Biz rabbimizi mutlak varlık, mutlak akıl, mutlak nur, mutlak hikmet, mutlak muhabbet...biliriz.
Elbette mutlağın tezahürü ile alem nurlanır. Nurlanınca görürüz, aklederiz, severiz, var oluruz.
Bütün varlık onun nurunun tezahürü ile varlığa gelir. Ama tezahür de o değildir.
@HayatiYILM4Z Neden şikayetçi olsun ki. Yazdıklarının ilahi olduğunu kendisi açıkça yazmış. Bu iddiayı tahkim edecek bir tarih kurguladıkları için belki de onları tebrik eder.
@ibrahimKAYA_632 - Her alanda ahkam keser, ama kendi alanında kendine imtiyaz ister.
- İlzam edildiğinde "tamam", "peki" gibi laflar eder.
- Cehaleti ortaya çıktığında korkaktır, engeli basar.
-Talha'yı (ra) Mervan öldürmüştür. Taberi, İbn Sa'd, Suyuti, ibn Esir vd.leri naklediyor.
- Aynı kaynaklar Hz. Hasan'ın zehirlenerek öldürüldüğünü naklediyor. Bunlara karşı haberin uydurma olduğunu söyleyen ibn Arabi'nin itirazı havada kalıyor.
-Başkomutan ordusundan sorumludur. Kaldi ki Muaviye bunu kabul ederek onu biz değil savaş meydanına getiren öldürdü demiş ve öldüreni de cezalandırmamıştır.
Başka yerlerde cehennemin ebedi olduğunu söylemesini bir tarafa bırakalım. Bu kitabı bende satın aldım. Dikkatle okudum. İbn Teymiyye " cehennem son bulacaktır. Benim de görüşüm budur " demiyor. Naklediyor. Ne kabul ne de reddediyor. Metni abartılı ve düşmanca yorumlayıp kamera karşısında gerçeğe aykırı konuşana ne denir bilmiyorum. Onun için bir şey demiyorum. Ama bu görüşün İbn Teymiyye gibi bir sıfatçıdan ziyade Vahdet-i vücutçu cehmilere daha uygun olacağı açıktır.
hayreddin karaman'ın uzun yıllar boyunca tek kaynak olarak kabul edilen islam hukuk tarihi kitabı. görsellere ve başlıkların altındaki parantezlere bir baksanıza.
selçuklular devri, fıkhın duraklama çağıymış. hani şu cüveynileri, gazalileri, nizamiye medreselerini çıkaran çağ. duraklama çağı bu, durmuş fıkıh, donmuş.
moğol istilasından mecelle'ye kadar da fıkhın gerileme çağıymış. gerileme çağı kısmındaki alimler listesine bir baksanıza. sadruşşerialar, isneviler, ayniler, ibnul hümamlar, molla fenariler, ebu suudlar. fıkıh geriledi bu dönemde. baya geriledi yani, perişan halde fıkıh, öyle böyle değil.
şimdi en komik kısma geliyoruz. mecelle'den zamanımıza kadar olan dönem ne olarak isimlendirilmiş bakın paranteze. uyanış çağı. yani o gerileme çağından sonra cumhuriyetle beraber uyanışa geçmişiz maşallah. toprağı sıksan müctehid fışkırıyor, ulema kaynıyor memleket çok fenayız, harikayız, muhteşemiz, şıkır şıkırız.
işye bu oryantalistçi, modernist bakış açısı akademi dünyasını yıllarca hegemonyası altında tuttu. bizim ulemamızla, geleneğimizle olan bağımızı böyle tahkir ederek kopardılar. hamdolsun bu çark geriye dönüyor, daha da iyi olacak inşallah. bu ülkenin gençleri ulemasını tanıyacak, sahte kahramanların peşinden gitmeyecek.
Örneğin İstanhul'un fethini de gören İbnül Hümam el Hanefi (ö. 1457) el-müsayerede (özetle) ne demiş : Hilafetin meşruiyeti için Kureyşli olmak şarttır. Ancak teğallub (zorbalık ve güç) yoluyla bunu ele geçirenin imameti ümmetin birlik ve dini koruyorsa zaruretten dolayı meşru olur. Lütfi paşa (ö. 1563) ise Kureyşlilikle ilgili onlarca rivayetin tarihsel olduğunu söyleyen ilk kişidir. Sonra Attar, Lukaş vs. İş bugün Buhari ve Müslim rivayetlerini kolaylıkla reddetmeye vardı ve ne yazık ki tarihsellik, inkarcılık her alana sıçradı, sıradan bir görüş oldu.
Daha ilk yazıda bunun haber kipinde bir emir olduğunu basitçe bir örnekle ifade ettim. Rivayette metin ve isnad açısından bir sorun olmadığı hususunda alimlerimiz ittifak etmiştir. Vakıa ise rivayetin uydurma olduğunu değil bu emre uyulmadığını gösterir . Nebevi/Kamil hilafet 30 yıl sonra bitmiştir. Ömer b. Abdullaziz zamanında geri gelmişse de ancak iki kusur yıl ayakta kalabilmiştir. Mutlaka tekrar gelecektir. Osmanlı devleti de Emeviler ve diğerleri gibi Saltanattır. Ayrıca Kureyşlilik açısından nakıstır. Ama elde ettiği güç ve tesis ettiği birlik açısından onlardan üstündür. İslam'a büyük hizmetleri sabit olan bir imparatorluğu ancak geri zekalı cahil biri tekfir eder.
Polemik yapmayı seviyorsun herhalde ya da konuya çok uzaksın. Bu çok sayıdaki rivayetlerin farklı lafız da olsa aynı manadan dolayı -en az kırk sahabi tarafından nakledilmiş- manevi mütevatirdir denmiş. Bu ehlisünnetin kabul ettiği bir tasniftir. Ehlisünnet olmayan biriyle de bu konu tartışılmaz. Sana o kadar isim verdim bir zahmet kendin bak. Hatta İbn hacer'de 7139 nolu rivayetteki açıklamaları dikkatli oku. Bu rivayetlerin vakıaya aykırı olmadığını anlaman için belki yeterli olur. Ayrıca Hatiboğlunın ele aldığı rivayet de bu değil. Onlarca rivayeti bir kenara bırakıp başında recm ilgili hüküm olan kısmı da gizleyerek- ki o bunu kabul edecek biri değil- ele aldığı rivayeti tezine uygun oryantalist yorumlarla uydurma ilan etmiştir.
İyi geceler. Allah'a emanet ol.
Suphanallah. Ben bu konuda rivayetler o kadar çoktur ki Suyuti gibi alimler hilafette Kureyşlilikle ilgili rivayetler mütevatirdir demişlerdir diyorum. Hariciler ve bir kısım akılcılar hariç alimler bunu hilafetin şartlarından saymışlardır ve bu konuda icma vardır diyorum. Mezhep imamları, Eşari, Bağdadi, Şehtistani, Gazali, Bakıllani, Taftazani vd. bütün alimlerimizin bu konuda beyanı var. Cüveyni aklen gerekli olmasa da bu konuda icma olduğundan itibar edilmesi gerektiğini söylüyor. İsim Listesi yapsam bitiremem. Bunun nesine itiraz ediyorsun. Hepsini yok sayıp müçtehidliğe soyunuyorsun. İbn Hacer-Fethul Bari'de ilgili yere bak cevap olarak yazdığın gerekçe ve şüphelerinin tümüne orada cevap bulacaksın. Tabi Hariciler ve hadis inkarcısı akılcıların deliller karşısında her zaman fikir değiştirmediklerini de biliyoruz. Beni de ilgilendirmez. Bu konu ikimizin arasında ortaya çıkan ve bizim halledeceğimiz bir mesele değil. Hadis inkarcıs�� Hatiboğluna gelince hadisleri inkar etmek için "Hilafetin Osmanlıya" geçmesini delil olarak kullanıyor. Halbuki osmanlı bile sırf bu rivayetlerden dolayı halifelik değil sultanlık ünvanını kullanmıştır. En güçlü zamanında böyleydi. Daha sonra inkar değil tevil ile bu durumu açıkladılar. İlk yapanda Lütfü paşaydı. Ama daha önemlisi bu zat "hatalı" ve "doğulu" diyerek mezhep imamlarımız dahil tüm geçmişimizi aşağıladığı, ibn Haldun gibi bir batılının bu şartı kabul etmesini yadırgadığını yazdığı için modernistler arasında itibar bulmuş biridir.
Vesselam
Talak 4 ayeti ehlisünnet alimlerine göre muhkemdir. Hanefilerin müfesser muhkem ayırımı teknik bir işlemdir. Hz. Muhammed'in (sav) vefatından sonra nesh ortadan kalktığı için pratikte karşılığı yoktur. Her müfesser ayet amelde bu yönden muhkemdir. @Emrahatrol21220 kardeşim hüzünlenme. Bir fetret dönemindeyiz. Sonu aydınlıktır inşallah.
@kuteybe_21@Talhamt5q Çabucak Cehmi olduğuma hükmettiniz. Ben de size Haşvi diyeyim. Faydası ne?
İmam Ahmed "onlar" derken imam Maturidi ve diğer Hanefilerden bahsetmiyor. Cehmiler için söylenen sözleri diğer ehlisünnet alimlerini kötülemek için kullanmamalıyız.
@kuteybe_21@Talhamt5q Yani tevil mutlak olarak caizdir. Makbulü ve merdudu var. Peki İmam Maturidi'nin bu ayeti tevil ederken Kur'an ya da Sünnet'in dışına mı çıkmış. Allah'ın hangi sıfatını, ayetini Resulullah'ın hangi sünnetini inkar etmiş.?