Ak Parti, milyonlarca işçiyi ilgilendiren asgari ücreti %27 artışla 28 bin 75 lira olarak açıkladı.
Bugün resmi açlık sınırı 30.000 liradır.
Asgari ücret tarihimizde ilk kez, açlık sınırının altında açıklanmıştır.
Defalarca uyardık, işçinin hakkı olan 39.000 lirayı istedik. Ama salonlara hapsolan Ak Parti sokağın sesini duymadı, 2026’nın sefalet yılı olacağını bugünden ilan etti.
Bu ülkede havaalanını, köprü, yol işleten zenginlere geçiş garantisi var ama asgari ücretlilere geçim garantisi yok!
İşte Ak Parti’nin kara düzeni budur!
Kimse yanlışa düşmesin. Bu rakamın, bu rezaletin tek sorumlusu Sayın Erdoğan’dır.
25,1 milyon insanın imza vererek ‘git’ dediği, bu dakikalarda milyonlarca çalışanın başını öne eğdiren Erdoğan, artık sandıktan kaçamaz.
2026 geçim yılı olamayacağına göre
2026 seçim yılıdır!!!
Cumhuriyet’teki bugünkü köşemi buradan da paylaşıyorum:
Bakın, kimler tahliye edildi…
1- Eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın kızı Fatıma Zehra Kınık, 17 yaşındaki Batın Barlasçeki’nin ölümüne ve bir kişinin de yaralanmasına neden olmakla suçlandığı davada 4 yıl 2 ay hapis cezası aldı. Kınık sadece bir gece gözaltında kaldı ve tutuksuz yargılandı. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
2- Türkiye ile Dubai arasında yapılan seyahatlerle kilolarca altın kaçırmakla suçlanan ve MHP’den istifa ettirilen milletvekillerinin dosyası rafa kaldırıldı. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
3- İstanbul Pendik’te 14 yaşındaki Işıl Öykü Dinç’e çarparak ölümüne neden olan ve tutuklanan Ömer Faruk Ballı, 4 gün içinde tahliye edildi. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
4- Bursa’da 30 kilometre hız sınırı bulunan caddede 82 kilometre hızla, 16 yaşındaki Zeynep Naz Sırakaya’ya çarparak ölümüne neden olan ehliyetsiz sürücü Efe Şayık’ın 9 yıla kadar hapsi istendi. Şayık, 57 gün sonraki ilk duruşmasında tahliye edildi. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
5- Osmaniye’deki Bilge Sitesi’nin 6 Şubat depremlerinde yıkılması sonucu 105 kişi yaşamını yitirdi. Binanın inşa edildiği dönemde imar müdürlüğünde görev yapan eski MHP’li Osmaniye Belediye Başkanı Kadir Kara, Sevinç Ayşe Argun ve Haluk Koç’a, “bilinçli taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 21 yıl hapis cezası verildi. Ancak sanıklar sadece iki gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
6- Şort giydiği gerekçesiyle 23 yaşındaki hemşire Ayşegül Terzi’yi otob��ste darp eden Abdullah Çakıroğlu ilk duruşmada tahliye edildi. Karar tepkilere yol açınca Çakıroğlu ikinci kez gözaltına alındı ancak mahkeme zanlıyı tekrar tahliye etti. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
7- İstanbul’da valelik yapan Ogün Tekin, araba çalmaya çalışanlar tarafından öldürüldü. Sanıklardan birinin 87, diğerinin ise 48 suç kaydı vardı. Cinayetin tüm failleri, iki yıl bile geçmeden mahkeme kararıyla tahliye edildi. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
8- Pendik’te hamile kadın ve eşinin içinde bulunduğu araca saldıran tutuklu sanıklar Hasan Sel ve Hüseyin Sel kardeşler, olaydan üç hafta sonra ilk duruşmalarına çıktılar. Yirmişer yıl hapis istemiyle yargılanan kardeşler, o ilk duruşmada tahliye edildi. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
9- Hollandalı uyuşturucu baronu Leijdekkers’in Türkiye faaliyetlerini yönettiği için tutuklanan Abdullah Alp Üstün ve ekibi tahliye edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı karara itiraz etti ama sanıklar firar etti. Tahliye kararını rüşvetle verdikleri iddiasıyla açığa alınan mahkeme heyetinin iki üyesi de göreve geri döndü. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
10- Antalya’da 11 yaşındaki B’ye cinsel istismarda bulunmaktan yargılanan E.K.Y’ye iki günde iddianame hazırlandı. Sanık bir ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
TUS (Tıpta Uzmanlık Sınavı) kontenjanları önceki sınava göre birden bire yarıya indirildi ve yabancı kontenjanı Türk kontenjanından fazla.
Bu ülke kimlerin işgali altında??
Bugüne kadar yazdığım hiçbir yazıyı okumamış olsanız, bu yazdığımı okumanızı ve elden ele iletmenizi dilerim, rica ederim:
Türkiye'de ve dünyanın farklı yerlerinde hukuk uygulaması konusunda yaklaşık 30 y��llık tecrübesi olan bir hukukçu, bir uluslararası avukat ve 20 senedir hukuk hocalığı yapan bir profesör olarak, bu X hesabımdan yaklaşık 270.000 takipçiyle 10 seneyi aşkın zamandır sohbet ediyorum, düşüncelerimi paylaşıyorum.
Gayet ağır memleket meselelerini de, kompleks hukuki analizleri de, gayet hafif şakaları ve gündelik konuları da burada tartışıyoruz, paylaşıyoruz. Bazı günler diğerlerinden çok daha karanlık, üzücü ve alarm verici oluyor. Ama ben doğru bildiğimi daima lafımı eğip bükmeden size getiriyorum, tartışıyoruz. Zira aksi halde ben ben değilim.
Bugün size üzerinde konuşmak istediğim bir fotoğrafı getirdim. TÜSİAD'ın iki lideri iki vatansever iyi insanın, iki arkadaşımın, 13 Şubat tarihindeki Genel Kurul'da memleket meseleleri üzerinde kamuya açıkladıkları kaygılar sebebiyle polis nezaretinde ifadeye götürülürkenki fotoğrafları.
Bu fotoğrafı size getirmeden evvel, bu fotoğrafın onlar açısından rencide edici bir yönü olup olmadığını iyi düşündüm. Arkadaşlarımın hakkına giriyor olmayayım diye. Bunu düşünürken ikna oldum ki, gelinen adaletsizlik, hukuksuzluk ve ifade özgürlüğünün özüne tecavüz noktasında, kolunda polisle ifadeye gidiyor olma fotoğrafı artık kimi hallerde bir onur nişanesine dönüşmüştür.
"Adam sen de demedim", "memleketimin konularını dert ettim ve sen memleketi bize bırak diyenlere pabuç bırakmadım" diyen herkesin, ülkemiz tam da bu insanların gayretleri ile daha aydınlık, şeffaf ve hukukun üstün olduğu günlere kavuşana kadar, böyle fotoğrafları ve daha kötüleri olacaktır.
O insanları doğru anmayı ve onore etmeyi bilenler, nezdinde itibar aranmaya değer insanlardır. Bu fotoğrafa o insanların gözleri baktığında, beyinleri gönül gözüyle görür. Selam olsun, helal olsun, demeyi bilirler. Bu gayretteki insanlara aptal gözüyle bakanlar, Silivri soğuktur şakalarıyla tabanları yağlayanlar, güce yaranıp eklemlenmek ve hoş görünmek için o insanlara kabahat bulanlar, bu fotoğraftan utanç duymayı bilmeyenler, aksine bu fotoğraftan lezzet alanlar, zaten itibar kelimesinin anlamını bile bilemezler. Onları insan yerine koyma mücadelesiyle zaman kaybetmeye değmez.
15 senedir TÜSİAD (@TUSIAD) üyesiyim. 21 Ocak 2010 tarihinde, TÜSİAD Genel Kurulu'nda Ümit Boyner (@umitnazliboyner) Yönetim Kurulu Başkanı seçilince, onun davetiyle, TÜSİAD üyesi oldum.
15 yıldır devam eden üyeliğimde, TÜSİAD Yönetim Kurulu'nda yer aldım, Yolsuzlukla Mücadele Görev Gücü Başkanı olarak ve Rekabet Hukuku Çalışma Grubu Başkanı olarak senelerce emek verdim.
Bu TÜSİAD Genel Kurulu'nda söylenenlerle ilgili hukuki analiz yapmak dahi abes.
Türkiye'nin eskisi yenisi yok. Anlamlı olan ayırım o değil. Iyi insan ve kötü insan var. Hukuku üstün tutan insan ve hukuku kendi amacına uyduran insan var. Bir tek vatanımız ve onun bir tek yolculuğu var. O yolculukta git gide sindirilen bir toplum var. Ses çıkartan her kişi başına sayısı çarpanlı bir biçimde artarak büyüyen kaygılı sevenleri var.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan "siyaset yapmaya çok hevesliyseniz ya parti kurarsınız, ya da ağzınızdan çıkacak iki çift söze bakan muhalefet partilerinden birini seçersiniz" demiş. "Bu ülkede siyasetçiler içeri atılmıyor mu ki?" diye sormayanlar, "bir ülkenin gerçek sahipleri siyasetçiler mi toplum mu?" diye sormayanlar var. Politik ifade özgürlüğü çekirdeğinin dahi bugün Türkiye'de mevcut olmadığı fevkalade açıkken, hala "aslında sorun yok" rolü kesen korkaklar var.
Konuyu dolandırmanın alemi yok: Hukuksuzluk hüküm sürüyor. Hukuksuzluğa işaret edenler, ifade özgürlüğünü kullananlar, bizatihi kendisi hukuk garabeti olan mekanizmalarla gözaltına alınıyor. "Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak için gerçek dışı beyan verme" kavramının ta kendisi halk arasında endişe, korku ve panik yaratıyor. Bu fotoğraf da bunun enstrümanlarından biridir.
Tayyip Erdoğan’ın sabah hedef aldığı TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ile Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras’ın önce polis nezaretinde ifadeye götürülmesi ardından haklarında yurt dışı yasağı ve adli kontrol kararı verilmesi demokrasi ve hukuk ortamının nasıl çürütüldüğünün yeni bir göstergesi olmuştur.
“Ekonomi çok iyi”, “İktidarın yargısına helal olsun” deseler ayakta alkışlayacakları iş insanlarına, sadece eleştirdikleri için bu muamele reva görülmektedir.
İktidar açıkça, “beni eleştiren, sesini çıkaran yanar” diyerek tüm toplumu tehdit etmektedir.
Ne yaparsanız yapın, bu ülkede derdi çekenler, derdini anlatacak. İş insanı da sanatçı da gazeteci de siyasetçi de konuşacak.
Türkiye bu baskıya, bu kötülüğe susmayacak!
Sevgili, Özel okul servis mağdurları.
Uzun zamandır özel okullardaki servis ücretlerinin yüksekliği ilgili kamuoyunda meşgul eden bir gündem vardı.
Son kurbanı da herhalde biz olduk.
Oğlumu bu sene Bahçeşehir Koleji Kartal Lise okuluna ( @bahcesehir_k12 ) yazdık.
Servis ile ilgili okul, City Turizm ( @cityturizmcom ) ile anlaşma yaptığı için bizde mecbur bu şirketin servisine yazdık. Maltepe’den Kartal’a ( 11.4 km ) olan servis güzergahımız için bizden 95.170 tl ücreti peşin aldılar.
Daha sonra bu ücretin çok yüksek alındığını duyunca, hem IBB ulaşım Müdürlüğü, ( @ibbutk ) hemde Servisçiler Odası ile görüşmemde yasal alınması gereken ücretin 3 katını benden aldıklarını öğrendim.
Bunun üzerine okul yönetimi ve servis yetkilileri ile görüşüp, UKOME’nin ( @4444154 ) belirttiği ücretten daha fazla alınan ücretin iadesi talep ettim. Fakat bununla ilgili defalarca yaptığımız görüşme sonunda bir sonuç çıkmayınca yasal yollara başvuracağımı hem okul yetkililerine, hem de servis yetkililerine ilettim. Bana da yasal yollara başvurabileceğimi servis yetkilileri söyledi. Bunun üzerine konunun çözülmesi için Kartal Kaymakamlığı ( @Kartal_Kaymakam ) bünyesinde bulunan Tüketici Hakem Heyetine başvurumu ve şikayetimi ilettim.
Bu girişimimden sonra, okul ve servis yetkilileri beni arayıp, durum ile ilgili şikayetimi geri çekmemi buna karşılık, ücret iadesi yapılacağını ve oğlumun servisten çıkarılmasını teklif ettiler. Bende oğlumu servisten çıkarmamın söz konusu olamayacağını ve ücret iadesini istemediğimi, bu durumda hem biz hemde oğlumun mağdur olacağını belirtip kabul etmedim. Fakat bu konuşmamızdan sonra daha adil bir çözüm beklerken, dün itibariyle servis yetkilisi beni arayıp, bu akşam servis oğlunuzu eve bırakacağını ama yarın sabah evden alınmayacağını belirtip, kendilerini dava ettiğim için sözleşmeyi tek taraflı fesih ettiklerini ve ücreti de iade edeceklerini belirtiler. Bende kendilerine bu davranışlarının haksız ve hukuksuz olduğunu, sözleşmeyi neye istinaden fesih ettiklerini sorduğumda, üst yönetimin kararı olduğunu belirtip kapattılar.
Bunun üzerine okul müdürü ile görüşüp yaşadığımız mağduriyeti ilettim fakat okul olarak buna bir çözüm bulamadıklarını tarafıma ilettiler.
Bugün sabah itibariyle oğlum servisi beklerken, servis şöfürü kendisini almadan yoluna devam etti.
Oğlum psikolojik olarak çok etkilendi ve üzüldü.
Avukatımızla beraber tüm hukuki yollara ve yerlere başvurduk ve başvurmaya devam edeceğiz.
Ama asıl sorun şu,
burdan sayın Cumhurbaşkanımıza, İBB Başkanımıza, Kartal Kaymakamımıza, Kartal Milli Eğitim Müdürümüze, tüm basınımıza ve tüm özel okul sahiplerine seslenmek istiyorum.
Bu özel servis şirketlerinin yarattığı ücret terörüne, mağduriyetlere daha ne kadar göz yumacaksınız. Bu adaletsizliği, hukuksuzluğu ve ben yaptım uyguluyorum tavrını, ortadan kaldırmak sizin boynunuzun borcu. Lütfen bu sorunlara bir çözüm bulun ve gerekli yasal haklarımızı koruyun.
Bu konuda özellikle sosyal medyada sesimiz olmanızı ve destek vermenizi rica ediyorum.
@RTErdogan@ekrem_imamoglu@tcbestepe@UABakanligi@istanbulbld@ahaber@halktvcomtr@nowhaber@ntv@trthaber@szctelevizyonu@servisciler_@tc_cimer@TBMMresmi@tgrthabertv@HaberturkTV@cnnturk@tele1comtr@tv100@KRTCANLI
“Aldığı Eğitimin İzlerini Yaşam Boyu Taşıyacak” bireyler… diye başlayan hikâye hüzünlü bitmesin!
Uzun yıllar önce eğitim yolculuğuna başlayan MEF okulları, “Bahçeşehir Kampüsündeki faaliyetlerini 2023-24 eğitim – öğretim yılı itibarıyla sonlandıracağını” duyuruyor!
Rıfat Ilgaz'ın ünlü eseri Hababam Sınıfı’nda geçen konu gerçek oluyor!
Yapmayın!
Etmeyin!
Yüz elli çalışana, beş yüz öğrenciye, binlerce ebeveyne, evlere, ocaklara yazık etmeyin!
Veliler, öğrenciler, öğretmenler, okul çalışanları ve aileleri mutsuz! Yaşam boyu taşıyacakları hüzne, travmalara sebebiyet vermeyin.
Lütfen!!!
Mahmut hocanın ünlü repliği…
“Okul sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir. Okul her yerdir.” Diye sürüp gitsin cümle, bu size, ilkelerinize yaraşır…
Aldığınız kararları bir daha gözden geçireceğinizi ve DERDİNİZE çare olacağını beyan eden velileri de dinleyerek iyi bir şekilde hikayeyi devam ettireceğinizi umuyoruz. #BahcesehirMEF
#çArşı
Tüm ��stanbul Duysun
Projelerini hazır hale getirdik, uygun kredisini de bulduk. Sefaköy–Beylikdüzü –TÜYAP Metrosu ve Bayrampaşa Eyüpsultan Eminönü Tramvayı, Cumhurbaşkanlığı’nın bir imzası atılmadığı için başlanamıyor. Tüm İstanbul’a anlatacağız, eninde sonunda imzalanacak.