Size bir yalan söylediler: "Dünyanın en değerli şeyi altındır, petroldür, veridir..." Yalan.
Dünyanın en değerli varlığı SENİN DİKKATİNDİR.
Ve şu an tarihin en büyük, en sessiz soygunu gerçekleşiyor.
Kurban: Sensin.
Çalınan: Geleceğin.
Hırsız: Elindeki o 6 inçlik cam ekran.
YENİ DÜNYA SAVAŞI: CEPHE SENİN ZİHNİN
Eskiden savaşlar toprak için yapılırdı. Şimdi senin GÖZ BEBEKLERİN için yapılıyor.
Silikon Vadisi'nde maaşını senin dikkatini "hacklemek" için alan binlerce mühendis var.
Bu bir komplo teorisi değil, bu onların İŞ MODELİ.
Google'ın eski etik uzmanı ne dedi? "Telefonunuz bir slot makinesidir (kumar makinesi). Her kaydırma, bir kol çekmedir. Ve kasa her zaman kazanır."
Anladın mı durumu? O uygulamalar seni eğlendirmek için tasarlanmadı.
Seni bir ZOMBİYE çevirip, dikkatini parça parça reklamcılara satmak için tasarlandı.
Sen kullanıcı değilsin. Sen ÜRÜNSÜN.
FİZİK KANUNU: DİKKAT = YARATIM
Neden dikkatin bu kadar değerli?
Çünkü Dikkat = Enerji.
Kuantum fiziğinde kural nettir: Gözlemci Etkisi.
Bir şeye odaklandığında, o şey somutlaşır.
İşine odaklanırsan, işin büyür.
Vücuduna odaklanırsan, kas yaparsın.
Saçma sapan bir habere odaklanırsan, HİÇLİK büyür.
Sistemin oyunu basittir: "BÖL ve YÖNET."
Dikkati dağılmış bir adam, hiçbir şey üretemez.
Tehlikesizdir. Yönetilebilir bir köledir.
Bir düşün: Sabah gözünü açtın.
Daha yataktan kalkmadan elin telefona gitti.
3 Felaket Haberi ("Dolar uçtu, savaş çıktı").
10 Tane Saçma Instagram Hikayesi.
5 WhatsApp grubu dedikodusu.
Daha güne başlamadan beynini 50 parçaya böldüler.
Sonra diyorsun ki "Neden yorgunum, neden odaklanamıyorum?"
Yorgunsun, çünkü zihinsel enerjini sabahın köründe çöpe attın.
DİKKATİNİ KİM ÇALIYOR? (HIRSIZLAR LİSTESİ)
SOSYAL MEDYA (Dopamin Torbacıları):
Sonsuz kaydırma (Infinite Scroll). Hiç bitmiyor. Beynin "belki bir sonrakinde ödül vardır" diye kumar oynuyor.
HABERLER (Korku Tüccarları):
"Son Dakika! Şok! Dehşet!"
Sana bilgi vermiyorlar. Sana KORKU satıyorlar.
Kortizolünü yükseltip seni ekrana kilitliyorlar.
PORNO (Ruh Katili):
En büyük dikkat hırsızı. Beyninin ödül sistemini (Dopamin reseptörlerini) yakıp kül eder. Seni isteksiz, enerjisiz, silik bir gölgeye çevirir.
NETFLIX (Zaman Vampiri):
"Sonraki bölüm 5 saniye içinde başlıyor..."Sen dur diyemeden o başlatıyor. İradeni by-pass ediyorlar.
ORTADOĞU GERÇEĞİ: SENİN DERDİN NE?
Şimdi soruyorum: Bu yazıyı okuduktan sonra dikkatini nereye vereceksin?
ABD'nin Venezuela operasyonuna mı? (Sana ne? Sen mi kurtaracaksın?)
İran'ın iç karışıklığına mı? (Senin hayatını mı değiştirecek?)
Siyasetçilerin kavgasını mı izleyeceksin?
Sen bunları izlerken;
İşini kurmuyorsun.
Kitabını okumuyorsun.
Sporunu yapmıyorsun.
Ailenle ilgilenmiyorsun.
Onlar kazanıyor. Sen kaybediyorsun.
OPERASYON: DİKKAT HİJYENİ (UYGULAMA)
Eğer beynini geri almak istiyorsan, bu kuralları KANUN belleyeceksin:
SABAH 1 SAAT EKRAN YOK:
Uyanınca telefona dokunma. O saat senin en yaratıcı, en güçlü saatin. Onu Instagram'a kurban etme.
BİLDİRİMLERİ KAPAT:
Telefonun köpeği olma. O senin çağırdığında gelsin, sen onun her "dııt" sesine koşma.
HABER DİYETİ:
Günde 10 dakika yeter. Dünya yıkılsa duyarsın zaten. Fazlası zehirdir.
DERİN ÇALIŞMA (DEEP WORK):
Günde en az 2 saat telefon başka odada olacak. Sadece işin ve sen. O 2 saatte, dağınık 8 saatten daha fazla iş yaparsın.
UYAN
Bu yazıyı okudun. Farkındalık oluştu. Ama asıl sınav şimdi başlıyor. Bunu kapatınca ne yapacaksın?
Tekrar "Kaydırmaya" mı döneceksin? (Yenildin).
Yoksa telefonunu fırlatıp kendi hayatını inşaya mı döneceksin? (Kazandın).
Dikkatini verdiğin şey büyür. Dikkatini çektiğin şey ölür.
Sistemi beslemeyi bırak. KENDİNİ BESLE.
Uyanık kal. 🦅
HAYVANLAR KATLEDİLİRKEN VETERİNER HEKİMLER VE MESLEK ÖRGÜTLERİ NEDEN SUSUYOR?
Bir veteriner hekim olarak ben de bu soruyu soruyorum!
Hayvanların yaşam hakkı böylesine açıkça tehdit edilirken meslek örgütlerimizin sessizliğini anlamakta zorlanıyorum.
Veteriner hekim odalarını, derneklerini, fakültelerini ve bütün meslektaşlarımı sessizliği bozmaya, açıkça tavır almaya ve kamuoyuna güçlü bir açıklama yapmaya davet ediyorum.
Biz konuşmayacaksak kim konuşacak? Bugün değilse ne zaman?
Dr. Tarkan Özçetin
Veteriner Hekim
Hayalleri ve hayatın gerçekleri arasında sıkışan bir gencin, bilgisayar mühendisliğinden stand-up sahnelerine uzanan trajikomik hikayesi… Ünlü komedyen Doğu Demirkol’un kendi hayatını anlattığı, kahkaha dolu HBO Max dizisi Doğu, şimdi tüm bölümleriyle TV+’ta!
Güzel haberimiz var komşular. Marmaraereğlisi'nde bir kimyasal depolama tesisi daha yapmalarına izin vermedik✊
Tekirdağ Marmaraereğlisi mevkilerimize OPET tarafından yapılmak istenen depolama kapasitesi artışı projesinden 145 tanklık kimyasal depolama tesisi ve faaliyetleri çıkarıldı!
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nin imar planına aykırılık gerekçesiyle verdiği olumsuz görüş ve doğa savunucularının mücadelesi sonuç verdi.
Ancak akaryakıt ve petrol türevlerinin depolanmasına yönelik proje devam ediyor. Bölgenin kıyılarını, doğal yaşam alanlarını ve halk sağlığını tehdit edebilecek riskler ortadan kalkmış değil.
Kuzey Ormanları kırsalını ve yaşam alanlarımızı her koşulda savunmaya devam edeceğiz.
https://t.co/htN0oIFIwf
Dünya ayakta, İnsanlar kendilerine rağmen ülkelerinde bir şeyler yapılmasına izin vermek istemiyor. Bütün gücü elinde toplamak isteyen liderlere karşı halklar sokakta. ...
#ANAPARAYoksaErkenSecim#FBvALY
Norveç'te avlanan ithal uskumrular, 3000 kilometre mesafeden bir hafta sürede TIR'larla Türkiye'ye getiriliyor.
Rize'de avlanan palamutlar, Pazar ilçesinde denize dökülüyor!
Bu durum ancak başarılı bir tarım politikası ile açıklanabilir!
🇦🇱Arnavutluk'taki öğrenci isyanını bastırmak için 5 uçak dolusu İsrailli polisin ülkeye indiğini söylemiştim. Gerçek rakam 8 olarak belirlendi. Şu anda ülkesinde ümitleri tüketilmiş gençlerine karşı silah kullanan bir diktatör var ve de direnen silahsız gençler. Dua edin RT edin!
Gerçek değildir dedim...
Yapay zekadır diye araştırdım ama gerçekmiş.
Mezarlıkta yemek servisi başlamış dahası bunun için catering firmaları tutuluyormuş. Yani mezarlıklardan bile ibret almayan bir toplumu daha neler bekler bilmiyorum.
ŞEHİR HASTANELERİNDEKİ STARBUCKSLAR KAPATILSIN!!
Sağlık Bakanlığına bağlı Adana Şehir Hastanesi, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ve İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesinde Starbucks şubeleri bulunuyor.
Buradan sağlık bakanlığı yetkililerine seslendiyoruz.
Bir kullanıcının hükümete verdiği öneriler sosyal medyada gündem oldu.
"1-Muhtar maaşlarını kaldırın.
2-Emekli milletvekili maaşlarını kaldırın.
3-Vekil maaşlarını yarıya indirin.
4-Huzur haklarını sembolik 200 TL ye indirin.
5-Memur sendikalarını kapat��n.
6-Makam aracı saltanatına son verin."
Sizce mantıklı mı ?
Rahmetlinin arkasından konuşmayacaktım ama A Haber olarak yalan haber ürettiğiniz için kamuoyunu bilgilendirmem gerekiyor.
Bu gösterdiğiniz Opel marka arkadan hasar almış araç rahmetlinin bindiği araç değil.
YALAN HABER!
Rahmetlinin bindiği araç önden hasar almış.
Netanyahu:
“İletişim, enerji, ulaşım, sağlık hizmetleri... Her şey dijital sistemler üzerinden çalışıyor.
Bunların kontrolünü ele geçirerek bir ülkeyi felç edebilirsiniz.
Ekonomiyi felç edebilirsiniz. Trafik ışıklarından başlayarak, hayatı kendisini bile felç edebilirsiniz…”
Sadece başörtülü değil, çarşaflı olsa bile; kadınların ortaokula ve üniversiteye gitmesini yasaklayan, tıp eğitimi almasını engelleyen Taliban’a neden tepki gösterilmedi, neden müdahale edilmedi?
Tribünde sarı yağmurluk giyen taraftarın niyetini okuyup gözaltına alan sistem:
Bursa’yı Bursa’da vuralım
Konya’yı Konya ovasında.
Yeter artık bitsin bu barış,
Havaya karşı döner bıçaklarımız
diye anıran, 40 bin kişinin katilini öven sloganlar atan ve Apocular burada diye meydan okuyan amipleri görmezden geliyor.
Sahada, dağda, mecliste TERÖRİST her yerde TERÖRİSTTİR!
Bunlara yakın olan, bize uzaktır!
OKUYUNUZ 👇👇👇
Önce bir gemiyle geldiler. Misafirlerimizdi, onları sahilde hediyelerle karşıladık. Silahsızdık. Çünkü hiç ihtiyacımız olmadı. Kardeştik, severdik, paylaşırdık. Silahı onlar tanıttı. Tutarken yanlışlıkla elimizi kestik, kanımız aktı. Evlerimize buyur ettik. Yedirdik, içirdik, yatırdık, hizmet ettik. Topraklarımızı, dağlarımızı, sularımızı, ovalarımızı gezdirdik. Sevindiler. Sevindik!
Renkleri ne kadar beyazdı. Sonra gittiler. Memnun ederek uğurladık dostlarımızı.
Bir gün, tam sabah gün doğarken, ak tenli dostlarımız çok, çok olarak geldiler. Beklemiyorduk; çok erken gelmişlerdi. Demek sevmişlerdi bizi, toprağımızı, göğümüzü… Sevindik. Çoktular, silahlıydılar; üstelik silahlar ellerini de kesmiyordu. Ayakları karaya bastı ve sonra hiç olmayacak olan oldu. Şaşırmıştık. Acaba ne yapmıştık da beyaz dostlarımız bizi öldürüyordu.
Evet, beyaz adam, bu sefer gülen yüzlerimizi ağlatmaya, varlığımızı yağmalamaya, gençlerimizi köle yapmaya, kadınlarımıza tecavüz etmeye gelmişti! Şaşırdık! Neden?
Biz özgür göğün, geniş toprağın, mağrur dağların insanları barış, sevgi, dostluk bilirdik. Savaşı beyaz adam öğretti. Hiç hak etmedik öldürülmeyi, savaşı, köleliği…
Erkeklerimizi öldürdüler, çocuklarımızı diri diri ateşte yaktılar. Toprağımızı yağmaladılar. Kadınlarımıza, kızlarımıza tecavüz ettiler. Köle diye yurtlarına götürüldük. Sattılar bizi.
Tanrı’ya inanmamızı söylüyordu, elinde incil, siyah cüppeli, beyaz tenli papaz. Şefimiz sordu: ‘Tanrı size bunları yapmanızı mı söylüyor? Cennet dediğiniz yere sizler mi gireceksiniz? Öyleyse ben sizin olmadığınız yeri, cehennemi seçiyorum. Eğer bizleri değil de, sizleri, zulmünüzü onaylıyorsa tanrınız, böyle bir tanrıya inanmaktansa, inanmamayı yeğlerim!’
Hiç bitmedi beyaz adamın gelişi. Onlar geldikçe biz bittik; biz bittikçe onlar geldi.
Beyaz adamın yaptıklarını anlatacak kelime bulamıyorum. Bizim böyle kelimelerimiz yok; senin yaptıklarını en iyi anlatacak yine sensin, senin kelimelerin. Kara yüreğin, beyaz tenin gibi olabilirse bir gün, anlatırsın yaptıklarını!
___TOSAWİ