Bu hafta çeşitli etkinliklerle idrak ettiğimiz Türkiye Çevre Haftası’nın ve 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nün, gelecek nesillere daha yeşil bir dünya bırakmak için toplumsal farkındalığın artmasına katkıda bulunmasını diliyorum.
Daha yeşil, daha temiz bir Türkiye idealiyle atık yönetiminden iklim dostu teknolojilere, ağaçlandırma kampanyalarından enerji kaynaklarının verimli kullanılmasına; havamızın, suyumuzun, toprağımızın kalitesinin artırılmasına kadar pek çok başlıkta çok önemli çalışmalar yürütüyoruz.
Allah’ın bizlere emaneti olan çevreyi korumak, evlatlarımıza daha da güzelleştirerek bırakmak için gayret göstermeye devam edeceğiz.
Enerji dönüşümünün hızlandığı yeni dönemde kritik madenler artık petrol ve doğal gaz kadar önemli hale gelmiştir.
Savunma sanayisinden yüksek teknolojiye kadar birçok sektörün geleceği bu kaynaklara bağlıdır.
Türkiye bu yarışta seyirci değil, oyun kurucu olmayı hedeflemektedir.
Son 23 yılda bunun altyapısını çok sağlam bir şekilde zaten hazırladık.
Ufku ve vizyonu eski Türkiye’yi aşamayanlara rağmen dünyanın en büyük derin deniz filosuna sahip 4’üncü ülkesi olduk.
Mersin Akkuyu Nükleer Güç Santrali’yle bu alanda yeni bir çığır açtık.
Güneş ve rüzgâr enerjisinden hidroelektrik santrallerine kadar temiz enerji alanında tarihimizin en büyük projelerini hayata geçirdik.
Bütün bunları da öncelikle ülkemizde tesis ettiğimiz güven ve huzur iklimi sayesinde başardık.
Yere sağlam bastık, kararlı yürüdük, Türkiye’nin önünü kesmek isteyenlere aldırmadan diğer alanlar gibi enerjide de tarihî bir başarıya imza attık.
İnşallah enerjide, madencilikte ve doğal kaynaklarda çok daha büyük başarılarla ülkemizi buluşturmakta kararlıyız.
Bunun için karada veya denizde, hükümranlık alanlarımızda ne kadar tabii kaynağımız varsa işleyecek, bu kaynakların Türkiye’nin atılım sürecinde lokomotif vazifesi görmesini mutlaka sağlayacağız.
Savunma sanayisinde olduğu gibi enerjide de tam bağımsızlık, ülkemizin Kızılelma’sıdır.
Türkiye bu hedefine doğru emin adımlarla yürümektedir, bu yürüyüşün önünün kesilmesine de hiçbir surette müsaade etmeyecektir.
“Ölmek istiyorum çünkü cennette ekmek var” diyen Suriyeli çocuğu doyuran merhamet gibi,
Sednayanın kilidini bir kez daha kırar gibi..
Muhteşem bir hatırlatma ..
Allah razı olsun @AliSahin501 🇵🇸🇵🇸