Ez neyarê zulm û cehaletê, bendeyê heq û heqîqetê me.
Not:RT ettiğim mesajlar mutabık olduğum anlamına gelmez; bir kısmı sadece dikkatinize sunmak içindir.
İman kavramının da anlam olarak tıpkı "İslam" gibi, bir dikey (Allah'a bakan), bir de yatay (topluma bakan) yönünün olduğuna inanıyorum. Nasıl ki yatay düzlemde "müslim", esleme fiilinin ism-i faili olup diğerleriyle barış içinde yaşayan kimse ise, "mümin" de etrafına güven veren kimsedir.
Şayet savaş tamtamcısı bir azgınsanız, değil 5, 55 şartı da yerine getirseniz asla "müslüman" olamayacağınız gibi; eğer etrafınıza güven veren, başkalarının sizden emin olduğu biri değilseniz, değil 6, 66 şarta da inansanız yine de "mümin" olamazsınız.
@akeskinavesta Yên ku navên bila yek sanîye jî nesekinin, bila bicehimin u biçin. Heta bila navên xwe jî biguhirin. Pêşnîyara min bo wan, "Sabiha Gökçen".
Dê gelek li wan bê.
📞 İBB ALO 153'te Kürtçe hizmet başladı.
🔹İstanbul Büyükşehir Belediyesi, çok dilli hizmetlerine ilk kez Kürtçeyi (Kurmancî) de ekledi.
🔹 Peki İstanbullular ne diyor?
https://t.co/zrjuyGn5dB
Bu ve benzeri küçük (lafın gelişi) adamlar, masum ve suçsuz olmanın özgüveniyle değil; sistem içindeki bazı güç odaklarının kendilerine dokunulmazlık garanti etmesiyle bu büyük sözleri edebiliyorlardı. Ama unuttukları bir şey vardı. O da, son kullanma tarihleri geldiğinde kullanılmış bir peçete gibi çöp kutusuna atılacakları gerçeğiydi ve bugün olan da o.
Videodaki ruhbanın Taslaman hakkındaki eleştirileri çok haklı ve doğru eleştiriler. Şayet, Kuran yeter diyorsanız, Kuran dışı bir kaynağa müracaat etmeden, "sadece Kuran" çerçevesinde bir dinin yaşanabilir olduğunu ve bunun dışına çıkmayı gerektirecek muğlak bir konu olmadığını da göstermek zorundasınız. İşinize geldiği gibi biraz ondan biraz bundan kurnazlığıyla olmaz bu işler.
Şunu anlamakta güçlük çekiyorsun. Savunduğumuz şu: “Hadisler farz-haram konusunda dinin kaynağı değildir.” Hadise veya geleneğe göre bir uygulamayı (farz-haram demeden) devam ettirmek sorun değil. Yeterki uygulama Kuranla çelişmesin (Recm gibi). Cenazede Kuran okumak, Hacda ihramı böyle giymek, bayram kutlamak ve onda namaz kılmak gayet doğal. Yeterki bunlar Ramazan orucu, sabah namazı, domuz yememek gibi dinin farz-haramı ilan edilmesin.
@AbdullahMervani Ev hemî xapandinokên ji rêzê ya sedsalaneyan in. Kengî zimanê Kurdî bibe zimanê fermî, wî çaxê emî mineta wan qebûl bikin u ji dilsoziya wan bawer bibin.
@AbdullahMervani Ev hemî xapandinokên ji rêzê ya sedsalaneyan in. Kengî zimanê Kurdî bibe zimanê fermî, wî çaxê emî mineta wan qebûl bikin u ji dilsoziya wan bawer bibin.
@metinkrcl Bu sadece onun kıvraklığı ya da kalitesi(zliği)yle ilgili bir durum olsa keşke. Bu profil, ülke siyasetinin en az yüzde yetmişini oluşturuyor malesef. Hepsinden vahimi, bu gibilerini seçen halk gerçeği.
Merhabalar,
Bugün Narin'in babası Arif Güran ile görüştüm. Görüşme öncesinde, dava dosyasını hukukçu gözüyle inceledim.
Dosya kapsamındaki deliller ışığında, suçu somut delillerle ispatlanabilmiş tek isim Nevzat Bahtiyar’dır.
Yine dosya kapsamındaki deliller ışığında, Narin'in annesi Yüksel Güran’ın, Narin’in ağabeyi Enes Güran'ın ve amcası Salim Güran’ın suçlu bulunup ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmaları tam bir hukuk faciasıdır.
Görünen o ki, basının yönlendirmesiyle oluşan yoğun kamuoyu baskısı, mahkemenin karar sürecini gölgelemiştir. Kişisel görüşler bir kenara bırakıldığında ceza hukukunun en temel kuralı, mahkumiyetin dedikodulara veya ihtimallere değil, somut ve şüpheden uzak delillere dayanması gerekliliğidir. “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince, dava dosyasındaki mevcut deliller anne ve amcaya bu cezanın verilmesi için teknik olarak yetersiz kalmaktadır. Anne ve amcanın suçlu oldukları, hukukun evrensel ilkeleri gereğince şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamamıştır.
Dolayısıyla İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay denetimlerinde bu cezaların kesinlikle bozulmas�� gerekirdi. Hukuk bunu gerektirirdi çünkü yeni bir delil veya yeni itiraflar ortaya çıkmadıkça mevcut dava dosyasına göre annenin ve amcanın suçlu oldukları ispatlanamamıştır.
Sırf kamu vicdanını tatmin etmek için suçlu olduğu ispatlanmamış insanlara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermek gerçek adalet değildir, kamu vicdanını tatmin etmez. Kamu vicdanını asıl yaralayacak olan durum, belki de Narin'in gerçek katilleri dışardayken annesinin, abisinin ve amcasının cezaevinde olmalarıdır.
Başta Diyarbakır Barosu olmak üzere ilgili tüm hukuk çevrelerini bu dosyada adaletin sağlanması için çaba sarf etmeye davet ediyorum. Adalet Bakanlığının, dosyayı titizlikle inceleyerek kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay’a başvurmasını rica ediyorum.
Narin'in hatırası, ailesi ve kamuoyu bunu hak ediyor.
Selam, sevgilerimle…
Ya hu, "Allah’ın rızası" kavramı neden bu kadar değişken acaba? Yoksa insanlar, Allah’ın rızasını işine geldiği gibi yorumlayıp, yapıp ettiklerine bir meşruiyet mi kazandırıyorlar? Çünkü birbirlerinin tam tersi olan, akla hayale gelmedik suçlamalarla birbirlerini itham eden iki taraf da günün sonunda, “Ne yaptıysam Allah rızası için yaptım.” deyip işin içinden çıkıyor. Gayet kullanışlı(!) yani.
42 senedir attığınız her adımda, geldiğiniz ve ayrıldığınız her makamda, verdiğiniz her derste ve konferansta, yazdığınız her kitapta ve hayatımızın her an��nda fiziken ve ruhen birlikte olmaktan kaynaklanan şahitlikle; sizin Allah rızası, millet ve kul hakkı dışında hiçbir kaygı taşımadığınıza, zor günlerde sebat gösterip zafer günlerinde şükrettiğinize ben şahidim Ahmet Bey!
Milletimiz ve Rabbimiz şahit olsun.
Her çocuk tertemiz bir fıtrat üzere doğar. Sonra anne, babası ve çevresi tarafından çoğu zaman kötü birine, örneğin burada olduğu gibi bir faşist'e dönüştürülmesi bir realitedir.
Aşağıdaki videoda bir annenin bu yöndeki bir girişimi görülüyor.
Umarım çocuğun fıtratı kazanır.
Muhabir soruyor: “Okullarda Kürtçe dersi verilsin mi?”
Anne Hayır. Çocuk, Annesinden daha olgun, daha bilinçli ’Evet Kürtçe dersi verilsin.’ diyor.
Böyle bir anneden böyle bir çocuk.
İyiki varsın Aslan Parçası
Bugün birçok şeyin farklı olmasına bundan yüzlerce yıl hatta binlerce yıl önce yaşamış tarihi kişilikler engel değil. En büyük engel, bu dünyayla ilişikleri kesilmiş insanları, kusursuz ve hayali kişiliklere büründürüp kutsayan ve onlar üzerinden toplumu kamplaştıran ilkel kafada.
"Aktardığı rivayet esasen bu söz efendimiz söylemiş gibi uydurulmuştur. Bu yüzden hadis uleması bunun uydurma olduğunu her seferinde beyan etmiştir."
"Hadis ulemamız" lütfedip! uydurma demiş. Maazallah, bir de "sahih" deselermiş ne yapardık acaba?
Kuran'la zerre kadar ilgisi olan biri, duyar duymaz bunun şeytandan başkasının sözü olamayacağını bilir.
Aktardığı rivayet esasen bu söz efendimiz söylemiş gibi uydurulmuştur. Bu yüzden hadis uleması bunun uydurma olduğunu her seferinde beyan etmiştir.
Fakat Hz.Ömer'e nispeti zaten meşhur değil ve orada inceleme bu kadar detaylı yapılmıyor. Zaten rivayet sahabelerin rivayetlerini aktarmakla meşhur musanneflere girmemiştir.
Bulabildiğim kadarıyla bu söz Hz.Ömer'e sadece İbn Cad'da geçiyor. İbn Ca'd daki senette hem kopuktur, hem de zayıf raviler vardır. Bu yüzden Sehavi, Münavi, İbn Adi ve Elbani Hz.Ömer'den yapılan nakle de uydurma demiştir.
Hz.Ömer'in kadınların görüşleri ile görüşünü değiştirdiği sahih olarak vakidir. Böyle mesnetsiz rivayetler onlara mukabele edemez.
Hakeza İbn Cad'daki rivayetin senedinde İbn Ömer vardır ki, o sürekli Hz. Aişe'ye fetva sordurmaya birilerini göndermesi ile meşhurdur.
Zaten kimse zayıf demeseydi bu gerekçeyle uydurma denilirdi.
Bunun gibi Türkçe konuşan oryantalistler ve rafiziler dışında kimse böyle rivayetlere itibar etmez.
İş Hz.Ömer hakkında kılçık atıp suizan oluşturmaya gelince, demir bilyayı çiğnemeye çalışan dişini kırar. Allah sana müstehakını versin. Vallahi verecektir de.