Ve bir gün…
Bu dünya bitecek.
İnsanların peşinden koştuğu mallar kalacak.
Makamlar kalacak.
Şöhretler kalacak.
İnsanların seni nasıl gördüğü kalacak.
Ama sen tek başına kalacaksın.
İşte o gün, dünyada dilinden dökülen bir salavatın ne kadar kıymetli olduğunu anlayacaksın.
Belki bugün bir salavatı çok sıradan görüyorsun.
Ama yarın…
Keşke daha çok söyleseydim, diyeceksin.
Çünkü sen bir salavat söyledin…
Allah sana on katıyla karşılık verdi.
Sen Resûlullah’ı ﷺ andın…
Allah seni rahmetiyle andı.
Sen birkaç saniyeni verdin…
Rabbimiz sana rahmetinden bir karşılık verdi.
Öyleyse gönlün kırıkken salavat getir.
Yalnızken salavat getir.
Günah işlediğinde tövbe edip salavat getir.
Sevinirken salavat getir.
Gece herkes uyurken salavat getir.
Ve özellikle hiçbir karşılık beklemeden, yalnızca “O ﷺ Allah’ın Habîbi” diyerek salavat getir.
Çünkü bazen insanın bütün hayatını değiştiren şey büyük bir amel değil…
Samimiyetle söylediği tek bir cümledir.
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed.
Bir Salavatın Ardındaki Büyük Sır
Resûlullah ﷺ buyurdu:
مَنْ صَلَّى عَلَيَّ وَاحِدَةً صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ عَشْرًا
“Kim bana bir defa salât ederse, Allah ona on defa salât eder.”
Sahih Müslim, 408
Bir düşün…
Senin ağzından yalnızca birkaç kelime çıkıyor:
“Allahümme salli alâ Muhammed…”
Belki yorgunsun…
Belki canın sıkkın…
Belki kimse derdini bilmiyor.
Belki gecenin bir saatinde herkes uyurken sen kendi içine kapanmışsın.
Ve o anda Resûlullah’ın ﷺ mübarek ismi diline geliyor.
Sen O’na ﷺ bir defa salât ediyorsun…
Allah sana on defa salât ediyor.
Burada insanın kalbi titremeli.
Çünkü senin yaptığın küçücük bir amel…
Allah’ın katında karşılıksız bırakılmıyor.
Sen Habîb-i Ekrem’i ﷺ anıyorsun;
Allah seni rahmetiyle anıyor.
Sen O’nun ﷺ adını yüceltiyorsun;
Allah seni lütfuyla yükseltiyor.
Sen birkaç kelime söylüyorsun;
Rabbimiz sana on katıyla karşılık veriyor.
Ne kadar garip…
Kul, Allah’ın rahmetine muhtaç olduğu hâlde, yine Allah’ın rahmetine götüren yolu Allah’ın kendisi açıyor.
Belki de en dokunaklı tarafı budur:
Senin salavatın Resûlullah’a ﷺ bir ihtiyaçtan değil, senin ihtiyacından doğar.
Çünkü Peygamberimizin ﷺ makamı senin salavatına muhtaç değildir.
Muhtaç olan sensin.
Senin kalbin kirleniyor.
Sen yoruluyorsun.
Sen unutuyorsun.
Sen dünyanın içinde kayboluyorsun.
Sonra bir salavat getiriyorsun…
Ve o salavat seni yeniden Habîb-i Ekrem’e ﷺ, oradan da Allah’ın rahmetine bağlıyor.
"Âhir zaman insanlarının çoğu kendi tefekkürü ve düşünceleriyle değil, kibir ve kabarmalarıyla şeref arıyorlar."
Sultan Şeyh Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni (Kuddise Sirruhu)
Maşaellah barekellah ne kadar güzel bir rüya görmüş hocamız Rabb'im ﷻ bizleri hiç bir zaman hiç bir an Sultanımızın yolundan izinden ayırmasın münkir ve nankör eylemesin amin ya muin 🤲🏻
Ne Sabra Çâre Ne Terk-i Diyâra Yer Kaldı 🌹
Sultan Şeyh Seyyid Muhammed Sâkî Elhüseynî [k.s.] Hazretleri Paylaştılar:
> نه صبره چاره نه ت��ک دياره ير قالدى
> عدم ولايتنه شونده بر سفر قالدى
> Mefâîlün Fe'ilâtün Mefâîlün Fe'ilün
> Ne sabra çâre ne terk-i diyâra yer kaldı
> Adem vilâyetine şunda bir sefer kaldı
> Keçecizâde İzzet Molla
> Ne sabra çâre var ne de gurbete çıkmaya yer kaldı.
> Yokluk vilâyetine artık bir sefer kaldı. 🥀✨
>
#KeçecizâdeİzzetMolla #DivanEdebiyatı #Tasavvuf #MuhammedSakiElhüseyni
Öyle kimselerle oturun ki, onlara baktığınızda Allah’ı hatırlayın; konuştuklarında ilminiz artsın ve amelleri sizi âhirete özendirsin.
Hz. [İsa عليه السلام]