Şimdiye kadar CHP Genel Başkanı’yla masaya oturup da istediğinden daha fazlasını almadan kalkan hiç kimse olmadı.
“Belki bize de bir şey düşer” diye gelen herkes cebinde mebzul miktarda milletvekilliğiyle, cumhurbaşkanı yardımcılığıyla, üçer beşer bakanlık s��züyle çıktı.
Elinde boş senetle CHP’nin kapısına dayanan herkes CHP Genel Başkanı’ndan imzayı kopardı, üzerine rakamı da bizzat kendisi yazdı.
CHP Genel Başkanı sırf koltuğunu korumak için son 4 ay içinde tarihte eşi benzeri görülmemiş tutarsızlıklara imza attı.
Kendi tutarsızlıklarını ve ilkesizliklerini örtmek için yalana sarılanların derdinin ne olduğunu biliyoruz.
Ne yaparsanız yapın; terör örgütleriyle iş birliğinizi unutturamayacaksınız.
Ne yaparsanız yapın; şahsi ikbaliniz için partinizin milletvekilliklerini pazara çıkardığınızı, önünüze gelene makam ve mevki sözü verdiğinizi unutturamayacaksınız.
Ne yaparsanız yapın; bu ülkenin çıkarlarını uluslararası arenada pazarlık meselesi haline getirdiğinizi unutturamayacaksınız.
Milletimiz, 28 Mayıs’ta bunların hesabını sizden sandıkta soracak.
Kitapları, makaleleri, piyesleri, şiirleri ve konferanslarıyla benim de içinde bulunduğum nice gencin, nice neslin hayatını değiştiren usta muharrir, mütefekkir, dava ve aksiyon adamı Üstat Necip Fazıl Kısakürek’i vefatının 40. yılında rahmetle, şükranla, hasretle yâd ediyorum.
@kilicdarogluk Boş yapma cehennem zebanileri iblis ve yavrularını içeri almadan kapattırmaz..
orda KeMal memal dinlemezler godumu otutturular..
demedi deme
Sosyal medyada fenomenlik yapan eski askerilerin “Apo’yu ben yakaladım, Apo’yu ben getirdim” palavraları Türk milletiyle alay etmektir.
Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, “Amerika, Apo’yu neden verdi anlamadım” demişti.
Apo’yu kimse yakalamadı, kimse getirmedi Amerika verdi.
3 Ekim 2008'de PKK, Hakkâri'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Karakoluna baskın yapmıştı. 17 Askerimiz şehit oldu. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Babaoğlu, Aktütün'e saldırı sonrasında Antalya Serik’te golf oynadığı ve ilgisiz kaldığı yönündeki eleştirilerine “ne yapsaydım maçı bırakıp ben mi gitseydim” demiştir.
Türk milleti kimin ne mal olduğunu gayet iyi bilmektedir.
PKK Suriye’ye sürülmüştür. PKK Irak’a sürülmüştür. Artık mücadele Suriye’de devam etmektedir.Kılıçdaroğlu’nun ve şimdilerde milliyetçi takılan eski askerlerin derdi Türk askerini Suriye’den çekip PKK’yı yeniden içeri almaktır.
Bu milliyetçi pozu veren vatan hainlerinin derdi İHA/SİHA üretimini durdurup yine o hiçbir işe yaramayan ve karşı casusluk yapan İsrail Heronlarını kiralamaktır. Şimdi milliyetçi takılan eski askerlere sorun bakalım Türkiye İsrail’den Heron kiralarken kaç para komisyon alıyorlarmış?
“Eskiden PKK yoktu, PKK bitmişti” demek vatan hainliğidir. Şehitlerin kanını ABD’ye satmaktır.
Jerusalem Post'a konuşan Karayılan
"ABD'nin bizimle iletişime geçmesi Kürt sorununa tek çözüm"
"Marksizm modaydı, ABD'ye asla düşman olmadık"
"Erdoğan Amerikan karşıtı"
demiştir.
Sosyal medyanın kolpa milliyetçiliği sadece palavracılık değil aynı zamanda egemenliği para karşılığında teslim etme hainliğidir. Boş yapmasınlar millet kimin ne mal olduğunu gayet iyi biliyor.
HÜDAPAR GENEL BAŞKANI: KANDİL VE PENSİLVANYA'YA KABUS OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Kandil: Kürdistan önünde en büyük engel HÜDAPAR'dır.
HÜDAPAR: HDP'yi sokağa çıkarmayabiliriz.
HÜDAPAR: PKK bizim üzerimizde baskı kuramaz. Biz silahtan korkmayız.
Durum şu:
1- AK Parti, MHP ve Cumhur İttifakı müthiş bir oy oranına ulaştı.
2- Cumhur İttifakı Meclis’te büyük bir çoğunluk kazandı.
3- CHP çöktü. İP çöktü. Yeşil Sol (HDP) çok düştü.
4- Dünya biraraya geldi aldıkları sonuç bu.
Bu bir zaferdir!
Bu seçim, sadece #TürkiyeYüzyılı'nın kapılarını açmakla kalmayacak, özgürlüğün, hürriyetin, refahın ve kardeşliğin de kapılarını açacak...
Başlasın Türkiye Yüzyılı...🇹🇷
TEK YOL ERDOĞAN
#AdamKazanacak
Aziz milletim,
Gençlik yıllarımızdan beri aktif siyasetin içindeyiz, sizlerin huzurundayız.
21 yılı iktidarda olmak üzere 40 yıllık siyasi hayatımızda daima demokrasiyi ve millî iradeyi savunduk.
1994’ten beri hangi haksızlıklara maruz kalırsak kalalım; adaleti gözettik, hakkaniyetle davrandık.
85 milyonun tamamını bağrımıza bastık, hiç kimseyi ötekileştirmedik.
Hiçbir vatandaşımızın hayat tarzına, yaşam biçimine karışmadık.
Toplumumuzun tüm kesimlerinin hak ve özgürlük alanlarını genişlettik.
Bizden önce bu ülkede başörtüsü, kılık kıyafet yasakları vardı; kaldırdık.
Liselerimize katsayı adaletsizliği uygulanıyordu; sonlandırdık.
İnsanlar inançlarını özgürce, rahatça yaşayamıyorlardı; değiştirdik.
Terör örgütleri vatandaşlarımıza nefes aldırmıyordu; başlarını ezdik.
Demokrasimiz ağır aksak, zor yürüyordu; güçlendirdik.
Devlet vatandaşına tepeden bakıyordu; yeni bir anlayış ikame ettik.
Yabancı ülkeler sürekli bize ayar veriyor, yön çiziyordu; dur dedik.
Elbette bu mücadelede pek çok engelle, baskıyla, tehditle, zorbalıkla, kumpasla, karalama kampanyasıyla karşılaştık.
Demokrasi hamlelerimizin önü kesilmek istendi, darbe girişimleriyle hayatımıza kastedildi.
Ama biz diklenmeden dik durarak, ülkemizi 21 yıl öncesine göre daha özgür, daha müreffeh, daha huzurlu, ekonomik olarak daha güçlü bir konuma getirdik.
2002’den bu yana sadece hizmet siyaseti, eser siyaseti ve kardeşlik siyaseti yapıyoruz.
İnşallah 14 Mayıs’tan sonra da tüm Türkiye için aşkla çalışmaya devam edeceğiz.
Bugün, tek kalemde Cumhuriyet tarihimizin en büyük öğretmen atamasını gerçekleştirdik.
21 yıldır eğitimi önceliklerimizin en başında tutuyoruz.
Gelin, ücretsiz ders kitaplarından her gün 5 milyon evladımıza yemek hizmetine kadar attığımız tarihî adımlara bakalım
Eğitim bütçemizi 651 milyar liraya yükselttik.
2002'de yaklaşık 500 bin öğretmenimiz vardı, artık bu sayı 1 milyon 200 binlere ulaştı.
Bizim dönemimizde ataması yapılan öğretmen sayısı 800 bini buldu.
Son 10 yılda 12 bin 98 engelli öğretmenimizi öğrencileriyle buluşturduk.
Derslik sayısını 343 binden aldık, 620 bine çıkardık.
Öğretmen başına düşen öğrenci sayısını ilköğretimde 28’den 15’e, ortaöğretimde 18’den 13’e indirdik; OECD ortalamasını yakaladık.
2002’de 100 lise çağı öğrencisinin sadece 44’ü okula gidebiliyordu, bugün 99’u okula gidiyor.
2002’de okul öncesi 5 yaşta okullaşma oranı %11 seviyesindeydi, bugün %90.
2002’de ortaöğretimde 100 kız evladımızın 39’u okula erişiyordu, bugün 95’i okula erişiyor.
Atıl kalan köy okullarımızı yeni ve modern bir anlayışla tekrar milletimizin hizmetine sunuyoruz. Sadece 1 yıl içerisinde 2 bin 670 köy yaşam merkezi açtık. Bu yıl 10 hanenin üzerindeki tüm köylerimizin okullarını yaşam merkezi olarak hizmete açmayı planlıyoruz.
Her öğrencimizin kitaplarını ücretsiz veriyor, ek kaynak ihtiyacını karşılıyor, 5 milyon evladımıza günlük yemek sağlıyoruz.
Tam 60 yıldır gündeme getirilen Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu hayata geçirerek öğretmenlerimize ilave mali ve ekonomik haklar tanıdık.
Bundan sonra da tüm kamu görevlilerimizle birlikte öğretmenlerimizin de refahını ve hayat kalitesini yükseltmeye devam edeceğiz.
Bugün atamasını gerçekleştirdiğimiz öğretmenlerimizi tebrik ediyor, görev yerlerinde başarılar diliyorum.
Türkiye Yüzyılı’nı inşallah güçlü eğitim ordumuzla “eğitimin yüzyılı” haline dönüştüreceğiz.