İsrail/Mossad, Ürdün’de bulunan Hafız Esad’ın idrar örneğini gizlice almış ve hasta olduğunu tespit etmişti.
Bu sayede Suriye lideri ölmeden barış görüşmelerine hız verilmişti.
•Hürmüz Boğazı’nın 1-2 hafta daha kapalı kalması hâlinde, tüm borsaların ve mali piyasaların çökmesi kimseyi şaşırtmamalı.
•Trump’ın İran savaşı, aslında petro-yuan ve petro-altın diyebileceğimiz yeni düzenin kapısını aralıyor. 👇🏼
"İran rejimi ayakta kaldığı sürece, Hürmüz Boğazı'nı talep ettiği koşullar sağlanana kadar kapalı tutmak isteyecektir."
Hürmüz’de kilitlenen dünya ekonomisine dair senaryolar
@BehlulOzkan yazdı.
https://t.co/IyuwcMKD1z
“İran’da kadın meselesini dert edinmişler. İyi de kadınların ezilmesinin panzehiri pedofili mi? Mollalar Epstein dosyalarına girince mi aklanacaklar? Hayır, bunların hiçbir değil.”
https://t.co/8lDoF6taC1
Irak işgal edildiğinde çocuktum.
Televizyon ekranında bir film gibi koca ülkenin yok oluşunu izledim.
Ardından Suriye.
Şimdi ise İran gibi köklü ve kadim bir devlet karanlığa sürükleniyor.
Tarih defalarca yazmışken, bundan ders almayan zihniyet…
“müdahale deniz ambargosu, rejiminin hava saldırılarıyla güçten düşürülerek ılımlı yönetimin gelmesine olanak sağlayacak koşulların yaratılmasıyla olabilir. İsrail rejim liderlerini hedef alır, ABD Devrim Muhafızları karargahlarını, askeri tesisleri hedef alabilir”
@hakanokcal
Trump, ABD’nin İran’a yönelik saldırı başlattığını açıkladı, saldırıyı resmen üstlendi.
Kongre onayı olmadan savaş başlatarak yeni bir azil sebebi doğuruyor. 2026 ara seçimlerinden önce Trump’ın kendisine seçim kazandıran İsrail lobisine en büyük hediyesi
Tiyatro bileti alıyorsun. Oyun saati yazıyor. Üstelik çoğu yerde 5 dakikalık gecikme opsiyonu gibi bir esneklik tanınıyor. Ve tanınan bu esneklik sana bir jesttir, hak değil! Buna rağmen kapı kapanıyor ve evet, içeri giremiyorsun. Giremezsin. Çünkü bu bir keyfiyet değil, bir ilkedir.
Oyun 20.30’da başlıyorsa 20.30’da başlar. 20.37’de dramatik bir giriş yapamazsın. O kapı kapandığında mesele inat değil, disiplindir. İçeride yüzlerce kişinin dikkati, sahnedeki oyuncuların emeği ve kurulan ritim vardır. Tiyatro sahnesi kimsenin geç kalma hikayesine eşlik etmek zorunda değildir. “Yetişemedim” kişisel bir dram olabilir ama kamusal bir hak değildir. İstanbul gibi bir şehirde yaşıyorsan ihtimalleri hesaplayacaksın. Trafik sürpriz değil, gerçektir. Erken çıkmak da bir lütuf değil, sorumluluktur.
Tiyatro kolektif bir alandır. Herkes birbirinin deneyiminden sorumludur. Saygı aldığın biletle başlar, kapı kuralıyla devam eder ve oyun boyunca davranışınla görünür olur. Saatine sadık kalmıyorsan, kurala uymuyorsan mesele sistem değil, mesele doğrudan senin saygı eksikliğin ve şımarıklığındır.
Umarım bugün birileri saatine sadık kalmanın neden önemli olduğunu anlamıştır…
Modern Batı, ahlakı çoktan bir performans, bir gösteri biçimine dönüştürmüştü.
Herkesin erdemli göründüğü ama kimsenin ahlaki sorumluluk almadığı bir sistem.
Alman Şansölye’nin fotoğrafı da iyiliğin estetiğiyle kamufle olmuş bir kötülüğü ifade ediyor sadece.