3 veya 4.denemesinde atanmış hayattan bıkmış, evlenip boşanmış bir kişi psikoterapist olmamalı (?)
Gönüllülük kotamızı 2021 yangın, sel ve en son 6 Şubat'ta doldurduk. Devletin ve belediyelerin istihdam sağlayarak afetlere hazırlık yapması gerekiyor. Yoksa maalesef afet durumunda ortalık fon hırsızı şebekelerle doluyor.
@cryptorontes@NeslihanKoca29 8.7 büyüklüğündeki deprem 7.7 nin 20 katı büyüklüğünde ve denizde olması sebebiyle 1.5 kat daha kuvvetli yani 30 kat daha siddetli bir deprem. Her 8 büyüklüğündeki depremde 6 şubatta bunun 2 katı kadar sallandık demek hırsız müteahhitleri aklamak demek
Tarihe acayip meraklı ve iyi ingilizce bilen en az 1 milyon tane genç vardır bu ülkede ama işte amca dayı faktörüyle yolda simit satamayacak adamı oraya koyarsan en fazla bu oluyor
@DemetParlak34@Cahilsavar162 Psikologlar dışında yapabilirsiniz Bdt çünkü meslek yasamız yok. Psikolog olsanız yapamazsınız çünkü Sağlık Bakanlığı danışanı sadece klinik psikolog görür diyor
@sahleo1 İşlerinde ehil olsalardı 6 şubatta 10 binlerce ev yıkılmazdı. Yemek kültürüyle dalga geçtikleri Myanmarda bu depremden 3 kat büyüklükte deprem oldu sadece 1000 kişi öldü
Popüler psikolojiyi özetliyorum: Kişi hiçbir sorunla karşılaşmasın, hiç engel aşmasın, onu mutsuz eden her şeyi hayatından çıkartsın, hep gülsün, kurallar onu kısıtlamasın, hep anı yaşasın, dünya ve başka insanlar onu mutlu etmek için araçsallaşsın.
Müthiş bir bilgi. 1632 Londra’sında ölümler.
- Doğan her 8 bireyden 1’i ölü doğuyor ya da bebekken ölüyor
- Her 40 kişiden biri “diş” nedeniyle ölüyor
- Verem, çiçek vs. bugün kurtulduğumuz hastalıklar
- Yaşlılıktan ölüm oranı sadece %3,5.
Çoğu insan atalarının 10 bin yıl diş ağrısı çektiğinden ve dişlerini anestezi olmadan çektirdiğinden haberi yok. Çoğu ameliyat kanlı, sancılı, uyuşturma olmadan gerçekleşiyordu. Çok basit nedenlerden ömür boyu ağrı çekebilir ya da sakat yaşayabilirdiniz. Aşılar, ilaçlara, doktorlar, tedaviler olmasına fazla alışığız.
Çağımıza karşı fazla nankörüz. Acilde kavga çıkaracak, ambulansa yol vermeyecek kadar aptallarımız dahi var. Çoğu insanı birkaç gün birkaç yüz yıl önceye göndersek yalvararak geri dönmek isteyecektir.
En son yaralı geyik 2019 yılında görülmüştü ve malum 5 senede yaşanılanlar ortada… şimdi üstelik Kemalpaşa ilçesinde fabrika işçilerine sığınması kafada 80 çeşit senaryo dolaştırır