Keçiören’de asfalt çöktü: Araçlar içine düştü
🔻Ankara'nın Keçiören ilçesinde sağanak yağışın ardından Gülgün Sokak’ta yol çöktü; çukurda kalan araçlar için ekipler çalışma başlattı.
Sanırım istediğiniz algıyı oluşturamadınız. FETÖ kumpas davalarını destekleyen, o süreçlerin tetikçileri, “Cemaat” kardeşliği yeterli olmadı anlaşılan; sen doğrudan yazmak zorunda kaldın.
Bu kez hedefiniz ne?
Beni “yargıyı etkilemeye çalışmakla” suçlayarak asıl soruları örtmek mi?
Benim Cumhuriyet Başsavcı Vekili ile ne konuştuğumu nereden biliyorsunuz? Savcılıkta ne ifade verdiğimi, hangi konuda kaç kez ifade verdiğimi nereden biliyorsunuz?Soruşturma dosyasının tarafı mısınız? Dosyaya erişiminiz mi var?
Bu panik, bu telaş neden?
Ben günlerdir tek ve son derece açık bir soru soruyorum: Bu paranın kaynağı nedir?
Bu soruya cevap veremiyorsunuz.
Önce “yalan” dediniz. Sonra tetikçiler vasıtasıyla “BND” dediniz. Gazetecileri arayıp onlara da söyletmeye çalıştınız.
Tutmadı…
Ardından “evet ama…” demeye başladınız.
Şimdi ise ortaya koyduğum belgeler için “Böyle bir yer yok”, “Narlıdere’de yok”, “Çeşme’de yok”, “Almanya’da yok”, “Bu belgeler gerçek değil” diyemediğiniz için yine aynı kaçış yöntemine başvuruyorsunuz.
Belgeleri tartışmak yerine beni tartışmaya açıyorsunuz. Sorulara cevap vermek yerine yeni bir algı operasyonu yürütüyorsunuz.
Kusura bakmayın, bu yöntem artık işlemiyor.
Çünkü ortada nal gibi belgeler var. Kayıtlar var. Şirketler var. Taşınmazlar var. Milyonlarca Euro para hareketleri var.
Yerli, milliyiz deyip millete gaz verip “Ey Avrupa” diyorsunuz ama gidip vatandaşlık alabilmek için milyon Euro’ları Almanya’ya yatırıyorsunuz.
Daha önce yayımladığım kitaplarda ortaya koyduğum iddialar ve belgeler karşısında da aynı yöntemi izlediniz.Kitabın içeriğini tartışamadınız. Tek bir satırını dahi somut biçimde çürütemediniz. Bunun yerine algı oluşturmaya çalıştınız.
FETÖ kumpas davalarının tetikçisi, mahkemede tanıklık yapan ve o süreçleri kitaplaştıran kişilerle Beyaz TV’de hakkımda haftalarca yayınlar yaptınız.
Evimin bulunduğu sokağa, iş adresime ve medya kuruluşlarının bulunduğu yerlere kuryelerle hakkımda hazırlanan kitapçıklar dağıttınız. Dolayısıyla bugün yaptığınız yeni değil.
Aynı yöntem. Aynı refleks. Aynı kaçış.
Melih Gökçek, siz ve Ahmet Gökçek hakkında iki kitap yazdım.Sizden mi çekineceğim? Ahmet Gökçek’i anlatırken Mahmut’un oğlu mu diyeceğim. Melih Gökçek ve sizden mi korkacağım :) Komik.
Yaklaşık sekiz yıldır Gökçek ailesiyle ilgili haberler, belgeler ve dosyalar yayımlıyorum. Bugün başlamadım. Bugün de bitirmeyeceğim.
Yazdığım bir bilgi yanlışsa belgesiyle çürütün. YAPAMAZSINIZ.
Ben savcı değilim. Hâkim değilim. Kimsenin tutuklanmasına ya da serbest bırakılmasına karar vermem. Yargı makamlarına talimat verme yetkim yoktur; böyle bir iddiam da hiçbir zaman olmadı.
Ama gazeteci olarak yapılan işlemleri sorgulamak benim görevimdir. Doğru bulduğum işlemi desteklerim. Eksik veya yanlış bulduğumu eleştiririm. Kamuoyunun bilmesi gereken soruları sorarım. Bunun adı yargıya müdahale değil, gazeteciliktir.
Asıl yargıyı etkilemeye çalışan, soruşturmanın içeriğini bilmeden benim ifadem hakkında hüküm kuran ,kamuoyuna yön vermeye çalışan sizsiniz.
Şimdi benim hangi yayında ne söylediğimi tartışacağınıza, o yayınları delikanlı gibi eksiksiz yayımlayın.Korkmayın.
Ben yayımlıyorum. ��lk televizyon programı, ilk yazım orada. Sonraki açıklamalarım orada.
Hepsi kayıt altında.
Kim ne zaman ne demiş, kim neyi inkâr etmiş, kim daha sonra hangi noktaya gelmiş; kamuoyu tamamını görsün. Çünkü benim saklayacak bir sözüm de belgem de yok.
Sizin kurmaya çalıştığınız algı da, sosyal medya trolleriniz de, sözcülüğünü üstlenen tetikçi gazetecileriniz de beni susturamaz.
Siz hepiniz, ben tekim. Hodri meydan.
Ve tekrar soruyorum:
Abinizin Çeşme’deki ,Narlıdere’deki dev malikanesinin, Almanya’da milyonlarca Euro ya alınan apartmanının kaynağı nedir?
https://t.co/XGdQoz1YLT
https://t.co/w94ky5HMOa
2 Gündür ne kadar muhalif varsa sosyal medyada zil takıp oynuyor.
Nihayet Melih GÖKÇEK ve hırsız evlatları kanun önüne çıkacak diye, herkes seviniyor.
Melih GÖKÇEK'in bu işin sonunda cezalandırılacağını, kendisinin, eşinin, çocuklarının ve güvendiği arkadaşlarına emanet ettiği yüzmilyonlarca dolarlık mal varlığına el konulacağını hayal edenler avucunu yalar.
Türkiye'de AKP'liysen kesinlikle yediğin içtiğin yanına kâr kalır, kimse bunun hesabını soramaz.
Adamlar, 1 tuğla çekersek bütün bina yıkılır diye korkuyorlar.
17-25 Aralık hırsızlıklarının bütün ayrıntılarına, belgelerine, ses ve görüntü kayıtlarına hepimiz şahit olmuştuk.
Sonucunda ne olduğunu da üzüntü ve ibretle gördük.
ABD'li Alexion ilaç firmasının Türkiye'de 2010-2015 yılları arasında Soliris isimli ilacının satışını artırmak için Sağlık Bakanlığı görevlilerine 21 milyon dolar rüşvet verdiği için ABD mahkemeleri tarafından cezalandırıldı.
2 sene önce de Siemens firması; Türkiye'de Enerji Bakanlığı bürokratlarına ve siyasetçilere 150 MİLYON dolar rüşvet dağıttığı için Hollanda tarafından cezalandırılmıştı.
Türkiyede rüşveti kimlerin aldığı isim isim mahkeme kayıtlarına geçtiği halde, Türk Adaleti,o rüşveti alıp anasının ak sütü gibi midelerine indiren, iman ve takva ehli müslüman bürokrat ve siyasilere en ufak şekilde dokunmadı.
Ne zaman ki rüşvetçiler ve hırsızlar, AKP'ye muhalif olurlarsa ancak o zaman bunların hesabı sorulmaya başlar.
Kendi bakanını, rüşvet aldı diyerek bakanlıktan atan, savcılığa şikayet edip üstelik mahkemede tanıklık yaparak hapse attıran Turgut ÖZAL gibi biri yok ki ülkenin başında
💥 Sabahattin Önkibar, Melih Gökçek’i yalanladı:
• Gökçek önce reddettiği iddiayı savcılığın soruşturma açmasıyla kabul etti.
• Gelininin yüzlerce milyon lirayı Almanya’ya transfer edip orada şirket kurması ve daireler almasının nedeninin vatandaşlık almak istemesi olduğunu söyledi.
• Pardon ama Almanya’da böyle bir uygulama yok. Şirket kurdun, ev aldın diye sana vatandaşlık verilmiyor. Dolayısıyla bu açıklama hakikati yansıtmıyor.
• Bu soruşturmada tuhaf olan, Melih Gökçek’in oğlu ve gelinine değil de kendisine soruşturma açılması.
• Halbuki Melih Gökçek’in adı söz konusu iddialarda şahsen geçmiyor. Büyük oğlu Ahmet ve gelini Hülya var.
• Soruşturma şeklinin manası, bunun okuması için işin içinde çok iş var demek.
• ‘Melih Gökçek’e açılan bu soruşturmanın çok daha farklı perde arkaları olabilir’ diyenler var.
Eski Bakan Veysel Eroğlu, 2008'de Anayasa Mahkemesi'nde görülen "AKP kapatma" davasında kararın nasıl değiştiğini anlattı:
"Bize bir haber geldi. AYM üyeleri karar vermiş, parti kapatılacak ve bir Cuma günü ilan edilecekti. Kapatma yönünde oy vermeyi düşünen Ahmet Akyalçın benim Afyon Lisesi'nden arkadaşımdı ama vesayetten dolayı görüşemiyorduk. Tek çare Ahmet Akyalçın'ın ikna edilmesiydi.
Ahmet Akyalçın'ın kayınpederi de bizim Afyonlu mermerci Mehmet Halimoğlu. Onu da tanıyorum.
Ben dedim ki, Mehmet Halimoğlu'na gidelim, damadını ikna etmesini isteyelim.
Kapatma davasının kararından 1 hafta önce Erdoğan'la bir açılış için Konya'ya gittik. Orada İl Başkanlığı'nda arka odaya geçtik, ses yapsın diye musluğu açtık, 'Sayın Başbakanım, kapatmaya karar vermişler, tek çare böyle böyle bir şey var, eğer izin verirseniz ben gideyim, Mehmet Amca'yı ikna edeyim' dedim. O da 'Git' dedi.
Ben de sivil bir arabayla Mehmet Amca'nın mermer fabrikasına gittim. 'AKP kapatılırsa ne olur, sen iş adamısın' dedim, 'Türkiye'nin şeyi değişir' dedi. O zaman dedim damadına gideceksin 'AKP'nin kapatılması kararında oy kullanırsan, seni evlatlıktan reddederim, kızımı da alıp giderim' diyeceksin dedim.
Sonra Ahmet Akyalçın emekli olunca beni ziyarete geldi, 'Bir gün kayınpederim geldi, benden ne istedi biliyor musun' diye bu olayı anlattı, ben de bilmiyormuş 'Ya öyle mi dedi' falan dedim.
Kapatma davası ile Türkiye'nin önünü keseceklerdi."
AKP ve MHP’nin çerçeve yasa, DEM’in kök yasa, bizimse ihanet yasası dediğimiz bu yasadan sonra millet bize soruyor:
“Bu işin sonu ne olacak?”
Cevabı projenin sahibi olan ABD’nin Türkiye Büyükelçisi veriyor:
“Çözüm süreci 4 ülkedeki Kürtleri bir araya getirecek. Kürtler kendi kaderlerini kendileri belirleyecek.”
Yani Büyük Kürdistan…
CHP'li Deniz Yavuzyılmaz,
"Nihai tahkim kararına göre, bu cezanın 673 milyon dolarlık kısmı usulsüz taşınan 233 milyon varil petrolün varil başına 5 dolar 77 sent daha ucuza satılmasından kaynaklanıyor.
Peki bu kaçak ve kelepir petrolü kimler satın aldı?
Irak Enerji Enstitüsü'nün raporuna göre bu petrolü tabii ki
İsrail satın aldı,
Yunanistan satın aldı,
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve birkaç ülke daha satın aldı.
Yani AKP ne yaptı? Doğu Akdeniz'de karşımızda ittifak kuran bu ülkelere ucuz petrol taşınmasına yasa dışı yoldan aracılık etti.
Ortaya çıkan cezayı da hiç utanmadan, sıkılmadan Türkiye Cumhuriyeti'nin sırtına yükledi.
Bu mu sizin yerliliğiniz, bu mu milliliğiniz, bu mu vatanseverliğiniz?"
📍Bırakın şimdi butlan, şutlan, Kılıçdaroğlu’nu. Sabahattin Önkibar’ın bu konuşması neden yeterince gündem olmadı? Halbuki yeri göğü inletmesi gerekirdi. Dikkatle dinleyin:
“— Dün Silivri’de dehşet bir şeye tanık olundu.
— İddianame İmamoğlu’nun kasası olarak görülen ve itirafçı olarak duyurulan Murat Kapki dün mahkeme salonunda adeta çığlık attı.
— Dedi ki: ‘Savcılar beni karımla tehdit etti.’
— Dedi ki: ‘Eşimi gözaltına alıp tutuklanacağını ima ettiler. Ben de karımı kurtarmak için ne derseniz evet diyeceğim dedim. Önüme konan her şeyi de imzaladım. Savcı o gün Roma’yı da sen mi yaktın deseydi yine evet diyecektim!
— Halbuki değil Ekrem İmamoğlu’nun kasası olmak, değil suç örgütünde bulunmak, suç örgütünün yöneticisi olmak; Ekrem Bey’le hayatımda bir kere bile konuşmadım.’ dedi.
— Evet İmamoğlu yargılamalarında en büyük dayanak yapılan Murat Kapki dün mahkemede bunları söyleyerek adeta iddianameyi paramparça etti, davayı bitirdi!
— Şimdi anladınız mı İmamoğlu duruşmaları neden televizyonda canlı yayınlanmıyor?
— Canlı yayın olsaydı ‘karımla beni tehdit etti’ ifadesi millet tarafından duyulup öğrenilecek ve büyük tepki yaratacaktı.
— Bakın yakın tarih, yakın geçmiş ortada.
— AKP’lilerin tamamının zulüm mahkemesi dediği 1960 Yassıada yargılamalarında bile o dönem televizyon olmadığı için radyodan naklen yayın yapıldı.
— Evet, darbeciler bile mahkemede olanları milletten saklamayı düşünmediler.
— Bugün ise tam tersi yapılıyor. Her şey saklanıyor. Çünkü orada edilecek sözlerden korkuyorlar.
— Emin olun bilseler mahkemede İmamoğlu rezil olacak, AKP fayda sağlayacak; vallahi 15 kanal canlı yayın yapar!”
İBB DAVASI TEMELİNDEN ÇÖKMÜŞTÜR!