“Hocamızın daimi dualarından:
Yâ Rabbi!
Kıldığımız namazları kabul eyle! Ahir ve akıbetimizi hayreyle! Son nefesimizde kelime-i tevhid söylememizi nasip eyle! Ölmüşlerimizi af ve mağfiret eyle!”
“Bir mü’min sağlamsa, ayaklarını başkasına yıkatması haramdır, kendisi yıkayacak. Ancak iki kişi müstesnâ. Hocası ve babası, bunların ayakları yıkanır.
Mehmet Mâsum hazretleri de abdest alırken talebesi su dökerdi, fakat ayaklarını ona yıkatmazdı.”
⬅️ İşte, o onda bir, îmândır efendim, doğru îmân, yâni Ehl-i sünnet îtikâdı.
Niçin böyledir? Çünkü âhir zamanda doğruyu bilen kalmıyacak. İnsanlar doğruyu kime sorsunlar? Kimden öğrensinler? Doğruyu bilen yok ki.
Efendimiz aleyhisselâm, bir gün eshâb-ı kirâma buyurdular ki:
Siz, emr olunan şeylerin onda dokuzunu yapar, birini terketseniz, helâk olursunuz. Âhir zamanda gelecek ümmetimse, sâdece onda birini yapsalar, kurtulurlar buyurdu. ➡️
Gerçek bir İslâm âliminde, iki özellik vardır.
Birincisi, tevâzû. Allahü teâlâyı tanıyan, bilen bir kişi, başını kaldıramaz kardeşim.
Kul, Allahü teâlâyı ne kadar tanırsa, o kadar Ondan korkar. Gerçek âlimler, Allahü teâlâdan en çok korkan kişilerdir. ➡️
⬅️ Çok üzüldünüz. Çok ye’se düşdüğünüz anlar oldu. Ammâ Evliyâ-yı kirâmın, hattâ Eshâb-ı kirâmın çekdiği sıkıntılar daha fazla idi.
Onlar sizin çekdiğiniz sıkıntılardan kat kat fazlasını çekdiler. Bu sıkıntılar, hizmet edenlerin hizmet aşkını ve hevesini artdırır efendim.
(Yâ Ebâ Hüreyre!) diye başlıyan uzun bir hadîs-i şerîf var. O hadîs-i şerîfde şöyle buyuruluyor: Yâ Ebâ Hüreyre! Allahın kullarına, Allahın dînini öğret.
Onları öğretmeye giderken basdığın yerlere melekler kanatlarını serer. ➡️
⬅️ Elhamdülillah, sizler bu müjdeye mazhar olan kişilersiniz.
Onun için çok bahtiyârsınız kardeşim. Cenâb-ı Hakkın bu ni’metine karşı çok şükr edin. Evet, belki bu hizmetinizde çok sıkıntılar çekdiniz. ➡️
Taleb-ül ilmi farîzatün alâ külli müslimin ve müslimetin. Ne demek bu? Yâni müslümânların, erkek olsun, kadın olsun, ilim öğrenmesi Farz’dır, diyor Peygamber Efendimiz.
Ben yedi ya��ından beri *Kitap* okuyorum, hâlâ da okuyorum. Kitap okumadan duramıyorum, gece gündüz okuyorum. ➡️
⬅️ Bizim kitaplarımız çok kıymetli. Niçin çok kıymetli?
Çünkü içinde, bana âit hiçbir yazı yok da onun için. Hepsi, büyük âlimlerin sözleri. Pırlantanın yanında, cam parçasının kıymeti olur mu? ➡️
Dünyâda en zor iş, karar vermekdir. Evet mi diyecek, yoksa Hayır mı?
Yanlışa Doğru derseniz, yanarsınız. Doğruya Yanlış dediyseniz, yine yanarsınız. Bu, bir Evet ve Hayır meselesidir.
Hazret-i Ömer Hayır deseydi, Ebû Cehil’den tehlikeli olurdu. Ebû Cehil Peki dese üstün olurdu.
Fitne çıkmaması için, birbirimizi çok seveceğiz. Sevgimizi de ona bildireceğiz. Çünkü (Bir kimse birini severse, sevgisini ona bildirsin) buyuruluyor.
Sevgisini ona bildirsin ne demek? Yâni, sevginin şartlarını yerine getirsin de, o da onun sevdiğini anlasın.
Nefs insanın içindedir ve bu hizmetlere mâni olmak ister.
(Li külli şey’in mâni’ûn, lil ilmü mevâni’ûn).
Ne demek bu?
Yâni her şeyin mânisi vardır, ama ilmin mânileri çokdur. İlimden maksat, islâmiyeti öğrenmekdir veyâ öğretmekdir. Yâni emr-i mârufdur.
Kitap dağıtmakdır kardeşim.