İlişkide tartışmalardan sonra hiçbir şey olmamış gibi devam etmek isteyen kişi ilişkinin “duygusal sorumluluğunu”almıyordur. Partnerinin ne hissettiğini yeterince önemsemiyordur. Yaşanan şeyleri halı altında süpürmek ‘zamanla’ çözülmez. Sorunların çözülebilmesi samimi bir özre, çabaya ve partnerin duygusunu anlamaya bağlıdır.
Sosyolog Funda Gül Öcal, iyi bir ilişkinin kimyasını açıkladı.
• Her şey erkeğin duruşuyla şekillenir.
• Nokta.
• Erkek güven verirse kadın sorguya çekmez.
• Erkek sorumluluğunu bilirse kadın söylenmez.
• Erkek tutarlıysa kadın huzur bulur.
• Erkek netse kadın şüphe etmez.
• Erkek yönünü belirlediğinde kadın o yolda güvenle yürür.
• Erkek sağlam durduğunda kadın yumuşar.
• Ve erkek kendi eril enerjisinde kaldığında kadın da doğal olarak dişil haline geri döner.
• Bir kadının davranışları çoğu zaman karakteri değil, gördüğü muamelenin reaksiyonudur.
• Sana bir pusula bırakıyorum.
• Bir erkeğin ne söylediğine değil, senin yanındayken kendini nasıl hissettirdiğine bak.
Anneci olan hiçbir insanla evlenilmez. Ne kadın, ne de erkek. Gideceği yere, alacağı karara, kuracağı düzene kadar her şeyi annesine danışıyorsa, annesi üzülmesin diye eşini üzebiliyorsa, sınır koyamıyor ve hala ailesinin çocuğu gibi davranıyorsa evliliği yürütemez. Çünkü evlilik, anne babadan duygusal olarak ayrışabilmiş iki yetişkin arasında kurulur.
Abim ile yengem anlaşmazlığa düştükleri bir konuda anneme danıştılar. Abim haklıydı ama annem, "Gelinim haklı, onun dediği gibi olsun" dedi.
Herkes gittikten sonra anneme "Abimin haklı olduğunu bildiğin halde, neden yengemin tarafını tuttun?" diye sordum.
Annem; "Abin benim oğlum. Onun tarafında olmasam da ve ona kızsam da o bana kızmaz, gücenmez, gönül koymaz. Ama yengeni haksız bulsaydım, gücenip gönül koyabilirdi. Bu da aralarında soğukluğa, ailemizin birliğine ve mutluluğuna zarar verebilirdi" dedi.
Okuma yazması olmayan annem, bize ilmi siyaset dersinin en güzel örneğini bir kez daha vermiş oldu...