Şu kadarını söyleyeyim: Eğer gözaltındaki meclis üyeleri yarına kadar serbest bırakılmayıp seçim, onlar olmadan yapılırsa, bu, genel seçimlere dönük bir gözdağı, meydan okumadır. Devlet elimizde her türlü seçimleri çalarız iddiasıdır. @eczozgurozel bunu böyle okumalı ve bugünden Üsküdar’a yığınak yapıp adil seçim için @yenipartiyiz seferber edilmelidir. Sıradan bir kötülük değil bu.
🔵Açlık grevindeki Başaran Aksu’ya doktor kontrolü yapılmadı, vitamin verilmedi
31 Ağustos’tan bu yana açlık grevinde olan Aksu’nun yalnızca şeker ve tuzla beslendiğini aktaran Reyhan Aksu, iki adli tutuklunun da destek için açlık grevine başladığını belirtti.
https://t.co/ry7AJKDSc1
aileler salondan gözyaşlarıyla ayrıldı.
“ben kızımı buradan nasıl çıkaracağım”
“ne diyeceğim ben çocuklarıma, babanı göndermiyorlar mı diyeceğim”
“parçalanmış aile diyolar ya, işte baksınlar biziz parçalanmış aile. aile yılıymış”
"Tabii çok boş vaktiniz var, okursunuz."
BİR İNSAN BUNU NASIL SÖYLER!
Fatoş Pınar Türker:
Sayın heyet, arkadaşımın yaptığı savunmadan ve avukatının söylediklerinden etkilenen bir şey aklıma geldi. Söylemezsem çok içimde kalacak. Burada tutuksuz sanıklar ifade verirken birisi, kim olduğunu hiç hatırlamıyorum, önemi de yok zaten, dedi ki; burada soru soran bir tutuklu sanık "Ben," dedi, "16 aydır, bir buçuk senedir burada tutukluyum. İddianameyi başından sonuna okudum." O da dik dik dönüp "Tabii çok boş vaktiniz var, okursunuz." Bir insan bir insana bunu nasıl söyler gerçekten? Yani o kadar içimde kaldı ki hani burada yazılı değil benim savunmama başlayacağım ama... Şimdi Elif’in savunmasını da avukatının savunmasını da dinleyince, biz de insan evladıyız, benim de iki tane evladım var. Azıcık hakikaten herkesi insanlığa davet ediyorum. Bu, geçenlerde izlediğim bir programda bir psikolog dedi; "Sınanmamışlığın kibridir." Ama yukarıda Allah var, herkes her mümkünün kıyısında. Bugün biz buradayız, yarını bilemiyoruz. Hayat uzun bir maraton, belki bize söyleyen o kişinin başına da başka bir şey gelir. #ibbdavası
SİZDEN ADALET İSTİYORUM,
BAŞKA BİR TALEBİM YOK
Tahliyesini isteyen Buğra Gökce:
Ben boğazından haram lokma geçmemiş, beytülmala el uzatmamış, şereflidir kamu görevlisi. Hiçbir suç işlemedim. Hayatımın bu zamanına kadar en ufak bir suça bulaşmadım, örnek bir yaşam sürdüm. Hayatımın 18 ayını da kürek mahkumu olarak geçiriyorum, böyle hissediyorum. Sizlere anlattım daha önce savunmamda yaşananları, acıları. Belki dinlediniz, belki dinlemediniz ama ben kayıt düştüm. Ben 15 aydır, 15 ayı geçti cezaevindeyim ben. Buradan her gün gelmek zorunda olan eşime bakıyorum işini gücünü bırakıp. Ona mı yanayım? Buraya gelemeyen tekerlekli sandalyedeki anama mı yanayım? Sizlerden merhamet falan dilenmiyorum efendim. Hiç öyle bir talebim yok. Hastalıklarımı falan söyleyecek de değilim. Ağzımı açmak niyetinde değilim. Sağlıklıyım, turp gibi. Kronik hastalıklarım 20 senedir var, umurumda da değil. Ailem için istiyorum bunları. Sizden adalet istiyorum. Başka bir talebim yok. Başka bir talebim yok. #İBBDavası
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından yapılan seçimlerde yine CHP den Sibel Tan Çetinkaya zorlu bir seçimden sonra Bşk vekili seçilmişti.
Hazmedemedi AKP, seçimi yeniletme kararı çıktı yargıdan. Valilik bildirdi: Ctesi saat 10.00 da seçim var . Fakat bakın neler yaptılar:
Dün, 4 CHP li Üsküdar Meclis Üyesi ifadeye çağrıldı. 2 Belediye Meclis üyesi gözaltına alındı ve seçim günü gözaltında olacaklar.
Nasıl? Beğendiniz mi?
Bu kadar bayağı dümen olur mu? Yargı, yürütme el ele seçim çalacaklar. Göstere göstere
Buğra Gökçe: Örgüt üyesi olabilmek için benim bir maddi menfaat sağlamam lazım. Bir kuruş malım mülküm yok. 30 yıl üç büyükşehrin imarından sorumlu çalışmış birisiyim; banka kredisiyle alınmış, bir de oturduğum lojman olmak üzere iki evim, arabam dahi yok. Bunlardan da şeref duyuyorum. Cezaevinde yattığım sürede geçim sıkıntısı yaşadım, bundan da şeref duyuyorum. #İBBDavası
Anyma’nın İstanbul konseri "satanizm propagandası" denilerek iptal edilmiş. Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, şeytanla mücadelede gevşek. Konser verdirmişler. Neyse ki biz Türkiye'de şeytana göz açtırmıyoruz. Kötülük tam bitmek üzereyken bu konser kötü olurdu.
#İBBDavası'nda 2.Celse 11.gün
Şehir Plancısı ve Akademisyen #BuğraGökce:
"Sizden merhamet falan dilenmiyorum efendim.
Hiç böyle bir talebim yok.
Hastalıklarımı falan söyleyecek de değilim.
Ağzımı açmak niyetinde değilim.
Sağlıklıyım, turp gibi.
Kronik hastalıklarım 20 senedir var, umurumda da değil.
Ailem için buradayım.
Adalet istiyorum. Başka bir talebim yok.
Başka bir talebim yok."
Buğra Gökçe'nin konuşması tüm salon tarafından alkışlandı.
Buğra Gökce: "Biz adam mı öldürdük!"
İddianamenin ruhunda olan bir şey var.
Sanki Beylikdüzü'nde çalışmak suç,
Beylikdüzü'nden İstanbul Belediyesi'ne gelmek suç gibi terfi almış arkadaşlarımıza böyle bir Beylikdüzü'nden gelen bir ekip var İstanbul'a geldiler, örgüt olarak belirtiyorlar.
İddianamemiz var, bu doğru değil benim gördüğüm.
Bu insanları tanımıyorum.
Ama ama ben Beylikdüzü'nden gelmedim. Beylikdüzü'nde çalışmadım.
İstanbul Belediyesi'nde de 17 ay, 2022 ile 2023 arasında 17 ay çalışmıştım.
Sonra da memuriyetten istifa ettim. Aday oldum.
Örgüt olmadığımın en temel belgesi benim İzmir adaylığımdır.
Ben İzmir Urla Belediye Başkanlığına aday adayı oldum.
Örgüt lideri dediğiniz insan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve onun desteklediği kişi dediğiniz o dönemin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına adaylık başvurusunda bulundum, partiye, resmi.
🔺️Beni aday yapmadılar.
Ben ben nasıl örgüte hizmet etmiş olabilirim?
Hangi örgüte hizmet ettim?
Maddi, parasal kazanç kazanmadım.
Makam elde etmedim.
Genel sekreterlik yapmış birisi olarak geldim, genel sekreter yardımcılığı yaptım.
Niye? İstanbul gibi bütün Türkiye'nin, dünyanın en büyük kentlerinden birisinde buranın sorunlarını deneyimlemek, bunca yıl akademide çalışmış bir uzman olarak buranın kentleşme, ulaşım, afet sorunlarına katkıda bulunabilmek mesleki açıdan eşsiz bir deneyim, eşsiz bir fırsat.
Onun için makam mevkii dert etmeden göreve talip oldum.
İmardan, ulaşımdan, depremden, afetten, kentsel dönüşümden sorumlu genel sekreter yardımcısı. Başarıyla da yürüttüm.
🔺️Dolayısıyla buralardan benim örgüt namına imza attığımı söylemeye çalışan şeylerin tümünü güçlü bir şekilde reddediyorum.
Ben kamu görevinin gereği olan imzayı attım.
Burada hep sitem ediyoruz iddia makamına da, yeri geliyor size de ediyoruz.
Ama daha büyük sitemim bazı avukatlara da yetişiyor, bazı sanıklara da yetişiyor.
🔺️Burada yatan arkadaşlarımızın ruh halini zerre kadar anladığını kimsenin düşünmüyorum.
🔺️Buraya gelip "Benim müvekkilim sadece bir imza attı, yurt dışı yasağını kaldırın." diyenler...
Benim yurt dışı yasağımı da kaldırın o zaman.
Ben de sadece imza attım.
Yani yaptım yani bunu söyleyip burada bu insanların ruh halini anlamadan "Benim müvekkilim sadece imza attı."
🔺️Biz adam mı öldürdük?
Bir kuruş para mı almışız?
Bunu iddia eden mi var?
325 tane tutuksuz sanık dinliyorsunuz.
Teker teker dinlediniz.
Bir tanesi benim adımı geçirmedi.
Geri kalan 240'ında da benim adım yok.
Benim adımı zikreden, adımla ilgili ifadesi olan hiç kimse yok.
Eylemlere, 143 eyleme yansımış Buğra Gökce adını parayla yan yana koyan, bir başka eylemle yan yana koyan bir şey yok.
Adımın geçtiği iki üç yer var, birisi sorguda sormaya çalıştınız sonra kendiniz vazgeçtiniz.
Sizde olmadığını öğrendiniz gerçekten.
Savcı bey soru soramadı, sormadı.
Benim adımın geçtiği bir yer yok. Eylemlerde benim adımla ilgili isnatta bulunan birisi yok.
Ama şeyin mantığına bakarsanız iddianamenin; biz iştiraklere vermişiz, iştiraklerle bir anlaşma içerisindeymişiz.
Onlar alırken ben ihaleyi kimin alacağını biliyormuşum. Bilmiyorum.
Burada bizle beraber gözaltında, nezarette tanıştığım arkadaşların hiçbirini tanımıyorum.
Burada tanıdım.
Hepsi de burada dostum oldu. Ama daha önce bir tanesini tanıdığım, bir tanesinin de bana çay ısmarladığını söyleyen bir bir iddia, isnat yok.
Yok, olamaz, tanımıyorum ki hiçbirisini.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyla ve belediyedeki görevli arkadaşlarımla yaptığım telefon ve baz kayıtları bana örgüt üyeliğinin ispatı olarak yazılıyor.
🔺️Ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyla telefonda görüşmeyip, yan yana bulunmayıp, belediyede birlikte çalıştığım arkadaşlarımla yan yana baz vermeyip belediyede nasıl görev yapacaktım?
Bundan suç örgütü üretip attığımız imzaları suç örgütünün namına atılmış imzalar olarak tarif eden bir yaklaşımı kabul etmek mümkün değil.
...
#İBBDavası'nda 2.Celse 11.gün
"İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde 17 ay aynı saikle çalıştım.
17 ayın karşılığı, 18 aydır hapis yatıyorum."
İstanbul Planlama Ajansı Başkanı
#BuğraGökce tutukluluk incelemesi öncesi beyanda bulundu.
"30 yıllık kamu görevi yapıyorum. Üç büyükşehirde de çalışmış bürokratım.
O kurumlarda ne yaptıysam, hangi saikle çalıştıysam İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde 17 ay aynı saikle çalıştım. 18 aydır da hapis yatıyorum.
17 ayın karşılığı, 18 aydır hapis yatıyorum.
Ne acıdır ki rutin evrak diye encümene sevk ettiğim gelir getirici kira ihalelerinden 18 aydır hapis yatıyorum.
Bu bu yaptığım işler bugün suç olarak sizin dosyanıza girmiş.
Benim de karşıma çıkarılan imzalar bu rutin imzalardır.
Bunların hiçbirisi gizli bir iş değildir.
Olağanüstü işler de değildir. Birbirlerine menfaat sağlamak için yapılmış işler de değildir.
Nitekim hepsini belediyenin iştirakleri almıştır.
🔺️Eğer bu rutin imzalar belediyenin iştirakinin belediyeden iş almasına yönelik encümenden yapılmış imzalar suç ise; ben aynı suçu Çankaya'da, bilmiyorum Ankara Büyükşehir'de, 3000 yıllık İzmir'de de 5000 yıllık işlemiş olabilirim.
Daha daha doğrusunu söyleyeyim; Türkiye'de bu görevleri yapmış, bunu bu suçu işlememiş kimse de yoktur.
Bunların bir bölümü daha önce kabinede görev yaptı, bir bölümü bir önceki kabinedeydi, bir bölümü de şu an devlet yönetiminde...
Devlet ricalinde aktif görevler alıyorlar.
Dolayısıyla bu attığım imzalardan dışında ben ne yaptım da suç işledim konusuna ilişkin iddianamede tek bir husus yok.
🔺️Ne yaptım ben? Imza attım, encümene ihale sevk ettim.
Suçlama nedir? İhaleye fesat.
Kamuoyu doğru bilsin diye şunu söylemeyi bir borç biliyorum.
Sizler elbette biliyorsunuz.
Ama bu ihaleler büyük yapım ihaleleri, milyon dolarlık inşaat ihaleleri falan değil.
Böyle olsa ilgili daireleri yapar, harcama yetkisi daire başkanındadır.
Bunlar geçiş garantili yollar, hasta garantili hastaneler falan da değil.
Kamunun cebinden para çıkan ihaleler değil bunlar. Kamuya gelir getiren ihaleler.
Daha daha önce nasıl yapılıyorsa aynı şekilde yapılmış.
Hatta daha rekabetçi bir unsurla yapıldığını o dönemde görev yapan daire başkanımız kendisi anlattı.
O dönemde yapıldığından daha rekabetçi koşullarda yapıldığını... O dönem kim alıyorsa yine o almış.
Bu işlerde iştiraklerin ihaleleri alması, tek girerek alması bir suç ise dedim ya bu suçu işlememiş belediyede çalışmış hiçbir kimse yok Türkiye'de.
Bunun dışında mevzuatta da çalışan bir akademisyen olarak söylüyorum, başka bir unsur gerekir ihaleye fesat için. Ama ama daha önemlisi savcı beyin sorularında anladığım şu: Bu imzaları örgüt namına attığımı söylüyor.
Yani normal olarak attığınız imzayı bir suç unsuru değil, örgüt adına imza attığınızı söylüyor.
🔺️Ben kamu görevinin gereği olması dışında bir imza atmadım.
Örgüt bilmiyorum, görmedim, görsem müsaade etmem.
Böyle bir kamucu, devletçi gelenekten geliyorum. İçime sindirmem.
Böyle bir şey de görmedim.
Bunları kamu görevinin gereği olarak attım.
Dolayısıyla örgüt namına imza atmak üstünden bir suç üretilmeye çalışılıyor.
🔺️Böyle bir örgüt yoktur, ben hiçbir tarafı değilim.
Size de anlattım; bir örgüt olabilmesi için benim bir maddi menfaat sağlamam lazım.
🔺️Tek bir kuruş malım mülküm yok.
🔴 30 yıl üç büyükşehrin imarından sorumlu çalışmış birisiyim; banka kredisiyle alınmış, birinde oturduğum lojman olmak üzere iki evim var.
Arabam da yok.
Bunlardan da şeref duyuyorum.
🔴Cezaevinde yattığım sürede geçim sıkıntısı yaşadım,
bundan da şeref duyuyorum...
...
🧠 | LA PROLETARIZACIÓN COGNITIVA
Un nuevo informe de Anthropic ha dado dimensión a las amenazas de la IA sobre la actividad intelectual. La presión sobre la base productiva ya no es la única; la expropiación del conocimiento de la clase profesional ha comenzado y es alarmante:
1/ La fase de captura: Expropiación de capital cognitivo
La distancia entre la capacidad teórica (área azul) y la ejecución real (área roja) no refleja una "adopción lenta"; muestra la fase de acumulación primitiva de datos: el porcentaje de saber experto que las corporaciones ya han logrado privatizar e indexar.
En computación y administración, donde la capacidad supera el 90%, los modelos no están "asistiendo" al trabajador; están extrayendo la lógica operativa de su función para sustituir la masa salarial por renta de cómputo.
2/ La descalificación del trabajo de "cuello blanco"
La ilusión del refugio meritocrático se ha derrumbado: los perfiles con estudios de posgrado son cuatro veces más propensos a ubicarse en el tramo de máxima exposición que los roles manuales.
La IA ejecuta una subsunción real del trabajo intelectual:
-Programadores de Computadoras: ~74.5% de saber expropiado
-Servicio al Cliente: ~70.1% de saber expropiado
-Entrada de Datos: ~67.1% de saber expropiado
-Registros Médicos: ~66.7% de saber expropiado
-Analistas Financieros: ~57.2% de saber expropiado
3/ Degradación de la renta y precarización de plataforma
El "desempleo masivo" no aparece en las estadísticas tradicionales porque el impacto inicial no es (aún) la cesantía, sino la devaluación del valor de la hora de trabajo.
El profesional no es despedido de inmediato; es degradado a la condición de corrector precarizado del algoritmo que lo reemplazará. No hay estabilidad y esto no es una sensación: hay una reconfiguración de facto hacia una economía de gig economy de alta cualificación.
4/ El tapiado generacional de la reproducción social
El bloqueo en las tasas de contratación de jóvenes (22-25 años) en sectores expuestos corta la transmisión del saber técnico. Al eliminar los puestos de entrada (entry-level), las corporaciones han destruido (y destruirán más) las vías y las escalas de ascenso social.
Con ello, se consolida una tendencia hacia una gran masa de graduados hipertitulados pero estructuralmente excluidos de la estructura formal de ingresos y derechos.
5/ Tecnofeudalismo y pérdida de soberanía estatal
La contracción de rentas altas erosiona los ingresos impositivos, pero el riesgo de fondo no es meramente fiscal: es de gobernanza.
Si la infraestructura cognitiva de la economía y la administración pública pasa a depender de clústeres privados de cómputo, el Estado pierde autonomía política.
6/ Este es el punto crítico
La respuesta no puede limitarse a esquemas de contención como la Renta Básica; exige discutir la propiedad social del software, la fiscalidad al capital algorítmico y la soberanía sobre la infraestructura de cómputo.
El debate del siglo XXI no es ni debe ser sobre cuántos empleos destruirá la tecnología, sino quiénes serán y cuáles son los límites que las sociedades puedan construir a tiempo a los dueños de las infraestructuras que programen el trabajo humano.
📝 Informe completo: https://t.co/RLX1wf2DKO
Başaran Aksu'nun açlık grevini bitirmesi için taleplerinin yerine getirilmesi isteğimizi yaygınlaştıralım lütfen. Bu adam hiçbir şeyi yarım yamalak yapmıyor ve açlık grevinin vücuda neler yaptığını iyi biliyoruz. Acil desteğimiz gerekiyor.