Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi, kendi alanında ülkemizin önde gelen hastanelerinden biridir. 1923’te kurulmuş ve halen 400 yatağı ile hizmet sunan bu hastanenin özelleştirme kapsamında satılığa çıkartılmış olmasını kabul etmiyoruz. Kamu hastaneleri halkındır, satılamaz.
Fon soygunuyla ilgili yürütülen soruşturmada AKP kurucularından, eski bakan ve halihazırda AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın da mal varlığına tedbir konuldu.
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün tutuklu yargılandığı “siyasal casusluk” davasının ikinci duruşmasında, bir önceki duruşmadaki tutanağı kopyalayıp yapıştırarak tutukluluk devam kararı verdi.
Mahkeme, tutukluluk devam kararına, kuvvetli suç şüphesini gösteren delillerin olduğu aynı zamanda da delillerin tam olarak toplanmadığı iddialarını gerekçe gösterdi.
Mahkeme, bir önceki duruşma tutanağını kopyala-yapıştır yapıp, olmayan adli tatili gerekçe göstererek de duruşmayı üç ay sonrasına erteledi.
https://t.co/0e6RtkK8ix
Gazeteci Fatih Ergin (@ferg1923 ) yaptığı paylaşım nedeniyle tutuklanmış.
Paylaşımında doktor yerine adli tıpçı demiş.
Gerekçe ise “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”!
Ne zamandan beri bir kişinin mesleki sıfatının yanlış yanlış yazılması bu maddeye girmez.
Gerek kanunun lafzında gerek gerekçesinde gerek uygulamasında bu hukuki niteleme yapılamaz.
Fatih Ergin vatanını, milletini seven ve halkı aydınlatma görevini fedakarca yapan bir gazetecidir.
Gazetecilerin sosyal medya hesaplarını takip ettiğiniz kadar halkı dolandıranların peşine düşülse yüzbinlerce vatandaş dolandırılmazdı.
#GazetecilikSuçDeğildir
Fon skandalının önemli şirketlerinden biri olan ve sahibi tutuklanan Pusula Portföy:
-Bu şirketinin denetimini Aksis Bağımsız Denetim Şirketi yapıyormuş. Akis’in Başkan Vekili Mehmet İhsan Ünlüsan AKP’den önce meclis üyesi seçilmiş. Sonra da milletvekili aday adayı olmuş.
-Yönetim Kurulu Başkanı Tayyip Yaşar ise Bilal Erdoğan ile Darülaceze yönetiminde
Ukrayna toplumu derin bir travma yaşıyor.
4 yıllık savaşın bilançosu:
1991’de 52 milyon olan nüfus şu anda 35 milyon.
Savaşta yaralanan, psikolojik tedavi gören askerlerin sayısı şu anda 1 milyon
Bunlar eş ve çocuklarıyla birlikte toplam nüfusun %30’unu oluşturuyor.
Birkaç gün önce Polonya başbakanı D. Tusk, Ukrayna’nın her ay 27 bin asker (ölü veya yaralı) kaybettiğini açıkladı. Şimdi asker açıklarını kapatmak için kadınların askere alınması tartışılıyor.
Savaş artık sadece askeri açıdan değil, ekonomik açıdan da yürütülemez durumda.
2022’den bu yana Ukrayna tam 270 milyar dolar borçlandı. Bunu karşılığında üretim neredeyse durmuş durumda.
Rusya’nın rafineri ve mağazalarına saldırarak savaşın gidişatını değiştirme amacı ters tepti.
Rusya’nın Odessa limanını bombalaması nedeniyle en önemli ihracat ürünü olan buğday da satılamıyor.
Parti Meclisi Üyemiz İrfan Değirmenci, AYM önünde yaşamına son veren Ali Şekeroğlu için düzenlediğimiz eylemde konuştu:
“Doğuyoruz, Yenidoğan Çetesi! Biraz büyüyoruz, MESEM cinayetleri! Kadın cinayetleri! ‘Eve ekmek götürelim’ diyoruz; torpil, rüşvet, fon vurguncuları!”
“Bir tarafta 1 lira koyup 100 lira alma peşindeki beyzadeler… Bir yanda, yeni doğan torununa çeyrek altın takamadığı için onuruna yediremeyen, canına kıyan emekli Ali Şekeroğlu…”
Geçen yıl Milli Eğitim Bakanı’nın çocuğunu devlet okulu ve imam hatibe değil koleje yolladığını haber yapmıştık.
Bu kolejin, giriş - çıkışları elektronik kartla yapılıyormuş. Sertifikalı güvenlik çalıştırıyorlarmış ve gece görüşlü kamera sistemi bile varmış.
Ahmet’i ilk önce dört kişi sıkıştırdılar. Çocuk kendisine atılan yumruğa rağmen uzatmayıp uzaklaştı. Buna rağmen peşini bırakmayıp,takip ettiler. Pazar yerinden çıkabileceği alanları kontrol altına aldılar. Bu ve diğer piç, Ahmet’in bulunduğu alanı katil piçe gösterdiler. Daha önceden zulaladıkları bıçağı alıp, Ahmet’in arkası dönükken saldırdılar. Öyle ki kaçamasın diye önce bacağına sonra kalbine hedef aldılar. Günün sonunda ortak bir yerde buluşup,salyalarını akıta akıta Ahmet’e nasıl saldırdıklarını anlatıp,gülüştüler ve bunu kutlamak için bilardo oynama gittiler. Tüm bunlar gözümüzün önünde oldu ancak şu an görüntüsünü izlediğiniz kişiyle birlikte iki katile beraat kararı verdi mahkeme… Şimdi Ahmet toprak altında,canını alan katili yayın açıp “canım sıkılıyor” diye sigara içiyor.
Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Uğur Güngör'ün makam odasında kavga iddiası hakkında konuştu:
💬Proje tadilatını sunmak istedi. 17 bin metrekare fazla inşaatı vardı, onaylanamayacağını izah ettim.
💬Oteli olduğunu, SPA'nın bulunduğunu, yatıyla hafta sonları gezebileceklerini söyledi, reddettim.
💬"Kabul etmezsen seni savcılığa şikayet ederim" dedi. Odamdan kovdum
https://t.co/zXgJ4ErE7M
Eski bakanlara ömür boyu araç tahsisi yapılıyormuş. Yakıt ve bakım giderleri de dahil.
Bakanlık verilerek yeterince onure edilen birine, görevi bırakınca araç tahsis etmek nedir ya hu.
Sayıştayda bunun yasal olmadığını söylüyor.
Bu uygulamaya derhal son verilmelidir.
@TBMMresmi@Akparti@MHP_Bilgi
Haberim ile ilgili Türk Telekom, sabah saatlerinde tarafımıza açıklama yapmıştı. Söz konusu iddiaların doğru olmadığını belirterek, haberin kaldırılmasını istemişti.
Biz de haberi kaldıramayacağımızı bildirip, gönderilen açıklamayı haberin sonuna eklemiştik. Türk Telekom bunun üzerine gün içinde yargıya başvurmuş.
Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği de yıldırım hızıyla karar vererek, haberime erişim engeli getirilmesini kararlaştırdı. Böylece haberim https://t.co/Dea9r73VBB'den kaldırıldı.
Bakalım, CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay'ın soru önergesi aynı hızda cevaplanacak mı?
Beton ısınıyor, ağaçlar serinletiyor.
Asfaltta sıcaklık: 32,5°C
🌳 Sadece 200 adım sonra,
Atatürk Kent Ormanı’ndası sıcaklık: 27,9°C
İstanbul’da aynı gün, aynı şehirde, sadece birkaç yüz metre mesafede 4,6°C’lik fark.
İBB’nin İstanbulluların kullanımına açtığı Atatürk Kent Ormanı’nda yaptığımız ölçüm, yeşil alanların kent yaşamındaki hayati farkını gösteriyor.
Ağaç yalnızca gölge değildir.
Serinliktir. Nefestir. Yaşam kalitesidir. Kentin iklim krizine karşı direncidir.
İklim krizi büyürken şehirlerin ihtiyacı daha fazla beton değil; daha fazla ağaç, daha fazla gölge, daha fazla kent ormanı.
Son ormanlarımızı yapılaşmaya, madenciliğe ve ranta açmak yerine koruyalım. Kentlerimizi betonla değil, doğayla güçlendirelim. 🌳