"Karanlık bir denizde yalnız gemileriz hepimiz. Diğer gemilerin ışıklarını görürüz- uzanamadığımız, ama varlıkları ve benzer durumlarının bize biraz rahatlama sağladığı gemilerdir bunlar. Mutlak yalnızlığımızın ve çaresizliğimizin farkındayız."
Irvin Yalom, Varoluşçu Psikoterapi
Kadıköy Kitap Günleri başlıyor. 🎊📚 12-21 Haziran.
Irmak Zileli ve Neslihan Önderoğlu 13 Haziran'da konuşmacı olarak katılacaklarmış, kaçmaz.
İkisi de çok sevdiğim yazarlar.
Yazı sevdiren şeyler;
-Tek gününü anlatmak isterim.-
Gün boyu sahilde bira içmek.
Beyaz ev, begonvil.
Yanakların kızarması, çok güzelleşmek.
Ne kadar yanmışım diye banyoda popona bakmak.
İp askılı beyaz elbise giymek, saçların güneş dalgası kuruması.
Double date rakıya gitmek.
Böyle güzel bir öykü olamaz, çünkü Süskind yazmış, Sempé resimlemiş, her resim ayrı bir sanat eseri bu arada, ve İlknur Özdemir çevirmiş.
Bir satranç müsabakasını anlatan kısacık bir öykü, bayıldım.
Tutulmayan bir sözün romanı.
Başlardaki ağır hava gittikçe açıldı, romanın ikinci yarısında yazarın hafiften alaycı dili daha baskındı sanki ve şahane bir finalle bitti.
Düşündürücüydü, güzeldi 🤍
Nahid Sırrı Örik eski Türkçeyi ne kadar güzel kullanıyor, eski İstanbul Türkçesi kulağa çok güzel geliyor. 🤍
".... ve aralarındaki münasebete âdeta mukaddes bir bağ nazarıyla baktığını temin ederek...."
Nihayet bitti. Başka romanlarla paralel okuduğum için 4 ay sürdü, zorlu olduğu kadar unutulmaz bir deneyimdi.
Napolyon'un Rusya'yı işgalini anlatmıyor sadece; aşkı anlatıyor, farklı hikayelerle insanı anlatıyor. Müthişti
"Memento mori"
Fâni olduğunu unutma.
Saplantılı aşkın değil, derin yalnızlığın romanı.
"Ve kaderimin sonsuz yalnız, kendi tahminimden de yalnız olduğunu hissediyordum"
Kısa fakat yoğun, çarpıcı ve unutulmaz bir metin.
Roman boyunca adamın zihninde dolaşıyoruz, dışarı çıkamıyoruz, şaşkınlık içinde bakakalıyoruz.
Aşırı doğru. 2+1 yeni evimde yatak odasına yatak sığmadı, yeni evlerde ya yatak ya gardrop seçimi yapmak zorunda kalınıyor. Salona yemek masam sığmadı, orta sehpa sığmadı, mutfağa masa sığdı sandalyeler sığmadı. Nefret ettirdiniz.
Bu konuda birkaç ay içinde uzmanlaştım. Yeni evlerde balkon yokluğunu konuşuyoruz ama mutfak da yok. Mutfağa iki kişi aynı anda giremez.
Evler yaşam alanı olmaktan çıkmış, otel gibi yatak sağlıyor insana. Oturup birlikte yemek yiyemezsiniz mesela, salona masa sığmıyor çünkü.
Biraz hayal kırıklığı oldu.
Stamm'ın Yedi Yıl romanını çok beğenmiştim, o yüzden beklentim yüksekti herhalde.
Takıntılı bir adam, ilk aşkı, geçen zaman, tekrar görüşmeleri falan filan
Hiç böyle güzel bir roman beklemiyordum; Hamnet'den sonra hafif bir şeyler okumak istemiştim ama harika bir gerilim romanıyla karşılaştım.
Kocasını öldüren ressam kadının psikoterapi seansları terapistin gözünden anlatılıyor.
Sonunu çok merak ediyorum
Kapak çok güzel, 1500'lü yıllarda geçen romana ortaçağ motifi çok yakışmış.
Tavşan ve baykuş figürleri, kırmızı orman meyveleri ve dallar hem romandaki şahane doğa tasvirlerini hem de Agnes'in şifacılığını temsil ediyor.
Bir yas romanı.
"Verilen şey her an geri alınabilir."