Suudi Arabistan ve Pakistan ile yapılan anlaşma ABD'nin onları korumak için yaptığı anlaşmanın İran saldırısı ile hezimete uğraması sonucu güvenlik işini Türkiye'ye devrettiğinin göstergesidir,ayrıca ABD ile Türkiye nasıl Suriye'yi parçaladılarsa İran'a aynısını yapmak içindir
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzaladı. Anlaşma, 3 devletten herhangi birine karşı olacak silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağı. Ne işimiz var ise Pakistan ve Suudi Arabistan da
JUST IN: 🇹🇷🇸🇦🇵🇰 Turkish President Recep Tayyip Erdoğan, Saudi Crown Prince Mohammed bin Salman (MBS), and Pakistani Prime Minister Shehbaz Sharif held talks following the reported joint defense pact, according to reports. Further details of their discussion have not yet been disclosed.
Aşağılık davranışlarına kılıf uyduruyorlar,varsın insanlar mağdur olsun bunların kendini satması bahane etmesi çok daha vahim bir durum,çünkü ahlaksızca bir tutum toplumda daha derin izler bırakır.Sen muhalif insanların oyları ile seçilip iktidar partisine geçemezsin,hakkınız yok
Sevgili Tuzlalı Komşularım,
Öncelikle bugüne kadar bana verdiğiniz her türlü destek için sizlere gönülden teşekkür ederim.
Genç yaşta bana güvenerek, Tuzla gibi çok güzel ama aynı zamanda da büyük sorunları olan bir ilçenin yönetilmesi görevini emanet ettiniz. Ben de güveninize layık olabilmek için var gücümle çalıştım. Göreve geldiğim günden bu yana tek bir gayem oldu: Tuzla’nın kronikleşmiş sorunlarını çözmek ve siyasi parti ayrımı gözetmeksizin, her bir komşumun hakkını, hukukunu korumak.
Ne yazık ki bazen siyasi hesaplar, halkın ihtiyaçlarının, umutlarının ve haklarının önüne geçebiliyor.
Yaklaşık iki yıldır, önce yetkililere, sonra da sizlere anlatmaya çalıştığım gibi, ilçemiz tarihinin en büyük barınma ve mülkiyet kriziyle karşı karşıya.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Teftiş Kurulu tarafından gönderilen rapor doğrultusunda; yaklaşık 50 bin vatandaşımızın evlerinin yıkılması riski ortaya çıkmış, 16 bin dairenin elektrik, su ve doğal gazının kesilmesi talimatı verilmiştir.
Ortada geçmişten gelen hukuki bir problem olduğu doğrudur; ancak söz konusu olan sadece hukuki ve teknik bir imar meselesi değil, insani bir krizdir.
Üstelik, yıllar boyunca İmar Kanunu açısından sorunlu uygulamaların hayata geçirilmesini sadece seyretmekle yetinen ve meselenin içinden çıkılmaz hale gelmesine müdahale etmeyen İBB’nin de büyük sorumluluğu vardır.
İdarelerin yaptığı hataların bedelini 50 bin masum Tuzlalının, çocukların, ailelerin ödemesini kabul etmemiz hukuken de vicdanen de kabul edilemez.
Bu büyük felaketi önlemek, temel insan hakkı olan barınma ve mülkiyet sorunlarını çözerek, Tuzla’nın geleceğini kurtarmak için mevcut siyasi çatımız altında ve İBB nezdinde, konudan haberdar olduğumuz ilk günden itibaren her türlü girişimde bulunduk. Çözüm modelleri ürettik, rızaya dayalı alternatifler sunduk.
Maalesef, tüm çabalarımıza rağmen çözüm noktasında bir arpa boyu yol alamadık.
Bu düzeyde insani ve toplumsal bir meselede gösterilen duyarsızlığa şahit olmak büyük bir hayal kırıklığı yaşamama neden oldu. Eğer siyaset, halkın barınma hakkının önünde engelse, artık bir karar vermem gerekiyordu. Ben bugün o kararı veriyorum.
50 bin insanın evsiz kalma riskini, çocukların geleceğinin kararmasını sessizce izleyip "parti disiplini ve sadakati" kavramlarının arkasına sığınmayı reddediyorum.
Bugüne kadar mevcut siyasi zeminde çözüm üretmek için tüm girişimleri yaptım. Geldiğimiz noktada sorunun çözümü için karar verici iradeyle aynı zeminde çalışmak Tuzlalılar adına daha doğru bir karardır.
Çünkü benim asıl sorumluluğum, bana oy veren ya da vermeyen bütün Tuzlalılaradır.
Bu nedenle, benim için çok zor ama vicdanımın doğru olduğuna inandığı bir karar aldım. Bugünden itibaren yoluma Adalet ve Kalkınma Partisi çatısı altında devam edeceğim.
Bu kararın merkezinde siyasi ikbalim değil, Tuzla'nın geleceği var. Eğer mesele siyasi ikbal olsaydı, en kolay yol mevcut düzeni sürdürmekti. Kolay olanı değil, Tuzla için doğru olduğuna inandığım yolu seçiyorum.
Biliyorum, kararımı eleştirenler olacaktır. Farklı düşünen herkese saygı duyuyorum. Ancak inanıyorum ki zaman içerisinde bu kararın sebepleri ve Tuzla için doğuracağı sonuçlar daha iyi anlaşılacaktır.
Defalarca dile getirdiğim gibi, bedeli ne olursa olsun 50 bin insanı evsiz bırakmanın vebalini asla boynuma almayacağım.
Saygılarımla
Eren Ali Bingöl
Tuzla Belediye Başkanı
Muğla ve Antalya'da birçok noktada alevlerle mücadele sürüyor
Yangınlar nedeniyle yüzlerce kişi tahliye edilirken çok sayıda yapı hasar gördü
https://t.co/b6hxbEzYoY
Alman hükümeti yıllardır konuklarını ağırlayıp, kabine toplantılarını yaptığı Meseberg Sarayı'nı artık kullanmayacak
Sarayla kira sözleşmesi "yüksek maliyet" nedeniyle uzatılmayacak
https://t.co/jndWNBlfYg
Seçimle kazanılan yerleri tek tek ele geçirmek için operasyon düzenlemek Türkiye'nin tamamen antidemokratik bir ülke olduğunun kanıtıdır. AKP de ise belediyelerde,kamuda,hatta şahıslar 25 yıldır korkunç boyutlarda yolsuzluğun içindeler ve korkunç paralar kazandı hepsi dışarıda
Almanya’dan Türkiye’ye gönderilen para, hapis cezasına neden oldu
Çünkü olayın arkasından bir suç şebekesi ve “Havala” yöntemi çıktı
Peki, nedir bu Havala?