Sabah bir saat belirleyip ne olursa olsun o saatte kalkacaksınız, sabah rutinleriniz olacak, telefona bakmak yerine fiziksel/zihinsel bir şeyler yapacaksınız, derli-toplu olup, her zaman iyi giyinip, evinizi hep temiz tutacaksınız, her şeyi özenle yapmaya çalışıp, en iyisini hak ettiğinizi düşüneceksiniz, kendinize ve başkalarına verdiğiniz sözleri tutacaksınız, yürüyeceksiniz, ağırlık kaldıracaksınız, okuyacaksınız, bir hedefi büyütmek için elinizden gelenin fazlasını yapacaksınız, mastürbasyon ve porno denilen şeytani, aşağılık şeyden ömür boyu uzak duracaksınız, güzel şarkılar, güzel filmler izleyeceksiniz, gölgenizle, uçkurunuzla, nefsinizle savaşacaksınız, içinizdeki, kalbinizdeki, ruhunuzdaki karanlığı, zayıflığı ve aşağılık yönü görüp onun üstüne gideceksiniz, yalandan, küfürden, gıybetten, dedikodudan, ikiyüzlülükten, kıskançlıktan, kibirden, verdiğiniz sözü çiğnemekten, insanları arkalarından çekiştirmekten ve kendinizi sürekli mağdur göstermekten uzak duracaksınız, her şeyden şikayet etmeyi bırakacaksınız, başınıza gelenler için sürekli başkalarını suçlamayacaksınız, konuşmadan önce düşünecek, öfkenizi kontrol edecek, kimse görmediğinde de doğru olanı yapacaksınız, ailenize sahip çıkacak, sevdiğiniz insanlara zaman ayıracak, kazandığınız paranın, sağlığınızın ve size verilen zamanın kıymetini bileceksiniz, ruhunuzu aşağı çeken insanlardan, müziklerden, görüntülerden ve ortamlardan uzaklaşacaksınız, yalnız kalmaktan korkmayacak, sessizliğin içinde kendinizle yüzleşeceksiniz, her gün yeni bir şey öğrenecek, yaptığınız işi küçümsemeden en iyi şekilde yapacak, kim olduğunuzu sözlerinizle değil davranışlarınızla göstereceksiniz.
Kimse görmese de yatağınızı toplayacaksınız.
Kimse alkışlamasa da çalışacaksınız.
Canınız istemese de antrenman yapacaksınız.
Sonucunu hemen almasanız da devam edeceksiniz.
Yanlış yaptığınızda kabul edecek, düştüğünüzde yeniden kalkacaksınız.
Kendinizle hiçbir şartta pazarlık etmeyeceksiniz.
Başka bir seçenek yok.
En azından kendini tamamlamış, huzurlu, tatmin olduğunuz bir hayat ve benlik yaratmak için.
Cumhuriyet kadını,Atatürk Türkiyesi'nin arkeoloji bilimine armağanı,insanlık tarihine sunduğu eşsiz katkılarla ülkemizin sınırlarını aşarak tüm dünyaya büyük bir miras bırakan asırlık çınar
Sümerolog Prof. Dr. Muazzez ilmiye Çığ 110 yaşında yorulup gitmiş.
Işığı hiç sönmeyecek
Eşsiz ruhu huzurla uyusun
#Göbeklitepe #MuazzezİlmiyeÇığ
İlber Ortaylı, Teğmenlerle ilgili konuştu:
“Okullarını birincilikle bitirmişler yemin de etmişler ne varmış bunda?
Ayasofya'da hutbeyi okuyan elinde kılıç tutuyorsa burada da tutar. Bunun kavgasını çıkarmak ��iğliktir, mezhepçiliktir ve çok ayıptır.”
Kara Harp Okulu birincisi Teğmen Ebru Eroğlu, TSK’dan ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edildi.
“Atatürk’ün Askerleriyiz ”diye ant içen teğmenimizin ordudan atılmasını kabul etmiyoruz!
Teğmenimizin yanındayız
Lütfen sizde 1 twit atarak destek olun
Doktor Sinan'ın unutulup gidecek hikayesi:
"36 yaşında genç bir doktoru toprağa verdik bugün. İsmi Sinan. Cenazesine hiçbir doktor arkadaşı gelmedi. Kimi "Ameliyat günüm," dedi, kimi "Polikliniği bırakamıyorum," dedi. Kimi "İznim bitti," dedi, kimi "Diğer doktorun yerine bakıyorum," dedi. Kimi "Uzak, yetişemem," dedi, kimi "Ben zaten çok yakın değildim," dedi. Dediler de dediler. İçlerinde bir ‘su testisi su yolunda’ minvalinde düşüncelerle özür beyan ettiler. Belki üzüldüler ama sanırım kendilerine; empati yapıp genç yaşta ölmüş olmalarına.
İnt*har etmesine şaşırmadı kimse. Hatta şaşırmamış olmalarına şaşırdılar kendilerinin. "Dengesizdi," dediler, "Bomba gibiydi," dediler, "Fevriydi," dediler, "Bize bir hayrı yoktu," dediler, "Kendine bile hayrı kalmamıştı," dediler. Dediler de dediler.
Sinan benim 16 yıllık arkadaşım. Üniversite 1. sınıfta tanıştık ve ilk 3 yılımızda neredeyse yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. 3. sınıfta eve çıktık, ev arkadaşlığı yapamayınca evleri ayırdık ama dostluğa devam ettik. Okul bitti, atandık derken artık sosyal medyadan görüşür olduk; 3-5 ayda bir telefonda konuşuyorduk, senede bir de yüz yüze… ama hiç ayrılmamış gibi aynı devam ederek. Çünkü yakın arkadaşlar böyledir.
Hayatı hep uçlarda yaşamayı seviyordu. Hüzünlüyken dibine kadar melankoli… Neşeliyken inanılmaz neşeli olur, ortamı domine ederdi. Espriler, kahkahalar; keyifli adamdı. Şeytan tüyü vardı, kadınlarla çok iyi iletişim kurardı. Bir sürü sevgilisi olurdu.
Sinan’ın hikayesi: 2 sene önce başına talihsiz bir olay geldi. Haberlerde duymuşsunuzdur kesin; "cani doktor sevgilisini 5 yerinden b*çakladı" diye. Medyada böyle duyuruldu Sinan’ın haberi. Sosyal medyada infial olunca savcı attı içeri. Anestezi ihtisası yapıyordu o sırada.
Olayın aslı şöyleydi: sevgilisiyle restoranda tartışıp, tuvalete diye kalkıp evine gitmişti Sinan. Telefonda ayrıldığını söyleyip bir daha onunla görüşmeyeceğini, evdeki eşyalarını da poşete koyduğunu, yarın evde yokken gelip almasını söylemişti kıza (mesaj ve aramalar delil olarak mahkemeye sunuldu). Kız çok sinirlenip taksiyle Sinan’ın evine geldi. Daha önceden tatile giderken kedisine baksın diye sevgilisinin kız kardeşine verdiği evin anahtarıyla kapıyı açıp eve girdi. Sinan’a vurarak onu uyandırdı. Tartışmaya başladılar. Sinan kızı evden kovmasına rağmen “Bu vakitte gidemem biyere” deyip kız pijamasını giydi. Sinan birlikte yatmak istemeyince tartışma tekrar başladı; kız mutfaktan bıçak alıp "Seni hastaneye rezil edeceğim" diyerek kendi saçlarını kesmeye başladı. Sonra bıçağı tutmaya çalışırken aralarında arbede yaşandı. Haberlerde ise cüzdanını almaya gittiğinde Sinan’ın kendisine işkence ettiğini söyledi. Bu sırada kızda ve Sinan’da sıyrıklar meydana geldi. Kızda 4 tane cilt kesisi vardı penetrasyon yok, 1 tanesi de 1.5 cm penetre olmuş ve kısmi pnömotoraks gelişmişti kızda. Tüp takmaya bile gerek yok aslında dedi göğüs cerrahi ama "Olay infial uyandırdı, Sinancım, adli olay takmamız lazım" dediler. Sinan’da da 4 yerinde sıyrıklar ve muhtelif yerlerinde morluklar mevcuttu (Adli tıp raporlarına göre). Sinan da kızdan şikayetçi oldu darp ve yaralamadan.
Sinan kapıyı açıp komşuları çağırmıştı (komşular Sinan lehine tanıklık ettiler), sonra Sinan polisi arayıp eve polisi çağırdı. Bu haber ise sosyal medyada basının çarpıtmasıyla yukarıdaki gibi duyuruldu. Öld*rmeye teşebbüsten tutuklu yargılamaya başladılar.
Kız sonra şikayetini geri çekti ve Sinan içerden çıktı. Ama rezil olmuştu bir kere. Kamu davası devam ediyordu. Sinan kanıtların lehte olduğunu söylemişti bana. Kızın psikopat olduğunu, "Ya benim olursun ya da hapse tıktırırım seni," diye tehdit ettiğinden bahsetmişti ve kızla sevgili olmak zorunda kaldığını ima etti. Temyize kadar gideceğini, aklanana kadar bu işin peşini bırakmayacağını söylemişti son konuşmamızda. ++++++++ 👇🏼
“90 küsur sene önce, tenis maçı izlerken fotoğrafı var. Yüzerken fotoğrafı var, sahilde kumda otururken, kürek çekerken, at binerken, konser izlerken, zeybek oynarken, dans ederken, heykel incelerken fotoğrafı var.
Salıncakta çocuk gibi gülerek sallanırken bile fotoğrafı var. ++
Küfür etmeden bir şey söylemek zor. İfadeler yetersiz kalıyor. İki pislik yolda bir genç kıza saldırıyor. Biri yere yatırıyor ve üzerine çıkıyor. O kadar fütursuz ve yasaların yetersiz olduğunun o kadar farkında ki etraftakiler umurumda değil. Bir kaç genç gelip kızı kurtarmasa tecavüz kaçınılmaz. Polis pislik sapıkları yakalıyor. Mahkeme serbest bırakıyor. Hakim hakim değil belli ama yasa da yasa değil. Yazık bu memleketin halkına gençlerine kızlarına. Bu ülkeyi bu hale getirenler topunuzun ….
Sayın Büyükelçimiz, Uluslararası MRF Müzik Festivali’ne katılmak amacıyla Roma’ya gelen Antalya Toplum Koleji Ortaokulu Korosu öğrencilerini ve öğretmenlerini bugün Büyükelçiliğimizde ağırlamıştır.
Yurttaşlar,
Bu da oldu, bunu da yaptılar.
Anayasa’nın açık; hiçbir kuşkuya yer bırakmayan hükümlerine karşın seçilmiş Hatay milletvekilinin milletvekilliğini “düşürdüler”.
Hukuk tanımazlığın, kuralsızlaşmanın bu boyutlara gelmesine yine de şaşırıyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu suça ortak edilebilmesine onun adına üzülüyorum. Kimin hangi hakkı, hangi yetkiyi nasıl kullanacağının öngörülemediği; kuralsızlığın egemen olduğu bu halin memlekete vereceği zararlardan ülkem adına endişe duyuyorum.
Türkiye, bu kuralsızlık, hukuksuzluk deli gömleğine sığmayacak. Hep beraber göreceğiz…
Peki onlar “bitti” dediler diye ben görevimi yapmaya çalışmaktan geri mi duracağım?
Asla!
Ülkeme, Hatay halkına, yıkılmış bir kentin ortasında oy kullanan insanlara karşı borçluyum. Zor koşullarda olsa da olanaklarımız çok sınırlı olsa da başta Hatay ve deprem bölgesi olmak üzere; halkımızın, emeği ile geçinen yurttaşlarımızın meramına tercüman olmaya çalışacağım.
Eksik ve gediklerimin sorumlusu özgürlüğümü engelleyenlerdir. Başta Hataylılar olmak üzere tüm yurttaşlarımın durumu açıklıkla gördüğüne inanıyorum.
Tam bir hafta sonra 6 Şubat. Yarından itibaren ana gündemimiz budur.
Uygulamaya bulaşmak istemeyenler, kendini dışında tutmak isteyenler varmış… Uygulamayı bir arayış olarak takdim edenler varmış… Milletvekillerinin haklarını korumaktan birinci dereceden sorumlu olan TBMM Başkanı yurt dışına gitmiş…
Başka biçimde takdim etseler de başka yere baksalar da başka yere gitse de, imzaları olmasa da tarihe Anayasa’nın askıya alınmasına ortak olanlar olarak geçecek.
Saygılarımla yurttaşlarıma duyururum…
Şerafettin Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Bir yaşlı adama sordum "Beybaba hangi alanda kariyer yapabilirim?" Gülümseyerek dedi ki "İyi bir insan ol. Bu alanda çok fırsatlar ve çok az rekabet vardır."
“Bir insanı kandırmayı başarmış olmanız onun aptal olduğu anlamına gelmez, size hak ettiğinizden daha fazla güvendiği anlamına gelir.”
— Charles Bukowski
#CharlesBukowski
Çeviren: Mehmet Gündoğdu
@avuntusaati